SUZAN TAŞ YAZDI: ECE GİBİ DUA ET

Uyudum, uyandım. Sabah Ece'ye olan saygım arttı. Dokuz yaşında bana 'inanç' kelimesini yaşattı. Dua etmeyi öğretti. Bu yüzden hayatıma girdi. Bu yüzden odasına beni de aldı. Tanışmamız tesadüf değildi.

SUZAN TAŞ YAZDI: ECE GİBİ DUA ET
05 Ocak 2021 - 21:33 - Güncelleme: 05 Ocak 2021 - 22:50

ECE GİBİ DUA ET!

Hayat öğretir. Tek kuralı bu "öğreneceksin!".

Yanlışı, doğruyu, acıyı, kederi, sevinci vs. öğreneceksin. Aklımın bir köşesi artık bu not defteri,  Mevlana'nın bu sözünü yazdım, ilk sayfasına birde not düştüm, işte bu söz senin felsefen dedim ve uygulamaya başladım.

Şöyle diyor ;" Nasibinde varsa karıncadan alırsın ders, Nasibinde yoksa bütün dünya önüne serilse sana ters."

Sonra geçmişimi gözden geçirmek zorunda kaldım. Kimse öylesine girmiyor hayatımıza, hepsinin bir rolü var diyerekten tek tek kişileri, hayatımdaki yerlerini ve onlardan ne öğrendiğime odakladım kendimi. Bundan sonraki yaşantıma rastgele girmeyecek kimse dedim. Öyle oldu da.

Sonra bir gün küçük bir çocuk tanıdım. Tanıdığımda kanserle üçüncü yılındaydı. Olgun, ince, kırılgan bir ruha sahipti. Hastalığı baya ilerlemiş, görünümünü değiştirmişti. Ama ruhu tertemizdi, çok güzeldi. Ondan öğrenmem gereken şeyler vardı. İçine kapanıktı, çünkü insanlar ona acıyarak bakıyordu. Bu durumdan rahatsızdı ama susuyordu. Anlamalarını umuyordu, kimse anlamıyordu. Kendini odaya kapatıyordu. Ailesi dışında bir beni odasına alırdı. Beni severdi. Mesaj atardı, şaka yapardı. Ne istediği çok belliydi aslında. Niye onu anlamadılar ki soruyorum kendime…

Dik dik baksınlar istemiyordu. Hastalığıyla ilgili soruları sevmezdi. Yüzündeki dikiş izine ah, vah diye söylenenlerine tahammülü hiç yoktu. Kırıldı, sustu kabuğuna çekildi. Çok az kişi dışında kimseyle konuşmuyordu. Gün geçtikçe hastalığı ağırlaşıyordu. İlaçları ağrılarını kesmeye yetmiyordu. Bağıra bağıra ağlıyordu. Sonrası farklı bir yol izledi, ilaçları kullanmaya devam etti. Bir de dua etmeye başladı saf kalbiyle. "Allah'ım çok ağrım var, beni iyileştir ." dedi. Mucize olsa gerek ağrıları geçerdi, sonra "İyileştirdiğin için teşekkür ederim Allah'ım ."dedi. Bu durumu yalnızca anneannesine anlattı, sonra birde tembihledi "Kimseye anlatma nazar değer." diyerek.

Biz ölümünden sonra öğrendik. Dona kaldım. Hiçbir şey beni bu kadar etkilememişti. Yaklaşık bir ay kadar sonra bir durumdan ötürü kendimi çok çaresiz hissettim. Migrenim de tutmuştu, ağlıyordum. Gece yarısı, bastırdım yastığı ağzıma sessizce ağlıyordum. Nasıl oldu bilmiyorum. İçimden gelen bir ses, benim sesim. Kendime söylüyorum. "Ece gibi dua et!" Ece gibi dua et…

Tek bir soru sordum kendime; sahi nasıl dua ederdi Ece? Cevap: İnanarak, güvenerek, kabul olacağından emin bir şekilde. Ece bana bunu öğretti. Evet, bu şekilde olmalı duam. Denedim. Dua ettim. "Allah'ım Ece'nin sana olan inancıyla dua ediyorum, uyumam için yardım et."

Uyudum, uyandım. Sabah Ece'ye olan saygım arttı.  Dokuz yaşında bana 'inanç' kelimesini yaşattı. Dua etmeyi öğretti. Bu yüzden hayatıma girdi. Bu yüzden odasına beni de aldı. Tanışmamız tesadüf değildi.

Dersimi aldım. Not defterime yazdım... Ece gibi dua et!

SUZAN TAŞ
02.01.2021

 

Bu haber 3611 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum