Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Dr. Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-7-

29 Mayıs 2021 - 09:35 - Güncelleme: 29 Mayıs 2021 - 11:12

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-7-

Bilimin/Aklın Işığında Öneriler
Yunanistan’ın kurulması esnasında da, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı baskı yapan ülkelerin başında İngiltere, Fransa ve Rusya’nın desteğini görmüştür. 1830 yılında kurulan Yunanistan’daki mevcut siyasi partiler: Fransız Partisi, Rus Partisi ve İngiliz Partisi olmuştur. İlk kral ise Bavyera Kralı I. Ludwig’in oğlu Prens Otto olmuştur[i].
II. Dünya Savaşı’nın çıkacağını öngören Türk Hükümeti Yunanistan’la iyi ilişkiler içerisine girmiştir ve Balkan Paktı bu ortamda iki ülkenin yakınlaşmasıyla imzalanmıştır. Türkiye her ne kadar II. Dünya Savaşı’na girmese de Yunan vatandaşlarına ‘Büyük Açlık’ döneminde gıda, sağlık malzemesi ve kıyafet gibi çeşitli yardımlarda bulunmuştur. Bu yardımlar Dumlupınar ve Kurtuluş Vapurları sayesindedir. Ayrıca Alman ve İtalyan işgalinde başta Ege Adaları olmak üzere Adalar Denizi’nden Türkiye’nin Batı sahillerine sığınan yaklaşık 40 bin mülteciye ev sahipliği yapılmıştır. Hem asker hem sivil olarak gelen mültecilerin iaşeleri Türk Devleti tarafından karşılanmıştır. Askerin maaşları dahi Türk Hükûmeti tarafından ödenmiştir.
İyilikler söylenmez ama türkün iyiliğine karşılık Yunan’ın cevabı bu mu olmalı.
Tabiki asıl oyuncular yukarıda da bahsettiğimiz gibi, İngiltere, Fransa, Rusya vb.dir.
Fransızlar, Yunanistan’a silah satarak Almanya’nın Yunanistan’a sağlamış olduğu maddi yardımları bu şekilde kendine yönlendirmektedir. Burada AB üyesi ülkeler ve özellikle Alman vatandaşlara sormak gerekiyor. Ülkeniz imkânlarının yani milli servetinizin Fransa’ya (sırf Yunanistan silah alsın diye) verilmesini onaylıyor musunuz? Yunanistan’ın yüzyıllardır şımarık bir çocuk gibi haksız/illegal kavga/tartışma ve anlaşmazlıklarından bıkmadınız mı?
Almanya, AB’nin hamisi konumundadır. Fransa ise destekçisidir. İngiltere’nin BREXIT ile geri çekilmesiyle Almanya pek çok konuda hâkimiyetini arttırmış olsa da üstüne binen yükümlükler artmıştır. Almanya’nın enerji ihtiyacı artmıştır. Yunanistan’ın ve GKRY’nin çıkartacağı doğalgaz AB’nin demektir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Yunanistan’ın ilk kralının Bavyeralı olması, Yunanistan’ın kuruluşunda Germen etkisinin dolaylı olduğu anlaşılması dâhilinde olması ve bugün kendisine bir yük olarak gördüğü Yunanların üstündeki yükü azaltıp gelir kaynağı haline dönüşmesi Almanların işine gelecektir.
ABD ise, Rus yayılmasına karşı doğuda üs edinmek, Yunanistan’a yardım ediyormuş gibi görünerek bir taşla iki kuş vurmaya çalışmaktadır. Yunanlar Amerikalıların Dedeağaç’ta üs kurma isteğini kabul etmiştir. Sahada herhangi bir durdurma kabiliyeti bulunmayan Yunanlar kara harekâtıyla Trakya’dan ilerleyecek olan Türk askerinin karşısına ABD askeri engelini koyacaklardır.
ABD’NİN GKRY’E karşı silah ambargosunu kaldırması da bu planın diğer bir adımı ve uygulamasıdır.
2001 yılında imzalanıp 2003 yılında yürürlüğe giren Nice Antlaşması’nın 2002’de pekiştirilen versiyonunun Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ile ilgili Hükümlerinin 17(1)’inci maddesi AB’nin NATO üyesi ülkelere karşı yaptırıma başvuramayacağının ve savunma ve güvenlik alanında AB üyesi olmayan NATO ülkeleriyle uyumsuzluk teşkil eden girişimlerde bulunamayacağını esasen ifade etmektedir. İlgili üye devletler için bu madde, AB askeri kriz yönetimi çerçevesinde üstlendikleri eylem ve kararların her zaman NATO müttefikleri olarak Antlaşma yükümlülüklerine saygı gösterecekleri anlamına gelir. Özetle, Nice Antlaşması’nın maddelerinden hareketle Yunanistan’ın AB’ye yaptırım çağrısında bulunmasının hukuki bir dayanağı olmadığı açıkça görülmektedir. Yunanistan hukuka aykırı bir beklenti içerisindedir[ii].
Tartışmaların odağındaki Doğu Akdeniz’de, 10 yılda açığa çıkartılan enerji kaynakları, özellikle Rus kaynaklarına alternatif arayan Avrupa için kritik öneme sahip. Doğu Akdeniz çanağında bulunan doğal gaz miktarının AB’nin ihtiyaçlarını 50 yıl süre ile karşılayabileceği, bölgedeki petrol rezervinin ise bunun yarısı kadar olduğu tahmin ediliyor. Enerji devlerinin odaklandığı Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan ve Levant Havzası adı verilen bölgede 1,7 milyar varillik petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor. Bölgedeki toplam doğal gaz rezervinin ise 3,45 trilyon metreküp olduğu tahminleri yapılıyor[iii].
ABD ve Avrupa birliği özellikle Almanya bir taşla iki kuş vurmak amacıyla bölgede çıkarılacak doğalgaz ve döşenecek boru hattı güzergâhını kendi istedikleri hatta çekerek, Rus etkisinin ve Rus gazına bağlılığın azaltılmasını, Türkiye’yi saf dışı etmek ve hatta kendilerine bağımlı kılmak istiyorlar.
Doğu Akdeniz’de çok zengin doğal gaz ve petrol yatakları keşfedilmesi ardından enerji mücadeleleri başladı. Savaşın görünen aktörleri, Mısır-İsrail-Yunan-Rum Cephesi’ne karşı Türkiye ve KKTC. Fakat oyunun arkasında ABD’nin Rusya’nın ihracatını kesme planları var.
Amerikan desteğini arkasına alan Mısır ise çevre ülkelerle yaptığı iş birlikleri ile de Türkiye üzerinde baskı oluşturarak Türkiye’yi güçsüz kılmak, yalnızlaştırmak istiyor. Yalnız bir Türkiye ise İslam dünyasında sözü geçmeyen bir Türkiye olacaktır.
GKRY, karasularını 12 mil olarak ilan etti. 2004 yılında da ‘’Kıbrıs Cumhuriyeti’’ adıyla 200 millik MEB ve 24 millik bitişik bölge ilan etmişti. GKRY; 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da da İsrail ile MEB sınırlandırma antlaşmaları akdetmişti. GKRY, 2007 yılında 13 adet petrol-doğalgaz arama ruhsat sahası ilan etmiştir. Bu sahalardan 5’i Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal etmekte, 8’inde ise KKTC’nin de hakkı bulunmaktadır[iv].
Bu durumda Türkiye boş duramazdı/durmadı da. Kendisinin "oyun dışında" bırakıldığına inanan Türkiye, "Fatih" ve "Barbaros" adlı iki araştırma gemisi ile Doğu Akdeniz'de kendi hidrokarbon araştırmalarını başlattı[v].
Türkiye, "Bu Oyunda Ben De Varım" diyor ve oyunu bozuyor.
Atina Akademisi Doğal Gaz Komitesi Üyesi olan, aynı zamanda doğal gaz ile ilgili şirketlerde görevler alan Prof. Dr. İlias Konofagos, Fileleftheros gazetesine söyleşisinde, bölgedeki doğal gaz gelişmelerini değerlendirerek, bölgedeki doğal zenginliğin 1 trilyon ABD Doları olduğunu söylüyor. Türkiye’nin, Yunanistan’ın hidrokarbona ilişkin olarak ekonomik ve savunma açısından güçlü bir ülke haline gelmesinden korktuğunu iddia eden Konofagos, Türkiye’nin araştırma faaliyetlerinin sonuç vermesi durumunda, Yunanistan’ı yeni bir zenginlik olan hidrokarbon yaratma olanağından mahrum bırakacağını ileri sürüyor. Bir başka soru üzerine Konofagos, Türk faaliyetlerine karşın en etkili yanıtın, Doğu Akdeniz’de kendileriyle aynı çıkara sahip olan üçüncü ülkelerle güçlü ittifakların kurulması olduğunu öne sürüyor. Yunanistan neden 1000 yıllardır kendi hakkını kendi halkının hakkını başkalarına giderek arıyor. Diğer ülkeler Yunanistan’ı çok mu seviyor. Aynı profesörü eleştiren bir Yunan spiker ise, sonunda Türklerden özür dileyeceğiz, diyor[vi].
Yunanistan MEB ilan etmeden arama ve saldırgan tutum sergiliyor, diyor. Yanlış yapıyoruz diyor. Türkiye, Yunanistan’ın Merkel ile görüşmesi ve Mısır ile anlaşma yapması sonrası tavrını değiştirdi. Bu yüzden tarafsız olarak olaylara bakıldığında Türkiye ve Türkler asla haksız işlerle uğraşmaz. Bir konuya açıklık getirmek lazım o da Türkiye’nin ve Türk halkının bu çalışmalar sonrası hükümete destek seviyesinin çok yükseklere çıktığıdır. Ama durumu Yunan halkı için söyleyemem.

Türkiye bir an önce Münhasır Ekonomik Bölgelerini açıklamalıdır.
1913 Londra ve 1947 Paris Antlaşmalarını gündeme getirmeli ve İhtilaflı Bölgeler/Disputed Territories-EGEYDAK (Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar) konusunu masaya yatırmalıdır.
Bu çözüm için ise Türkiye en üst noktada kararını ve duruşunu açıklamıştır. Türkiye ne diyor: "Türkiye'nin, hiçbir ülkenin sınırlarında, hiçbir ülkenin topraklarında ve içişlerinde gözü yoktur, niyeti yoktur[vii]".
Gelin Akdeniz'deki tüm ülkeler olarak bir araya gelelim herkes için kabul edilebilir, herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım[1]. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise ölmez ve tüm dünyaya örnek olacak “Yurtta sulh, cihanda sulh[2]” ifadesiyle toplumlara bir ışık gösteriyor.

 

 


[1]https://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fandan-akdeniz-%C3%BClkelerine-yeni-form%C3%BCl-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1/a-54520229

[2]http://www.mfa.gov.tr/ege-sorunlarinin-cozumu-konusunda-turkiyenin-gorusleri.tr.mfa; http://www.mfa.gov.tr/turkish-foreign-policy-during-ataturks-era.en.mfa

 


[i] KEMALOĞLU, Muhammet, "Türk - Yunan İlişkilerinde Temel Sorunlar - Yunan Talepleri - 2-", 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü 05 Ocak 2021; CİHANGİR, Çiğdem Kılıçoğlu, “Yunanistan'da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 58, Ankara, Bahar, 2016, s. 99-121.

[ii] https://www.dw.com/tr/yunanistan-t%C3%BCrkiyeye-yapt%C4%B1r%C4%B1m-istiyor/a-54727862; https://www.yenisafak.com/dunya/yunanistanin-natodaki-sikayetleri-turkiyeyi-etkilemez-3516599; https://www.milligazete.com.tr/haber/5127442/cihat-yayci-yunanistanin-yumusak-karni-cok

[iii] https://www.milliyet.com.tr/ekonomi/dogu-akdenizde-enerji-satranci-6118658

[iv] KÜTÜKÇÜ, M. Akif-Saffet Kaya, “Uluslararası Deniz Hukuku Kapsamında Doğu Akdeniz’deki Petrol ve Doğalgaz Kaynakları ile Türkiye’nin Hukuki Durumu”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, S. 2/1, C.6, 2016,s.81-96.

[v] https://www.dw.com/tr/do%C4%9Fu-akdenizde-do%C4%9Fal-gaz-gerilimi/a-47718844

[vi] https://www.youtube.com/watch?v=Cd2ey5b2Hkg

[vii] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiyenin-hicbir-ulkenin-topraginda-gozu-yok/76053

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum