Reklam
Reklam

Türkiye'nin Komşularında Üçüncü Aktörler: Gerçek Komşular

Türkiye’nin komşuları gerçekten sadece sınırdaş olduğu ülkeler midir? Yoksa bu coğrafyada oyun kuran üçüncü aktörler, Türkiye’nin politikalarını şekillendiren görünmez komşular mı? Gerçek komşularımızı yakından tanımaya var mısınız? Bu rapor, Suriye’den Yunanistan’a, İran’dan Gürcistan’a kadar uzanan geniş bir çerçevede, bölgedeki dış aktörlerin etkisini mercek altına alıyor ve Türkiye’nin bu karmaşık denklemlerdeki stratejik duruşunu Türkiye Araştırmaları Vakfı Araştırmacısı Gürkan Demir inceliyor.

Türkiye'nin Komşularında Üçüncü Aktörler: Gerçek Komşular
12 Aralık 2025 - 11:08


Gürkan DEMİR

Türkiye Araştırmaları Vakfı Araştırmacısı


Türkiye’nin komşu ülkeleriyle olan ilişkilerini tasarlarken üçüncü aktörlerin varlığı ve bu aktörlerin etkilerinin dikkate alınması hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü pek çok komşu ülkede, küresel ve bölgesel güçler, bu ülkelerdeki varlıkları üzerinden çıkar savaşları yürütmektedir. Bu çıkar savaşları, doğrudan sıcak savaş olmayan ülkelerde bile gerilimleri tırmandırmakta ve düşük yoğunluklu çatışmaların yaşanmasına neden olmaktadır.

 

Türkiye, bu karmaşık jeopolitik ortamda hem kendi ulusal çıkarlarını korumak hem de bölgesel istikrarı sağlamak için bu dinamikleri dikkatle göz önünde bulundurmak zorundadır. Yakın ülkelerdeki gerçek komşularının Türkiye üzerindeki etkisi, sadece güvenlik boyutunda değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik ilişkilerde de belirleyici bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’nin yakın çevresindeki komşu ülkelerle ilişkilerinde attığı adımlar, yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değil, aynı zamanda bu üçüncü aktörlerle olan dinamikler doğrultusunda şekillenmektedir. Türkiye’nin komşu ülkelerdeki çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrarı sağlama çabaları, küresel aktörlerle olan ilişkilerinden ayrı düşünülemez. Bu bağlamda raporda, Türkiye’nin komşu ülkelerinde nüfuza sahip harici aktörlerin bu ülkelerdeki askeri ve ekonomik varlıkları ele alınacaktır.

 

1. SURİYE (2011 – Aralık 2024)

 

2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı sonrasında birçok uluslararası aktör, Suriye’de daha çok varlık göstermeye başlamış ve nüfuzlarını genişletmiştir. Suriye’deki Esed rejimini destekleyerek askeri operasyonlar ve diplomatik girişimlerle rejimin ayakta kalmasını sağlayan Rusya; DAEŞ’e karşı mücadele kapsamında terör örgütü PYD/YPG ve diğer Kürt grupları destekleyerek Suriye’nin kuzeyinde etkili olmaya çalışan ABD ve Suriye’deki Şii milisleri destekleyerek Esed rejiminin yanında savaşan ve bölgedeki nüfuzunu artırmaya çalışan İran, bu aktörlerin önde gelenleri olmuştur. 

 

Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te rejim karşıtı güçler tarafından devrilmesi ve Esed’in Rusya’ya kaçmasının ardından ise bambaşka bir tablo oluşmuştur. Bu güçlerin, yeni rejim kurmaya yönelik başlattığı girişimler Suriye’de Rusya ve İran başta olmak üzere birçok yerel ve küresel aktörün etkisini ortadan kaldırmıştır. Öncelikle 2011’de başlayan ve 6 Aralık 2024’te kadar devam eden iç savaş sırasındaki Suriye’de etkili olan aktörlerin nüfuz alanları ele alınacak ve ardından yeni rejim çalışmalarında bu ülkelerin etkisinin ne düzeyde devam ettiği ortaya konulacaktır.

 

Kaynak: (Nasrullah, Şevah vd. 2024) 

 

Suriye’de süregelen iç savaş ve bölgesel çatışmalar, birçok yabancı gücün ülkede askeri varlık göstermesine neden olmuştur. Yukarıdaki tabloda, Suriye’deki farklı ülkelerin askeri nokta ve üs sayılarına ilişkin güncel veriler yer almaktadır. Bu tablo, bölgedeki güç dengelerini anlamak ve ülkelerin Suriye’deki stratejik önceliklerini değerlendirmek adına önemli bir kaynaktır.

 

İran’ın Varlığı ve Etkisi

 

İran, rejim karşıtı güçlerin Esed rejimini devirmeden önce toplam askeri nokta ve üs bakımından Suriye’deki en geniş askeri varlığa sahip ülke olarak dikkat çekmekteydi. 477 askeri nokta ve 52 askeri üs, İran’ın Suriye’de çok katmanlı bir askeri strateji izlediğini gösteriyordu. İran, Suriye’deki yabancı askeri varlığın %70’ini oluşturmaktaydı. Ayrıca, bu sayıların yüksekliği, İran’ın Suriye rejimine verdiği desteğin ne kadar kapsamlı olduğunu ve İran’ın Suriye’nin iç işlerine doğrudan müdahalede ne kadar etkili olabileceğini göstermektedir. 

 

İç savaşın başlamasının ardından Esed rejiminin kontrolü kaybettiği dönemde Tahran yönetimi, Şam’daki müttefikinin yerine İran karşıtı bir yönetimin gelmesini engellemek amacıyla askeri varlığını genişletmişti. Devrim Muhafızları Ordusu kuvvetlerinin yetersiz kalması ve İran’da artan tepkiler sonucunda İran, 2012 sonunda yabancı Şii milislere desteğini artırmıştı. Hizbullah ve diğer Şii milis gruplarının Suriye’ye katılımını organize eden İran, 2013’ten itibaren bu grupların kazandığı askeri başarılarla övünmeye başlamıştı. 

 

İran’ın bu övüncünün elbette bir maliyeti de olmuştur. İran, milis savaşçılarını Suriye’ye çekmek için maaşlar ödemişti. Örneğin, Fatemiyoun Tugayı’ndaki savaşçılara aylık 450 ila 700 dolar arasında maaş verilmekteydi. Bu durum da onları İran’ın en yüksek maaşlı milisleri yapmaktaydı. Diğer milislere 200 ila 300 dolar arasında ödeme yapılırken, yerel milislerden olan Nubl ve Zahra Tugayları gibi gruplar aylık 100 dolardan az maaş almaktaydı. Yaklaşık 7,6 milyar dolarlık bu maliyet, İslam Devrim Muhafızları bütçesinden finanse edilmekteydi. İran’ın Ortadoğu’da Şii mezhepçiliği üzerinden yürüttüğü politika hem Esed rejimi için büyük bir destek olmuş hem de İran’a bölgede nüfuzunu artırmak için ciddi bir imkân tanımıştı.

 

Rusya’nın Varlığı ve Etkisi

 

Rusya’nın Esed rejimi dağılmadan önce 93 askeri nokta ve 21 askeri üs ile Suriye’deki varlığı, ülkenin Suriye rejimi üzerindeki etkisini koruma ve Akdeniz’de stratejik bir avantaj elde etme arzusunu yansıtmaktaydı. Bu durum, Rusya’nın Suriye’yi Orta Doğu’daki askeri varlığını sürdürmek ve genişletmek için bir üs olarak kullandığını düşündürmekteydi.

Rusya, Ekim 2011’de BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye’ye yaptırım tasarısını veto ederek dış müdahaleye karşı çıkarken, Kasım 2011’de savaş gemilerini Tartus Limanı’na göndermiştir. Tartus deniz üssü ve Basil Uluslararası Havaalanı’nı daha etkin kullanmak suretiyle Lazkiye’deki askeri varlığını güçlendirmişti.

 

Suriye Ulaştırma Bakanlığı ile Rus Stroytransgaz şirketi 2019 yılında Tartus Limanı’nın genişletilmesi için 49 yıllık bir yatırım anlaşması imzalamıştı. Bu kapsamda Rusların 500 milyon doların üzerinde yatırım yapacağı açıklanmıştı. Tartus Limanı, 1971 yılında Sovyetler Birliği ile Suriye arasında yapılan anlaşma üzerine kurulmuştu. Bu limanda aynı zamanda Rusya’nın askeri üssü de bulunmaktaydı. Bu Rus askeri üssü, Rusya’nın savaş gemilerini Türkiye’deki boğazlardan geçerek Karadeniz üslerine geri dönme zahmetinden kurtaran bir yakıt ikmal noktasını ifade etmekteydi.

 

Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı ve operasyonları, esasen Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da kendisine stratejik bir alan oluşturma ve bölgedeki güç dengesini sağlama amacını taşımaktaydı.

İran ve Rusya’nın desteğindeki Esed rejimi, 6 Aralık 2024’e kadar Suriye topraklarında %63 civarında hakimiyetini sürdürmekteydi.

 

ABD’nin Varlığı ve Etkisi

 

ABD liderliğindeki koalisyonun 15 askeri nokta ve 17 askeri üs ile Suriye’de varlık göstermesi, koalisyonun daha çok spesifik hedefler doğrultusunda operasyonel ve stratejik noktaları kontrol altında tutmayı hedeflediğini göstermekteydi. Bu durum, koalisyonun Suriye’deki varlığını daha sınırlı fakat daha etkili bir şekilde sürdürdüğünü düşündürmekteydi. Özellikle DAEŞ’e karşı mücadele ve PYD/YPG terör örgütüne destek sağlama amacıyla bu üslerin kullanıldığı bilinmektedir.

 

ABD’nin Suriye’ye askeri müdahalesi, Eylül 2014’te ABD öncülüğündeki bir koalisyonun DAEŞ ve El Nusra Cephesi gibi terör gruplarına karşı hava saldırılarıyla başlamıştır. Hava saldırılarının ardından Amerikan birlikleri önce PYD/YPG’yi, ardından isim değişikliğiyle sahaya sürülen Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) desteklemek amacıyla Suriye’nin kuzeydoğusuna girmiştir. SDG ismi ise PYD/YPG’nin terör eylemleri gerçekleştirdikten sonra temize çıkartılması için yapılmış bir imaj çalışmasından başka bir şey değildir.

 

ABD destekli PYD/YPG, Suriyelilerin yıllık 2,5 milyar dolarlık petrolünü gasp etmektedir. PYD/YPG’nin ABD desteğiyle 2017’nin sonlarında bölgeyi DAEŞ’ten aldığı göz önünde bulundurulduğunda, terör örgütünün bu 6,5 yıllık süre zarfında çok daha büyük bir miktar elde ettiği anlaşılmaktadır. Elbette ki bu kazanç, ABD’nin kontrolü dışında gerçekleşmemektedir. Hatta ABD için DAEŞ’ten boşalan alanlara PYD/YPG’yi yerleştirme çabalarının en başında gelen konulardan birisi de buradaki petrol yataklarıdır. PYD/YPG’nin, Suriye’deki petrol sahalarının %70’inden fazlasını kendi kontrolü altında tuttuğu düşünüldüğünde bu durum daha net bir şekilde görülmektedir. ABD’li yetkililer ise bölgedeki petrol sahalarının güvenliği için PYD/YPG’ye tank ve asker desteği sağlayacaklarını duyurmuştur. Ayrıca ABD’nin PYD/YPG üzerinden İsrail’e bölgesel bir müttefik oluşturma ve böylelikle İsrail’in güvenliğini artırma girişimi de yine bu ilişkideki en önemli konudur. 

 

Esed Sonrası Aktörlerin Etkisi

 

6 Aralık 2024’te Esed rejiminin yıkılmasının ardından Suriye’deki tüm bu güç dengesi derinden değişime uğradı.

Rusya, Ukrayna’daki savaşın ağırlığı altında oldukça güç kaybetti. Suriye’de rejim karşıtı güçlerin ilerleyemeyişinin başlıca nedenlerinden biri hava sahasının Rusya’nın kontrolünde bulunmasıydı. Lakin 27 Kasım 2024’te başlayan ilerleyiş sırasında Rus kuvvetlerinin pasif tutumu, Esed’in devrilmesinin en önde gelen nedenlerinden birisi oldu.

 

İran da özellikle Şii milis gruplarıyla birlikte Suriye’deki sayıca en yüksek askeri mevziye sahip aktör iken, Esed’in devrilmesi ile birlikte tüm etkisini yitirdi. ABD ve Suriye stratejisini üzerine kurguladığı PYD/YPG ise rejim karşıtı güçlerin devrimi sonrasında çözülme ve tasfiye süreci ile karşı karşıya kaldı. Yeni Suriye yönetiminin tüm silahlı grupların silah bırakma ve devletin kontrolü altına girme çağrısı, ABD stratejisini de değişikliğe uğratmak zorunda kaldı. 

 

Yeni Suriye yönetimini destekleyen ve ilk diplomatik temsilciliğini Şam’a açan ülke olan Türkiye ise yeni süreçten en çok kazanç elde eden ülke oldu. Türkiye’ye gelen milyonlarca mültecinin ülkelerine geri dönüş süreci başladı. PYD/YPG’nin “terör koridoru” oluşturması engellendi. 13 yıl süren istikrarsızlığın getirdiği tüm olumsuzluklar yerini olumlu gündemlere bıraktı.

 

2. YUNANİSTAN

 

Yunanistan, Türkiye için Avrupa’ya açılan önemli bir kapı konumundadır. Yunanistan üzerinde etkisini hissettiren harici aktörleri, sınır kapısını koruyan Frontex, askeri anlamda ülkeyi üs olarak kullanan ABD ve ekonomik olarak güçlü bir nüfuza sahip Almanya üzerinden ele almak mümkündür. 

 

AB’nin Varlığı ve Etkisi

 

Yunanistan’da son yıllarda AB’nin etkisi Frontex üzerinden gözlenmektedir. Frontex, özel bir şirket ismi gibi görülse de tam ismi Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İş birliği Ajansı veya daha kısaltılmış bir ifadeyle Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı’dır. Frontex, son zamanlarda AB için oldukça önemli hale gelmiştir. Elbette bunun nedeni artan göç ve bu hareketliliğin hedefinin AB üyesi ülkeler olmasıdır. Nitekim Frontex, Avrupa genelinde 2 bin 900 personeli ile yürüttüğü sınır koruma faaliyetlerinde 2024 yılının ilk yedi ayında Avrupa’ya yapılan düzensiz sınır geçişlerinde %36’lık bir azalma kaydedildiğini açıklamıştır. Frontex personeli içerisindeki 624 kişi ise Yunanistan’ın kara ve deniz sınırları boyunca konuşlanmış vaziyettedir.

 

Son zamanlarda Frontex’in, Yunan Sahil Güvenliği’nin uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına fiilen yardımcı olduğu yönünde ciddi eleştiriler de bulunmaktadır. Bu eleştiriler, özellikle geri itme (pushback) olarak bilinen ve mültecilerin denizde geri çevrilmesi ya da zorla sınır dışı edilmesi gibi yasadışı uygulamaları kapsayan durumlarla ilgilidir. Bu sorun, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir.

Çünkü AB’nin göç karşıtlığının durdurulması için sınır kabul edilen Yunanistan, AB’yi korumak adına göçmenleri Türkiye’ye itmekte ve Türkiye’yi ciddi bir insani dramla karşı karşıya bırakmaktadır. 

 

Almanya’nın Varlığı ve Etkisi

 

AB’nin Yunanistan üzerindeki etkisi yalnızca Frontex ile sınırlı değildir. Yunanistan, yakın tarihte büyük bir iflasın eşiğine gelmiştir. 2010 yılında, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) desteğiyle Yunanistan’a, küresel finans tarihinin en büyük kurtarma paketi olan 260 milyar Euro’nun üzerinde kredi sağlanmıştır. Kredilerin nasıl harcandığı AB’nin denetimi altında planlanmıştır. Krizin etkilerini hafifletmek ve ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla Yunanistan, AB ve özellikle Almanya’nın liderliğinde uygulanan mali yardım ve reform programlarına tabi tutulmuştur. Bu ihtiyaç, Yunanistan’ı Avrupalı ülkelere bağımlı hale getirmiştir. Böylelikle Yunanistan, AB’nin borç diplomasisi uyguladığı bir ülke konumuna gelmiştir.

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı 2024)

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı 2024)

 

Bu durum Yunanistan’ın ekonomik verilerinde net bir şekilde görülmektedir. Yunanistan’a AB üzerinden on milyarlarca dolar borç veren Almanya, aynı zamanda bu ülkenin hem ihracatta hem de ithalatta en çok paya sahip olan ülkeleri arasında yer almaktadır. Yunanistan’ın ihracatında üçüncü sırada olan Almanya, ithalatta ise birinci sırada bulunmaktadır. 2023 yılında Yunanistan’ın ithal ettiği her 10 üründen birisi Almanya’dan gelmiştir.

 

ABD’nin Varlığı ve Etkisi

 

Yunanistan’ın ABD ile olan askeri iş birliği, özellikle son yıllarda büyük bir ivme kazanmış ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı derinleştiren bir faktör olarak ön plana çıkmıştır. Bu iş birliğinin en somut göstergesi, Yunanistan’da bulunan Amerikan askeri üsleridir. Söz konusu üsler, sadece Yunanistan’ın değil Doğu Akdeniz ve Balkanlar’daki ABD askeri varlığının da kritik bir parçası olarak değerlendirilmektedir. 

 

2022 yılında Yunan Parlamentosu’nda onaylanan ABD ile Karşılıklı Savunma İş birliği Anlaşması, ABD’ye Yunanistan üzerinde üs işletme hakkı tanımaktadır. Girit’teki Suda Üssü, Volos’taki Georgulo Kışlası, Litohoru’daki Atış Alanı ve Dedeağaçta’ki Yannuli Kışlası ABD’nin aktif olarak faydalandığı 4 önemli askeri üssü oluşturmaktadır. Bunun yanında ABD’nin Yunanistan’da toplam 9 üssü bulunmaktadır. 

 

Türkiye için özellikle Dedeağaç’taki ABD üssü ve bu üssün bir yığınak haline getirilmesi, bir tehdit olarak görülmektedir. Çünkü Dedeağaç, Türkiye sınırlarının hemen karşısında bulunmaktadır. Kuş uçuşu mesafe sadece 23 kilometredir. Dedeağaç örneğinde görüldüğü gibi NATO’nun Türkiye ile Yunanistan ilişkilerinde ABD tarafından araçsallaştırılması, iki ülke ilişkilerinde çoğunlukla yıpratıcı etkiler meydana getirmektedir.

 

ABD, özellikle Ege ve Doğu Akdeniz’de varlığını artırmaya çalışırken, Yunanistan da Türkiye ile olan rekabetinde AB’den istediği desteği bulamaması nedeniyle ABD ile yakınlaşma yoluna gitmektedir. AB’nin bölgesel ve küresel siyasetteki etkisini arzu edilen seviyeye getirememesi, Yunanistan’ı alternatif arayışlara itmiştir. Bu bağlamda, zaman zaman gerginleşen ABD-Türkiye ilişkileri, Yunanistan için bazı fırsatlar sunmuştur. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki bazı faaliyetleri, özellikle Libya ile yapılan deniz sınırı anlaşması ve Kıbrıs çevresindeki doğal kaynak arama çalışmaları ABD ile Türkiye arasında gerilimlere neden olmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yunanistan’ın kendisi şu anda Amerika’nın bir üssü durumuna gelmiştir” derken sadece askeri bir üs olmaktan öte, Atina’nın alacağı kararlarda da ABD etkisinin ne kadar kuvvetli olduğunu vurgulamaktadır. 

 

Yunanistan ile ABD arasındaki iş birliği bugüne ait bir olgu değildir. Nitekim bölge halkı da ABD’nin artan askeri varlığını olumlu bir gelişme olarak görmekte, Amerikalıların bölge ekonomisine katkıda bulunacağını ve artan gerilimler karşısında Yunanistan’ın güvenliğini güçlendireceğini düşünmektedir.

ABD ise Türk-Yunan ilişkilerinde gerilimleri dindiren değil, aksine gerilimleri tırmandıran bir aktör olmaya devam etmektedir.

Yine güncel bir mesele olan F-35 ve F-16 savaş uçaklarının Türkiye’ye satılması konusu, ABD’nin ikircikli tavrını ve Atina ile Ankara’yı karşı karşıya getirme arzusunu gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin de yatırımcıları arasında yer aldığı F-35 uçak projesinden çıkartılması sonrasında ilişkilerde gerginlik hâkim olmuştu. Daha sonrasında F-35’lerin Yunanistan’a satılacağının duyurulması, Türkiye için kabul edilemez bir durumdu ve tepki ile karşılanmıştı. ABD’nin Türkiye’nin uçak talebine dönüşü ise F-16’ların modernize edilmesi şeklinde olmuştu. Üstelik Yunan basınında çıkan haberlere göre Türkiye’nin ABD’den aldığı F-16 savaş uçaklarını sadece NATO ittifakı amaçları için kullanabileceği ve Yunan adaları üzerinde uçuş yapmasının kısıtlandığı iddia edilmişti. 

 

3. IRAK

 

Türkiye’nin bir diğer önemli komşusu olan Irak, harici aktörlerin nüfuz ettiği ülkelerden birisidir. Irak’ta 2003 yılında ABD’nin gerçekleştirdiği işgalin ardından, ABD ülkedeki siyasi ve askeri düzeni şekillendirmeye çalışırken, İran ise Şii milisler ve siyasi gruplar aracılığıyla nüfuzunu artırarak dengeleri kendi lehine çevirmeye çalışmıştır.

 

Irak’ın ekonomik yapısı ve dış ticareti, büyük ölçüde petrol kaynaklarına dayanmaktadır. Ham petrol ihracatından elde edilen gelirler, ülkenin milli gelirinin %60’ını ve kamu gelirlerinin yaklaşık %90’ını oluşturmaktadır. Ayrıca Irak, dünyanın en düşük petrol üretim maliyetlerine sahip ülkeleri arasında yer almasıyla dikkat çekmektedir. Bu avantaj, ülkenin küresel petrol piyasasında rekabetçi kalmasını sağlamaktadır. OPEC üyesi olan Irak, tespit edilmiş 145 milyar varil petrol rezerviyle Venezuela, Suudi Arabistan ve İran’ın ardından, dünya sıralamasında dördüncü büyük rezerv sahibi ülke olarak öne çıkmaktadır. Bu devasa rezervler, ülkenin küresel enerji denkleminde önemli bir oyuncu olmasını sağlamaktadır. 

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2024)

 

Irak’ın ihracatında ilk sırayı ABD’nin küresel rakibi Çin alırken, ikinci sırada bir diğer büyük güç olan Hindistan yer almaktadır. Irak’ın toplam ihracatı içerisinde %8’lik bir paya sahip olan ABD, özellikle Irak’taki enerji rezervleri konusunda dikkatli bir politika izlemektedir. ABD, bu stratejik enerji kaynaklarını küresel rakiplerine kaptırmamak için çeşitli ekonomik, askeri ve diplomatik hamleler yapmaktadır. Bu durum, Irak’ın uluslararası ticaretinde büyük güçlerin rekabetine sahne olan bir arena haline geldiğini göstermektedir.

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2024)

 

ABD’nin Varlığı ve Etkisi 

 

Irak’ın ithalatında ABD, rakip devletleri olan Çin, Türkiye ve Hindistan’ın gerisinde kalarak dördüncü sırada yer almaktadır. ABD’nin Irak ithalatındaki payı yalnızca %4 seviyesindeyken, 2022-2023 yılları arasında bu oran %137 gibi önemli bir artış göstermiştir. Bu artış, ABD’nin Irak ile ticaret ilişkilerini güçlendirmek için attığı adımların bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

 

ABD’nin 2003 yılındaki Irak işgali sonrasında, Irak’taki petrol havzalarından birçoğu Amerikalı şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Örneğin, ABD’li enerji devi Exxon Mobil Corp, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan Batı Kurna 1 petrol sahasını işletmeye başlamıştır. Lakin Ocak 2024’te Çinli petrol üreticisi PetroChina, Irak’taki bu petrol sahasının kontrolünü Exxon Mobil’den almıştır.

ABD askeri varlığı, 2007 yılında Irak’ta 160 bin ABD askeri ile zirve yapmıştır. Bugün ise gerçekleştirilen geri çekilme sonucunda ABD’nin çeşitli askeri tesislerde yaklaşık 2 bin 500 personeli bulunmaktadır.

Bu ABD askerleri, ülkede askeri danışmanlık ve yerel kuvvetlerin eğitimi ile ilgilenmektedir. DAEŞ ile olan mücadelede Irak, zafer ilan etmiş ve ilerleyen süreçte ABD askeri varlığı azalarak Irak’ta konuşlanmaya devam etmiştir.

 

İran’ın Varlığı ve Etkisi

 

İran, Gazze meselesini fırsat bilerek İsrail’e karşı dururken, vekil unsurlarıyla ABD askeri varlığını hedef alarak ABD’yi Irak ve Suriye’den çıkarmayı amaçlamaktadır. Özellikle İran’ın Irak içerisindeki Şii gruplar üzerindeki etkisi oldukça güçlüdür. Irak’ta etnik anlamda resmi olarak Arap ve Kürtler yer almaktadır. Nüfusun yarısından fazlası ise Şii Arap’tır. Bu Şii Arap nüfusu doğrudan İran’ın etki alanını teşkil etmektedir.

 

Irak içerisindeki Şii milis yapılanması da doğrudan İran ile bağlantılıdır. Örneğin, devlet içindeki devlet olarak adlandırılan 119 farklı grubun bir araya gelerek oluşturduğu geniş yapılanmaya sahip olan Haşdi Şabi, Irak içerisinde 8 bölge komutanlığına ve 64 tugaya sahiptir. Haşdi Şabi’nin asker sayısının ise 100 binden fazla olduğu bilinmektedir. 

 

4. İRAN

 

İran, Batı’nın uzun yıllardır uyguladığı yaptırımların etkisi altında, uluslararası alanda kendine yeni stratejik ortaklar arayışına girmiştir. Bu bağlamda, özellikle son yıllarda Rusya ve Çin ile ilişkilerini daha da pekiştirmiştir. Bu stratejik kayma, İran’ın Batı’ya karşı direncini artırırken, aynı zamanda Rusya ve Çin’in Orta Doğu’daki nüfuzunu pekiştirmelerine zemin hazırlamaktadır. İran, bu iki büyük güçle iş birliğini derinleştirerek hem bölgesel hem de küresel arenada yeni bir denge unsuru olmaya çalışmaktadır.

 

Rusya’nın Varlığı

 

Rusya’nın İran’a savunma sanayi ürünleri, özellikle gelişmiş hava savunma sistemleri ve askeri teçhizat satışları, iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin derinleşmesini sağlamıştır. Aynı zamanda Rusya, uluslararası arenada İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve nükleer anlaşmaların sürdürülmesi konularında diplomatik destek sunarak İran’ın küresel izolasyonunu kırmasına yardımcı olmaktadır.

 

Öte yandan İran, Rusya’ya özellikle Ukrayna savaşı sırasında insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) desteği vererek Moskova’nın askeri kabiliyetlerini artırmasına katkıda bulunmuştur. 

 

Ortadoğu’da ise İran, Şii milis gruplar üzerinden Rusya’nın etkisini genişletmesine yardımcı olmuş, böylece iki ülke arasındaki stratejik iş birliği derinleşmiştir. Şaşırtıcı şekilde iki ülke de birbirinin en büyük ticaret ortakları arasında yer almamaktadır. Rusya’nın İran üzerindeki etkisi daha ağırlıklı olarak uluslararası destek ve askeri teknoloji konularında kendini hissettirmektedir. Örneğin Rusya, İsrail ile gerilimler yaşayan İran’a S-400 hava savunma sistemleri göndermiştir.

İran’ın uluslararası arenada yalnızlaştırılmasının yanı sıra ekonomik ve askeri olarak ihtiyacını kendi başına karşılayamayışı, Rusya’nın İran üzerindeki etkisini güçlendiren en önemli nedendir.

 

Çin’in Varlığı ve Etkisi

 

İran’ın Doğu ittifakındaki en stratejik ortaklarından biri de Çin’dir. Çin, İran’ın Batı tarafından uygulanan yaptırımları aşmasında hayati bir rol oynayan kilit bir aktördür. Bu iki ülke arasındaki iş birliği, enerji ticaretinden altyapı projelerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. 

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2024)

 

İran’ın ihracatının %40,3’ü 2023 yılında Çin ile gerçekleşmiştir. İthalatta ise Çin %43,5’lik bir oranla yine ilk sırada bulunmaktadır. Bu ortaklık, İran’ın uluslararası arenada Batı’nın baskılarına karşı direnç göstermesine imkân tanırken, Çin’in de Orta Doğu’daki nüfuzunu artırmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde İran hem enerji geçiş hattı hem de ticaret yolları açısından önemli bir köprüdür. 2020 yılında Çin ile İran arasında yapılan yatırım anlaşması, 2045 yılına kadar Çin’in İran’a 400 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirmesini öngörmektedir.

 

İran, OPEC’in üçüncü en büyük üreticisi olarak, dünya genelindeki petrol üretiminin yaklaşık %3’ünü oluşturan günlük üç milyon varil petrol üretmektedir. 2024 yılının ilk çeyreğinde, yaptırımlara rağmen İran’ın petrol ihracatı 35,8 milyar dolara yükselerek son altı yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu durum İran’ın Çin ile ticaretini sürdürmesine ve Çin’in devasa enerji ihtiyacını mümkün olan en ucuz yolla gidermesine imkân tanımaktadır. 

 

5. ERMENİSTAN

 

Ermenistan, bölgedeki uzun süreli istikrarsızlık ve anlaşmazlıkların da etkisiyle diğer ülkelerle kurduğu ilişkiler bakımından birden fazla dış aktörün etkisinin gözlemlendiği Türkiye’nin komşularından biridir. Bu anlamda Fransa, dünya genelinde etkili bir Ermeni diasporasına ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle 1915 olaylarının ardından Fransa, Ermeni topluluğunun güçlü bir şekilde kök saldığı bir ülke haline gelmiş ve bu topluluk, Fransa’nın Ermenistan ile olan ilişkilerini derinleştirmede önemli bir rol oynamıştır. Fransa, Ermeni diasporasının etkisiyle Ermenistan’a siyasi arenada destek vermekte ve AB içinde Ermenistan’ın çıkarlarını savunan önemli bir müttefik olarak öne çıkmaktadır. Bölgede ise Ermenistan üzerinde etkisi olan diğer iki ülke Rusya ve İran’dır. Bu etki bölgesel olaylar kapsamında gelişmektedir.

 

Fransa ve İran’ın Varlıkları ve Etkileri

 

Son dönemde, Fransa ve İran başta olmak üzere birçok uluslararası aktörün Zengezur Koridoru'nun açılmasını engellemek amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulunduğu gözlemlenmektedir. Bu ülkeler, Zengezur koridoruna terörist grupları yerleştirerek silah ve mali destek sağlamaktadır. Zengilan’dan Taşkesen’e kadar olan hatta, PKK’lı teröristlerin yanı sıra Sasna Tsrer, Voma, Poga, Nor Asala, Bever ve Yerkrapa gibi Ermeni terör örgütlerinden toplam 10 bin militanın konuşlandırıldığı belirtilmektedir. Bu teröristlere günlük 12 dolar ödendiği ve bu ödemenin Fransa ile Ermeni diasporası tarafından finanse edildiği açık kaynaklarda yer almaktadır. Ayrıca Fransız ve İranlı askeri uzmanların bu teröristlere suikast, sabotaj, elektronik harp, füze, mayın ve istihbarat konularında eğitim vermektedir. 

 

Rusya’nın Varlığı ve Etkisi

 

Ermenistan’ın ihracat yaptığı başlıca ülkeleri Rusya, BAE ve Çin oluşturmaktadır. Erivan’ın ithalat verilerinde başı yine Rusya çekmekte, Rusya’yı Çin, Vietnam, İran ve ABD takip etmektedir.

 

Kaynak: (Trading Economics, 2024)

 

Fransa, ithalatta 11. sırada bulunurken, ihracatta ilk 15 ülke arasında bile bulunmamaktadır. İran ise Ermenistan ile 700 milyon dolar civarında bir ticaret gerçekleştirmektedir. Rusya, Ermenistan’ın sınırlarının korunmasında da aktif askeri destek sağlamaktadır. 

 

6. UKRAYNA

 

Ukrayna, 2022’de Rusya ile giriştiği savaş nedeniyle dünya kamuoyunun en önemli konularından birisi haline gelmiştir. Günümüzde hala devam eden ve iki tarafın da masaya oturmak istememesi nedeniyle sıkışmış bir şekilde devam eden savaş, Ukrayna’nın bağımsız bir devletten ziyade bir vekil aktör gibi hareket etmesine neden olmuştur.

 

ABD/NATO Varlığı ve Etkisi

 

ABD ve NATO, Ukrayna’yı çatışmada vekil bir güç olarak destekleyerek, Rusya’ya karşı yürütülen savaşta Kiev yönetimini aktif bir şekilde teşvik etmiş ve silahlandırmıştır. Savaş çıkmadan önce ABD’li yetkililer ve bizzat Biden tarafından her gün Rusya’nın savaş açacağı söylemleri dünya kamuoyunu işgal etmiştir. Savaşın çıkmasıyla birlikte ABD, tüm NATO üyesi ülkeleri yeniden bir araya getirmiştir. Hatta tarafsız kalan İsveç ve Finlandiya’yı dahi NATO bünyesine katmayı başarmıştır.

 

Kaynak: (Trading Economics, 2024)

 

Savaşın hemen öncesinde yaşananlara baktığımızda ABD’nin Ukrayna’da ekonomik anlamda diğer aktörlere göre çok daha az etkili olduğunu görmek mümkündür. Ukrayna’nın ilk sıradaki ticari ortağı Çin’i, Polonya, Türkiye, Rusya ve Almanya izlemiştir. 

Savaşla birlikte ABD’nin savunma sanayi şirketleri büyük ölçüde bölgeye silah satışı gerçekleştirmeye başlamıştır. Ukrayna’ya yardımlar adı altında gönderilen tutar 200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu devasa bütçe, silah ve savunma teknolojileri üreten Amerikan şirketlerinin gelirlerinde önemli bir artışa neden olmuştur. Nitekim 2023 yılında ABD’nin gerçekleştirdiği silah satışları bir önceki yıla göre %56 artarak 238 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

 

7. KIBRIS

 

Kıbrıs denince, genellikle adanın Rum nüfusuyla bağlantılı olarak Yunanistan ve garantörlük sıfatı nedeniyle İngiltere akla gelmektedir. Son yıllarda bu aktörlerin yanına İsrail de eklenmiştir. Bununla birlikte, bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artıran ABD de Kıbrıs üzerinde giderek daha fazla etkisini hissettiren bir başka dış aktör konumuna gelmiştir. Bu yeni dinamikler, Kıbrıs’ın stratejik önemini daha da artırmış ve ada üzerindeki uluslararası rekabeti kızıştırmıştır.

 

Lefkoşa-Atina Hattı

 

Kasım 1993’te Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında yürürlüğe giren "Ortak Savunma Doktrini", iki ülke arasında ortak askeri strateji ve operasyonların planlanmasını, ortak tatbikatlar düzenlenmesini ve savunma altyapılarının yeniden yapılandırılmasını hedeflemektedir. Doktrin, ayrıca Yunanistan’ın Orta Akdeniz’de daha etkin bir rol üstlenebilmesi için Güney Kıbrıs’ta hava ve deniz üsleri kurulmasını kapsamaktadır. Bu doğrultuda, Baf Askeri Havaalanı ve Terazi deniz üssü inşa edilmiş ve Rusya’dan S-300 füzeleri satın alınmıştır. Ancak Türkiye’nin diplomatik çabaları ve Batılı ülkelerin baskısı sonucu, S-300 füzelerinin Kıbrıs’a konuşlandırılma kararı Aralık 1998’de iptal edilerek füzeler Girit’e taşınmıştır. Yunanistan, GKRY üzerinde en etkili aktör olarak görülse de Yunanistan’ın da dış politikada bağımlı hareket eden bir devlet olduğu unutulmamalıdır.

 

İngiltere Varlığı ve Etkisi

 

İngiltere, Kıbrıs meselesinde Türkiye ve Yunanistan gibi garantör ülkelerden biri olarak yer almaktadır. Bununla birlikte birçok kez Rum kesimi lehine ortaya koyduğu politikalarla eleştirilmiştir. 2022 yılında İngiltere ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında “Stratejik İş Birliği” kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzalanmıştır. Garantör ülkelerden biri olan İngiltere’nin, GKRY ile savunma ve dış politikayı da kapsayan stratejik bir iş birliğine yönelmesi uygun olmayan bir durumdur. Ayrıca, bu mutabakat Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’de denge sağlayan 1960 Anlaşmaları'na da aykırıdır. 

 

İngiltere’nin Akrotiri ve Dhekelia üslerinden İsrail’e istihbarat desteği sağladığı iddiaları, İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından sürekli yalanlansa da İngiltere’nin askeri üslerindeki lojman sayısını artırmasının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına destek amacıyla Ada’ya ek özel birlik personeli konuşlandırmak için yapıldığı tartışmaları devam etmektedir. Ayrıca, İngiliz üslerinin İsrail’e askeri destek için kullanılması, zaman zaman Kıbrıs’ta protestolara yol açmış, Filistin’e destek veren aktivistler bu durumu protesto ederek İngiltere’nin İsrail’e verdiği askeri desteği eleştirmiştir. Bu durum, adanın devam eden çatışmalardaki rolünü İsrail açısından kritik hale getirmektedir.

Yaşanan bu gelişmeler İngiltere’nin, silahsızlandırılmış bir adayı, başka aktörlerin savaşlarında bir üs olarak kullandırdığını göstermektedir.

Öbür taraftan GKRY, Lefkoşa’daki bölgesel enerji toplantısında, İsrail gazını Kıbrıs’ta sıvılaştırarak Avrupa’ya ihraç edecek bir boru hattı planı sunmuştur. Bu plan Türkiye’ye rağmen gerçekleştirilemeyeceği dile getirilmesine rağmen gizli veya aleni şekilde görüşmeler devam etmiştir.

 

ABD Varlığı ve Etkisi

 

Bölgede özellikle askeri anlamda varlığını hissettiren bir diğer aktör ABD’dir. Temmuz 2020’de ABD, Kıbrıs’ta uzun yıllardır uyguladığı silah ambargosu politikasında köklü bir değişikliğe giderek, sadece GKRY’ye yönelik silah satışına izin vermiştir. Bu karar, Kıbrıs’taki dengeyi tek taraflı olarak değiştiren önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. ABD, bu hamlesiyle GKRY’nin Rum Milli Muhafız Ordusu’nu Doğu Akdeniz’de “istikrarı sağlamak” amacıyla askeri eğitim ve tatbikat programlarına dâhil edeceğini ve böylece savaş kapasitesini artıracağını duyurmuştur.

 

Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine devam eden ABD 6. Filo’ya bağlı USS Arleigh Burke adlı güdümlü füze destroyeri ve USS Roosevelt gemisi, 27 Temmuz’da GKRY’ye stratejik öneme sahip Limasol Limanı’na yanaşmıştır. Gemilerin Limasol Limanı’na varması, Doğu Akdeniz’deki gerilimin arttığı bir dönemde ABD’nin GKRY’ne verdiği desteğin somut bir göstergesi olarak dikkat çekmektedir.

 

8. GÜRCİSTAN

 

Gürcistan, stratejik konumu nedeniyle uzun yıllardır Rusya ve ABD arasında bir nüfuz mücadelesinin merkezinde yer almaktadır. Bu iki büyük güç, Kafkasya’daki etkilerini artırmak ve bölgedeki jeopolitik dengeleri kendi lehlerine çevirmek için Gürcistan üzerinde çeşitli yollarla baskı kurmuştur. 

 

ABD Varlığı ve Etkisi

 

2023 yılında kabul edilen "yabancı ajan yasası", Gürcistan’da toplumsal huzursuzluğu tetiklemiştir. Bu yasa, sivil toplum kuruluşları ve medya üzerinde baskıyı artırırken, Batı yanlısı kesimler tarafından Rusya’nın etkisini güçlendirme girişimi olarak algılanmıştır. Bunun üzerine ABD yönetimi, Gürcistan’da büyük tartışmalara neden olan “yabancı etki yasası” nedeniyle, ülkeye yönelik planladığı 95 milyon dolarlık yardımı askıya aldığını açıklamıştır. Washington, Gürcistan’ın bağımsızlığından bu yana, Tiflis’e ülkenin ekonomisini ve demokratik kurumlarını geliştirmek ve güçlendirmek için 6,2 milyar dolardan fazla yardımda bulunmuştur.

 

Rusya’nın Varlığı ve Etkisi

 

2008 yılında Rusya, Gürcistan’a karşı askeri bir harekât başlatarak, özellikle Abhazya ve Güney Osetya bölgelerini hedef almıştır. Bu operasyon sonucunda Gürcistan’ın belirli bölgeleri işgal edilmiş ve Rusya, bu bölgelerde kalıcı bir askeri varlık oluşturmuştur. Güney Osetya ve Abhazya’daki stratejik konumlar Rusya’nın askeri üslerine dönüştürülmüş, böylece Gürcistan üzerindeki baskı daha da artırılmıştır. Rus birlikleri, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e sadece 130 kilometre uzaklıktaki bir alanda konuşlanarak, ülkenin güvenlik endişelerini derinleştirmiştir. Bu durum, hem Gürcistan’ın egemenliğini tehdit etmiş hem de Rusya’nın Kafkasya’daki jeopolitik etkisini pekiştirmiştir.

 

Kaynak: (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2024)

 

Ekonomik veriler göz önüne alındığında ise Rusya’nın Gürcistan üzerindeki etkisinin ABD’den daha fazla olduğu görülmektedir. Nitekim Rusya, Gürcistan’ın ithalatta ikinci; ihracatta ise birinci ticaret ortağı konumundadır. Gürcistan, NATO ve Avrupa Birliği’ne üyelik hedefini sürdürürken, aynı zamanda Rusya’ya karşı net bir tavır almaktan kaçınmaktadır. Bu durum, Gürcistan’ın Rusya ile Batı arasında bir denge politikası izlemeye çalıştığını göstermektedir.

 

SONUÇ

 

Türkiye, bu bölgelerdeki gelişmeleri yakından takip etmekte ve ulusal güvenliğini koruma çabası içinde çoğu zaman denge politikası sağlamakta zorlanmaktadır. ABD, Rusya, İran, Çin, AB (özellikle Almanya ve Fransa) ve İsrail gibi aktörlerin bölgedeki stratejik çıkarları, Türkiye’nin bölgesel politikalarını doğrudan etkilemekte ve çoğu zaman zorlu denklemlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Türkiye, bu zorlu coğrafyada diplomasi ve askeri gücünü dengeleyerek, kendi çıkarlarını koruma ve bölgesel istikrarı sağlama çabalarını sürdürmektedir. Bununla birlikte dış aktörlerin etkileri ve müdahaleleri, Türkiye’nin bölgesel politikalarında karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olmaya devam edecektir.

 

Türkiye, komşu bölgelerdeki karmaşık jeopolitik denklemler içinde yerini koruyarak ve güçlendirerek çeşitli stratejik hamlelerle üçüncü aktörlerin etkilerini dengelemek ve bu etkileri kırmak zorundadır. Bu stratejiler, her bölge için farklı bir yaklaşım gerektirirken, Türkiye’nin hem diplomasi hem de askeri kapasitesini dengeleyici bir biçimde kullanması gerekmektedir.

 

Suriye’de, ABD’nin terör örgütü PYD/YPG’ye verdiği destek Türkiye’nin güvenlik kaygılarını derinleştirse de Esed sonrası yeni yönetimle birlikte Türkiye’nin çıkarlarıyla doğru orantılı bir gündem oluşmaya başlamıştır. 13 yıl boyunca devam eden iç savaştan en çok etkilenen ülkelerin başında gelen Türkiye, yeni süreçte en etkili bölgesel aktör olarak bulunmaktadır. 

 

Ermenistan konusunda ise Türkiye, Fransa ve İran gibi aktörlerin Ermenistan üzerindeki etkilerini dengelemek için Azerbaycan ile stratejik bir ittifak kurmuştur. Özellikle Zengezur Koridoru’nun açılmasında Türkiye, Azerbaycan’a verdiği desteği sürdürerek, bölgenin enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik önemi üzerinden taviz vermemektedir. Türkiye’nin bu bölgedeki duruşu, Güney Kafkasya’da istikrarın sağlanmasına katkıda bulunurken aynı zamanda Türkiye’nin çıkarlarını da koruma altına almaktadır. 

 

İran’ın bölgesel Şii yayılmacılığı ise Türkiye’nin özellikle Suriye ve Irak’taki Türkmenler ve Sünni gruplar üzerinden dengeleme politikası uygulamasına neden olmaktadır. İran’ın Suriye ve Irak üzerindeki Şii milisleri desteklemesi, bu ülkelerdeki siyasi dengeyi bozarken Türkiye’nin bölgedeki Sünni ve Türkmen gruplarla ilişkilerini derinleştirmesi, İran’ın etkisini sınırlamak açısından önemli bir adımdır. 

 

Kıbrıs ve Yunanistan konusunda ise Türkiye, diğer büyük aktörleri dengeleyecek güçlü bir müttefikten yoksundur. Yunanistan’ın ABD ile müttefikliği ve Kıbrıs’ın üçüncü aktörler tarafından bir askeri üs olarak kullanılması, Türkiye’nin bu bölgelerdeki stratejik yalnızlığını artıran unsurlar olmuştur. Türkiye, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için askeri ve diplomatik alanda yalnız hareket etmek zorunda kalmaktadır. (İtalya ve İspanya)

Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e, Balkanlar’dan Güney Kafkasya ve Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye, stratejik hamleleriyle bölge ülkeleri için vazgeçilmez bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

Özellikle enerji koridorları, askeri üsler ve jeopolitik konumuyla Türkiye hem Batılı ülkeler hem de Rusya gibi büyük güçlerin politikalarında belirleyici bir faktör olmaya devam etmektedir. Türkiye’nin bu bölgelerdeki aktif varlığı, sadece bölgesel güvenlik dinamiklerini etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda küresel güçlerin stratejik hesaplamalarını da değiştirmektedir.

 

Referanslar



i Nasrallah, B.; Şevah, E.; Nukta, E. E.; Issa, H.; Kilani, M.; Alabdallah, O. (2024). “2024 ortalarında Suriye'deki yabancı güçlere ait askeri mevzilerin haritası”. Jusoor Araştırma Merkezi. s. 7-16.

1 Layla, O. A. (2024). “Iran’s Evolving Strategy in Eastern Syria”. Washington İnstitute. https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/irans-evolving-strategy-eastern-syria

2 Okalan, E., & İşyar, Ö. G. (2023). İran Destekli Şii Milislerin Suriye İç Savaşındaki Rolü. Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi, 8(16). S. 17-18.

3 Saban, N. (2020). “Factbox: Iranian influence and presence in Syria”. Atlantic Council. https://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/factbox-iranian-influence-and-presence-in-syria/

4 Babağanoğlu, V. (2023). Suriye Krizi ve Dış Politika: Türkiye ve Rusya Arasında Geçişken İlişkiler. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı:59. S. 414-415).

5 Kramer, A. E. (2012).” Russian Warships Said to Be Going to Naval Base in Syria”. The New Yprk Times. https://www.nytimes.com/2012/06/19/world/europe/russian-warships-said-to-be-going-to-naval-base-in-syria.html

6 Yüce, S. (2016). “Rusya’nın Suriye’deki Varlığının Nedenleri”. Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. Sayı: 11. S. 273.

7 Aydın, Y. (2024). “Milyonları yurdundan eden Suriye'deki iç savaş 13 yıldır sürüyor”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dosya-haber/milyonlari-yurdundan-eden-suriyedeki-ic-savas-13-yildir-suruyor/3120576

8 Secen, S. (2024). “US military presence in Syria carries substantial risks, but so does complete withdrawal”. The Conversation. https://theconversation.com/us-military-presence-in-syria-carries-substantial-risks-but-so-does-complete-withdrawal-235569

9 Musa, E. ve Koparan, Ö. (2024). “PKK/YPG, Suriyelilerin yılda 2,5 milyar dolarlık petrolünü gasbediyor”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/pkk-ypg-suriyelilerin-yilda-2-5-milyar-dolarlik-petrolunu-gasbediyor/3258393

10 Köse, G. (2022). “Kriz Analizi Bağlamında ABD’nin PYD-YPG’ye Yardımları Krizi ve Türkiye’nin Kriz Yönetimi”. Journal of Economics and Political Sciences, 2(1). 20-29. S. 26. 

11 Official Journal of the European Union. (2019). Regulation (EU) 2019/1896 of the European Parliament and of the Council of 13 November 2019 on the European Border and Coast Guard and repealing Regulations (EU) No 1052/2013 and (EU) 2016/1624. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex%3A32019R1896

12 Frontex, (2024). “EU external borders: Irregular border crossings fall nearly 40% this year”. https://www.frontex.europa.eu/media-centre/news/news-release/eu-external-borders-irregular-border-crossings-fall-nearly-40-this-year-ZXxDJD

13 Frontex, (2020). “Member States continue to support Frontex operations in Greece”. https://www.frontex.europa.eu/media-centre/news/news-release/member-states-continue-to-support-frontex-operations-in-greece-7Egmfg

14 Gridneff, M. S. (2020). “E.U. Border Agency Accused of Covering Up Migrant Pushback in Greece”. The New York Times. https://www.nytimes.com/2020/11/26/world/europe/frontex-migrants-pushback-greece.html

15 BBC, (2018). “Yunanistan'ın 8 yıldır süren ekonomik kurtarma programı sona erdi”. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45245099

16 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Yunanistan Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5f118f2313b87614f041ad63/Yunanistan_Ulke_Profili_2024.pdf

17 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Yunanistan Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5f118f2313b87614f041ad63/Yunanistan_Ulke_Profili_2024.pdf

18 DEİK, (2024). Yunanistan Bilgi Notu.

19 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Yunanistan Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5f118f2313b87614f041ad63/Yunanistan_Ulke_Profili_2024.pdf

20 Özcan, D. G. (2022). “ABD ordusu Yunanistan'da yeni üslere yerleşiyor.” Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ordusu-yunanistanda-yeni-uslere-yerlesiyor/2587233

21 Acer, Y. (t.y.). “5 Soru: ABD’nin Dedeağaç (Yunanistan)’ta Askeri Üs Kurmasının Anlamı ve Türkiye’ye Etkisi”. SETAV. https://www.setav.org/5-soru/5-soru-abdnin-dedeagac-yunanistanta-askeri-us-kurmasinin-anlami-ve-turkiyeye-etkisi

22 Kitsantonis, N. ve Kurmanae, A. (2022). “Sleepy Greek Port Becomes U.S. Arms Hub, as Ukraine War Reshapes Region”. The New York Times. https://www.nytimes.com/2022/08/18/world/europe/greece-port-russia-ukraine-weapons.html

23 Öncel, R. (2024). “Uzmanlar Cevaplıyor: ABD’nin Türkiye’ye F-16, Yunanistan’a F-35 Satışı”. SETAV. https://www.setav.org/uzmanlar-cevapliyor/uzmanlar-cevapliyor-abdnin-turkiyeye-f-16-yunanistana-f-35-satisi

24 Euronews, (2024). “ABD'nin Türkiye'ye F-16 satışına 'Yunan adaları üzerinde uçmama şartı' iddiası”. https://tr.euronews.com/2024/01/30/abdnin-turkiyeye-f-16-satisina-yunan-adalari-uzerinde-ucmama-sarti-iddiasi

25 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Irak Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5efddfdd13b876a83c6f2fba/IRAK%20%C3%BClke%20profili%202024.pdf

26 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Irak Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5efddfdd13b876a83c6f2fba/IRAK%20%C3%BClke%20profili%202024.pdf

27 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Irak Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5efddfdd13b876a83c6f2fba/IRAK%20%C3%BClke%20profili%202024.pdf

28 Euronews, (2024). “ABD'nin Orta Doğu'da nerede askeri üsleri var?”. https://tr.euronews.com/2024/01/31/abdnin-orta-doguda-nerede-askeri-usleri-var

29 Acun, C. ve Duman, B. (2024). “KARŞIT GÖRÜŞLER- ABD Irak'tan çıkar mı?”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/karsit-gorusler-abd-iraktan-cikar-mi/3128022

30 Karaalp, H. (2019). “Farklı etnik, dini ve mezhebi bileşenlerin mozaiği: Irak”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/farkli-etnik-dini-ve-mezhebi-bilesenlerin-mozaigi-irak-/1641558

31 Bulut, F. (2024). “Irak'ta İran destekli milisler: Jeopolitik oyunun ayrıntıları”. Independent Türkçe. https://www.indyturk.com/node/708416/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/irakta-i%CC%87ran-destekli-milisler-jeopolitik-oyunun-ayr%C4%B1nt%C4%B1lar%C4%B1-1

32 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). İran Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5efc83b513b876f898f3c363/%C4%B0RAN%20%C3%BClke%20profili%202024.pdf

33 BBC, (2024). “Çin, İran'ın Batılı yaptırımları aşmasına nasıl yardım ediyor?”. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/ceve8ve9en1o

34 Aksan, S. (2024). “Fransa'nın Ermenistan'daki adımları: Hedef Türkiye mi?”. TRT Haber. https://www.trthaber.com/haber/gundem/fransanin-ermenistandaki-adimlari-hedef-turkiye-mi-848357.html

35 Tranding Economics, (2024). Armenia Exports&Imports. https://tradingeconomics.com/armenia/exports

36 Tranding Economics, (2024). Armenia Exports&Imports. https://tradingeconomics.com/armenia/exports

37 Tranding Economics, (2024). Ukraine Exports&Imports. https://tradingeconomics.com/armenia/exports

38 Raimbekova, A. (2024). “Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-ukrayna-savasinda-2-yil-geride-kaldi/3146516

39 BBC, (2024). “ABD'nin dünyaya silah satışları, Ukrayna savaşının etkisiyle geçen yıl rekor düzeye ulaştı”. https://www.bbc.com/turkce/articles/c88npw1dwd7o

40 MFA, (t.y.). “Kıbrıs Meselesinin Tarihçesi, BM Müzakerelerinin Başlangıcı”. T.C. Dışişleri Bakanlığı. https://www.mfa.gov.tr/kibris-meselesinin-tarihcesi_-bm-muzakerelerinin-baslangici.tr.mfa

41 MFA, (2022). “Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, İngiltere ile GKRY arasında “Stratejik İş Birliği” kurulmasına ilişkin bir mutabakat zaptı imzalanması hakkındaki açıklaması”. Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı. https://mfa.gov.ct.tr/tr/disisleri-bakani-tahsin-ertugruloglunun-ingiltere-ile-gkry-arasinda-stratejik-is-birligi-kurulmasina-iliskin-bir-mutabakat-zapti-imzalanmasi-hakkindaki-aciklamasi/

42 Firik, M. K. ve Altun, T. (2024). “İngiltere ve ABD, Kıbrıs Rum kesimindeki üslerini kullanarak İsrail’e silah ve istihbarat desteği sağlıyor”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dosya-haber/ingiltere-ve-abd-kibris-rum-kesimindeki-uslerini-kullanarak-israil-e-silah-ve-istihbarat-destegi-sagliyor/3275542

43 MEM, (2024). “Turkiye reveals intelligence that Cyprus serves as military base for Israel”. Middle East Monitor. https://www.middleeastmonitor.com/20240626-turkiye-reveals-intelligence-that-cyprus-serves-as-military-base-for-israel/

44 The Cradle, (2023). “Cyprus pushes ahead with plans to become Europe’s hub for Israeli gas”. https://thecradle.co/articles-id/276

45 Çopur, H. (2024). “ABD, Gürcistan'a yapacağı 95 milyon dolarlık yardımı "yabancı etki yasası" nedeniyle askıya aldı”. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-gurcistana-yapacagi-95-milyon-dolarlik-yardimi-yabanci-etki-yasasi-nedeniyle-askiya-aldi/3291527

46 Sputnik, (2024). “ABD'den Gürcistan'a yabancı ajanlar yasası 'şantajı': 95 milyon dolarlık yardım askıya alındı”. https://anlatilaninotesi.com.tr/20240731/abdden-gurcistana-yabanci-ajanlar-yasasi-santaji-95-milyon-dolarlik-yardim-askiya-alindi-1086383275.html

47 Khinkulova, K. (2024). “Gürcistan bir sonraki Ukrayna olabilir mi?”. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/c03dlnjj3xgo

48 T.C. Ticaret Bakanlığı (2024). Gürcistan Ülke Profili. https://ticaret.gov.tr/data/5ef464c013b8767a58021859/G%C3%BCrcistan%20%C3%9Clke%20Profili-Haziran2024.pdf

Not: Makalenin ilk yayın yeri için kaynak: Strateji Türkiye Dergisi, Sayı: 1,2025
http://stratejiturkiye.com/rapor/turkiyenin-komsularinda-ucuncu-aktorler-gercek-komsular


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum