A. Yağmur TUNALI

A. Yağmur TUNALI

[email protected]

Hayır yanlıştan dönmediler

06 Nisan 2021 - 23:17

Kültür Bakanlığı, korolardan Türk adını kaldırmadıklarını tivitlerle açıkladı. Tepkiler durdu. Tivitleri okuyunca, tamam denecek bir durum olmadığını gördüm. Sanıyorum Türk adı iade edildi deyip gerisine bakılmamış. Bakanlık yine iyi niyetle açıklanamayacak bir iş yapmış. Kaş yaparken göz çıkarmış. Yakıştıramasak da bir kurnazlık, o değilse kahredici bir cehalet var. Bir daha içim yandı. Diyelim ki kötü niyet, Türk ülkesinde Türk'ten rahatsızlığı temsil eden bir hainlik yoktur. Yapılan değişikliğin Türk'e de, müziğe de dost olmayan bir isimlendirme olduğu nasıl anlaşılmaz? O kurumda kültürden anlayan, birazcık Türkçe bilen kimse yok muydu?

"Türk Müziği ve…"
Dört koronun ismine bakın, şaşarsınız. Hepsini tek tek yazmayayım; biri üzerinden konuşursak diyeceklerim anlaşılır. "Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği ve Sıra Gecesi Topluluğu" örneğinden gidelim. "Sıra Gecesi"ndeki müzikler Türk Müziği değil mi?  "Köprübaşı"ndakiler değil mi? "Rumeli Müzikleri" değil mi? "Türk Müziği ve.." diyerek başka bir müzikten bahseder gibi eklemeler yapılmış, mozayikcilik iyice belirginleşmiş. Bir geri adıma karşılık iki ileri adım dediğim budur. Gazeteci, müzik ve sanat yazarı Şefik Kahramankaptan'ın süreci anlattığı yazıyı okuyan bunu görür.
 
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/cevir-kazi-yanmasin/2505/
 
Bu değişikliğin, "ben yaptım oldu" demenin, bu iyi niyet eseri olmayan düzenlemenin ilk şekli de, güya düzeltilmiş şekli de yanlış ötesi yanlıştır. Düpedüz bölücülüktür. Sanatta isimlendirme ve kavramlaştırmalar Kültür Bakanlığı'nın tek başına yapacağı işlerden değildir. Kavramları gelişigüzel birleştirerek böyle bir yamalı bohça hazırlamak istişareden kaçanların işidir. Kafa karıştırır ve mutlaka bozar. Görüyorsunuz bozdu.

Sıra Gecesi ve Köprübaşı, en az bin yıldır bildiğimiz şahane Türk yaşama bilgeliğine bağlanır. Yaşama değerlerini esas alan, söz-sohbet, sıra-saygı ve görgü gelenekleridir. Müzik, bu çok yönlü bütünler içinde sadece bir unsurdur. "Türk Halk Müziği ve Sıra Gecesi" diyerek neyi ne ile birleştiriyorsunuz?

Diyarbakır Devlet Klasik Türk Müziği ve Medeniyetler Korosu adında, bunlardan ayrı bir problem de var. Antakya'da ödül almış o isimde -o da problemli ya- bir koro var. Medeniyetler dediğiniz hangileridir? Türk Klasik Müziği Korosu'na başka hangi medeniyetin, hangi müziğini yamamak istiyorsunuz? Safiyetle soruyorum, hakikaten, orada burada bizim göremediğimiz, Türk'ten farklı ve o değerde görerek bir arada andığınız yaşayan medeniyetler ve müzikler hangileridir?

Bilenler bu cehalete şaşırdı
Türk kültür adamları içinde bu değişikliği benimsediğini yazan ve söyleyen çıkmadı, çıkmaz. Yaşayan en büyük müzik otoritemiz Nevzad Atlığ'ın dehşetle kahırlanacağını biliyorum. Haberi duyunca, nasıl bir acıyla yandığını düşündüm. Çözüm Süreci, Açılım gibi toplumu ayrıştıran hamlelerden yorulan, üzülen, kahrolan kültür adamları hemen karşı çıktılar. Çünkü o büyük tehlikeyi gördüler. Türk Halk Müziği'nin büyük sanatkârı Mehmet Özbek, arada türkü söylediğini duyduğumuz Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'a çok güzel bir mektup yazdı. Diyor ki: "Millî birlik ve beraberliğe önem verenler, Türk halk ve klasik musikisi ile halk oyunlarına dört elle sarılmalı.(…) Kuruldukları günden bu yana büyük bir heyecan ve fedakârlıklarla hizmet veren bu kurumların ihya edilecek yerde, yeni bir değerlendirmeyle yok edilmelerine sebep olmak, kefareti olmayacak bir günah ve büyük bir vebal olacağını arz etmek isterim."

İbrahim Kalın Bey'den olumlu bir cevap geldiğini duydum. Sonucu bekliyoruz. Yapılacak, otuz beş yıllık isimlendirmeleri korumaktır.

Uygulamada, ne yapacaksanız yaparsınız. Urfa Korosu, "Sıra Gecesi" geleneğinden müzik çalışacaksa çalışır, arada halka sunacaksa sunar. Edirne Korosu, Rumeli Türkülerini araştırır, konserlerinde kullanır, özel programlar yapar. Buna ne mani var? Bu yeni isimlendirmeyle, o geniş alanı daraltan, geleneği de bozan, devlet korosu mantığına tamamen ters bir işe girişildiği açık. Bu dili bozuk, fikri bozuk, yıkıma hizmet edecek değişiklik kabul edilemez. Bu kadar kültürsüzlük içinde bile böyle bir bozgun düşüncesi yer bulamaz.

Güzel Sanatlar Genel Müdürü, eski dostum Murat Salim Tokaç onaya sunan imza sahibi görünüyor. Benim için hayal kırıklığı ve derin bir üzüntü sebebi de budur. O Türkçesi bozuk yazıları yazan ve tvitleri atan o olamaz. Bu manasız uygulamayı yapan o olamaz.  Cinuçen Tanrıkorur, iyi ki öğrencisinin bu halini görmedi. Yaşasa, bakanlık koridorlarından başlayarak, haykırarak, yazarak kıyametler koparırdı.

Bilesiniz ki bunları kabul eden bir memlekette değerlerin değersizliği toplumu kökünden zehirler.

Bu yazı 1477 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum