Rumeysa ERTEM yazdı: ELMA DEDİLER

Kelimeleri, öyle ki harfleri bir araya getiren çizgi; ya o çizgiyi meydana getiren, görünmez tonlarca noktalara ne demeli? Elma, tohumun can bulmuş, dirilmiş, bir sistem sonucu insana sunulmuş hali.

Rumeysa ERTEM yazdı: ELMA DEDİLER
03 Mayıs 2020 - 02:47 - Güncelleme: 03 Mayıs 2020 - 03:27

“ELMA” DEDİLER

Her şey bir elma ile başladı derler, dediler.

Adem'i cennetten mahzun bırakan bir elmaydı yalnızca derler, dediler.

Yerin çekim gücünü keşfettiren, bilime büyük kaynaklar sağlayan, fizik ve dallarının oluşumuna katkıda bulunan elmaydı derler, dediler.

Hiçbir aşamaya ve değişime uğramaksızın; kırmızısı, sarısı, yeşili ile dünya üzerine tefriş edilmedi elma, belirli farklılaşmaya uğrayarak meydana getirilmişti. Bunu söylemek yerine, bir elma değiştirdi tüm yaşamı, dediler. Hal bunu gösteriyordu ki, günümüzdeki bazı soylar gibi, elma da asimile edilmişti. İnsan eliyle ve insan diliyle soysuzlaştırılmaya maruz kalmıştı, nesilden nesle böyle geçmişti. Ortada bir fark olmalıydı. Âdem’i cennete hasret bırakan, onun dünya ile cezalandırılmasına sebep olan, bilimdeki keşiflere mucizevi başlangıç yapan elma değil, tohumdu. Ona elma diyerek tohumu yok sayamazdık. Her şey bir tohum ile başlamıştı dünyada. Elmayı elma yapan, meyve durumuna gelmeden önceki gelişim aşamasıydı. Tanrı bize evvel elmayı değil, tohumu bahşetmişti aslında. O tohum ki, toprakla kaynaştığında, umuduna dönüşüyordu çiftçinin. Topraktan koparılıp sofralara konulduğunda açlığını ertelerdi midenin. Ağızlarda bir tat bırakır, bedenlerin içindeki kan ile bir olur, faydaya dönüşürdü. Âdem kendi nezdinde ne kadar dünyayı cehennem diye tanımlasa da, adına tohum denilen bir hürriyet verilmişti ona. Hatta toprak verilmişti, altında ve üstünde apayrı âlemlerin var olduğu. Öyle ya, bir âlem verilmişti Âdem’e, on sekiz bin ayrı âlemden oluşan. Gerçekten bir elma mıydı her şeyi başlatan?

Kelimeleri, öyle ki harfleri bir araya getiren çizgi; ya o çizgiyi meydana getiren, görünmez tonlarca noktalara ne demeli? Elma, tohumun can bulmuş, dirilmiş, bir sistem sonucu insana sunulmuş hali. Önce çimleştiren, başaklaştıran ve sonra buğdaylaştıran uhde, buğdayın tohumudur. Günlerce eğik başı yere doğru bakar buğdayın. Boyun eğer gibidir rüzgâra, toprağa; yaratıcıya, toprağında hüküm süren sürüngenine yahut ayaklısına. Kaynatılırsa uğut olur, doyurur sahibini. Gelişimini tamamladığında değirmenlerde bulur kendini, benliğini. Eler, yoğurur, biraz da yağlar onu sahibi. Sürülür bir ateşin önüne ve burunlara ulaşan rayihalar sebep olur baş dönmesine. Bir aç vardır bu kokuyu duyan, bakar bin bir çaresizlik ile içeriye. Öyledir ya, ilah tohumu sunar da kuluna, kulu sunmaz O'nun aç olan kuluna. Toprağın merhameti tohumdan buğdaya, insanın merhameti sömürgeden açlığadır. Bu yüzdendir insanın benzememesi hiçbir yaratılmışa.

Tohumdur insanın şanı, toprağın karnı, yaratılışın evveli ve yarını.

Tohumdur Âdem’in elması, bilimin meyvesi, yerleşik düzenin temel tuğlası.

Tesadüf değildir tohum, alın teridir; yorgun düşen bedendir, güneşten ötürü kavrulan tendir. İnsanlığın ortak sevincidir, vatandır. Onu hor kullanmak, geleceği hor kullanmaktır. Onu üzmek ya da kimyasal ilaçlara mahkûm etmek, insanlığı mahkûm etmektir. Tohum esir ise, insan da esirdir; tohum ilaca bağımlı ise, insan da bağımlıdır. Hayatımızdan, tohumdan üreyen mahsuller çıkarıldığında geriye zarardan başka ne kalır? Onu sakatlaştıran, dünyada iken biçare bırakan, bedenlerine zehri salan, kimyasallardır. Onun hızlı tükenmesine sebep olan, obezitenin çığ gibi büyüdüğü bir devirde, tüketim çılgınlığıyla sarhoş olanlardır. Bu böyle devam ettikçe, bir daha hiçbir elma ilime ve bilime keşif sağlayamayacaktır. Hiçbir tohum sebepsiz yere küsmeyecektir ona hükmedene. Hiçbir başak zevkle salınamayacaktır toprağında. Hiçbir toprak, aşkını yaşayamayacaktır doyasıya. Yaşananların nihayetinde affını dileyemeyecektir hiçbir insan. Toprağın serpilen ilaçların etkisi altında titreyen bedenleri, direnemeyecektir acıya. Onun duyduğu acı, geleneksel bir acı verecektir topluma. Harman yeri olacaktır dünya ki oldu da. Biz de kandık bir elmaya. Derler, dediler hep elma.

Elma dediği tohumdu, tohum dediği ise yaşamak:

Var olmak ve yok olmak...

RÜMEYSA ERTEM

12.04.16- 02:11

Bu haber 447 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum