Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK

[email protected]

Yunus Emre'nin İzini Sürmek

15 Ekim 2021 - 22:47 - Güncelleme: 17 Ekim 2021 - 07:48

Yunus Emre’nin İzini Sürmek

     Şiir, Türk toplumunun her zaman benimsediği ve kullandığı hayat kılavuzlarından olmuştur. Şamani devirlerden beri etkili süslü anlatım değer bulmuş, şiirin yeri toplumda uzun zamanlar hep önde olmuş,  ancak modern zamanlar diyebileceğimiz, yenileşme devirlerinde düz yazı şiiri yakalamış ve öne geçmesini bilmiştir.

     Türk milletinin ve dilinin bilinen en büyük ve eski şairlerinin başında Yunus Emre gelmektedir. Yunus’un sözleri milletin hafızasında yer etmiş o devirlerden bugüne gelmiştir.

Ben gelmedim dava için benim işi sevi için.
Yetmiş iki millete bir gözle bakmayan,
Halka müderris de olsa hakikatte asidir.
     O’nun, benzeri birçok sözleri sevilmiş, söylenmiş, dillerde ve gönüllerde yer etmiştir. Elbette bu gücü, onun sanatkâr üslubu ve etkili lisanı kadar, insan sevgisini en başa almasından kaynaklanmaktadır.
     Dostumuz Naci Yengin, Yunus Emre’nin İzinde* isimli bir kitap çıkarmıştır. Bizlere, Yunus Emre’yi yeniden hatırlatmıştır.  Kitapta asıl konu Yunus Emre’nin mezarının nerede olduğu üzerinedir.
    Kitabı incelediğimizde, Yunus’un yaşadığı devir sosyal, siyasi ve tarihi boyutlarıyla anlatılmakta, Moğol İstilasının acılarını yaşıyan, kargaşa içindeki Anadolu’nun 13 ve 14. yüzyıldaki durumu tasvir edilmektedir. Yunus, “Böyle bir ortamda birlik, beraberlik ve dirlik düzenlik özlemini şiirlerinde dillendirmektedir.”

     Daha sonra Yunus’un doğduğu ve yaşadığı yerler anlatılmaktadır.  “Seksen yıl civarı yaşadığı ve 1320 sonralarında kesin olmıyan bir tarihte öldüğü varsayılan, Yunus Emre’nin Kula ile bağlantısı ile mezarının az ilerdeki aynı soya mensup, isim benzerliği bulunan, Said Emre ve Ömer Emre’nin türbeleriyle karıştırılmaması gerektiği belirtilir.”

    Yunus uzmanlarından Timurtaş’a göre  “ Yunus’un nereli olduğu, nerde tahsil gördüğü, nerede bulunduğu nasıl yaşadığı hususunda kesin bilgiler olmadığıdır."

     Kitapta, Yunus’un mezarının nerede olduğuna dair birçok yazardan alıntılar yapılır. Mezarı için, şimdiye kadar üzerinde çok durulmamasına rağmen,  en doğru yerin, Saruhanlı Beyliği hâkimiyetindeki Kula olduğu iddia edilir. Kulanın tarihi anlatılır.  

"Kula, 1233 yılından itibaren Selçuklu’nundur.  1243 yıllarından sonra Germiyan Oğuları’na geçer. Manisa’nı fethi 1313 senesidir.” Yunus buralarda yaşadı ise yaşı ilerlemiş ve son yıllarında olmalıdır.


  Kitabın kapağında da görülen Ko beni yatayım şeyh eşiğinde, şiiri, Türbenin yerine destek olarak verilir.  Bu şiirin devamında:

“Dönmezem şeyhimden ya ne döneyim,
 Yarın o hazrete nice varayım,
Dönmezem şeyhimden ya ne döneyim.

Benim şeyhim birçok ulu kişidir,
Üçler, yediler, kırklar başıdır,
On iki imamın sır yoldaşıdır,
Dönmezem şeyhimden ya ne döneyim…”

     Diye devam eder. Bu şiirdeki, üçler yediler kırklar ve on iki imam ifadeleri, Bektaşi işaret ve sembolleridir.

Daha sonra, hakkında farklı görüşler bulunan Taptuk Emre hakkında bilgi verilir.

“Yunus’a Taptuğu, Saltuğu, Baraktandır nasip.
Çün gönülden cuş kıldı ben nice pinhan olayım"

     Şiiriyle, “Taptuğun, Sarı Saltık’la Barak Baba’ya olan bağlantısıyla, Taptuk Emre’nin bir Babai- Haydari şeyhi olabileceği, Yunus’un da şeyhi gibi kalenderi melameti düşünceyi benimsemiş, şeyhini fikirlerini yaymaya çalışmış ve bunu başarmış biri olduğunu.” Vurgular. Fakat bu konuda Yunus uzmanları arasında görüş birliği yoktur Tatçı ’ya göre ise Yunus’un divanında ne batıni ne de gayri Sünni bir düşünce yoktur.

    Kitapta, Yunusla ilgili pek çok kaynak taranmış ve güldeste halinde alıntılar yapılmıştır. Fakat bu alıntılar içinde, mezar yerinin Kula olduğu ilgili fikirler, çok fazla şekilde tekrar edilmiştir.

     Bizce, diyar diyar gezen, durduğu yerde karar etmeyen, sonrasında şeyhini yanından ayrılan Yunus’un nerede öldüğü de belli değildir. Mezarı konusu içinse, onun yerinin Türk milletinin yüreğinde olduğudur. Kaldı ki yazarımız da sonuç bölümünde, “Yunus’un mezarının kesin olarak, nerede olduğuna dair bilgiler yeterli değildir. Gerekli olan ise Onunla ilgili kültür faaliyetleri ve organizasyonlar yapılmalıdır.” Demektedir.

Celil Altınbilek

01.10.2021

*Naci Yengin. Yunus Emre'nin İzinde. Ihlamur Kitap. İstanbul. 2021

Bu yazı 286 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum