"TEMENNİM OKUYUCULARIN ZİHNİNE KIRIM'IN NE KADAR BİZDEN OLDUĞUNU YERLEŞTİRMEK"

"TEMENNİM OKUYUCULARIN ZİHNİNE KIRIM'IN NE KADAR BİZDEN OLDUĞUNU YERLEŞTİRMEK"
20 Kasım 2020 - 22:49

Emekli Albay, araştırmacı-yazar Metin Erendor, Kırım ve Kırım Tatar halkının tarihi üzerine bir inceleme ve araştırma kitabı kaleme aldı. Eylül 2020’de Kamer Yayıncılık tarafından yayımlanan “İlkçağlardan Günümüze Kırım Türkleri” eseri, Kırım’ın ve Kırım Tatar halkının yıllar içindeki tarihi gelişim sürecini, sosyolojik ve kültürel bir çok unsuru belgeleriyle ortaya koyuyor. Metin Erendor, eseri yazmaktaki asıl amacını, “Temennim okuyucuların zihninde Kırım’ın ve Kırım Türklerinin aslında ne kadar bizden olduklarını yerleştirmek, Kırım Türklerinin acısıyla hüzünlenmek, çareler aramak, mutluluğuyla sevinmek, paylaşmaktır.” sözleriyle dile getirdi.

Kırım ve Kırım Tatarlarının tarihi, “İlkçağlardan Günümüze Kırım Türkleri” eserinde mercek altına alındı. Metin Erendor’un bilgi ve belgelerin ışığında hazırladığı eser, Kırım’ı ve Kırım Tatarlarını pek çok açıdan tanıma fırsatı veriyor. Kırım Haber Ajansına konuşan kitabın yazarı Metin Erendor esere ilişkin, “Aslında ‘Kırım Türkleri’ adlı kitap Türk milletine yurt olmuş ancak bugün Anadolu Türklüğü ile fiziki bağı kalmamış Türk yurtlarını ve buradaki Türklüğü hatırlatmak, yaşadıkları acıları, sürgünleri, soykırımları ifade etmek adına yazılmıştır. Tıpkı daha önce yayınlanan Suriye ,Irak, İran, Azerbaycan Türkleri kitapları gibi.” ifadelerini kullandı.

“TÜRK DÜNYASININ HEDEFİ KIRIM TÜRKLERİNİ ATA YURTLARINA DÖNDÜRMEK OLMALIDIR”

Eserinde, Kırım Tatar halkının sürgün trajedisini ve geçmişten bugüne Rus idareleri tarafından Kırım’da yaşanan baskı ve zulümlere dikkat çeken Erendor, Kırım ve Kırım Tatar halkının mücadelesini şöyle özetliyor:

Tarihî Türk göçleri içinde Rusya ve Balkan Müslümanlarının durumu yüzlerce eser ve binlerce araştırmada ele alınmıştır. Her yönüyle dram, trajedi, acı, elem, vahşet, katliam ve hüzünlerin kültürdeki çeşitli yansımalarının varlığı ürünlerde görülmektedir. Ama Kırım Türklerinin “1944” sürgününün bir soykırım olduğu açıktır. On binlerin ölümünün facia olarak, dram olarak, vahşet olarak adlandırılması yetersizdir. Kırım’da Türklere ait kültür her tarafta silinmeye çalışılmış ve tarih Kırım’da adeta talan edilmiştir. Çünkü Kırım ve havalisi uzun yıllar Rusya’nın ele geçirmek için mücadele ettiği stratejik bir bölge olmuştur. Milletlerin geçmişi, bıraktıkları maddi ve manevi eserlerden anlaşılır. Kırım’da mezarlıklar bile yerlerinden söktürülmüştür. Günümüzde Kırım diasporası; dünyanın değişik ülkelerinde pek çok Kırım vatanseveri tarafından değişik etkinliklerle millî davayı dile getirmektedirler. Kırım’da Tatarların yeniden dirilişi maddi ve manevi alanlarda yapabilecekleri gelişmelere bağlıdır. Bağımsız Türk devlet ve topluklarının uluslararası yeniden yapılanmadaki siyasi-ekonomik ve sosyal gelişmeleri dikkatli bir ilişkiler bağlamında geliştirilmek durumundadır. Türk dünyasının hedefi; dünya üzerinde dağılmış Kırım Türklerini ata yurtlarına geri döndürmek ve Kırım Özerk Cumhuriyetini kurarak, dilini, dinini ve millî kültürünü öğretip, Türkleri insanca yaşayacakları bir hayat ortamına kavuşturmak olmalıdır.

“TEMENNİM OKUYUCULARIN ZİHNİNDE KIRIM’IN NE KADAR BİZDEN OLDUĞUNU YERLEŞTİRMEK…”

Araştırmacı yazar Erendor, asıl amacının Kırım’ı ve Kırım Türklerini anlatmak olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeleri yaptı:

Kitap tam olarak Kimmerlerle başlayıp, 2014 Rus ilhakına kadar olan süreci tamamen ‘Türk’ merkezli olarak, tarih, sosyoloji, demografik yapı, nüfus, kültür boyutlarıyla oldukça net ve sade ifade ve belgelerle ortaya koymaktadır. Temennim okuyucuların zihninde Kırım’ın ve Kırım Türklerinin aslında ne kadar bizden olduklarını yerleştirmek, Kırım Türklerinin acısıyla hüzünlenmek, çareler aramak, mutluluğuyla sevinmek, paylaşmaktır. Kitap tarihi, coğrafi ve sosyolojik bir zorunluluk gereği sadece Kırım’ı değil Kafkasya, Deşt-i Kıpçak denilen Türk bozkırlarını, Doğu Avrupa’yı da ele almaktadır. Yegane amacım bu ülküye hizmet edebilmek, Türklük adına bir şeyler ortaya koyabilmektir.

“KIRIM BİRBİRİ ARDINA GELEN TÜRK KAVİMLERİNİN MÜZESİDİR”

Metin Erendor, İlkçağlardan Günümüze Kırım Türkleri eserinin içeriğine ilişkin açıklamaları şöyle:

“Halil İnalcık Kırım’daki Türk varlığını ‘Kırım birbiri ardına gelen Türk kavimlerinin müzesidir’ diye tanımlamaktadır. Karadeniz’in kuzeyine gelen Türk kavimleri buraları kendilerine yurt edinmiş ve İdil ile Tuna nehirleri arasındaki saha 18. yüzyıla kadar Türk yurdu olarak kalmıştır. Öyle ki Kırım, ilk çağlardan itibaren gerek askeri, gerek se siyasi nedenlerle ana vatandan ayrılan Türklerin ilk yerleştiği yerlerden birisi haline gelmiştir. Kırım’da MÖ 2000‘lerde başlayan Türk devri Kimmer ve MÖ 8. yüzyılda İskitlerin ardından kısa süren Sarmat egemenliği ile devam etmiştir. 4.yüzyıldan Hun İmparatoru Atilla ile tekrar başlayan Türk hâkimiyeti 6. yüzyılda Hazarlarla devam etmiş, 10. yüzyılda ise Peçenek dönemi başlamıştır. 11.yüzyılda yoğun Kıpçak göçüne maruz kalan Kırım’a 12. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti’nden çok sayıda Türk tüccar gelerek Anadolu Türk medeniyetini Kırım topraklarına taşımıştır. 1239 yılında Altınordu Devleti’nin egemenliğine giren Kırım, 1357 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Kırım Hanlığı, 1475’te kendi isteğiyle Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılan Kırım Hanlığı, 1783 yılında Rus işgaline maruz kalmış, böylece Kırım topraklarında günümüze kadar devam edecek olan esaret dönemi de başlamıştır. Çarlık döneminde gerçekleştirilmeyen sürgün kararı, 1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından uygulamaya konulmuştur. 18 Mayıs 1944 tarihinde bölgedeki tüm yerleşim yerleri boşaltılmış ve 200.000 üzerinde Kırım Türkü sürgün edilmiştir. Bu insanların önemli bir kısmı yolculuk sırasında hayatını kaybetmiştir. Stalin’in ölümünün ardından 19 Şubat 1954‘te, Kırım bölgesi Ukrayna’ya bağlanmış, Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra ise Kırım, Ukrayna’ya bağlı “özerk cumhuriyet” olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak 16 Mart 2014’te yapılan sözde referandumun ardından 21 Mart 2014’te Kırım ve Sivastopol yasa dışı ve uluslararası hukuku hiçe sayan bir şekilde Rusya’ya bağlanmıştır.”

Metin Erendor’un kitaplarına bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Kırım Haber Ajansı - QHA

qha.com.tr

Bu haber 512 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum