Celil ALTINBİLEK

Celil ALTINBİLEK


Milli Ekonomi

28 Ağustos 2020 - 07:54

Milli Ekonomi
     Dünyanın köy, bir küçük mahalle haline dönüştüğünden bahsedilmektedir. Hızla gelişen teknoloji ve iletişimin sınırları darmadağın ettiği kurumsallaşmanın ekonomileri ele geçirdiği, güçlü olanın daha iyi hizmet verdiği için, en ucuz ve kaliteli üretimi yapanın işin başına geçtiği ve artık tek bir dünya ekonomisinin olmasının kaçınılmaz olduğu kuvvetle söylenmektedir.
     Şimdilerde dünya hâkimiyetinin şirketlerde olduğu, köklü ve aile şirketlerinin piyasalara söz geçirdiği bilinmektedir. Bu dünya düzeni, serbest ekonominin hâkim olduğu kapitalist sistemin var olduğu bir düzendir. Bu ne kadar serbest bir iktisattır diye değerlendirmek gerekirse de, tarihi seyrinden bazı örnekler vermek icap edecektir.
     Elbette ülkelerin kendi içlerinde kapalı olarak yaşamaları pek mümkün değildir, tarih göstermiştir ki kendine yeten ve yanındaki ve daha uzak ülkelere de yetişen, onlarla iktisadi münasebetlerde bulunan ülkeler güçlü olmuştur.
     Selçuklular zamanında gelişmiş bir ticaret ve sosyal hayat vardı, bu işleyiş, loncalar-ahilik teşkilatı vasıtasıyla organize olmuştu. İnşa edilen kervansaraylar iktisadi canlılığı sağlayan ve gösteren en mühim etkenlerdendi.
     Ülkelerin güçlü oldukları ürünler her yerde aranılır ve talep edilir olmuştur, Çin ipeği diğer ülkelere gitmiş, uzak doğunun baharatı ve diğer ürünleri kara yoluyla, kervanlar vasıtasıyla ve deniz yollarıyla her yere ulaşmıştı.  Dünya üzerindeki bazı şehirler bu yapılan ticaret sayesinde zenginleşmişti.
     Osmanlılar zamanında ki ticaret dünya ticaretiyle hep iç içe olmuştu. Daha kuruluş yıllarında Orhan Bey Cenevizlilerle ticari andlaşma imzalamıştı.
     İtalyan ve diğer deniz devletleri dünya ticaretine hâkimdi.  Sonrasında söz sahibi Portekiz ve İspanyollar, Hind denizinde üstünlüğü İngilizlere kaptırmışlardı.             
     Avrupa ile uzak doğu ve Hind arasındaki bağlantı, ipek yolu diye bilinen ve yakın doğudan geçen yollar üzerinde yapılmış ve üzerindeki çeşitli şehirler önem kazanmıştı. Afrika’nın güneyinden geçen deniz yolu keşfedildikten sonra bile ticaretin canlılığı 1650 li yıllara kadar devam etmişti.
     Osmanlı,  1650 civarlarında Hint baharat ticaretinde üstünlüğü bitti, “ Bağdat, Halep, Kahire gibi şehirler doğu batı arasındaki ticari transit merkezi olmaktan çıktı. Bu vakte kadar İran ve Hind ticaretinin aracısı olan Osmanlı devleti bundan sonra Hind ticaretinde hükmü kalmadı, Yakındoğu iktisadi hayatında bir dönüm noktası başlamış, Akdeniz, dünya ticaretindeki mevkiini kaybetmişti.” (1)
     İngiltere’de Devlet tarafından desteklenen ve teşvik edilen, bir kısmı da insanların bir araya gelerek kurdukları şirketler vasıtasıyla, denizcilik çok ilerlemiş ve güçlenmişti.
     Hind Ticareti gibi İran ipeği de Osmanlı için önemli olup Osmanlı limanlarına gelmekte olan ipeklinin vergileri ve ticareti mühim bir gelir kaynağı idi. Osmanlı ile İran(Acem)rakip iki devletti. Acem şahı Abbas(1587-1628)  İran ipeklisini Osmanlı topaklarına girmesini yasakladı ve Osmanlının düşmanı olan, Hıristiyan âleminde Hasburg ve İspanyollarla andlaşmalar yaptı. İspanya kralı II Flip, Osmanlının, Hind-İran-Avrupa ticaret yolunu kesmek için teşebbüslerde bulundu. İran, Ruslarla ve özellikle İngilizlere anlaşmalar imzaladı* ve ticari ilişkilerini geliştirdiği gibi onların yardımıyla Bağdat’ı işgal etti(1623) bu durum Hind ticaret yolunu da etkilemekteydi sonunda, şiddetli Osmanlı-İran savaşları başladı.
     Dünya ticareti birbiriyle alakalı ve birbirinden etkilenmektedir. Öyle sanıldığı gibi yalnızca kendi halinde olmak yeterli ve mümkün olmamaktadır. İktisadi güç için, üretimin yanında,  pek çok savaşlar, ittifaklar, mücadeleler yapılmıştır. Günümüzde de bu savaş şekil değiştirerek devam etmektedir. Onun için lafta değil işte, güçlü ve milli olmak önemlidir.
Celil Altınbilek                         27.08.2020            
 
*Bu andlaşmalardan sonraki zamanlarda, İran bu devletler tarafından ülkesinde işgali de gördü
1-Halil İnalcık Türkiye’nin İktisadi Vaziyeti Belleten cilt 6
 
 
 
 
 
 
 
 

Bu yazı 281 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum