Türk milli kültürünün çağlar aşan anıt eseri

Ahmet Yabuoğlu yazdı: "Türk milli kültürünün çağlar aşan anıt eseri"

Türk milli kültürünün çağlar aşan anıt eseri
20 Eylül 2020 - 20:02 - Güncelleme: 20 Eylül 2020 - 20:09

Türklerin İslamiyete girdiği dönemlerde yazılan "Kutadgu Bilig" yazılışının 950. yılında iki dünya mutluluğunun anahtarını elinde tutmayı eskimeyen bilgeliğiyle sürdürüyor. Kutadgu Bilig (mesut olma bilgisi), insana her iki dünyada saadete ermek için takip edilecek yolu göstermek amacıyla kaleme alınmış bir eser olup iddia edildiği gibi mansıp sahiplerine ahlâk dersi veren kuru bir öğüt kitabı değil, insan hayatının anlamını tahlil ederek onun cemiyet ve dolayısıyla devlet içindeki görevlerini belirleyen bir hayat felsefesi sistemidir. Müellifi Yûsuf Hâs Hâcib tarafından, "her iki dünyayı birden tutan bir el" olarak nitelendirilen "Kutadgu Bilig", Balasagun'da telif edilmeye başlanmış, on sekiz ay süren bir yazma faaliyetinden sonra Kâşgar'da 1069/1070 yıllarında tamamlanarak Karahanlı hükümdarı Süleyman Arslan Hakan oğlu Tavgaç Uluğ Buğra Han'a sunulup huzurunda okunmuş büyük bir siyasetnamedir. Müslüman Türk kültürünün temellerinin atıldığı, Türk yükselişinin uğurlu zaferlerle dolu bir yükseliş devrinde, büyük sözlüğümüz Divânu Lugati't-Türk'le çağdaş ve onun gibi abidevi bir eser olarak millî kültür ve irfanımızın burçlarından birini oluşturan eserin amacı, "ideal bir toplum ve bu toplumun yönetimi nasıl olmalıdır?" sorusunun cevabında yatar. Zamanın geçiciliğinden bahsederken türlü sosyal ilişkilerin normlarını kurarak maddi dünyaya da sıkıca tutunan, ideal yaşam esaslarını tespit ederek Türk halkının ahlak, hukuk ve kişiler arası ilişkileriyle birlikte yönetimin ideal bir biçimde düzenlenmesi için gerekli olan hususları nazım diliyle ortaya koyan bu nasihatname, ayrıca İslami Türk edebiyatının bilinen ilk büyük eseri ve 6722 beytiyle dilimizde kaleme alınmış mesnevi tarzında ilk edebî üründür. Onda dünyevi iktidar ve uhrevi saadetin kabı olarak çatışmak üzere birbirine sokulan ferdî ve sosyal çelişkilerin dengeli bir ahlakla nasıl telif edileceğinin yollarını buluruz.

Kişi kadrosunda, doğru yasayı ve adaleti temsil eden kağan Gündoğdu, siyasi hâkimiyeti ve mutluluğu temsil eden vezir Aydoldu, onun oğlu olarak vezareti üstlenen ve anlayışı, aklı temsil eden Öğdülmüş, kanaati, akıbeti, tefekkür ederek gerçeği bulmayı temsil eden ve Öğdülmüş'ün akrabası olan Odgurmuş'un yer aldığı Kutadgu Bilig, bu yanıyla da yarı hikâye yarı tiyatro tarzında kurulmuş alegorik bir eserdir.

Ömrünün kırk yılını Ötüken Türkçe Sözlük'ün derlenmesine hasreden Yaşar Çağbayır tarafından hem çeviri yazı hem de Türkiye Türkçesine aktarılmış metniyle bakışımlı olarak yayıma hazırlanan Kutadgu Bilig'den seçme bazı sözler şöyle:

*Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.

*Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..

*Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.

*Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.

*Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.

*İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme.

*Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.

*Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.

*Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.

*Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.

*İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.

*İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.

*İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.

*İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.

*Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.

*Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.

*Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.

*Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.

*Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

Kaynak Yeniçağ: Türk milli kültürünün çağlar aşan anıt eseri

Bu haber 986 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum