DR. Faruk TÜRKÖZÜ

DR. Faruk TÜRKÖZÜ

[email protected]

SINIR ÖTESİ HAREKAT

10 Ekim 2016 - 10:23

  SINIR ÖTESİ HAREKAT
Taşıdığı önem açısından, Türkiye'nin 2016 Ağustos ayında, 26 Ağustos 1922 tarihinde  icra edilen Büyük Taaruz’a eş değerde bir harekâtı başlattığını ve sürdürmeye çalıştığını düşünüyorum. Bu harekat gerek memleket içerisinde ve dışarıda çok büyük riskleri de beraberinde oluşturmakla  birlikte aslında çeşitli nedenlerle geç kalmış bir harekâttır.
Bu harekâtın başarıya ulaşması ve Türkiye'ye çok daha faydalı olması açısından bazı düşüncelerimi bir tarihçi olarak, seslendirmek istiyorum. Temennim karar vericiler ve devlet büyüklerinin  bu hususlardaki  kararlıklarını devam ettirsin.
Karar vericiler herşeyden önce malum bölgeye " bataklık" ne işimiz var orada diyen yazar, çizer ve lobilere kulaklarını tıkamışlardır. Bu isabetli bir karardır.. Şu ana kadar bölgede verdiğimi şehit ve yaralı sayısının böyle bir harekâtın türüne göre azlığı bu tezi ispatlamaktadır.
Sonra bu harekâtla birlikte yurt içinde PKK ya tıpkı paralel devlet yapılanmasına olduğu gibi topyekün harekât başlatılmalıydı başlatıldı bu ivme kazanarak devam etmelidir.
Bundan başka Irakı’ın kukla hükümetinin savurmaya çalıştığı tehditler de dikkate alınarak bölgede harekât icra edecek Müşterek Görev Kuvveti’inin çapı büyütülmeli bu kuvvetin komuta yerlerine denizci ve havacı jandarma tüm unsurlar verilerek harekât bölgesine yakın bir bölgeye konuşlandırılmalıdır.
Harekâtın hava ve topçu desteği yanı sıra, uçarbirlik, özel kuvvet desteği de kesintisiz sağlanmalıdır. Her ne kadar bu harekât müşterek birleşik bir harekât bile olsa birliklerimizin yerleri ve harekâtla ilgili kritik bilgiler ABD ve Rusya dahil koalisyon  güçleriyle paylaşılmamalıdır.
Sadece uluslararası kuvvetlerin birliklerimizi havadan ve denizden yanlışlıkla ateş altına almaması için bölge koordinattları ve ileri hat koordinatları genel olarak paylaşılmalıdır.
Birliklerimizin takviyesi tıpkı bir yarma gediğinden geçercesine gece yapılmalıdır. Geniş cephede ve gündüz yapılacak askeri hareketlilik uluslararası camiayı aleyhimize döndürebilir. Devletin önde gelen büyükleri  Irak’ da kalıcı olmak isteyişimiz ve bunun tarihsel kültürel haklı temellerini dillendirmesi Birleşmiş Milletler dahil bir çok kesimi aleyhimize döndürür. Biz orada DAEŞ’i ve diğer terör örgütlerini bitirmek için varız. Emperyalistler, nasıl Haçlı Seferlerini, Arz’ı Mevud’u, enerji hatlarını DAEŞ koduyla gizlemeye çalışıyorlarsa biz de aynısını yapmalıyız. Dış politikada kiaçıklık milli menfaatlerimize faydayı minimize eder.
Harekâtın lojistik ve personel seferberliği hususları bir tatbikat adı altında bölgesel olarak medyatik olmayan bir şekilde yürütülmeye devam etmelidir. Çünkü bu harekât taktik operatif bir krizden zamanla stratejik bir duruma da dönüşebilir.
Harekâtın bölge ve dünya kamuoyu desteği, bölgedeki göç eden sivil unsurların tekrar yerlerine döndürülmesi, insani yardım ve barışı koruma hareketlerinin bölge ülkeleri ve Suriye ile koordine edilerek eş zamanlı icra ediyor olması ve ihmal edilmemesi kritik önceliktedir. Ayrıca harekât esnasındaki olumlu insani fotoğrafların tıpkı Hendek Operasyonlarında PKK ile mücadele edilirken yapıldığı gibi, dünya basınına servis edilmesi çok çok önemlidir.
 
Biz Birinci Dünya Harbini Filistin cephesinde bu bölgede kaybettik, Milli Kurtuluş Savaşı'nı ilk önce Güney Cephesi’nde, bu bölgeler mihverinde verdik ve kazandık. Yine tek ve son açık  bölgemizden kuşatılmaya çalışılıyoruz tarihi, bilimi, birlik beraberliği rehber edinen ekonomisi ve ordusu güçlü milletler krizleri fırsata çevirmesini bilirler. Biz bunu 15 Temmuz sonrası FETÖ için yaptık, PKK, YPG ve alfabenin bütün harflerini satın alarak üzerimize gelen Haç ve Gül’ün  sponsurluğundaki  tüm diğer örgütler  için de yaparız.
 
Saygılarımla..

Bu yazı 1104 defa okunmuştur.