ŞEYH İLYAS-GÛLLÂBİ(Gülayi)ZAVİYESİ

Yazarımız Nurullah Ertuğrul'un yeni yazısı: ŞEYH İLYAS-GÛLLÂBİ(Gülayi)ZAVİYESİ

ŞEYH İLYAS-GÛLLÂBİ(Gülayi)ZAVİYESİ
08 Nisan 2022 - 11:03
           ŞEYH İLYAS-GÛLLÂBİ(Gülayi)ZAVİYESİ
                                                        Nurullah ERTUĞRUL


       (Not: Bu yazı, Sayın Doç. Dr. Hilal Ortaç hocamızın “Bir Osmanlı Mezar Taşının Öyküsü” adlı yazısına en içten saygılarımla hoşgörüsüne güvenerek ek olarak verilmiştir.) 
      
       BELGE­-1: 984/1577(01 Muharrem 983/ 12 Nisan 1575) Tarihli 236(544)Numaralı “Defter-i Evkaf-ı Livai Saruhan’dan naklen;                                                      
                (94B)Der nahiyye-i Borlu tâbi’-i kazâ-i Demirci Gülay Vakfı demekle maruf vakfa Hasan Seydi ve Mahmud Seydi Bin Muarrif Seydi Merhûm Sultan Süleyman Han aleyhi’r-rahmete vel-gufran
berât-ı hümâyûnu ile ber vech-i iştirak ayende ve revendeye hizmet üzere ber vech-i meşihat
mutasarrıflardır deyu mukayyed der defter-i atik hâlâ yevmî bir akçe meşihat üzere Mahmud
nam kimesne mutasarrıfdır tarih-i berât sene 976/1568-1569
            -Mahmud Veled-i Davud ehl-i berât,-Kerim Bin Mehmed Veled-i Davud,-Lutfi Veled-i Bayezid
Ahmed birâder-i o,-Hacı Ahmed Veled-i Musa,-Rahim birâder-i o,-Ali Bin Rüstem Veled-i Ali,-Ahmed Veled-i Nasuh,-Pir Ahmed Veled-i Muarrif Seydi,-Ahmed Veled-i Mustafa,-Mezkûrlar kadîmden zaviye-i mezkûreye hizmetkarlar ve nesiller imişler.  …..   Hâsıl: Yekün:22081

                 BELGE-2: Nezaret-i Evkaf-ı Hümayun-ı mülükâneye, mülhak evkaftan, Medine-i Manisa’ya tabi Demirci, Borlu-i Saruhan Kazalarında kaim, Şeyh İlyas ve Şeyh Cûllâbi Zaviyelerinin, zaviyedarlık cihetlerine bâ-berat-ı âlîşan meşruta mutasarrıf olan Abdülhalim Baba İbn Mehmed’in sülbi kebir(Abdülhalim Fahri Baba, Şeyhi Aşiretinin reisi ve aynı zamanda Bektaşi babasıdır. 1279/1862 Yılında ölmüş ve Eski Borlu’daki aile mezarlığına gömülmüştür.) evlâtları bais ül- İslam Dergâh-ı Âli Kapıcıbaşılarından Ahmet Efendi ve Hüseyin Efendi ve Hasan Efendi ve Nasuh Efendi ve Selim Efendi ve Ali Efendi(Deli Voyvoda diye meşhur Mustafa Ağa adında bir oğlu daha vardı. 10 Muharrem 1269/24.10.1852 Günü Mıdıklı Aşireti tarafından öldürüldü. Bakınız; ekteki mezar taşı ile ilgili bilgilere)nam altı nefer evlâdını terk ederek, bundan akdem vefatı vukuiyle zaviyedarlık-ı mezkûrlar mahlül ve muattal kalmış ve zaviyedarlık mutlaka evlâda meşruta olup ve taamülü kadim dahi bu veçhile bulunmuş mumaileyh Ahmed Efendi ve Hüseyin Efendi ve Hasan Efendi ve Nasuh Efendi ve Selim Efendi ve Ali Efendi zaviyedarlık-ı mezkûrlar mütevveffa-ı mezkurun mahlülundan evladları mumaileyhim daireleri uhdelerine tevcih ve yedine müceddeda bir kıt’a berat-ı şerif-i âlişan sadaka ihsan buyrulmak babında istida-yı inayet ve istirham eyledikleri bil iltizam payei serir-i âlâya arz-u ilam olundu. Baki emr-i ferman hazreti veli ül-emridir. Fi 25 Şevval sene(12) 79/ (16.04.1863) Manisa Mahkemesi Şer’î Seciyesi:318,sayfa:14 2

            İçişleri Bakanlığının 1946 Yılında yayınlattığı “Türkiye’de Meskün Yerler Kılavuzu”nda “Arablı” olan köyün adı, daha sonraki yıllarda “Alan Yolu” olmuştur. Köyün bu yeni adı; köyden geçen tarihi “Göç Yolu”(Bakınız vakfından ilişikli taşınmazlar listesine)
                                                         
            Saruhanoğulları Beyliği Hükümdarlarından İshak Çelebi(Beylik yılları:1362-1379) ve Oğlu Hızır Paşa(Beylik yılları:1389-1402 ve 1404-1410)Dönemlerinde3 bu köyün adının “Şeyh İlyas Köyü” olduğu yukarıdaki belgelerden anlaşılmaktadır.
            BELGE-2’de, Şeyh İlyas ve Şeyh Cûllâbi(Güllabi=Gülayi=Gülay)adlarında iki ayrı zaviye adı yer almaktadır. Ancak; Alan Yolu Köyündeki türbe(EK: Resim)“Şeyh İlyas-Güllabi Türbesi” diye anılmaktadır. Köylülere göre; Türbe içinde yan yana üç yatırdan güneydeki: Şeyh İlyas’ın kendisine, kuzeydeki: Kızı Kalbiye, ortadaki ise eşi Güllabi’(Gülayi)ye aittir. Osmanlıca Tapu Kütük Defterlerinde “Şeyh İlyas- Güllabi Vakfı” olarak yazıldığı görülmüştür. Bu nedenle iki ayrı zaviye değil, “Şeyh İlyas- Güllabi” adlarına tek zaviyenin varlığından söz etmek daha uygun olacağı kanaati oluşmuştur.         
           1531 ve 1575 Tarihli Vakıf Defterlerine göre; Aynı tarihlerde İshak Çelebi ve Hızır Şah’ın anılan zaviye için vakfettiği Şeyh İlyas Köyündeki yerin yıllık geliri: 2.000 akçedir.4      

Alan Yolu Köyü Mezarlığında Şeyh İlyas-Güllabi Türbesi. 2003 Yılında güney batısından  
 
            Şeyhoğlu Soyundan Halim Ağa’nın kızı Ümmü’den doğma Halil Ertuğrul’un oğlu olan 1945 doğumlu Halim Erçin 28.10.2019 Günü hem anne hem de baba yönünden yakın akrabası olan Nurullah Ertuğrul’a anlattığı şudur:
           Cumhuriyet Döneminde de yaşamış, Borlu Eşrafından, Şeyh Oğulları (Şıhlılar) Soyundan olan Halim Ağa, “Atamızdır” diye Şeyh İlyas- Güllabi Türbesini koruyup onarmış. Halim Ağa’nın çocukları: Tevfik Erçin, Zabit Erçin, Hasan Erçin, İzzet Erçin ve Baba Annem Ümmü’dür. Ben Ümmü’nün torunuyum. Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey’in akıncı efelerinden olan İzzet Dayımın çocuğu olmadı. Çocuğu olmayan İzzet Dayım beni evlatlığa aldı. Soyadım Ertuğrul iken İzzet Dayımın soyadı olan Erçin benim de soyadım oldu. Tevfik Dayım, Selendi Merkezi’nde yaşayan Dilik Oğulları Soyundan bir kız ile evlenmiş. Borludaki Baba Annem Ümmü ve anılan dayımlarla emmioğulları olan Nasuh Bey, Şiri Bey ve Haşim Bey gibi diğer Şeyh Oğulları varmış. Nasuh Bey, Türk Kurtuluş Savaşında Borlu’nun düşman işgalinden kurtulması için Kuva-i Milliyede çok çalışmış. Şiri Bey de 1940’lı yıllara kadar Borlu Beyi olarak yörede güçlü kalmış. Haşim Bey vefat edince hanımı Raziye Hatun kocasından kalma servetinden baraj suyu altında kalan eski Borlu Camisi’ne minare yaptırmış. Minare halen ayaktadır. Anılan caminin üst tarafındaki evler Şeyh Oğulları soyundan olan kişilere aitti.  Borlu Tarihinde önemli bir yere sahip olan Şeyh Oğulları Soyu çok geniş arazilere sahipti. Sonuçta sadece soyadım değişmiş oldu.
          
             Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eski Eserler Koleksiyonunda dokuz adet eski harfli Türkçe yazıt bulunmaktadır. Bunlardan bir kaçı hariç, çoğu Gördesli Hayri Büke’nin Eski Eser Koleksiyonundan bağış yoluyla alınıp, 1977 Yılında Edebiyat Fakültesine getirilmiştir. Prof. Dr. M. Akif Erdoğru’nun bilgilendirdiği dokuz adet eserden birinin resmi ve aktarımı aşağıdadır.5 (Diğerlerine Gördes İlçesi Vakıfları Bölümünde yer verilmiştir.) Yukarıdaki “BELGE-2” içinde yer alan Merhum Uluçay’ın belirttiği, Deli Voyvoda Mustafa Ağa’nın ölüm tarihi: 24.10.1852 ile aynı kişiye ait bu mezar taşındaki 19.04.1853 tarihi arasında fark vardır.
                                         
1-) Sene 1269
2-) Bu kabrin tacına Şeyhzade Abdülhalim                                                                                                                                     
3-) Fahri Efendi’nin oğlu Mustafa Ağa’dır. Bu merhum                                                                                                                     
4-) Borlu Kazası ve Mendehorya Kazası ve Şıhlı                                                                                                                       
5-) Aşairi ve Kızılkeçili Beğlerbeğiken Karaosmanzade                                                                                                             
6-) Sadık Bey havale etmiş idi. Aşiretimiz, yörük mirisinin                                                                                              
7-) tahsili içün Mıdakların Kafir Damı Çiftliği hakkı meramıyla                                                                                         
   8-) varub odaların önüne ineceği sırada Mıdakoğlu                                                                                                                    
9-) Emin silah davranarak karındaşı ile çıktığını                                                                                                                          10-) görüp çekiniz elinizi, Padişah Kanunu böyle mi? deyince                                                                                                       
11-) kadar merkum Emin işde padişahın kanunu!                                                                                                                           
12-) deyüb tüfenk urub atdan yıkub altmış dokuz                                                                                                                 
13-) senesi Mah-ı Receb’in onuncu o yerde şehid                                                                                                   
14-) olmuştur. Sehavet ve şecaatle mevsuf idi. Allahü                                                                                                                   
15-) Tealâ kabrin cennet eyleye.                                                             

        10 Receb 1269/19 Nisan 1853                                                                                                                    
                                                            (Okuyan: Prof. Dr. M. Akif Erdoğru)
 
                                                                            
 
          Dipnot ve kaynaklar:

                1-) 984/1577(01 Muharrem 983/ 12 Nisan 1575) Tarihli 236(544)Numaralı “Defter-i Evkaf-ı Livai Saruhan” Tıpkı Basım ve Aktarım-İnceleme, Prof. Dr. M. Akif Erdoğru - Dr. Ömer Bıyık, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı, Yayın No:7,Yıl: 2014 Ankara            

               2-) Mustafa Çağatay Uluçay, Saruhanoğulları ve Eserlerine Dair Vesikalar-2, 1946-İstanbul, sf:66-67’de Vesika:43 ve Dipnotlar: 251,252, 253
               3-) Dr. H. Mustafa Eravcı-Dr. Mustafa Korkmaz, Saruhanoğulları Ve Osmanlı Klasik Döneminde Manisa’da Yaşayan Kültürel İzleri, Celal Bayar Üniversitesi ve Manisa Valiliği ortak yayını,1999-Manisa, Sf:19-65
               4-) Dr. Mustafa Korkmaz’ın “Evkaf Defterlerine Göre 16.Yüzyılda Saruhanoğulları Vakıfları” adlı makalesi, Celal Bayar Üniversitesince yayımlanan Manisa Araştırmaları-1 adlı eser, 2001-Manisa, sayfa: 82                                             
               5-) Bu resim ve aktarım; Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Akif Erdoğru’nun aynı Üniversitenin Tarih İncelemeleri Dergisi cilt:22, sayı:2, Aralık 2007 Yılı, sf:219-226 sayfalarında yayımlanan “Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Esreler Koleksiyonunda Saklanan Türkçe Taş Yazıtlar” adlı makalesinden alınmıştır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum