Reklam
Reklam

Orta Asya'da Ortak Stratejinin Doğuşu

​​​​​​​Azerbaycan ve Orta Asya: Tek bir stratejik alanın doğuşu

Orta Asya'da Ortak Stratejinin Doğuşu
18 Kasım 2025 - 09:35

Vugar Seyidov

​​​​​
Geçtiğimiz Pazar günü, güneşli Taşkent'te tarihi bir olay yaşandı: Orta Asya Devlet Başkanları 7. İstişare Toplantısı düzenlendi. Bu toplantı, yalnızca yeni bir diplomatik forum olarak değil, aynı zamanda Azerbaycan ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerde niteliksel olarak yeni bir aşama olarak da hatırlandı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu formatta üst üste üçüncü kez katıldı. Ancak bu kez katılımı misafir statüsünde değildi. Azerbaycan, bu örgütün tam üyesi olarak pan-Türk entegrasyonunda yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Yakın zamana kadar, işbirliği modeli "5+1" formatı ile karakterize ediliyordu; yani beş Orta Asya devleti ve Azerbaycan ayrı bir ortak olarak. Ancak bu yaklaşım çoktan tarihe karıştı; siyasetin gerçekliği yeni bir vizyonun oluşmasına yol açtı: altı devlet tek bir jeopolitik proje çerçevesinde birleşiyor. Burada sınırlar resmi bir kavram haline geliyor, ortak bir kadere doğru birlikte hareket ediyorlar. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev'in etkileyici ifadesi, bu sürecin özünü doğru bir şekilde açıklıyor: Bugünün ilişkileri, "kimyasal füzyon"un bir örneği olarak, çoktan "6" formülüne dönüşmüş durumda. Bu, birliğin, kardeşliğin ve ortak bir tarihi misyonun sembolüdür.
Yüzyıllardır beklenen yakınlaşma
Dün stratejik bir plan gibi görünen ilişkiler bugün gerçeğe dönüşüyor. Azerbaycan artık bir "köprü" rolünün ötesine geçmiş ve Hazar Denizi'nin her iki kıyısını da kapsayan geniş coğrafi alanın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bu bütünleşme uzmanlar ve uluslararası gözlemciler tarafından uzun süredir tartışılıyor, ancak Taşkent toplantısıyla resmi olarak doğrulandı. Azerbaycan'ın Orta Asya Devlet Başkanları Danışma Toplantısı'na daimi üye olarak kabul edilmesi, tüm katılımcı ülkelerin çıkarlarını karşılayan uzun vadeli iş birliğine dayalı mantıklı bir adımdı. Bu bütünleşme aniden ortaya çıkmadı; sistematik ve amaçlı bir adımdı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, son üç yılda Orta Asya ülkelerini 14 kez ziyaret ettiğini ve bu ülkelerin liderlerinin Azerbaycan'ı 23 kez ziyaret ettiğini belirtti. Bu ziyaretler sadece diplomatik protokol değil, sözlerle değil, pratik adımlarla teyit edilen kardeşliğin bir göstergesidir.
Fuzuli'deki Mirza Uluğbek Okulu'nun ve Kazakistan'ın desteğiyle kurulan Kurmangazi Çocuk Yaratıcılık Merkezi'nin açılışını hatırlamak yeterli. Ağdam'daki Manas Okulu'na öğrenci kabulü başladı. Ayrıca, bu yılın Ekim ayında Türkmenistan'dan bir hediye olan caminin temeli atıldı; bu caminin temeli, kardeşçe dayanışmanın manevi bir sembolü olacak. Tüm bu yenilikler, halklarımızın ortak geleceğine olan karşılıklı saygı, dayanışma ve inancın anıtlarıdır.
Yeni bir kıtasal güç merkezi
Bugün Azerbaycan ve Orta Asya, yalnızca coğrafi komşular değil, aynı zamanda Avrasya haritasında yeni bir güç merkezi oluşturan stratejik ortaklardır. Onları birleştiren şey, derin tarihi kökler, etnokültürel bağlar ve ortak ekonomik çıkarlardır. Hazar Denizi kıyılarından Tanrı Dağları'na kadar uzanan bu birlik, küresel çıkarları da kapsayan Avrasya'nın "kalbini" oluşturmaktadır. Bu dönüşümün temel unsuru, Çin ve Avrupa'yı Azerbaycan üzerinden birbirine bağlayan Doğu-Batı ulaşım arteri olan Orta Koridor'dur. Jeopolitik değişimlerin ışığında, bu proje artık özel bir önem taşımaktadır. Azerbaycan yalnızca bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda bu koridorun güvenliğini ve verimliliğini sağlamada kilit bir katılımcı haline gelmektedir.
Son üç yılda, Orta Koridor üzerinden Azerbaycan üzerinden taşınan kargo hacmi %90 arttı. Alat Uluslararası Deniz Limanı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, dokuz uluslararası havalimanı ve güçlü kargo havacılığı, Azerbaycan'ın küresel lojistik haritasında önemli bir merkez haline gelmesini sağlıyor.
Yakında, Zangezur koridoru, Azerbaycan'ın güney bölgelerini de bu ağa dahil ederek transit kapasitesini iki katına çıkaracak. Bu proje sadece bir yol değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi birliğin de anahtarı. Malların, fikirlerin ve kültürlerin serbest dolaşımı için yeni bir alan. Koridor, 21. yüzyılın en önemli ulaşım projelerinden biri olarak tarihe geçmeye hazır.
Dijital ve enerji entegrasyonu – çağın ihtiyacı
Ancak kargo taşımacılığı sadece bir başlangıç. Dijital ve enerji sektörlerinde daha büyük gelişmeler yaşanıyor. Hazar Denizi'nin dibine döşenecek bir fiber optik kablo - "Dijital İpek Yolu" - Asya ve Avrupa'yı veri akışlarıyla birbirine bağlayacak. Buna paralel olarak, bölge ülkelerinin elektrik şebekelerini birbirine bağlayacak bir su altı enerji hattı tasarlanıyor; bu, "yeşil enerji" ihracatı için küresel bir platform oluşturacak.
Bu girişimler, Azerbaycan ve Orta Asya tarihinde yeni bir sayfa açıyor. Bölge artık sadece ekonomik alanda değil, dijital ve enerji sektörlerinde de lider konumda. Petrol, gaz, yenilenebilir enerji ve teknolojik potansiyelin birleşimi, gelecek için sağlam bir temel oluşturuyor.
Stratejik gelecek – dünyaya örnek
Azerbaycan ve Orta Asya sadece bölgesel bir blok değil. Bu, dünyadaki bölünmeler ve çelişkiler ortamında egemen ve bağımsız bir yaklaşımın parlak bir örneği, yeni bir siyasi düşünce modelidir. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Azerbaycan - bu altı devlet, dış etkilerden bağımsız hareket ederek eşit iş birliği yolunu izliyor.
Jeopolitik zorluklara rağmen bölge kendi gündemini belirlemiştir: kalkınma, entegrasyon ve barış. Bu birliğe güç veren de budur. Bugün Azerbaycan ve Orta Asya, özgür, bağımsız ve iddialı tek bir jeopolitik organizma olarak öne çıkmaktadır. Bu ittifak, karşılıklı fayda ve ortak tarihi hafıza üzerine kuruludur. Başarılar adil, gelecek parlaktır.
Önümüzde yeni ufuklar, büyük projeler ve gelecekteki başarılar var. Ancak bu bütünleşmenin asıl gücü, halklarımızın iradesinde, kardeşliğinde ve birliğinde yatıyor. Büyük değişimlerin eşiğindeyiz.
Halkımıza bu kutlu yolda başarılar dileriz!

*AZERTAC özel muhabiri
Budapeşte

Kaynak: 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum