ŞÜKRÜ AYDIN YAZDI: IRAK-TÜRKMEN HALK EDEBİYATINDA ŞİİR

Irak-Kerkük Türkmen halk şiiri, sözü edilen coğrafyada Türkçe’nin “Batı Oğuzca”sının zenginliğini yansıtmaktadır.

ŞÜKRÜ AYDIN YAZDI: IRAK-TÜRKMEN HALK EDEBİYATINDA ŞİİR
21 Kasım 2022 - 18:06

ÖZET

Bu çalışmada Türkiye’nin güney illerine yakın bir coğrafyayı içine alan, Irak-Kerkük ve diğer güney illerinde yaşayan Türkmenlerin halk edebiyatlarında şiir türlerinin kullanım zenginliği ortaya konulacaktır.

Türk toplulukları arasında Irak- Suriye Türkmenleri oldukça zengin bir halk edebiyatına sahiptirler. Bölgede ninnilerden (Leyle) ağıta (Sazlamağ), hoyrattan maniye, halk hikâyesinden efsanelere, tekerlemeden (Çaşırtmaca) bulmacaya (Tapmaca) kadar hemen her türde halk şiiri öğelerine rastlamak mümkündür.

Irak-Kerkük Türkmen halk şiiri, sözü edilen coğrafyada Türkçe’nin “Batı Oğuzca”sının zenginliğini yansıtmaktadır.

Farklı adlarla da olsa türküler, mâni-hoyrat, ağıt, toplumsal genetiğimizin bir şifresi gibidir.

ANAHTAR KELİMELER: Türkmen kültürü, mani-hoyrat, türkü, ninni, tekerleme, manzum halk hikâyelerinde şiir.

Tarihte Türkmenler

Büyük göç ile birlikte Huzistan yoluyla Irak’a ve Suriye yoluyla da Anadolu’ya gelmişler, bu arada İranIrakSuriyeErmenistanAfganistan ve Azerbaycan’a da yayılmışlar; Gazneli Mahmut zamanında da Oğuzlar’a ilk kez “Türkmen” denmeye başlanmıştır. Anadolu’daki en güçlü Türkmen boyu olduğu ve devlet yönetmiş sayılı boylardan olduğu kayıtlarda yer alan Afşarlar, İran Devleti’nin başına Safevîler’den sonra geçen ikinci Türk boyu olmuştur. Sonuçta bu Türk boyu geniş bir bölgenin tarihinde belirleyici unsur olmuştur.

Türk kültürü, Anadolu’dan nakledilen Yörük–Türmen grupları ile birlikte Balkanlara da yayılmaya başlamış; kültür değerlerimiz çoğu aynen, bazıları da küçük farklılıklarla taşınmış ve yaşatılmıştır. Azerbaycan, Irak-Suriye ve Anadolu’da karşımıza çıkan kültür ürünlerinin kaynağının tek olduğunu görmek zor değildir.

Bu çalışmada Irak Türkmenlerine ait halk edebiyatında şiirin kullanım zenginliği de örneklerle gösterilecektir.

                Irak – Kerkük Türkmenlerinde Halk Şiiri

Bir milletin gerçek varlığını ortaya koyan şüphesiz kültürüdür, değerleridir. Dolayısıyla bir milletin sağlam bir şekilde ayakta durabilmesi; kendi benliğini, değer yargılarını, varlığını, gelenek-göreneklerini, örf-âdetlerini, anadilini, inancını muhafaza edip kendi kültürüne sahip çıkması ile mümkündür.

Bizi de diğer toplumlardan farklı kılan kendimize özgü türkülerimiz, hoyratlarımız-manilerimiz, tekerlemelerimiz, halk hikâyelerimiz, destanlarımız yanında ninniler, alkış-kargışlar, inanç ve kültür değerlerimizdir.

Milleti millet yapan bu kültürel değerler olmadan o milletin ayakta kalabilmesi de mümkün değildir. İşte bu halk kültürü sayesinde Irak‘ta iki buçuk milyona yakın Türk- Türkmen varlığını ve benliğini muhafaza edebilmiştir.

Bilindiği gibi Irak Türkmenleri genel olarak Irak‘ın Musul-Talefer, Kerkük, Erbil, Selahattin-Tuzhurmatı, Diyale, Bağdat vb. gibi şehirlerinde yaşamaktadır.

Türkmenler homojen bir toplum yapısına sahip olup barışçı, sorun çıkarmaktan uzak duran, yardım sever ve gururlarına son derece düşkündürler. Büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı merhamet ve sevgi gösterirler.

Dili, Batı Türkçesi’nin doğu sahasında (Azerbaycan Türkçesi) yer alan ağızlar topluluğuna girer. Azeri Türkçesi, dil coğrafyası bakımından yer yer Güney-doğu Anadolu ağızları, Güney Kafkasya ve Kafkas Azerbaycanı, İran Azerbaycanı ve kısmen Suriye Türklerini içine almaktadır.

Irak- Kerkük Türkmenlerinin Halk Edebiyatı Üzerine Yapılan Çalışmalar:

Türkmenlerin bin yılı aşkın süredir Irak’ta geliştirerek meydana getirdikleri halk edebiyatı örnekleri, zengin bir kültür hazinesi olarak günümüze dek canlılığı korunmuştur.

Irak Türkmen folkloruna ait malzemelerin derlenmesine, yayımlanmasına ve kısmen de incelenmesine ise XX. yüzyıl ortalarında başlanmıştır. Bu alanda çalışma yapanlar arasında Ata Terzibaşı, Şakir Sabir Zabit, Muhammed Hurşid, İbrahim Dakuki, Abdüllatif Benderlioğlu, İhsan Vasfı, Gazanfer Paşayev ve Suphi Saatçi bu konuda isimlerini belirtmemiz gereken araştırmacılardandır. Kerkük Vakfı Yayınları arasında da yayınlanan Gazanfer Paşayev, profesörlük tezi olan “Irak Türkmen Folkloru” adlı eserinde Irak Türklerine ait folklor ve edebiyat malzemelerini derlemiştir.

 Türkmen Halk Edebiyatı Şiiri

  1. Maniler- hoyratlar
  2. Oxşamalar (Okşamalar)
  3. Türküler:
  4. Ninniler
  5. Kerkük Havaları:
  1. Maniler-Hoyratlar:

Maniler, Güney Türkmenlerinde düğün ve kına gecelerinde genelde yaşlı kadınlar tarafından söylenmekte, Irak- Suriye Türkmen Folklorunun olduğu kadar Anadolu ve Balkanların da temel yapıtlarındandır.

Irak (Kerkük, Telafer…) bölgelerinde daha yaygın olarak ayaklı, cinaslı mani tipi kullanılmakta, hoyratlar olarak yaşatılmaktadır.

Kerkük hoyrat ve manilerle birlikte Türkçenin böylesine güzel yaşatılması, işlenmesi boşuna değildir. Geçmiş yıllarda Türkçeyle yürütülen basın yayın faaliyetlerine ağır darbelerin vurulmuş olması Kerküklü’de bir dil bilincinin gelişmesini beraberinde getirmiştir. Kerküklü ancak kendi ana diliyle varlığını sürdürebileceğine, kimliğini yaşatabileceğini kavramıştır. Hoyratlar, Irak Türkmenlerinin yürek acılarını ortaya döken ve Türkçe sevdasının da eşsiz yansıması gibidir

      Kerkük’ün I. Dünya harbinden sonra Misak-ı millî sınırları dışında kalması üzerine Irak Türkleri de aynen Balkan Türklüğü gibi yalnız kalmıştır. Bu duygu hoyrat ve manilerde çeşitli mecazlarla da örülerek anlatılmaya çalışılmıştır.

(Ata Terzibaşı’dan)

Dağlar sende bir hal var

Bir elif, bir dal var

Yar bizden küsti gitti

Koyma getsin, çox yalvar

 

Gettiler yurt koydılar

Yarama murt koydılar

Eski yaram üstine

Yengiden dert koydılar               

Irak Türkleri, Osmanlı’nın bıraktığı boşluğu doldurmasın, bir gün kendilerini esaretten kurtarmasını Türkiye Cumhuriyeti’nden beklemişlerdir. Kerküklünün bu sevdası zamanla içli duygulanmalara ve Anavatan’a sitem dolu manilere, hoyratlara dönüşmüştür.

Dâd edim

Naxsı derdim dâd edim

Dost bizden üz çevirdi

Men kime feryâd edim            

Can Kerkük, canan Kerkük

Her söze kanan Kerkük

Kalıptı yardan uzax

Mum kimi yanan Kerkük

Türkiye sevgisine birkaç örnek:

Kan bağlar

Her terefte kan bağlar

Kerkük’ü Türkiye’me

Bağlarsa kan bağlar

                      

Kerkük indi

Ne xoştı Kerkük indi

Sağ gözim İstanbul’a

Sol gözim Kerkük’indi

Bindi yara

Birdi dert bindi yara

Türkiye bir taşıvı

Değişmem bin diyara (Kardaşlık- Abdülhalık Bakır)

Siyasi mesajlar içerenler de çoktur.

       Baharda gülüm

       Soldı baharda gülüm

       Bırda gülmex yasaxdı

       Gedim be harda gülüm ( M. İzzet Hattat)

       Bugazdan

       Neler geçer bugazdan

       Sular geçse heqqi var

       Muskof geçmez Boğaz’dan

Anadolu ve Balkan kültüründe genel olan (a a b a) uyaklı klasik düzenli maniler görülürken, Türkmen Irak- Suriye Türkmen sahasında hoyrat ve mani dörtlükleri bütün bir hayat boyu iç içe yaşar. Yaslarda kadınlar tarafından söylenen sazlama (ağıt yakma) dörtlüklerinde lirizm doruktadır.

            Bağdad ara

            Şam Halep Bağdat ara

            Bülbülü gülden ötrü

           Çekmişler bağda dara

           Bu gelen yar olaydı

           Koynunda yar olaydı

           İkimiz bir könekte

           Yexesi dar olaydı

 

             Bala vay

             Bala yemedim bala vay

             Çöp yığdım yuva yaptım

             Uçurtmadım bala vay…

Bu sahada “cınaslı örnekler çoğunluktadır: Mürekkeb cinas, Cinaslı mefruke… gibi

Irak Türkmenlerinin millî kimliğini temsil eden hoyrat ve manilerde toplumsal konuların yanında doğa ile konular da işlenir. “Yağış” sözcüğünü ihtiva eden bir kaç hoyrat ve mani örneğini aşağıya alıyoruz.

Yağışlar yağan oldı

Yağmadan yağan oldı

Çığırdı qanlı dellal

Evler dar dağan oldı

Yağış yağar göl olı

Kervan geçer yol olı

Gözim yarı görende

Dilim tutmaz lâl olı

Irak- Türkmen halk şiiri hemen her konuda anlatım kolaylığı sağlamakta olup diğer bir deyişle duygu dili olmuştur. Aşağıdaki örneklerde de bir sosyal durum olan gelin – kaynana arasında geçen ağız dalaşını dile getiriyor:

Hey …barekallah nazlı gelin

Gerdanı qazlı gelin 

Topıv tüfengiv doldı  

Barutıv azdı gelin  

 

Qız idim sulatan idim

Adaxlandım budaxlandım

Gelin oldım melül oldım

Beşig qurdım zelil oldım

 

Gelini ile hiç sorun yaşamayan kaynana, torununu dizinde sever ve okşar:

 Men qurbanam bu qıza

 Kişsiyden geli bize

 Edeydim yağ yumurta

 Qoyaydım ögüvüze

Gelin:

Ayran inek yoğurdı dam dam atar

Qeynenem köpek kimin damda yatar

Ünlü Irak -Türkmen halk Şairi Nasıh Bezirgân, bölgede benzer nitelikte gelin ile Kaynana münasebetini gelin dilinden anlatarak manzum bir masal şeklinde dile getirmiştir:

Hoyratlar Irak Türkü ile o kadar iç içedir ki bir olay üzerine söylenen hoyrat dörtlüğü hiçbir yerde yayımlanmadan ağızdan ağza dolaşır, kısa sürede anonimleşir, toplumun malı olur. Çekilen acı ve sıkıntılar uyarıcı ve düşündürücü bir dörtlük hainde bir şifre gibi yayılır.

Oyan Kerkük

Kalk kana boyan Kerkük  

Al yavrun kanat alta

Göğsün ger dayan Kerkük

 

Dalda gül

Elde reyhan dalda gül

Baş kaldır bugüne bak

Biraz düşün dal da gül

Kısacası hoyrat, Irak Türkü’nün sesi nefesi ve hevesi olarak sonsuza dek yankılanacaktır.

Oxşamalar: Gönül alıcı, muhabbet ve övmeye dönük duygulara yer verirler.

Günde men 

Gölgede sen günde men 

İlde kurban bir olur    

Qurbanıyam her gün ben   

Baladadı

Bal dadı baladadı

Ne balda ne şekerde

Hiç yoxdu bala dadı

 

Türküler (Besteler)

Türküler, önceleri besteleyeni belliyken daha sonra anonimleşirler ve halkın malı olurlar. Türküler, hemen hayatın her alanını kapsar: Konulu türküler, Oyunlu Türküler, Pastoral türküler, Madraşlar.

Güney Türkmenlerinde de “türkü” yaşanmış bir olayın arkasından oluşur ve dilden dile dolaşır. Bu gelenek Rumeli kültüründe de aynı kurallara göre işler…

 Çakmağı çax çırağı yandırmamışam

 Yarımçın potin aldım, tekin yolda salmışam

 Çırağda yağ tükendi

 Ne yaman vax tükendi

Ne sennen bu güzelliğ

Ne mennen ax tükendi

Balkan savaşları, Çanakkale, Suriye, Yemen, Trablusgarb, Kafkas, Galiçya cepheleri Türk’ün tarihinde acı sahneleri yaşatır. Bu acılar birer çığlıktır, türkülere yansır… Suphi SAATÇİ’nin Kerkük’ten derlediği “ÇANAKKALE” türküsü tarih boyu yaşanan acılara karşı Türk ulusu olarak tek yürek olduğumuzun göstergesidir:

 

ÇANAQQALA

 Ağlama (a)nam ağlama tez geliyom      
Çanaq(q)ala içinde oldum onbaşı

 Seni görmeden hay havar sızlanıyom   
Sinem’e vurdular süngünün başı
Of gençliğim eyvah…                   
Of gençliğim eyvah…

 Çanaq(q)ala içinde mermerden direk   
Çanaq(q)ala içinde sıra sıra söğütler

 Arkadaşlar şehit olu( r) dayanmaz yürek 
Oturmuş binbaşılar asker öğütler

 Of gençliğim eyvah…                
Of gençliğim eyvah…

Madraşlar, Sazlamağ ( Ağıtlar)

Sagu/ağıt geleneği Anadolu âşık edebiyatında Ağıt, Divan edebiyatında Mersiye olarak devam etmektedir Kerkük’te yaşamakta olan Hıristiyan Türkmenlerinin sadlamağmadra örnekleri, söylendiği ölünün cinsine ve toplumsal mevkiine göre değişmektedir. Bölgede yaşayan Hristiyan Türkmenlerin arasında Ata Terzibaşı‘nın da belirttiği gibi yas merasimi, ölünün evinde aynı biçimde yapılmaktadır. Yas merasimlerine gerek gördükçe Müslüman sazlıyanları da çağırırlar. Kiliselerindeyse şammaslar ölüler için Türkçe manzum mersiyeleri terennüm etmektedirler. Madraş adı verilen bu ağıtlar söylendiği şahıslara göre değişmektedir.

Erkekler için söylenilen madraşlar:

Necatim sensen rebbim

 

Ğafir af eyle meni        

Eşittix ya qardaşlar      

Gözden aqıttıx yaşlar                     

Ölüm ki başlar ecel yaqlaşır           

Qalmaz qavim qardaşar                   

Rebbim af eyle meni                    

Mevt melekini gördüm             

Onda çox hasretlendim              

Eşitmeden qaldım haq mevti bildim    

Dünyadan umut kestim   

Rebbim af eyle meni…….

 

Sazlamağ

Sazlamağ, Sadlamağ ve şivan (Ağıt, Ağıt Yakma) Geleneği Türkler arasında bu tür şiirlere eskiden ―Sagu” günümüzde ise Türkiye Türkçesinde ―Ağıt” olarak geçmektedir.

Genç kızın annesine söylediği sazlamağ:

   Develer düzde qaldı               

   Yuxu Tebriz‘de qaldı                

    Nenem baş aldı getti              

   Balası bizde qaldı                   

 

Düzülen yatağları

Cahaz dolu boxçası

Gıymetli elbisesi

Terk etti bizde qaldı

  1. Terzibaşı’nın “Kerkük havaları” Sazlamağ örnekleri:

Apardılar gülümü

Eylediler zulmü   

Ne goydular şâd oldum   

Ne kesdiler dilimi  

Derde kerem

Derdim çox derde kerem

Qoşmuşam ğem cütünü

Sürdüxçe dert ekerem

Bu dağlar ulu dağlar / Etrafı sulu dağlar

Men öz derdimi desem / Ay güneş bulut ağlar

Mezar taşına kazınmış dizeler de bir hoyrat ahengi yer alır.

Quzı qurban

Qurt qurban quzı qurban

Hişam‘ın bir tüküne

Düşmanın yüzü qurban

Kargışlar:   

  1. a) Mensur Kargışlar
  2. b) Hoyrat ve Mani Tarzında Söylenilen Manzum Kargışlar:

Irak Türkmenleri arasında anlatılan halk hikâyelerinden Arzı Kamber hikâyesinde de dua, beddua örneklerine rastlamaktayız. Sözgelimi Kamber, düğün gününde Arzı‘yı süsleyen kadına beddua olarak şu maniyi söyler:

     Hey hökilsin hökilsin

    Qannı dağlar sökilsin

    Arzını bezedeni

    On barmağı tökilsin    

               (Ata Terzibaşı “Arzı – Kamber Matalı” Kerkük varyantı)

Aynı hikâyede Arzı ile evlenen Tatoğlu, gerdeğe gitmek üzereyken Kamber yine ona beddua olarak şu maniyi söyler:

    Mennen olan beriye

    Gitmesin ileriye

    Arzım giren evleri

    Keçe kilav büriye

 

 Ninniler

Ninniler de önemli yer tutar:

Annenin çocuğunu uyutmak için kendine özgü bir ezgiyle söylediği şiirlerdir. Belli bir kafiye ölçüsü olmadığı gibi, çoğu zaman dizeler arasında tam bir ölçü birliği de görülmez.

Çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ezgili şiirlerdir. Söyleyeni belli olmayan bu ninniler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır.

Uyusun yavrum ninni   

Sürülere çoben olsun ninni

Ovalara boydan olsun ninni

Ninni ninni ninni ninni

Yavrum al gözlüdür

Saçları altın özlüdür

Uyusun uslu uslu

Babası ova güzelidir

Kerkük Havaları: a) Kerem havaları, b) Aşık havaları c) Tenzile havaları c) Divan d) Makam, e) Mersiye

Tenzile havaları (Dinî):

Cihan içre şâh eder   

Kalpler üzre mâh eder  

Vâsıl-ı Allah eder   

 Lâ İlâhe illallâh   

  

Kalplerden siler pası

Hak yola sürer nası

Nerm eder kalb-i kası

Lâ İlâhe illallah

  İkilikler halinde de görülür:

 Bir melek geldi verdi bana selâm

 Görmedim ruhsârını söyler kelâm

Dedi doğar bu gece bir tıfl-i pâk

Pâyına rühsâr-ı şahân ola Hâk

Najdat Yaşar Murad’ın “Irak Türkmenlerinin Halk İnançları ve Bu İnançlar Etrafında Oluşan Halk Edebiyatı Unsurlarının İncelenmesi” başlıklı tezinde yer alan örnekler şöyledir:

Du’alar da halk şiiri biçiminde dillerde dolaşır:

Mahbub eyle içerden

Bezetlendir dışardan

Necat eyle her şerden

Düşmandan eyle zinh

Ver kendine ferah qalp  

Gözlerin ışıxlandır ya rab

 Dertten sağlat kendini

 Günahın affet ya rab

Sonuç

  1. Türkmen kültüründe, mani-hoyrat, türkü, ninni, tekerleme ve manzum halk hikâyelerinde şiir temel unsurdur.
  2. Irak Türkmenlerine ait halk edebiyatı şiiri ürünlerinin Türkmen coğrafyasındaki örnekleri ve kullanım zenginliği verilen örneklerde yansımaktadır.
  3. Irak Türkmen Halk edebiyatında şiir bir millî gelenektir

KAYNAKÇA

GÜNDÜZ, Tufan. Bozkırın Efendileri Türkmenler Üzerine Makaleler. İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2015

ŞAN, Adil, “Suriye Türkmenleri Kültürü”. Türkmeneli işbirliği ve Kültür Vakfı Yayınları.

KALAFAT, Yaşar. Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları. Ankara: Berikan Yayınevi, 2005

KUNOŞ, İgnas. Türk Halk Edebiyatı. İstanbul: İkbal Kitaphanesi, 1925.

MURAD, Najdat Yachar. “Irak Türkmenlerinin Halk İnançları ve Bu İnançlar Etrafında Oluşan Halk Edebiyatı Unsurlarının İncelenmesi”. Yayımlanmamış Doktora Tezi. 2009

TÜRKAY, Cevdet. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak Aşiret ve Cemaatler. İstanbul: İşaret Yayınları, 2005.

Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi Azerbaycan-Irak(Kerkük) Türk Edebiyatı VI. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

YALMAN (Yalkın), Ali Rıza. Cenupta Türkmen Oymakları. Hazırlayan: Sabahat Emir. Ankara: Kültür Sanat Edebiyat Yayınları, 1977.
yazı ilk olarak http://www.kerkukgazetesi.com/8951-2/ sitesinde yayınlanmıştır.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum