Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK


Harzemli Hudutları

02 Ekim 2020 - 09:06

Harzemli Hudutları
      Tarihteki Türk Devletlerinden biri olan Harzemşahların ülkesi Harzem, Maveraünnehir (iki nehir arası) ve Horasan birbirine komşu ve Türk tarihinin mühim topraklarıdır. Burası, Aral gölünün güneyi ile İran’ın kuzeyinde kalan alanları ifade etmektedir. Oğuz ve Kıpçak Türklerinin yoğun bir şekilde yaşadığı, bereketli Ceyhun nehrinin sağında ve solunda Gürgenc, Kas, Hive gibi şehirler vardır. Bazılarınca bu bölgenin Maveraünehir’in bir bölümü olduğu söylenmektedir. Günümüzde büyük ölçüde Özbekistan ve Türkmenistan sınırlarında bulunmaktadır. 
     Asya kıtasında olan bu topraklarda nice Türkler yaşamış, devletler kurulmuş ve etkisi yansıması pek çok olmuş, hem kendi yerinde hem de diğer bölgelerde idari ve fikri yapılanmalarda izleri görülmüştü.
     Aral gölünün üstündeki düzlüklerde canlı bir ticaret hayatı bulunmaktaydı. “Toprağı münbit, coğrafi durumu müsait, hareketli bir ticarete sahip, ahalisi müreffeh olan Harzem’in askeri bakımdan müdafası da kolaydı” (Kafesoğlu) Ceyhan nehri bir taraftan diğerine geçmeyi engellediği için, istilalar için bendler açılırdı, kolaylıkla savunma yapılırdı. Samanoğulları, Gazneliler ve Selçuklu devirlerinde vali tayin edilenler, babadan oğula geçecek hanedanlıklar kurmuşlardı. Harzem’im idari teşkilatı Selçuklularla aynıdır.
     M.Ö 550 yılında Persler, hükümdar Büyük Kiros önderliğinde birleşerek Med’leri yıkmışlardı, işte bu coğrafyada Kiros’un kurucusu olduğu Ahamendiler (m.ö 559-330) hâkim olmuş, sonrasında Makedonya Krallığı buraları ele geçirmişti. Yedinci yüzyıl sonlarından itibaren İslami akınlara uğramış ve hâkim olmuşlarsa da 305-995 yılları arasında bu bölge Afrigoğulları idaresinde kalmış, daha sonra çeşitli Harzemşah Hanedanları elinde yönetilmişti. Atsız, Harzemşah Devleti’nin renkli simalarından biridir ve güçlü Selçuklu Sultanı Sancar ile bağımsızlık mücadelesi edip ona isyan etmiş sonrasında gücü yetmeyince veya stratejik olarak ondan af dileyip emrinde çalışmış böylece devletini de muhafaza etmişti.
     Selçuklular da Harzem’deki taht mücadelelerine katılmışlardı, 1034 yılında Cend Emiri Şah Melik’in yaptığı bir gece baskınıyla Selçukluları perişan etti, ümitleri kırılan ve başarılı olamayan Selçuklular, burayı terk edip Horasan taraflarına gitmişlerdi. Sonrasında gittikçe güçlendiler, Dandanekan meydan savaşında bölgenin hâkimi Gaznelileri mağlup edip bağımsızlığına kavuştular.  Tuğrul ve Çağrı Bey kardeşler 1043 yılında Harzem’i fethetti ve bağlı bir eyalet haline getirdi.
     Harzemşahlar, Cengiz Han ile sürtüşmeye girince 1219 yılındaki sille ile hâkimiyeti son bulmuş sonrasında Celaleddin Harzemşah tarafından tekrar canlandırılmaya çalışılsa da 1230 yılındaki Yassıçemen savaşıyla devlet onulmaz şekilde yıkılmıştı.
     Bu topraklarda pek çok âlim yetişmişti. Cebiri geliştirip sistemleştirmiş, matematik dehası ve bulduğu sistemler çığır açan, Hârezmî (780-850),  “0” (sıfır) ve bilinmeyen işareti “x”in mucidi olarak bilinir. 10 rakamdan oluşan basamaklı sayı sistemi üzerine bir eser yazarak bu rakamların İslam dünyası ve Batı’da tanınıp kullanılmasını sağlamıştı.
     Biruni (973-1048)  bu topraklarda yetişmiş, tıp alanında da eserler vermiş, matematikçi ve gökbilimcidir, Newton ve Galile gibi batılı ilim adamları ondan etkilenmişti,
        Harzem Devletinin dağılmasıyla bu yörenin âlimleri ve komutanları Anadolu, İran ve Ortadoğu coğrafyasına gelmiş, Selçukluların, bazı beylik ve devletlerin hizmetine girmiş, buraların, gelişmesi ve Türkleşmesi kolaylaşmıştı.
Celil Altınbilek                         01.10.2020                        
 
 

Bu yazı 1985 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum