TANER AY Yazdı: Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver ile Sohbetler kitabı yayımlandı

Ahmed Güner Sayar’ın 1968-1985 tarihleri arasında Türk-İslam sanatının öncü şahsiyetlerinden olan hocası Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver ile yaptığı görüşmelerinden aldığı notlarına yer verdiği ‘A. Süheyl Ünver ile Sohbetler’ kitabı Ötüken Neşriyât tarafından okura sunuldu.

TANER AY Yazdı: Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver ile Sohbetler kitabı yayımlandı
24 Ekim 2021 - 20:30

TANER AY

Kitapta hocasının anlattıklarını bu kez yorumlamamayı tercih eden Sayar, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli kültür tarihçilerinden Ünver’in düşünce yapısını ve çalışma sistematiğini kendi eşsiz üslubuyla okura aktarmasını sağlıyor.

Tıp doktoru, akademisyen, yazar, minyatür ustası ve müzehhep Ord. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Ünver, Türk-İslam sanatının Osmanlı'dan Cumhuriyet'e aktarılmasına vesile olmuş müstesna bir şahsiyettir. Her büyük şahsiyet gibi, Ord. Prof. Dr. Ünver de kendinden doğup, ilimle ve fenle yetişmiştir. Üniversite yıllarımdan beri çalışmalarını ve hakkında yazılanları takip etmeye çalıştım. '80'li yılların başındaysa kendisini ara sıra Fener-Kalamış Caddesi'nde görürdüm. Benim kuşağımın solcusu da sağcısı da Ord. Prof. Dr. Ünver'i ideolojik olarak nerede konumlandıracağını bilememiş, hep yanlış değerlendirmelerde bulunmuşlardır.

ONU YOBAZ SAYMAK ANCAK TÜRK AYDINLARINA ÖZGÜ BİR TEZAT

‘Okur ve yazar’ bir şahsın, 1981 veya 1982 yıllarında, Ünver'i ‘yobaz’ olarak tanımlamasına bile tanık oldum. Şaşırmıştım. Çünkü, onun, ‘büyük devrimci’ olarak değerlendirdiği Şeyh Bedreddin hakkındaki makalelerden ve kitaplardan bulabildiklerini topladığının tanığıydım. Ama, ‘okur ve yazar’ arkadaşımız, Ünver Hoca'nın, Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Efendi'nin sohbetlerinde bulunduğunu ve Abdülaziz Mecdi Efendi'nin Ahmed Amiş Efendi'nin, Ahmed Amiş Efendi'nin de Kuşadalı İbrahim Efendi'nin takipçisi olduklarını, Kuşadalı İbrahim Efendi'nin düşünce yapısının ise Şeyh Bedreddin'den şekillendiğini bilmiyordu.

Ünver Hoca da, geleneğindeki âlimler gibi, yaşamı boyunca tarikatlara, tekkelere, şeyhlere ve dervişlere karşı çıkmıştı. Bilimi esas almayanı ve ahlâk-ı Muhammediye'ye sahip olmayanı Müslüman olarak görmemiş, kâinatı Einstein gibi tanımadıkça da bir insanın Müslüman olmasını imkânsız bulmuştu: Şeyh Bedreddin'i ‘devrimci’ olarak değerlendirip, onun izinden gidenleri ‘yobaz’ saymaksa, ancak Türk aydınına özgü bir tezat olmalı!

Ahmed Güner Sayar'ın yıllar önce yayımlanan ‘A. Süheyl Ünver’ eseri bu manada araştırmacılar için hazine değerindeki bir kaynak eserdir. O eserin dördüncü baskısını da 2016 yılında Ötüken Neşriyât yapmıştı. Sayar’ın yakın zamanda Ötüken Neşriyât tarafından, Mart 2021’de okura sunulan ‘A.Süheyl Ünver'le Sohbetler’ ise, çok daha farklı bir kitap. Sayar, bu defa, 1986 yılında vefat eden Ünver Hoca'nın söylediklerini yorumlamayı okura bırakıyor, Ünver Hoca ile okurun arasından kendisini çekiyor. Bu yüzden okur Ünver Hoca'nın düşünce yapısını ve çalışma sistematiğini kendisinden öğrenmiş gibi oluyor.

MUHACİRLERİN PEYGAMBERE HÜRMETİNDEKİ İNCELİK

Sayar’ın ‘A. Süheyl Ünver’le Sohbetler’ eserinden yeni şeyler öğrendim. Örneğin, Balkan muhacirlerinde Muhammed isminin pek bulunmadığını bilmeme karşın nedenini hiç düşünmemiştim. Ünver Hoca bunun nedenini 1968 yılında Sayar'a şöyle açıklamış: "Müslüman Türkler, çocuklarına Peygamberimizin ve ashabın güzidelerinin adlarını verirken, bu adları dillerine uygun gelecek şekilde, onlara hürmeten bozmuşlardır. Türkler, çocuklarına, büyür gider münasebetsiz bir iş yapar, o isme lâf getirir düşüncesiyle Muhammed ismini vermemişler, buna mukabil, aynı imlâda yazılan Mehmed ismini vermişlerdir. Aynı düşünceyle Ebubekir'in Ebu'sunu kaldırmışlar, Ömer'i Umur, Osman'ı Hüsmen, Ali'yi de Aliş olarak çağırmışlardır." İlginç bir yorum olduğu kadar, araştırmaya değer bir farklılık.

24kr2-suheyl-unver-kapak-1.jpg

‘ISTIRAPTAN KAZANILAN PARAYI BENİMSEMEDİ’

Süheyl Ünver, öğrencisi Sayar’la yaptığı sohbetlerde kendi yaşam hikâyesini şu sözlerle özetliyor: “Ben, bir Türk’üm. İçimden Müslümanım. İsterim ki, dünyada herkes içinden Müslüman olsun. Ben, bütün çalışmalarımı Türkiye’ye mâl ettim. Ben, bu topraklarda bulunan, sizler gibi mütevazı bir insanım. 11 yaşımda babamı kaybettim. Lise tahsilimi eniştemin pardösüsüyle yaptım. Buna üzülmemek lâzım. Ben hekim olmak istiyordum. Daha tıbbiye sıralarında hocalarımın yaşantılarından bize ne kadar örnek olarak davrandıklarını gördüm. Hekim oldum. Istıraptan kazanılan parayı benimsemedim. Zengin olmayı aklımdan geçirmedim. Bu bana mahsus bir telakki. Sonra içime döndüm. Bu yolda yalnız değildim…”

NİTEKİM HOCANIN 12 EYLÜL’E DAİR GÖRÜŞLERİNE KATILAMADIM…

Kitapta, Ünver Hoca'nın 12 Eylül yorumlarına hiç katılmadığımı ve darbeye ilişkin ifâdelerini fazlasıyla Kenan Evren üslûbunda bulduğumu belirtmeden de geçemeyeceğim. Sayfa 148’deki “Az kalsın Türklüğümüzü ortadan kaldıracaktık, mahvolacaktık. Bir ay evvel şu iş (12 Eylül Askeri Müdahalesi) olmasaydı”, 155’teki “Biz vartayı atlattık. İki ay daha geçseydi şimdi burada yoktuk. Şimdi bundan sonrada bu iş, kolay bozulmaz”, 339’daki “Evren Paşa’nın bazı fikirlerini benimsiyorum. Ülkeyi iyi tanıyor”, 467’deki “12 Eylül niye muvaffak oldu? Birlikten”, 458’deki ‘Kenan Evren’i beğeniyorum. Son derece planlı bir insan. Bir dentolog. Öyle cumhurreisi oldum diye pek üstelemiyor” sözlerini bu düşünceme örnek olarak verebilirim. Ünver Hoca gibi âlim bir şahsiyetin 12 Eylül darbesinin önceden tasarlanmış bir ‘toplum mühendisliği’ olduğunu okuyamamasına üzülmedim dersem yalan olur...

‘A. Süheyl Ünver'le Sohbetler’, Sayar'ın 7 Aralık 1968 ile 30 Kasım 1985 tarihleri arasında aldığı notlardan oluşan nefis bir eser. Ben de kitabı elimden bırakamadım ve sık sık notlar aldım. Ayrıca, Sayar'ın kitaba yazdığı 34 sayfalık önsözün de Ünver Hoca'yı öğrenmek isteyenlere çok yararlı olacağı kanısındayım.
Kaynak:https://www.karar.com/kultur-sanat-haberleri/ord-prof-dr-ahmet-suheyl-unver-ile-sohbetler-kitabi-yayimlandi-1636888

Bu haber 196 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum