Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK


Kızıldeli Derler Bir Yiğit

12 Mart 2020 - 23:27 - Güncelleme: 12 Mart 2020 - 23:33

Kızıldeli Derler Bir Yiğit

     Balkan şehirleri uzun seneler Türk hâkimiyetinde kalmıştır. Buraları fethedilmekle kalmamış, Türkleştirilmiştir. Buraları fetheden nice mübarek insanlar hakkında, gerçekle birlikte çok efsaneler söylenmiş, sevilmiş, övülmüş,  onlar bu methiyeleri fazlasıyla hak etmişledir.

     Horasan’dan Anadolu’ya gelen Kızıldeli denilen Seyyid Ali Sultan, Seyyid Rüstem Gazi’yle birlikte Rumeli fetihlerine katılmış ve daha sonra Dimetoka’ya yerleşmiştir Rumelinde topraklar fetih yoluyla alınırken aynı zamanda buralarda iskân faaliyetlerine de ağırlık verilmiş, yerleşimler kurularak oraları şenlendirilmiştir.

O’nun hakkındaki bilgiler efsanevi şekilde anlatılır;  Seyid Ali rüyasında Peygamberden davet alır, bunun üzerine Horasanda kalkar ve Rumeli’nin fethine girişir. Edirne’yi, Rusçuk’u, Şumnu’yu ve çevre illeri fethederler. Kızıldeli Velâyetnamesi bir rüya ile başlar. Yıldırım Han, Rumeli’yi fethetmek istemektedir, ancak daha muradına erememiştir. Bir cuma gecesi namaz kılan Han, Allah’tan Rumeli’nin fethi için yardım ister. Bu arada da uykuya dalar. Rüyasında Hz. Muhammet: “Yâ Yıldırım Han, melul olma ki Hak Te’âla duanı kabul eyledi. Halâ Horasan yönünden ve benim temiz neslimden Seyyid Ali maiyyetinde sana kırk er gelecektir. Onların cümlesi kuvvet ve kudret sahibi Veliyyullahdır ve Rumili’nin fethi anların yed-i himmetlerindedir. Anlardan tegâfül itmeyesin!” der. Yıldırım Han ise bu erenlerin ne zaman geleceğini sorar. Peygamber de yakın zamanda geleceklerini söyleyerek erenlerin içinde yer alan Rüstem’e riayet etmesini öğütler.

      Kızıldeli ve diğer erenlerin Horasan’dan Anadolu’ya gelişleri de bir rüyaya bağlıdır. Yıldırım Han, yukarıdaki rüyayı gördüğünde Kızıldeli ve Erenler, Horasan’da ibadetle meşguldürler. Bir gece Hz. Peygamber, kırk erene kendini gösterip: “Ey ciğer köşelerim ve temiz bendelerim, kırkınız dahi gönlünüzü birleyüp bu yerden hareket ve canib-i Rûm’a azîmet idüb kurretü’l-aynım(göz nurum) Seyyid Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına varın. Sizlere lazım olan hizmeti bil-edâ ziyâretini icrâ edin. Keminizi himmet kılıcı kuşatsun ve her ne emir iderse rızasında olub himmet-i tâm ve özenli tatlılık ile sizleri Yıldırım Han cânibine- tarafına göndersün. Ana yardım idüb Rum ilin feth eyleyesüz” der. Bunu işiten erenler, hemen sefer hazırlığını tamamlar tamamlamaz yola çıkarlar.

    Menkıbede, O’nun üstün özellikleri anlatılmıştır: Seyyid Ali Sultan, Gazi Evrenus Bey’e: “ne zaman başın sıkışırsa bana seslen, ben hemen yetişirim” anlamına gelen sözler söyler, bir kâfirle bir güreş-savaş esnasında gücü tükenmiştir. Hemen Kızıldeli’nin söylediklerini hatırlar ve “Gel yetiş imdâdıma Seyyid Ali” diyerek onu yardıma çağırır. Seyyid Ali Sultan, o anda Evrenus Bey’in karşısında belirerek kâfir pehlivanından el çekmesini ister, ancak Kızıldeli’nin bu emrine o pehlivan uymaz. Bunun üzerine Kızıldeli, bir parmak işaretiyle onu perişan eyler.  Kerametleri pek dahi çoktur. Üstüm özellikler gösterir, her yerde hazır nazırdır, su üstünde yürür. Bazen de hayatı olağan şekilde devam eder, muhtaçlara yardım eder, toprağı eker biçer.

     Hacı Bektaş ve Abdal Musa evlatlarından olan Seyid Ali, önemli bir yol göstericidir Dimotoka yakınlarında bir tekke kurmuştur. Rumeli’ni fetheden gazilerle birlikte, yeni toprakların iskânı için Anadolu’dan gelen Türkmenler arasında ve nihayet bunların din işlerinde danışmanlığını/önderliğini yürüten abdallar arasında Kızıldeli isminin saygı gördüğü anlaşılmaktadır. Sadık Abdal yer yer Hacı Bektaş Veli ve Abdal Musa’nın da kendisine nazar ettiği ve kalbini süslediğini söylemektedir.

     Vefatından sonra da Kızıldeli ismi etrafında oluşan ve dilden dile dolaşan söylenceler Rumeli’nde gelişmekte olan tasavvuf anlayışında belirleyici olmaya devam etmiştir. Nihayet, Dimetoka yakınlarında kurduğu dergâhı kısa sürede Rumeli ve Balkanlar’ın en önemli dinî merkezlerinden birisi hâline gelerek Hacı Bektaş Veli ismiyle özdeşleşen tasavvuf anlayışının yayılmasında başlıca rolü üstlenmiştir.

     Balkan toprakları fethinde bulunan Türkmen kimlikli bu erler, aynı zamanda kurdukları yerleşimlerde tarımla uğraşmış,, insani davranışlarla yaşamış, örnek olmuşlardı. Onlara çeşitli olağandışı motifler yüklense de hayatı doğal seyrinde, değerleriyle yaşadılar, izleri ve hatıraları günümüze ulaştı.

Celil Altınbilek                         12.03.2020                              

 

 

 

Bu yazı 749 defa okunmuştur.