TENEBRİZMİN ROMANA YANSIMASI / RAMAZAN BARDAKÇI

RAMAZAN BARDAKÇI YAZDI. TENEBRİZMİN ROMANA YANSIMASI

TENEBRİZMİN ROMANA YANSIMASI / RAMAZAN BARDAKÇI
06 Nisan 2020 - 11:55 - Güncelleme: 06 Nisan 2020 - 14:17

TENEBRİZMİN ROMANA YANSIMASI

Tenebrizm ya da Karavaggioculuk, İtalya’da ortaya çıkmış bir resim sanatıdır. Sanatın içeriğinde bir siyah beyaz savaşına şahit oluruz. Fonda esas renk siyahtır. Siyah renk asıl verilmek istenen konunun yansıtılmasına yardımcı olan ana renk olduğundan beyaz renge karşı üstünlüğü vardır. Işık ise resim üzerinde kusurları ortaya çıkaran bir figürdür. Temeli Barok sanatına dayanan Tenebrizm, Barok gibi resimde duygu ve hareketin önemli bir parça olduğunu ortaya koymaktadır. Stephen Simith bu tekniği “ Tek bir noktadan yansıyan ışık sayesinde figürler izleyiciye uzanıyormuş hissi uyandırır.” Şeklinde tanımlar.

Tenebrizm’de resimde görülen üç boyutluluk ve çerçeveye sığmama durumu daha sonralarda sinemanın da ilgisini çekmişti. Hatta günümüzde var olan üç boyutlu sinema tekniğine de katkısı vardır. Resimde ortaya çıkan Michelangelo Merisi de Caravaggio etkisinin romanlar üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu ise şu ana kadar bir araştırılmamıştır. Ancak Barok sanatının etkisi konusunda çok fazla çalışma olduğunu da söyleyebiliriz.

Tenebrizm’i en iyi yansıtan romanların Gotik tarz romanlar olduğunu düşünüyorum. Gotik romanlarda da siyah renk ana rengi oluştururken korkunun rengi olarak göze çarpmaktadır. Korku ve heyecanın eksik olmadığı bu tarz romanlarda figürleri silüet halinde yani ışığın belli belirsiz yansıması biçiminde görürüz. Karakterler, olaylar içinde duyguları çok derin ve belirgin olarak yaşarlar. Bu paralize olan karakterlerin siyah beyaz halleri de izleyicide aynı ürpertiyi oluşturur.

Bu tarz romanların ilki olarak gösterilen Otranto Şatosu’nu yazan Horace Wallepole, esrarengiz biçimde ölen Conrad’ın hayatını konu edinirken duygu ve gerilimi ile siyah zemini hatırlatır. Gerçekliğin kısmen de olsa oluşması ise hafif ışığın yansıması fakar bir anda kaybolması gibi kısadır. Miğferle öldürülen Conrad’ın kim ve ne şekilde öldürüldüğü karanlıklar ardına gizliydi. Bu tarzın biir başka önemli yazarı olan Mary Shelley de Frankeshtein romanı ile Gotik romana bir örnek sunmuştur. Bu romanda bir doktor olan Victor Frankestein’in ölülerden bir iki buçuk metrelik bir canavar yaratması anlatılır. Benzer biçimde karanlık ve beyaz savaşına şahit olduğumuz romanda bu çatışmayı ağırlıklı olarak duygular oluşturmaktadır. Duygularda siyahın yani karamsarlık ve kötülük ön planda yer alırken, beyaz yani umutlar pasif durumdadır.

Bu romanlara baktığımızda Karavaggioculuk ile bir ilintilerinin kurulabileceği görülüyor.  Sinemada olduğu gibi romanda da kendini gösteren Tenebrizm’in Türk romanında bir etkisi araştırmaya açıktır. Fakat bir nesil romanı olan ve yukarıda bahsettiğim romanlarla konu olarak bir benzerlik taşımasa da Halit Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah romanı en azından isimden yola çıkarsak belli bir paralellik gösterdiğine şahit oluruz.

Mai ve Siyah romanı sosyal hayata değinen bir roman olması ve bir neslin hayallerini yansıtması bakımından farklı bir kategoridedir. Yine de romanda siyah rengin asıl fon rengi olarak yerini aldığını görebiliriz. Hayaller ve duygular açık bir rengi yani maviyi oluştururken siyaha karşı ancak bir yansıma olarak görünmekteydi. Genele yansıyan ise ağırlıklı olarak karamsarlık yani siyah renkti. Bu anlamda Tenerbzim’in yansıması olarak da bu romanı görebiliriz. Romanla ilgili tanımlar yapılırken kullanılan hayal-hakikat çatışmasının Tenebrizm için de geçerli olduğunu düşünürsek bu romanda bunun izlerini görebiliriz.

Resim sanatı ile romanların her zaman ayrılmaz bir bütünü oluştururken iki alan da zaman zaman birbirini etkisi altına almıştır. İşte bahsi geçen bu resim sanatının bilinçli ve bilinçsiz bir şekilde romanlar içinde yer aldığını görüyoruz. Örneklerin daha da çoğaltılabileceğini kesindir. Bu romanlar dışında farklı romanlarda da görülebilir. Sadece roman değil edebiyatın diğer türlerinde özellikle şiirde de çok sayıda yansımasını görebiliriz. Şimdilik roman ile sınırlı tutuyorum.

RAMAZAN BARDAKÇI  

 

Bu haber 1185 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum