Av. Abbas BİLGİLİ

Av. Abbas BİLGİLİ

[email protected]

NAR

03 Ekim 2021 - 10:45 - Güncelleme: 04 Ekim 2021 - 18:22

NAR

Sonbaharın gözde meyvesidir nar. Semt pazarlarında, marketlerde ve sokaklardaki seyyar tezgahlarda kendini göstermesi için yaz sonunu beklemek lâzım. Yaz sıcağında inanılmaz güzellikteki kırmızı renkli çiçekleri ne kadar göz alıcı ise, meyveleri de bir o kadar gösterişlidir. Kocaman meyveyi yer çekiminden kurtarmak isteyen incecik dallar olanca gücüyle direnir.

Çocukluğumuzda “çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane” diyerek, nar bilmeceleri anlatılırdı. Anneler çocuklarını “Nar tanesi, nur tanesi, annesinin bir tanesi” diyerek severdi.

Ne kadar doğru bir benzetme bilemiyorum; nar meyvesinin dünyayı, zarla ayrılmış bölümlerin ülkeleri, zarın sınırları, tanelerin de insanları temsil ettiği söylenir.

Türkülerimizin bu kadar güzel ve gösterişli meyveye ilgisiz kalması düşünülemezdi. Nitekim kıpır kıpır bir oyun havasında “Nar ağacı narsız olur mu / Yiğit olan yarsız olur mu?” denmiş olmasını yadırgamamak lâzım. Sanırım “Şu gelen yar olaydı / Elinde nar olaydı” diyen kişiye de hak vereceksiniz. “Kağızman’a ısmarladım nar gele” diyen bekleyedursun, “Şirin nar dane dane / Gel güzel döne döne” diyen bir adım önde görünüyor. Şu Neşet Ertaş türküsünü de atlamamak lâzım;

Ayva turunç narım var
Benim ahu zarım var
Hep derdinden ağlarım
Bir vefasız yarim var
Al elmayı ver narı
Ağlarım zarı zarı
Tez günlerde gönderin
O ahu gözlü yari

Kutsallık, doğurganlık ve bolluğu simgeler. Bu nedenle düğünlerde gelin, yeni evine girerken eline verilen narı duvara vurarak patlatır. Halk arasında tanelerini yere dökmeden yeme becerisini gösterenin cennete gideceği şeklinde kutsallık içeren söylenceler var. Dinlerde de nara kutsallık atfedildiği görülür.

Nar, Farsçada kırmızı veya ateş anlamına gelir. “Nar gibi kızarmak” ifadesinde ateşi de kırmızıyı da görürüz.

M.Ö. 3500 yılına kadar uzanan bir tarihi var. Mitolojide, masallarda, bilmecelerde geçer. Bir çok masalda narı görürüz. Çocukluğumda “Ağlayan Narla Gülen Ayva” masalını okuduğumu hatırlıyorum. Masallarda gizemli ülkelerden, Kaf Dağı’nın ardından getirilmesi için maceralı yolculuklara çıkılır onun uğruna.

Hıristiyanlık, Musevilik ve İslamiyet’te de özel bir yeri var. Kuran’da da iki defa nardan bahsedildiğini görüyoruz. Yunan mitolojisinde kadın ismi olarak ve nar anlamına gelen “Side” olarak da kullanılmıştır.

İran ve Afganistan’dan dünyaya yayıldığı biliniyor. Akdeniz çevresinde çok bilinen bir meyvedir.

Günümüzde giderek ticarileşmesi nedeniyle, ağaçları çok büyük olmayan verimi fazla türler ekilmeye başladı. Çocukluğumuzda ticari amaç ya hiç yoktu ya da çok arka plândaydı. Bizim köylerde ve kasabada hemen herkesin evinin önünde üç beş ağaç nar vardır. Bahçelerde diğer meyvelerin arasına serpiştirilmiş nar ağaçları ayrı bir renk katardı bahçeye. Özellikle bahçe sınırlarında, dikenli olması nedeniyle çit vazifesi de görür. Doğal olarak sınırdaki ağacın bir kısım dalları yandaki bahçeye uzandığından, kendi bahçesine sarkmış ihtişamlı narlar komşunun dikkatinden kaçmazdı. Kozan ve Kırıkhan'dan gelen narlar da unutamadıklarım arasındadır.

Kentlerde özellikle sonbahar ve kış boyunca taze meyve suyu olarak satışa sunulan nar suyu eskiden bu kadar bilinmezdi, daha çok meyve olarak yenmesinin yanında nar ekşisi yapılırdı. Bugün de çok popüler bir gıda olan nar ekşisi, mucizevi bir gıda ve hoş bir tatlandırıcıdır.

Ekim ayı sonları Kasım başlarında toplanan narlar, bıçakla ikiye ayrılarak, önce taneleri kabuktan ayrılır. Çok tatlı veya çok ekşisi de var, ancak tercih edilen mayahoş denilen tatlı ve ekşinin dengeli olduğu türlerdir. Taneler ezilerek suyu çıkarılır ve büyük kazanlarda kaynatılır. Odun ateşinde doğal ortamda pişirilen nar ekşisi daha orijinal ve daha makbuldür. Uzun ve biraz da zahmetli kaynatma (pişirme) süreci var. Bu işler, konu komşu hep birlikte bir eğlence havasında yapılır.

Ticarileştikçe doğal yapımdan fabrikasyona doğru gidiş var ise de, bizim yörede ev yapımı nar ekşisi halen çok yaygındır.

Nar, ateş anlamına geldiğine göre, nar suyunun ateşte pişirilmesini, ateşin ateşle buluşması olarak yorumlayabiliriz. Ateş dansı birkaç saat sürer. Bu süreçte suyun giderek kıvamına erdiği, olgunlaştığı, demlendiği görülür. Ateşli buluşmanın ürünü olan nar ekşisi artık sofralara servis edilmeye hazırdır.

Marketlerde satılan ya da restoranlarda gördüğümüz ve üzerinde “nar sosu” yazılan ürünlerin bizim nar ekşisinin yerini tutması mümkün değil. Bir çok yerde satışa sunulan nar ekşilerinin de hakiki nar ekşisi olmadığını hatırlatmamda yarar var.

Nar ekşisi dendiğinde ben hemen Hatay’ı ve güzel ilçemiz Yayladağı’nı hatırlarım. Çocukluğumuzda, büyükler nar toplarken biz de yardımcı olurduk. Narların kesilmesi, sıkılması, kaynatılması çocuk belleğimizde halen silinmemiş izler taşıyor. O yıllarda köylerde yiyecek içecek çeşitliliği yoktu. İnsanlar aç değildi ama ağırlıklı olarak bulgurla ve bahçesinde yetişen sebze ile beslenirdi. Bugün dünyayı kaplayan kolalı içeceklerin varlığından dahi habersizdik. Mercimekli bulgur pilavının yanında nar ekşisi ile yapılmış bir şerbet yemeğe eşlik ederdi. Bugünkü kolalı içeceklerden milyon defa üstün olan bu şerbet, bir tas suyun içine birkaç kaşık nar ekşisinin karıştırılmasından ibaret idi.

Salatalara müthiş bir tat katan nar ekşisi, bizim yörede özellikle zahter (kekik) salatasına ayrı bir özellik ve güzellik katar. Çiğ köfte ve kısır nar ekşisiz eksik kalır.

Mitolojik öykülerden, binbir gece masallarından, kutsal kitaplardan bağlarımıza, bahçelerimize ve sofralarımıza uzanan bu masalsı meyvenin hakkını teslim etmek için yazdım bunları. Umarım hoşnut olmuştur.

Bir Kerkük türküsü ile bitirelim bu yazıyı;

Meyvalardan üç meyva var yenilir
Biri elma biri ayva birsi nar
Ah güzel bir'si nar vah şirin bir'si nar
Elma size ayva size nar bize
Başımı sevdaya salan bir güzel

Bu yazı 161 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum