Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Dr. Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

Bitkiler-Hayvanlar ve İnsanlar (!?)

06 Ağustos 2021 - 10:52 - Güncelleme: 06 Ağustos 2021 - 20:17

Bitkiler-Hayvanlar ve İnsanlar (!?)

İnsanoğlu çoğu zaman bir harami gibi saldırır etrafına. Yaratıldığı andan itibaren kendisine sunulmuş, kendisi için hazırlanmış olan kâinatta, üretirken de tüketirken de  “BEN”den ötesini düşünmez.
İslama göre Allah, “Gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü türlü ürünler çıkaran Allah’tır; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren, nehirleri sizin için faydalı olacak şekilde yaratan O’dur. Düzenli seyreden güneşi ve ayı sizin için yararlı kılan, gece ile gündüzü faydalanacağınız biçimde yaratan O’dur. O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim, çok nankördür! (İbrâhîm Suresi - 32-34,Diyanet İşleri BaşKanlığı)” ile “Nahl Suresi 4-18, Ankebût, 29/61-63; Ahzab, 33/72; Lokmân, 31/25; Zümer, 39/38; Zuhrûf, 43/9, 87” ayetlerinde insanoğlu için neler neler verildiğini yazar.
Yine ister İncil ister Zebur isterseniz de Tevrat’a bakın her şeyin insanoğlu için olduğunu görürsünüz.
Ekolojik olarak bitkiler dünyada yaşamın devam etmesi için doğal bir element olarak canlılık üzerinde önemli bir yere ve etkiye sahiptir.
Evet, bitkiler de canlıdır.
Henüz okuma-yazma bilmeyen çocuklarımıza daha o devrelerinde bu gerçeği anlatmaya, işlemeye çalışırız.
Yazdıklarımı okurken kendinizi 3 üncü sınıf hayat bilgisi kitabını okuyor gibi hissedebilirsiniz.
Evet, bitkiler fotosentez yaparak kendi besinlerini kendileri üreten bitkiler oksijenli solunum yapan canlılar için de birinci derecede oksijen kaynağıdır.
Evet, bitkiler insanlar için bitkiler hem yiyecek olarak önemlidir hem de hayatta kalmak için gereklidir.
Evet, insanların hayatları boyunca nefes almak dışında da her alanında olan bitkiler, tarım, gıda, hayvancılık, sanayi, ticaret, endüstri gibi alanlarda insanlığın gelişmesi için ham madde olma niteliği taşır.
Evet, bitkiler çoğu hayvanın barınağı ve beslenme kaynağıdır.
Soluduğumuz  hava temel olarak %78 nitrojen ve %21 oksijenden oluşur. Ancak hücrelerimizin güneşten gelen enerjiyi, doğrudan farklı kimyasal yapılara dönüştüremez, onu süzemez. Bitkiler enerji üretmek için güneş ışığını emer ve metabolizmalarının bir yan ürünü olarak havaya oksijen üretir. 
Bitkiler, gezegenin su kaynağını dağıtarak ve saflaştırarak su döngüsünü düzenler ve yağmur vb. su oluşumlarının meydana gelmesine yardım eder.
İnsanoğlu hastalanır, hastaneye gider, ilaç kullanır. İnsanoğlunun kullandığı ilaçların çoğu bitki özlerinden veya bitki özlerinin sentezlenmesinden temin edilir.
Rahmetli Barış Manço’nun,
Nane, limon kabuğu, bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği, biraz çöre' otu katasın aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın, bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor, biraz daha sabret güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
şarkı sözlerini bilmeyenimiz yoktur.
Sıtma ilacının tedavisinde kullanılan kinin, kınakına ağacının kabuğundan elde edilir. 
Bitkiler, insanoğlunun yaşam alanında mutluluk, sağlık, huzur oluşturur. Kendisini fark ettirir.
Bitkiler, içimizi ısıttığı gibi dışımızı da ısıtır. Fosil yakıtların kullanımı sonrası üretilen karbondioksitin çoğunu bitkiler emer.
Yazar, öğretmen, işçi, memur, bakan, çiftçi, mühendis olmak istersiniz. Yazı yazmak için kullandığımız kâğıt, kalem, boya gibi malzemeler bitkilerden üretilir.
Bitkiler ayağınız altının oyulmasını, ayağınızın altının kaydırılmasını da engeller.
Yerin altındaki kökleri toprağı tuttukları için sel, toprak kayması gibi doğal afetlerden korunmamızı sağlarlar.
Sıcak havalarda altında nefes alırsınız. Gölgesine sığınırsınız.
Pandemi dönemini yaşarken kısıtlamaların kaldırıldığı anlarda ilk koştuğunuz yerlerin nereler olduğunu düşün. Ya bir su kenarı ya da bir ağaçlık alanı idi.

Hayvanlar
Evet.
İnsanoğlu, kaba, sevimsiz, vahşi, istenmeyen bir eylem gördüğünde bunu yapan için hayvana bak (okuyucularımın affına sığınıyorum) der.
Eşşek kadar olmuş..
Öküz müsün?
Domuz gibi..
Sazan gibi…
Angut vb.. terim veya hayvan isimleri ile tesmiye ve tasvirlerde bulunur.
Ancak hayvanları konu edine hiçbir belgeselde veya herhangi birimizin hayatında etrafını pisleten, kirleten hayvana, ihtiyacından fazlasını tüketen canlıya rastlayamazsınız.
Hiçbir hayvanı ağzında bir yem ve diğer uzuvlarında da başka yem veya avı olduğu halde göremezsiniz.
Aslan yattığı yerden belli olur çünkü.

Peki ya insanoğlu…
Allah, insanoğlunu, “İnsanların fesadı; (doğanın dengelerini bozmaları) nedeni ile karada, denizde, havada düzen bozuldu. Dengeler yerinden oynadı. Bunun doğal sonucu olarak Allah yaptıklarınızın sonucu olarak sizlere bu bela ve musibetlerden çok azını tattırdı. Birçoğunu da Allah affediyor.” (Şura 30 ve Rum 41. sureleri) şeklinde uyarmakta.
İnsanoğlu uyarılır.
Çünkü insanoğlu, doğduğu andan itibaren, temel ihtiyaçları doğrultusunda sürekli ve kalıcı bir tüketim, yıkım üzerinde ilerler. Beslenme, barınma, korunma ihtiyaçlarını kendisine sunulanları hiç bitmeyecek gibi kullanır.
Çevresindeki her şey ona birçok nimet ve imkân sunmasına rağmen yine çevreye en büyük zararı veren onun üzerinde mirasyedi gibi yaşayan insandır.
İnsanoğlunun hırsı ve sorumsuzluğu yüzünden en büyük zararı doğa görmektedir.
İşte ülkemizde ve diğer birçok ülkede meydana gelen yangınlar.
Yangınların gerçekleştiği yerlerdeki bazı insanlar ah şu yanan yere bir otel kondursam derdinde değiller mi?
Dört tarafı denizlerle çevrili cennet bir ülkeyiz.
Hatay’dan Trabzon’a kadar.
Sahillerimize bakın.
Örneğin Mersin, Atakent, Susanoğlu…
Denize giremezsiniz. Sahilden deniz içerisine doğru 50 metre sanki kıyma makinesinden geçirilmiş ve de denize atılmış bir plastik tabakasını görürsünüz.
Marmara denizi aylarca müsilaj katmanı altında kaldı ve hatta bazı yerlerde müsilaj etkisi devam etmekte.
Ölmüş ve sahile vurmuş deniz canlılarının içerisinden çıkarılan atıkları görmek artık şaşılacak bir durum değil.
Arabasında giderken sigara izmaritini kendi evinin ta orta yerine attığı gibi yol ortasına atanı görürsünüz.
Ağrı Dağının zirvesi, Yedi Göllerin kenarı, Artvin, Rize yaylaları insanoğlunun pisliği ile dolu…
Sadece Türkiye mi?
Çin’i de Amerika’sı da, Azerbaycan’ı da, İngiltere’si de öyle…
Hazar Gölü sahillerinde de çöp toplarsınız, Everest’in zirvesin de de..
Hatta artık uzay boşluğu bile çöplük yuvası oldu. Her tarafı uydu parçaları ile dolu…
Hani insanoğlu yaratılanların en şereflisi idi….
Şahsım adına söyleyebilirim ki insanoğlu önce hayvan ve bitki olmayı başarsın sonra ancak insan olabilir…


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum