A. Yağmur TUNALI

A. Yağmur TUNALI


BAHATTİN ERGEZER DE GİTTİ

28 Temmuz 2020 - 13:55

BAHATTİN ERGEZER DE GİTTİ
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Tam bir idealistti.
Öyle böyle değil, can baş düşünmeden hedefe yürürdü.
12 Eylül öncesinin sembol isimlerindendi.
Ona dur durak yoktu.
Hareket adamıydı.

Sanırım Türkeş Bey'le en çok fotografı olanlardan biri odur, biri de yakınlarda göçen Dündar Tanrıverdi'ydi.
Hedefte bir isimdi.
Çünkü öncü ve öndeydi.
Bir çok derneğin kurucusu ve başkanıydı.
Ülkücü Köylüler Derneği'nin bile kurucu genel başkanıydı.
Ülkü Ocakları Sosyal Faaliyetler Merkezi'nde beraberdik.
Biz edebiyat ve sanatla uğraşırken, bu konulara uzak değildi.
O da Hasret, Arkadaş gibi dergilerin başındaydı.
1976 yılında DTCF idaresi değil Ankara Üniversitesi beş kişiyi mahkemeye vermişti.
Onlardan biri Bahattin'di, biri bendim.
Kavga Günleri'nde bunları uzun uzun anlattım.

Şimdi bağıran, sözüm ona zulüm gördüğünü gün yirmi dört saat abartarak anlatanları koruyanların başında da Bahattin vardi.
Şimdi efelenen, devlete konmuş yüzü yüz tutmazların halini her zaman anlatırdı.
Yeri değilse de bunu söylemenin tam yeridir.
Çünkü onların iyilik, hatır gönül bilmezlikleri Bahattin'i çok üzüyordu.
"Dindar zannettik, koruduk, onlar rahat etti, biz azap çektik, yine çekeriz..." derdi.
Evet biz adanmıştık.
Götürü pazar eylemiş, kendisi için bir istekte bulunmayı aklından geçirmeyecek, daima ileri atılan serdengeçtilerdik.
Bugüne bakmayınız, öyleydik.

12 Eylül sonrasının Bahattin'i de hareket adamıdır.
Hiç durmadı.
Yaıyınevi kurdu.
Ocak Yayınları, çok güzel eserler yayınladı.
Kültür Bakanlığı'nın bastığı dört çizgi romanımın tekrar baskılarını da Bahattin bu yayınlar arasında çıkardı.
O sırada doktora yaptı.
Hocalık etti.
Bütün bunlar ona yetmezdi.
12 Eylül sonrasında benim gibi sadece kültür ve sanatla ilgilenen, günlük politikadan uzak duranlar gibi değildi.
Politikada da aktifti.
Aili Güngör'ün erken göçüsüne ve rahatsızlanıncaya kadar demeliyim.

Evet kalbi bu hıza dayanamadı.
Peşpeşe kalb ameliyatları, onu bir kaç yıl daha bizimle tuttu.
DTCF toplantılarında, yemeklerde, buluşmalarda beraber oluyorduk.
15 kişilik bir Ankaralı DTCFliyle Kılıç-kalkan Ekibini kurarak bizi her ay buluşturdu.
Korona günlerinde de, özellikle son ayda bir kaç sefer bu buluşmalar açık havada, arkadaşlarımızın bahçelerinde yapıldı.
Ben sonuncusuna gidemedim.
Sevgili Zeki Taşdemir'in bahçesinde onu son defa gördüm.
2 Temmuzdu.
Bitkin görünüyordu ama neşesi yerindeydi.
Bir hafta önce de beraberdik.
Biraz aralıklı toplanalım diyenlere hayır hayır gelecek hafta.. hemen her hafta.. diyordu.
Haklıymış.
Meğer acelesi varmış.
Gidecekmiş.
Gitti.

Sevgili Bahattin'in aziz, latif rûhu şâd olsun!

Bu yazı 661 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum