VATANI SEVMENİN BEDELİNİ ŞEHİT OLARAK ÖDEDİ ATAMAN ŞIKTAŞ - Yazan: Emir Şıktaş

VATANI SEVMENİN BEDELİNİ ŞEHİT OLARAK ÖDEDİ ATAMAN ŞIKTAŞ - Yazan: Emir Şıktaş
01 Eylül 2020 - 21:49

VATANI SEVMENİN BEDELİNİ ŞEHİT OLARAK ÖDEDİ ATAMAN ŞIKTAŞ

Çocukluğu ve lise yılları Iğdır’da geçti. 
Hacı Kerem Dedesinin kayısı bahçesinde avlanmaktan büyük zevk alırdı. 
O nedenle yaz aylarında Karakoyunlu ilçesindeki ata ocağına gelmeyi, dut ağaçlarından sapanla kuş avlamayı çok severdi.
1957 doğumluydu.  Şehit düştüğünde 23 yaşındaydı Ataman Şıktaş. 
Şehitlik mertebesine ermeden önce  komando olarak Askerliğini Kıbrıs’ta bitirmiş, bir yıl kadardı ki gelmişti. 
İri yapısı ile göz dolduran, yakışıklı, babayiğit bir gençti.
Bizden birkaç yaş büyük oluşu onu sevmemize engel değildi, çünkü o babacan, güler yüzlü, becerikli, saygılı, efendi bir delikanlıydı. 
Keskin nişancı oluşu, spor tutkunluğu, vatanını, milletini, bayrağını  sevme özelliği, akraba bağlarına önem verişi onun karakteri ve ülkücü hasletlerinden bazıları idi. 
1972 yılı olmalı ben ortaokulda, rahmetli Ataman ise lisede Matematik dersinden takılmıştık. Amcamız rahmetli H Fazıl Şıktaş resim, matematik, edebiyat, alanlarında çok başarılı olduğu için ( yedek öğretmenlikte yapmıştı.) İyi matematikçi olması hasebiyle bizde ondan yardım istemiştik. Yaptırdığı ders çalışmalarından sonra bizi yazılı etti, ben geçer not alınca “sen tamamsın, dersin bitti” dedi. Ataman’la devam ettiler ve oda sınıfın geçmişti. 
İstanbul’a taşındıktan sonra, aradan yıllar geçmiş ve görüşmemiz hiç nasip olmamıştı. İstanbul’da geçen gençlik döneminde Iğdır’da ki gibi değişmemiş, ağırbaşlı, efendi, işinde gücünde, vatana, millete, bayrağa, ezana olan sevgisi  eksilmeyen bir gençti. Çevresindekiler efendiliğini, kişilikliliğini görüp, sevip, sayarlardı. 
Sonrasında rahmetli askere  gidince görüşmemiz 1978 yılı Temmuz Ağustos aylarında nasip olmuştu. Üniversite sınavlarına İstanbul’a gitmiştim, rahmetli amcamlarda kalmaktaydım, bir sabah uyandığımda yıllardır görmediğim amcaoğlu Ataman Şıktaş’ı karşımda bulmuştum. Sohbet, hal, hatırdan sonra birkaç günlüğüne geldiğini ve döneceğini söylemişti. 
Şunu da belirtmeliyim ki,  aile olarak, evleri ve sofraları her zaman bize açık olmuştu, her zaman bizleri sahiplendiler, biz de saygıda kusur etmedik.
O günlerde şiddet olaylarının yoğunluğundan dolayı Ataman’ın askerde oluşuna, siyasi terör sıkıntısından uzak oluşuna seviniyorduk.
Bir kaç ay sonra komando olarak yaptığı askerlik görevi  bitmiş ve 1979’da İstanbul’a dönmüştü.
Güngören İnönü caddesinde aileye ait  işyerleri vardı, önceleri inşaatçılık, kuyumculuk vs  işlerle iştigal etmekteydiler. Yaklaşık bir yıla yakındı askerden gelişi. Evlenmesi isteniyordu, yuva kurması ebeveynlerini mutlu edecekti.
Güngören  bölgesi artık terör olaylarına gebe olmaya başlamıştı. Bölgeye yerleşen terör grubu sürekli eylem yapmaya başlamıştı. İnsanları sokak ortasında dövmeler, saldırmalar, yardım adı altında para toplamalar ve sonrasında  silahlı saldırı eylemi .
DHKPC’li olarak bilinen Zeki Yumurtacı ekibi olduğu söylenen silahlı  terörist gurubu
29 Ağustos 1980 günü bir dizi saldırı planlamıştı. 
Güngören mahalle muhtarı ve Eczacı bayan, ile Ataman, eczanede sohbet etmekteydiler.
Kardeş kavgasının yaşandığı ülkemizde terör eylemleri tavan yapmaya başlamıştı, son demleriydi de diyebilirdik. 12 Eylüle de pek bir şey kalmamıştı.
Ne yazık ki, Muhtar’ın ve eczanede sohbet eden Eczacı ile Ataman’ın da son saatleriydi. 
İçeriye müşteri gibi girip uzun namlulu tüfeği doğrultup Eczacı hanımı ve ‘bayana el kaldırılmaz’ diye müdahalede bulunan, cesaretli, yiğit ülkücü canımız Ataman Şıktaş’ı tarayarak şehit ettiler.  Mahalle Muhtarı da aynı anda makamında saldırıya uğramış ve şehit edilmişti.
Katliam yapan terör gurubunu takip eden devletimizin silahlı güçleri,  basından takip ettiğimiz kadarıyla kaldıkları evde kıstırılarak, teslim ol çağrısına uymayınca Zeki Yumurtacı başta olmak üzere  hepsi imha edildi.
12 eylül 1980 ihtilaline takriben 13 gün varken Şehit etmişlerdi vatan, millet, bayrak, ezan sevdalısı Ataman Şıktaş ve arkadaşlarını.
Şehadet haberini duyduğumuzda şok olmuştuk. 
Sadece vatan, millet, bayrak, ezan sevgisi teröristleri rahatsız etmiş ve ilk fırsatta  rahmetli Ataman Şıktaş’ı ve iki masum insanı şehit etmişlerdi.
Yüreklerimiz kan ağlamaktaydı, fakat elden bir şey gelmiyordu.
Ülkücü kardeşimiz Ataman’ımızı şehit eden  teröristler de öldürüldüğü için bir nebze de olsa yüreğimiz serinlemişti. Ataman geri gelmeyecekti ama kanı da yerde kalmamıştı.
Yiğit şehidimiz Ataman bir cana borçlu idi, ödedi. Fakat Anne, Baba ömür boyu Ataman’ın acısını içlerinde taşıdılar.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 
29 Ağustosta 1980 Tarihinde ( 41.nci yılı sene-i devriyesinde ) rahmetli olan ülkücü şehidimiz Ataman Şıktaş ve diğer şehitlerimizi rahmetle anıyorum. 
Türklüğün Zafer ayı 29 Ağustosta şehit düşen, Karaca Ahmet mezarlığında toprağa verilen canımız Ataman kardeşimiz mekanın cennet olsun.  
Emir Şıktaş

Bu haber 1076 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum