Dr. Faruk TÜRKÖZÜ

Dr. Faruk TÜRKÖZÜ

[email protected]

​​​​​​​Afganistan İnşa Süreci II

26 Ağustos 2021 - 14:13 - Güncelleme: 26 Ağustos 2021 - 15:30

Afganistan İnşa Süreci II

(Proaktif Bekle Gör)

Afganistan’dan Türk Silahlı Kuvvetlerini tamamen çekmek tüm dünyaya bizim her kararımızın arkasında ABD ve NATO’nun olduğu izlemini vermez mi? Kendi başımıza bir karar alamadığımızı, alsak bile uygulayamadığımızı ve kararlarımızın arkasında duramıyacağımızı göstermez mi?
Maalesef cevaplar herkese göre değişse bile zihinlerde bazı sorular oluşmaktadır.
Katar’da bulunan Taliban hükümet temsilcisi başta Türkiye olmak üzere tüm devletlerden yardım istemişmidir?
Evet istemiştir.
Türkiye Taliban tarafından kurulmuş hükümetle iletişim halindemidir?
Gayrıresmi ve dolaylı olarak  evet iletişim halindedir.(Doğrusu da budur.)
Karşısındaki meşruiyetini henüz sağlamamış ve rüştünü eline almamış bir muhatabı varmıdır?
Bizce evet vardır.
Türkiye  böylesine ortamda ve çok zayıf ve yardımsız adım bile atacak hali olmayan  muhatabına şunu dikte ettiremiyor mu?
“Bizim Afganistanla tarihi, kültürel kardeşlik bağlarımız var; sizin iç işlerinizde bağımsız olma isteğinize  ve hükümranlık haklarınıza  saygı duyuyoruz ama  ülkede henüz tam bir otorite tesis edilemediğinden aramızda bir anlaşma imzalayalım. Kardeş Afgan halkını bu kara gününde yalnız bırakmak istemiyoruz ve bırakmayacağız da lakin;
Türkiye ülkenizde  insani ve dostane yardım amaçlı bulunduracağı tüm insan, araç, gereç,  malzeme ve ekipmanın güvenliğini sağlamak üzere (hava gücüye desteklenmiş) müşterek özel bir kuvvet bulundurmak, istiyor. Bu olmassa olmazımızdır.
Biz devlet olarak kendi vatandaşlarımızın bu kaos ortamında hiçbirinin can güvenliğini tehlikeye atmayız, atamayız.
Bu anlaşma bu haliyle kabul edilmezse, yardımlarımız sadece belli bir miktar düşük faizli, uzun dönemli kredi vermekten ve karşılıksız belli başlı bir miktar maddi ve manevi insani yardımdan öteye geçemez. 
Bu haliyle, Türkiye Afganistan arasındaki mevcut kardeşlik hukuku yalnızca sözden ibaret kalır. 
Bu husus da devlet olarak sizin inşa sürecinizi çok uzun süreye yayar, bölgede farklı terörist unsurların, grupların eylemler yapmak ve bölgeye nüfuz etmek için sızmasına halk arasında taban bulmasına neden olur” demesi lazım.
Ülke’nin kuzeyinde hala Taliban hükümetini tanımayan direniş hazırlığı yapan unsurlar ve bunların içinde Raşit Dostum gibi yakın tarihte Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yol yürümüş gruplar varken Türk Silahlı Kuvvetlerinin başlangıçta sembolikte  olsa çekirdek bir keşif, gözlem ve yakın koruma sağlayacak ekiple kalmasının hayati öneme haiz olduğunu değerlendiriyorum.
Tabi ki Türkiye’nin başka ülkenin topraklarında gözü yok ama bugün kendi iç huzurumuzun, refahımızın, göçmenlerle dolup taşmamazın teminatı güçlü ülke olmaktan, önleyici ve seçici, elimine edici stratejileri uygulamaktan geçiyor.
Bu güç elbetteki temelde ticari, kültürel, insani eğitim vb başlıktaki ilişkilerde güçlü olmaktan geçiyor.
Fakat  başınız sıkıştığında, hele bugünkü “KAOS”politikalarının hüküm sürdüğü ortamda,sahip olduğunuz bu “YUMUŞAK”gücü demir yumruğunuzla koruyamadıktan ve  o yumuşak gücün sürekliliğini sağlayamadıktan sonra her şey bir anda “Lafı Güzaf” 
 olma durumunda kalabilir.
Reel Politikalar tüm idealist politikaların önündedir ve pratiktir, gerçektir.
Bu böyle olmasa zaten Mısır ile BAE ile Sudi Arabistan ile “arka kapı diplomasi” ni yürütüyor olmazdık.
Bu durum dahafa farklı örneklerle çoğaltılabilir.
Bundan dışında değinmek istediğim çok önemli bir hususta, bazı ülkelerle tarih coğrafya ve etnisite, inanç gibi fiziksel ve kültürel antropolojik yakınlıklar hükümetler değişse bile halkların arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkileri kopmaz kader ve keder birliği anlayışı değişmezdir.
Bu ve benzeri böylesine hakikatleri görmezden gelerek reel politikalarımızı oluşturmamız, her algının bir olgu ve realite olduğunu zannetme hatasına da düşmememiz gerekir.
Sevgiyle kalın.

Bu yazı 234 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum