Prof. Dr. Kürşat Yıldırım "Eski Türk Tarihi, C. II, Türkistan" Kitabını Yayınlandı.
16 Kasım 2025 - 12:11
ÖN SÖZ
Tarihte Türkler kadar geniş coğrafyalarda yayılıp yurt tutmuş bir millet daha yoktur. Yaradılışları itibarıyla yüksek idari ve askerî ka- biliyetlere sahip olan Türkler, tarihin erken dönemlerinden itiba- ren ayak bastıkları hemen her toprakta hâkimiyet kurmuşlar, birkaç istisnayı saymazsak bu topraklarda Türklüğü yaşatmışlardır. Boz- kırla sınırlı kalmayan Türklük, şehirli nüfusun yaşadığı ve bugün Türkistan olarak adlandırdığımız kadim toprakları şekillendiren en önemli kimlik olmuştur. Hunlar başta olmak üzere 9. yüzyıla dek kurulmuş olan Ötüken merkezli konargöçer Türk devletlerinin temel gayeleri, Türkistan şehirlerini tâbi kılmaktır. Bu bakımdan Türk tarihine vâkıf olabilmek için Türklerin farklı coğrafyalarda, kesintisiz bir birlik hâlinde cereyan eden kültürünü ele almak lazımdır.
Türklerin üstün vasıflarından biri, medeniyet kurucu ve koru- yucu olmalarıdır. Nitekim Türkler, tarihin hiçbir döneminde yıkıcı olmadıkları gibi dünya medeniyetine daima katkıda bulunmuşlar- dır. Türklüğün hak ettiği değeri görebilmesi için Türkistanlı yerle- şik Türklerin tarihinin açığa çıkarılması son derece mühimdir. Öte yandan Türklüğü medeniyet dairesinin dışında tutmayı amaçlayan araştırmacılar, medeni yani şehirli Türklerin varlığını görmezden gelmekte ve Türkistan’daki Türk varlığının başlangıcını 8-9. yüzyı- la, hatta Türklerin kitleler hâlinde Müslümanlığı kabul ettikleri 10. yüzyıl kadar geç bir döneme tarihlendirmektedirler. Aynı araştırma- cılar, Türkistan’ın eski yerleşik toplumlarının övülecek özelliklerini de ancak Hint-Avrupalı unsurlara atfetmektedirler. Modern tarih ve arkeoloji araştırmalarının son neticeleri, Türkistan’ın en eski ahali- lerinden birinin Türkler olduğunu, Türklerin kendilerine ait olma- yan medeniyet ürünlerini de koruyup muhafaza ettiklerini ve kimi zaman geliştirdiklerini ortaya koyar. Türklük, ideolojik saplantılar ve akademik birtakım spekülasyonlar yüzünden bozkıra hapsedile- meyecek kadar ulvidir. İlmî hakikatler Türkistan’daki en eski Türk varlığını ve devletçiliğini göstermek için yeterlidir. Türkistan’daki tarih yazımında bölgedeki devlet kuruculuk rolünde Hint-Avrupa- lılara ve bilhassa İskender’in istilasından sonra Grek-Baktria Dev- leti’ne büyük yer ayrılması bize göre doğru değildir. Bu görüşlere göre devlet denilen yapı, toprağa bağlı feodal toplumlarda kitlesel tarım-sulama işlerine başlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Buna karşılık askerlik ve idarecilik maharetleri yüksek Türk konargöçerlerinin MÖ 2. binyılda Türkistan’daki çiftçilere hükmetmeye başladıkla- rı, geniş sahalara yayılan merkeziyetçi devletler kurdukları tarih ve arkeoloji biliminin verileriyle ortadadır. Buna dair ayrıntılar metin boyunca sunulmuştur.
Eski Türk Tarihi başlıklı serimizin ikinci cildini, sınırları tarih bo- yunca değişen Türkistan coğrafyasına ayırdık. Türklerin bozkır ve orman kuşağı dışında yaşadıkları bir saha olarak ele aldığımız bu coğrafyada yayılmış konargöçer Türk boylarına da yer verdik. Bize göre Türkistan, doğuda Çin’in son bulduğu noktadan başlayıp ba- tıda Anadolu’ya kadar uzanır. Bütün bu kuşakta Türkler, güçlü ve çoğunlukla bağımsız devletler hâlinde varlık göstermişlerdir, yalnız Gansu’da Türk varlığı pek azdır
Türkistan yurdu; Gansu, Tanrı Dağları, Tarım Havzası, Fergana, Toharistan, Maveraünnehir, Harezm, Horasan ve Azerbaycan olmak üzere bölümlere ayrılarak incelenmiştir. Tarihî adlandırmaları ve coğrafyayı esas alan böyle bir bölümlendirme, Türkistan tarihinin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bahsi geçen bölgeler, tarihte oldu- ğu gibi bugün de kendine has özellikler göstermektedirler. Mesela Özbekistan Türkleri halen Maveraünnehir bölgesini “vaha”, doğu- sundaki Fergana’yı ise “vadi” olarak birbirinden ayırırlar. Ayrıca günümüzde Azerbaycan her ne kadar Türkistan sınırları dâhilinde görülmese de biz, Anadolu’ya dek uzanan tarihsel ve kültürel sü- rekliliğin anlaşılmasını sağlamak için burayı da ele aldık.
Eski Türk Tarihi başlıklı eserimizin Türkistan: Tanrı Dağları’ndan Anadolu Hudutlarına alt başlıklı ikinci cildini kaleme alma ihtiyacı duymamızın birkaç sebebi var. Ülkemizde ve dünyada “Türk tarihi” ile kastedilen genellikle; 9. yüzyıla dek kurulmuş Ötüken merkez- li Türk bozkır devletlerinin, Avrupa’nın göbeğine kadar ilerleyip devletler kurmuş Türklerin ve devlet kuramamış konargöçer Türk boylarının tarihidir. Bu kitabın Ötüken: Hunlar, Xianbeiler, Tabgaçlar, Juanjuanlar, Gök-Türkler, Uygurlar alt başlıklı birinci cildinde doğu- daki Türk yurtlarını ele almaya gayret etmiştik. Mevcut sınırlan- dırmanın doğru olmadığını düşündüğümüz için ilk olarak Türk ta- rihinin eski Türkistan merhalesini kaleme almayı amaçladık. Buna karşılık Türk tarihi buralarda yaşanandan ibaret değildir ve biz, eski Türkistan ve şehirlerinin yeterince incelenmediğini düşünü- yoruz. Türkistan dediğimiz topraklarda bugün beş bağımsız Türk devleti ve Çin, Rusya, Afganistan, İran, Ermenistan ve Gürcistan devletleri egemendir. İkinci amacımız; bugünkü siyasi sınırların Türkistan sınırlarını ifade etmediğini, tarihte yekpare bir Türkis- tan’ın var olduğunu göstermektir. Üçüncü amacımız; Türk kültür ve medeniyetinin şehirli yüzünü anlatmaktır. Bu yüzden şehirler- deki sosyal-ekonomik hayata ilişkin edindiğimiz bilgileri olduğu gibi, yorumlamaksızın sunduk. Dördüncü amacımız; Türk tari- hindeki devamlılığı ortaya koyarak, Türkistan’dan Anadolu’ya göç eden atalarımızın nasıl büyük bir şehir kültürü hazinesini de be- raberlerinde getirdiklerini ispatlamaktır. Beşinci amacımız; Türk, Çin, Arap, Fars, Rus vb. kaynaklarında geçen tüm yer ve su adlarını tek bir ciltte toplu hâlde sunmak ve bilhassa yer adlarıyla ilgili kafa karışıklıklarını gidermektir. Altıncı amacımız; okurun Türkistan’ın maddi ve manevi kültür unsurlarını bir arada bulmasını sağlaya- bilmektir. Nihayetinde amaçladığımız şey; Gansu’dan Harezm’e, Doğu Türkistan’dan Azerbaycan’a dek Türkistan boyunca uzun yıllardır yaptığımız saha araştırmalarından edindiğimiz bilgileri ta- rih kaynaklarındaki kayıtlarla birleştirerek, Türkistan tarihini bir bütün olarak Türk bakış açısı ve ruhuyla kaleme almaktır. İlmî ger- çeklere ulaşmak için Altay Amanjolov’un tabiriyle “görecek göz ile hissedecek kalp” gerekmektedir. Coğrafyanın okurun zihninde can- lanmasını sağlamaya yardımcı olacak çok sayıda haritayı da kitabı- mıza ekledik. Sıraladığımız hedeflere ulaşmak elbette zordur fakat elimizden gelen çabayı harcadık. Akademik metot ve tekniklerden ödün vermeyen ama genel tarih okurunun da kolaylıkla okuyabile- ceği bir metin kaleme almaya çalıştık. Elinizdeki kitap işte böylece ortaya çıktı.
Şimdilik dört cilt olarak planlanan Eski Türk Tarihi eserimizin Türkistan: Tanrı Dağları’ndan Anadolu Hudutlarına alt başlıklı bu ikinci cildi 14 bölüme ayrılmaktadır. Giriş kısmında Türkistan ve şehirleri üzerinde değerlendirmeler yapılırken; sonraki bölümlerde sırayla Türkistan’ın genel tasviri, Türkistan’daki Türk boy ve toplulukları, Türkistan’a giden Çinli seyyahların kayıtları ve Gansu’dan Anado- lu’ya kadarki sahada bulunan tarihî bölgeler incelenmiştir. Doğu bölgeleri hakkında milattan önceki çağlardan itibaren ayrıntılı Çin kayıtları bulunmakla beraber, batıdaki bölgelere dair kaynaklar ne yazık ki 8. yüzyılda İslam ordularının hâkimiyetinden sonraya ta- rihlendirilmektedirler. Uzun yıllara yayılan bir bilimsel araştırma sürecinin sonunda kaleme aldığımız bu kitapta elbette eksiklik ve hatalar olacaktır fakat bunları en aza indirgemeye gayret ettik. Tari- himizin çeşitli meselelerini çalışmış ve çok sayıda eser yayımlamış bir araştırmacı olarak Türk millî tarihimize bir katkı daha yapmayı diliyoruz. Umarız ki elinizdeki kitap araştırmacılar ve okurlar için faydalı olur. Bu cildi, babam Maraşal Bey ile anam Fatma Hanım’a ithaf ediyorum. Metnin son okumasında yardımlarını benden esir- gemeyen Ilgın Yağmur Eker’e, Hatice Begüm Kahraman’a, Şeyma Sapma’ya, Hayriye Güner’e ve Ferhat Çiftçi’ye; dizini hazırlayan Hakan Nişancı’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Kitabın basılmasını mümkün kılan Ötüken Neşriyat’a ve editörüm Ayşegül Büşra Pak- soy’a da ayrıca müteşekkirim. Bütün çalışmalarım gibi bu kitabım da sevgili eşim Doç. Dr. Elvin Yıldırım ile biricik kızım Ülkü’nün anlayışı ve desteği sayesinde ortaya çıkmıştır; bu yüzden en büyük teşekkürü onlar hak ediyorlar.
Türklerin üstün vasıflarından biri, medeniyet kurucu ve koru- yucu olmalarıdır. Nitekim Türkler, tarihin hiçbir döneminde yıkıcı olmadıkları gibi dünya medeniyetine daima katkıda bulunmuşlar- dır. Türklüğün hak ettiği değeri görebilmesi için Türkistanlı yerle- şik Türklerin tarihinin açığa çıkarılması son derece mühimdir. Öte yandan Türklüğü medeniyet dairesinin dışında tutmayı amaçlayan araştırmacılar, medeni yani şehirli Türklerin varlığını görmezden gelmekte ve Türkistan’daki Türk varlığının başlangıcını 8-9. yüzyı- la, hatta Türklerin kitleler hâlinde Müslümanlığı kabul ettikleri 10. yüzyıl kadar geç bir döneme tarihlendirmektedirler. Aynı araştırma- cılar, Türkistan’ın eski yerleşik toplumlarının övülecek özelliklerini de ancak Hint-Avrupalı unsurlara atfetmektedirler. Modern tarih ve arkeoloji araştırmalarının son neticeleri, Türkistan’ın en eski ahali- lerinden birinin Türkler olduğunu, Türklerin kendilerine ait olma- yan medeniyet ürünlerini de koruyup muhafaza ettiklerini ve kimi zaman geliştirdiklerini ortaya koyar. Türklük, ideolojik saplantılar ve akademik birtakım spekülasyonlar yüzünden bozkıra hapsedile- meyecek kadar ulvidir. İlmî hakikatler Türkistan’daki en eski Türk varlığını ve devletçiliğini göstermek için yeterlidir. Türkistan’daki tarih yazımında bölgedeki devlet kuruculuk rolünde Hint-Avrupa- lılara ve bilhassa İskender’in istilasından sonra Grek-Baktria Dev- leti’ne büyük yer ayrılması bize göre doğru değildir. Bu görüşlere göre devlet denilen yapı, toprağa bağlı feodal toplumlarda kitlesel tarım-sulama işlerine başlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Buna karşılık askerlik ve idarecilik maharetleri yüksek Türk konargöçerlerinin MÖ 2. binyılda Türkistan’daki çiftçilere hükmetmeye başladıkla- rı, geniş sahalara yayılan merkeziyetçi devletler kurdukları tarih ve arkeoloji biliminin verileriyle ortadadır. Buna dair ayrıntılar metin boyunca sunulmuştur.
Eski Türk Tarihi başlıklı serimizin ikinci cildini, sınırları tarih bo- yunca değişen Türkistan coğrafyasına ayırdık. Türklerin bozkır ve orman kuşağı dışında yaşadıkları bir saha olarak ele aldığımız bu coğrafyada yayılmış konargöçer Türk boylarına da yer verdik. Bize göre Türkistan, doğuda Çin’in son bulduğu noktadan başlayıp ba- tıda Anadolu’ya kadar uzanır. Bütün bu kuşakta Türkler, güçlü ve çoğunlukla bağımsız devletler hâlinde varlık göstermişlerdir, yalnız Gansu’da Türk varlığı pek azdır
Türkistan yurdu; Gansu, Tanrı Dağları, Tarım Havzası, Fergana, Toharistan, Maveraünnehir, Harezm, Horasan ve Azerbaycan olmak üzere bölümlere ayrılarak incelenmiştir. Tarihî adlandırmaları ve coğrafyayı esas alan böyle bir bölümlendirme, Türkistan tarihinin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır. Bahsi geçen bölgeler, tarihte oldu- ğu gibi bugün de kendine has özellikler göstermektedirler. Mesela Özbekistan Türkleri halen Maveraünnehir bölgesini “vaha”, doğu- sundaki Fergana’yı ise “vadi” olarak birbirinden ayırırlar. Ayrıca günümüzde Azerbaycan her ne kadar Türkistan sınırları dâhilinde görülmese de biz, Anadolu’ya dek uzanan tarihsel ve kültürel sü- rekliliğin anlaşılmasını sağlamak için burayı da ele aldık.
Eski Türk Tarihi başlıklı eserimizin Türkistan: Tanrı Dağları’ndan Anadolu Hudutlarına alt başlıklı ikinci cildini kaleme alma ihtiyacı duymamızın birkaç sebebi var. Ülkemizde ve dünyada “Türk tarihi” ile kastedilen genellikle; 9. yüzyıla dek kurulmuş Ötüken merkez- li Türk bozkır devletlerinin, Avrupa’nın göbeğine kadar ilerleyip devletler kurmuş Türklerin ve devlet kuramamış konargöçer Türk boylarının tarihidir. Bu kitabın Ötüken: Hunlar, Xianbeiler, Tabgaçlar, Juanjuanlar, Gök-Türkler, Uygurlar alt başlıklı birinci cildinde doğu- daki Türk yurtlarını ele almaya gayret etmiştik. Mevcut sınırlan- dırmanın doğru olmadığını düşündüğümüz için ilk olarak Türk ta- rihinin eski Türkistan merhalesini kaleme almayı amaçladık. Buna karşılık Türk tarihi buralarda yaşanandan ibaret değildir ve biz, eski Türkistan ve şehirlerinin yeterince incelenmediğini düşünü- yoruz. Türkistan dediğimiz topraklarda bugün beş bağımsız Türk devleti ve Çin, Rusya, Afganistan, İran, Ermenistan ve Gürcistan devletleri egemendir. İkinci amacımız; bugünkü siyasi sınırların Türkistan sınırlarını ifade etmediğini, tarihte yekpare bir Türkis- tan’ın var olduğunu göstermektir. Üçüncü amacımız; Türk kültür ve medeniyetinin şehirli yüzünü anlatmaktır. Bu yüzden şehirler- deki sosyal-ekonomik hayata ilişkin edindiğimiz bilgileri olduğu gibi, yorumlamaksızın sunduk. Dördüncü amacımız; Türk tari- hindeki devamlılığı ortaya koyarak, Türkistan’dan Anadolu’ya göç eden atalarımızın nasıl büyük bir şehir kültürü hazinesini de be- raberlerinde getirdiklerini ispatlamaktır. Beşinci amacımız; Türk, Çin, Arap, Fars, Rus vb. kaynaklarında geçen tüm yer ve su adlarını tek bir ciltte toplu hâlde sunmak ve bilhassa yer adlarıyla ilgili kafa karışıklıklarını gidermektir. Altıncı amacımız; okurun Türkistan’ın maddi ve manevi kültür unsurlarını bir arada bulmasını sağlaya- bilmektir. Nihayetinde amaçladığımız şey; Gansu’dan Harezm’e, Doğu Türkistan’dan Azerbaycan’a dek Türkistan boyunca uzun yıllardır yaptığımız saha araştırmalarından edindiğimiz bilgileri ta- rih kaynaklarındaki kayıtlarla birleştirerek, Türkistan tarihini bir bütün olarak Türk bakış açısı ve ruhuyla kaleme almaktır. İlmî ger- çeklere ulaşmak için Altay Amanjolov’un tabiriyle “görecek göz ile hissedecek kalp” gerekmektedir. Coğrafyanın okurun zihninde can- lanmasını sağlamaya yardımcı olacak çok sayıda haritayı da kitabı- mıza ekledik. Sıraladığımız hedeflere ulaşmak elbette zordur fakat elimizden gelen çabayı harcadık. Akademik metot ve tekniklerden ödün vermeyen ama genel tarih okurunun da kolaylıkla okuyabile- ceği bir metin kaleme almaya çalıştık. Elinizdeki kitap işte böylece ortaya çıktı.
Şimdilik dört cilt olarak planlanan Eski Türk Tarihi eserimizin Türkistan: Tanrı Dağları’ndan Anadolu Hudutlarına alt başlıklı bu ikinci cildi 14 bölüme ayrılmaktadır. Giriş kısmında Türkistan ve şehirleri üzerinde değerlendirmeler yapılırken; sonraki bölümlerde sırayla Türkistan’ın genel tasviri, Türkistan’daki Türk boy ve toplulukları, Türkistan’a giden Çinli seyyahların kayıtları ve Gansu’dan Anado- lu’ya kadarki sahada bulunan tarihî bölgeler incelenmiştir. Doğu bölgeleri hakkında milattan önceki çağlardan itibaren ayrıntılı Çin kayıtları bulunmakla beraber, batıdaki bölgelere dair kaynaklar ne yazık ki 8. yüzyılda İslam ordularının hâkimiyetinden sonraya ta- rihlendirilmektedirler. Uzun yıllara yayılan bir bilimsel araştırma sürecinin sonunda kaleme aldığımız bu kitapta elbette eksiklik ve hatalar olacaktır fakat bunları en aza indirgemeye gayret ettik. Tari- himizin çeşitli meselelerini çalışmış ve çok sayıda eser yayımlamış bir araştırmacı olarak Türk millî tarihimize bir katkı daha yapmayı diliyoruz. Umarız ki elinizdeki kitap araştırmacılar ve okurlar için faydalı olur. Bu cildi, babam Maraşal Bey ile anam Fatma Hanım’a ithaf ediyorum. Metnin son okumasında yardımlarını benden esir- gemeyen Ilgın Yağmur Eker’e, Hatice Begüm Kahraman’a, Şeyma Sapma’ya, Hayriye Güner’e ve Ferhat Çiftçi’ye; dizini hazırlayan Hakan Nişancı’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Kitabın basılmasını mümkün kılan Ötüken Neşriyat’a ve editörüm Ayşegül Büşra Pak- soy’a da ayrıca müteşekkirim. Bütün çalışmalarım gibi bu kitabım da sevgili eşim Doç. Dr. Elvin Yıldırım ile biricik kızım Ülkü’nün anlayışı ve desteği sayesinde ortaya çıkmıştır; bu yüzden en büyük teşekkürü onlar hak ediyorlar.
Prof. Dr. Kürşat Yıldırım, İstanbul, 2025
Künye: Eski Türk Tarihi, C. II, Türkistan: Tanrı Dağlarından Anadolu Hudutlarına, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2025, 832 s.









FACEBOOK YORUMLAR