Dr. Senem KARAGÖZ

Dr. Senem KARAGÖZ


ŞAZİYE BERİN: ALMANYA’DA BİR OSMANLI KIZI

10 Nisan 2020 - 21:19

ŞAZİYE BERİN: ALMANYA’DA BİR OSMANLI KIZI

Şaziye (Berin); 9 Ekim 1917’de 18 yaşında iken İstanbul’dan Almanya’ya tıp eğitimi için burslu giden bir Osmanlı genç kızı.

Yaşayan, âşık olan, flört eden, Almanca öğrenmek için büyük çaba sarf eden, kemana düşkün, resim ile ilgili, alışverişi, mektuplaşmayı seven, kendine elbiseler dikecek kadar da maharetli 18 yaşında bir genç kız Almanya’da Şaziye Berin. Bilardo oynamayı seven, neredeyse her gün bir yerlere gezmeye giden, her sabah kuaförüne gidip saçını yaptıran, neşeli ama bazı zamanlarda intihar düşüncesi ile gark olan bir insan.

Evet, o bir Osmanlı kızı ya da Müslüman-Türk tanımı altında yer verecekleri biri değil ya da filmlerde görmeye alışık olduğumuz yalnızlığa bulanmış biri de değil.

Canlı, düşünceleri, duyguları, eylemleri ile apaçık ortada net bir insan.

Fazla para harcaması nedeni ile ülkeye geri çağrılan, tıp eğitimini birden yarıda bırakıp felsefe bölümüne kaydolan sonra pedagojiye devam eden, yedi yıl Almanya’da kaldıktan sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde edebiyat tahsilini tamamlayan, günümüzde Almanca çeviri eserlerinin yanı sıra ve bir romanı ve şiir kitabı bırakmış olan kadınlarımızdan biri.

Şaziye Berin, 20 Şubat 1918’de 18 yaşında iken tutmaya başladığı günlüğünü 26 Ocak 1919’a kadar devam ettirir.

O dönemde Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup olarak çıkmasından duyduğu elemi, vatan özlemini satırlarına dökerken, Almanya Kralı’nın tahttan indirildiği günün gecesi dansta olan, hemen yanlarında bir top patladıktan sonra mahzene kendisini seven Muammer ve diğer insanlarla birlikte sığınan buna rağmen Muammer’in resmini yapma telaşında olan, savaşlar, patlamalar, siyasi olaylar aralıksız hüküm sürerken hayatın nasıl devam ettiğini bize gösteren biri.

Günlüğünün çoğu yeri kuru ve sade. Sabah kaçta kalkması ile başlayıp gün içinde yaptıklarını tek cümleler halinde ayrıntıya girmeden anlatıyor. Ta ki intihar düşüncesinin kendisinde temayül ettiğini anladığımız geceyi ayrıntılı, tasvirlere ve duygulara vererek anlattığı ana kadar. Belki de artık günlük tutmaya başlayalı epey zaman olmasından da kaynaklanıyordur bu zenginlik belki de son demlerini yaşadığı düşüncesi ile içini, gördüklerini nakşetmenin kendisine verdiği bir huzurdur. Bu geceyi, savaştan yenik çıkmış olan vatanına özlemini şöyle anlatıyor satırlarında: “Ağaçlara, kuru dallara takıla takıla ay da bizimle gelmişti. Muammer: Aydede” dedi. Aa “dede” deme bak. Ben onu hep genç görüyorum. İstanbul gibi dedim.” s. 124.

İkinci Meşrutiyet döneminde Almanya’ya gönderilen binlerce öğrenciden biri olan Şaziye Hanım’ın günlüğü o dönemde farklı bir kadın imajı sunuyor kendi kaleminden. Dil konusundaki yeteneğinin Alman Hocalarının gözünden bile kaçmamış olması, kendi elbiselerini dikmesindeki maharetinin yanı sıra dekoltesi nedeni ile kaldığı pansiyondaki Alman kadınların bile dedikodusuna maruz kalması, tanıdığı insanların hayatlarından da kesitler sunması ile kısa, sade ama duymaya alışık olmadığımız farklı bir Osmanlı Kızı çiziyor bize tüm içtenliği ile. Sonrasında yeni Türkiye’de milletvekilliği adaylığı koymuş ama kazanamamış, gelecek vaat eden yazarlar arasında gösterilmiş ama sınırlı sayıda eser bırakmış Şaziye Hanım, hayatı bence filme de alınabilecek gerçek, kazanan kaybeden, kanlı canlı biri.

Dr. Senem KARAGÖZ

Bir Osmanlı Kızının Günlüğü, Şaziye Berin’in Heidelberg Hatıratı. (2020). Haz. Hakan Sazyek. Ankara: Çolpan Yayınları.

    

Bu yazı 8150 defa okunmuştur.