RÜMEYSA ERTEM:İNSAN TABİATI
Tabiat Koskoca bir yaşamın içine sığdırılmış eşsiz güzellik
İNSAN TABİATI
Tabiat…
Koskoca bir yaşamın içine sığdırılmış eşsiz güzellik…
Her bölgesi ayrı manzara, her manzarası ayrı bir sanattır.
İğne ucu kadar tohumun yıllarca yaşattığı ağaçlardan, gökyüzünün derin mavisinden rengini alan denizinden tut; yavrusunu doyurmak için arayışlara çıkıp, yemini minik gagasında taşıyan anne kuşa kadar baştanbaşa bir sanattır, tabiat.
Sadece kâinatın değil, insanın da vardır bir tabiatı.
Hüzünlü oldu mu insan; sel olur akar gözyaşları, yüreğinin ırmaklarına…
Sinirli oldu mu insan; kasırga gibi sertçe parçalar etrafındakileri.
Çok düşündü mü insan; tsunami olur beyninde, dolup taşar çok fazla gösterdiği iyi niyeti.
Bir de dertli olur ya insan?
İşte o zaman depremler olur kafatasının içinde.
Durmadan sallanır, yedi nokta sekiz şiddetinde yıkılan evler gibi.
Damarlarında hisseder o sızıyı.
Eğer tutmayacaksa içinde, kesmesi lazımdır o damarı, o kanı dışarıya vurmalıdır.
Ancak o zaman çözer beyninin kör düğümlerini.
Hele ki mutlu oldu mu insan; gülen dudaklarının yanına bembeyaz karlar yağar. Beyazın ferahlığında buluşur saadetiyle.
Çocuklar öyle değildir ama.
Çocuk güldü mü, bahar gelir yüzüne, çiçek çiçek açar goncalar.
Demet demet olur renklerin güzelliği, bir güvercin konar elmacık kemiklerine, öter durur, beni de al yanına diye.
Her yaşın doğası ayrıdır.
Bir de yaşlılar güler ya?
Kim demiş kış gelir diye.
Yazın en eşsiz güzelliği konar onların yüzlerine.
O sonsuz mavilik vardır ya hani?
Onlar güldü mü sonsuzluk olur işte.
Onlar ağladı mı gençliklerini hatırlarlar besbelli.
Gözlerini dikerler torunlarına; “Gençliğimde ne cevher delikanlıydım ben, neneni kolay almadım ya.” derler.
İşte o zaman yüzleri değil, gözlerinin içi güler onların.
Böyledir insanın doğası, tıpkı evrenin doğası gibi.
Yaşadıkça anlar insan, her rengin var olduğunu.
Yağmurlar yağmalı ki gökkuşağını görebilelim, demelidir insan.
Çocukken bahar, yetişkinken kış, ihtiyarken yazdır insan.
15.10.2012 Rümeysa Ertem








FACEBOOK YORUMLAR