Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Dr. Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-3-

28 Mart 2021 - 11:07 - Güncelleme: 29 Mart 2021 - 16:00

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-3-

Türk-Yunan İlişkilerinde Kıta sahanlığı (Continental Shelf)’nı nasıl değerlendirmeliyiz?
Kara, denize ulaşınca birdenbire bitmez. Deniz dibinde uzar. Kara uzantısının bittiği yere kadar olan alana kıta sahanlığı denir.
Yunanistan'a göre, Türkiye ile hukuki tek anlaşmazlık kıta sahanlığı konusunda, diğer konular ise kıta sahanlığı probleminin bir devamıdır. Türkiye ise, anakarasına yakın formasyonların Türkiye'nin coğrafi devamı olduklarını iddia eder. Yunanistan'ın, adalarının Doğu Akdeniz’e bakan yüzlerinin 167 kilometrelik toplam kıyı uzunluğuyla, 1870 kilometrelik Anadolu kıyıları karşısında bir deniz yetki alanı talep etmesinin gayri hukuki bir durumdur[1]
İspanya’nın Fas sahilinde adaları bulunduğunu ancak İspanya ve Fas’ın deniz hukukuna uygun davranarak, sınırlandırmada ana karaları esas alır. Yunanistan bir adalar devleti değildir. Adaları olan bir devlettir. Endonezya, Japonya değildir. Yunanistan ayrıca bir ada devleti mi adaları olan bir devlet mi onun kararını versin.
Aynı Yunanistan, Meis Adası da dâhil olmak üzere Ege denizindeki adaların karasuları, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı hakkına sahip olduğu görüşünü savunurken, 9 Haziran 2020 tarihinde İtalya ile yapılan İyon Denizi Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşmasında adaların yetki alanlarından bahsetmiyor. İtalya ile yapılan sınırlandırma anlaşmasında Yunanistan iki ülke arasında bulunan ve egemenliği Yunanistan’a ait olan adaların münhasır ekonomik bölge hakları olduğunu ileri sürmüyor. Sınırlandırma anlaşması taraflar arasında ana karalar esas alınmak suretiyle akdediliyor[2].
Peki, bu bir ikiyüzlülük değil midir?

Adalar Denizindeki bazı adaların aidiyeti belli değildir.
Yunanistan, EGEYDAK’ı yani Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıkları, Ege'de uluslararası ve ikili anlaşmalarla aidiyeti belirlenmemiş yapıları, Lozan Antlaşması'nda belirtildiği üzere Türkiye kıyılarından üç mil uzak olmaları halinde egemenlik bölgesinde sayıyor[3]. Bu durum ikili görüşmelerle çözüme kavuşturulmalı. Doğu Ege Denizi’ndeki bir kısım ada, adacık ve kayalıkların hukuki statüsü hakkında farklı iddialar gündeme getiriliyor. Anılan coğrafi formasyonlar için “aidiyeti belli olmayan”, “aidiyeti tartışmalı”, “egemenliği tartışmalı” gibi tanımlar tarihi ve coğrafi gerçeklerle bağdaşmıyor. Kardak krizi sonrasında gündeme getirilen “Ege Denizi’nde Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmeyen Ada, Adacık ve Kayalıklar” tanımı da eksik kalıyor. Çünkü Doğu Ege Denizi’nde 150’den fazla ada, adacık ve kayalık Türk toprağı olarak tescil edilmiştir[4].
Girit Adası’nın hukuki statüsü, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması olmak üzere toplam dört antlaşma ile belirlenmiştir. Anılan antlaşmalara göre Girit Adası’nın sadece dörtte biri Yunanistan’a aittir. 30 Mayıs 1913 Londra antlaşması ile Yunanistan’a Girit Adası’nın dörtte biri verilmiştir. Girit Adası’nın etrafındaki ada, adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde kalmıştır !...
Birinci Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti ile Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan arasında 30 Mayıs 1913’te Londra Antlaşması imzalanmış, Girit Adası, Antlaşma’nın 4.Maddesi ile Müttefik Devletlere (Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan) verilmiştir. Antlaşmaya göre Girit Adası üzerinde dört devletin paylı mülkiyeti vardır. Yunanistan’ın Girit Adası üzerinde tek başına ferdi mülkiyeti yoktur. 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması’nın hiçbir yerinde, Girit Adası’nın Yunanistan’a terkedildiği, verildiği veya bağlandığı ifadesi yoktur.
30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması: Dördüncü Madde: Osmanlı padişahı, Girit Adası’nı müttefik hükümdarlara terk ve bu ada üzerinde sahip olduğu bütün hukuk-ı hâkimiyet ve sâireden onlar lehinde feragat ettiğini beyan eder. Beşinci Madde: Osmanlı padişahı ve müttefik hükümdarları, bütün Adalar Denizi (Ege Denizi) adalarının -Girit Adası müstesna olmak üzere- ve Aynaroz Yarımadası’nın geleceğinin belirlenmesi hususunu, Almanya ve Avusturya İmparatorları ile Macaristan Kralı, Fransa Cumhurbaşkanı, Büyük Britanya ve İrlanda Kralı, Hindistan İmparatoru, İtalya Kralı ve Rusya İmparatorlarına tevdi ettiklerini beyan ederler, Altıncı Madde: Osmanlı padişahı ve Müttefik hükümdarlar harbin son bulmasından ve yukarıda terk edildiği beyan edilen araziden doğan maliye meselelerinin tesviyesi hususunu Paris’te toplantıya davet edilen milletlerarası bir komisyona bıraktıklarını beyan ederler.
Bu antlaşmayı rastgele okuyan biri bile Girit’in Yunanistan’a verilmediğini ve hatta taraf olan diğer üç devletin haklarından feragat ettiklerinden dolayı adanın 4’te 3’ünün Türkiye’ye ait olduğunu anlar.
Antlaşmalarla egemenliği Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar Türkiye'ye aittir. Bu konuya birkaç net örnek vermeye çalışalım: Ege'nin kuzeydoğusundaki adalar biliyorsunuz, 14 Şubat 1914'de, 6 büyük Avrupa Devleti'nin aldığı kararla Yunanistan'a verildi. Yalnız burada önemli bir nokta var. Bu karara göre 13 Şubat 1914'de Yunan işgali altında olmayan adalar üzerindeki Türk egemenliği devam ediyordu. Peki o tarihte Yunanlılar tarafından işgal edilmeyen adalar hangileridir?
Bu adalar şunlardı: Koyun, Paşa, Vatan, Gavati, Andipsara, Hurşid ve Fornoz adaları. Bu adalar üzerinde Yunanistan'ın bir hakkı yoktur. 12 Adanın İtalya'ya bırakıldığı Lozan Antlaşması'nın 15. maddesi ile teyit edilmiştir. Söz konusu maddede bu adalara bağlı adacıklar ismen yer almamıştır. Daha da önemlisi bu maddeye ilişkin haritada İtalya'ya bırakılan adalar kırmızı ile çizilirken, adacıkların altı aynı şekilde çizilmemiştir. Bu adacıklar ise şunlardır: Eşek Adası, Nergiscik, Bulamaç, Keçi, Koçbaba, Ardıççık, Kendiroz, Kandilli, Kızkardeşler, Sirina, Üç Adalar, Safran ve İstakida. Bu adacıklar da Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Kayalıklar ise hiçbir antlaşma metninde açıkça yer almamaktadır[5].
Türkiye ile birlikte toplam 8 devletin taraf olduğu 1923 Lozan Antlaşması’nın 15’nci maddesi, Lozan’a taraf olan 5 devletin (İngiltere, Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, İtalya) ve Lozan’a taraf olmayan 16 devletin katılımı ile 1947’de değiştirilerek Paris Antlaşması imzalanmıştır. Yapılan değişiklik ile 12 adanın egemenliği İtalya’dan alınarak Yunanistan’a verilmiştir. Yapılan değişiklik, sözleşme ve antlaşmalara aykırı olduğu için hukuken geçerli değildir ve uluslararası hukuk kurallarına göre Yunanistan’ın 12 ada üzerindeki egemenlik hakları yok hükmündedir. Lozan’da, İtalya’ya bırakılan 12 adaların, 1947’deki Paris Antlaşması'yla Yunanistan’a verilmesinin, 1945 BM Anlaşması madde 108'e ve 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin birçok maddesine aykırıdır. "Çok taraflı antlaşma hükümlerinin değişmesinde temel kural oy birliği veya üçte iki oy çokluğuna işaret etmektedir. Konunun uzmanlarının belirttiği gibi, Türkiye ile birlikte toplam 8 devletin taraf olduğu 1923 Lozan Antlaşması’nın 15. maddesi ise Lozan’a taraf olan 5 devletin (İngiltere, Fransa, Yunanistan, Yugoslavya, İtalya) ve Lozan’a taraf olmayan 16 devletin katılımı ile 1947’de değiştirilerek Paris Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre, hukuka aykırı biçimde oy birliği ya da üçte iki oy çokluğu olmadan 12 adanın Yunanistan’a verilmesi meşru değildir ve Yunanistan’ın, 12 ada üzerindeki fiili işgaline son vermek gerekiyor[6]."

 


[1] YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve Ege Sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44.; https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/dogu-akdeniz-de-turk-kita-sahanligi-ve-munhasir-ekonomik-bolgesi-derhal-ilan-edilmelidir.;KEMALOĞLU,Muhammet,https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/turk-yunan-i-li-ski-leri-nde-temel-sorunlar-yunan-talepleri-1

[2]https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bm-deniz-hukuku-sozlesmesine-gore-meis-adasinin-statusu/1930943; https://www.yenicaggazetesi.com.tr/yunan-ve-rum-destegi-nereden-aliyor-52229yy.htm

[3] YILMAZ, Muzaffer Ercan, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Yunan İlişkileri ve Ege Sorunu, Sosyal Bilimler Dergisi, 5(2), Aralık, 2008, s.27-44; https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/ege-adalarinin-hukuki-statusu

[4] http://www.tesud.org.tr/uploads/editor/upload/files/jjjj.pdf

[5]https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ilker-basbug-konustu-ugur-dundar-yazdi-hangi-ada-ve-adaciklar-turkiyenin-300661h.htm

[6]https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/uzmanlara-gore-yunanistanin-adalari-silahlandirmasinin-hicbir-hukuki-gerekcesi-yok/1961696; https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/balkanlar-ve-kibris-arastirmalari-merkezi/ege-adalarinin-hukuki-statusu; KEMALOĞLU, Muhammet, “Türk-Yunan İlişkilerinde Temel Sorunlar-Yunan Talepleri-1”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 03 Ocak 2021

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum