Mehmet BİLGEHAN: ATATÜRK'ÜN SON EN BÜYÜK ZAFERİ HATAY "HATAYLILAR İÇİN BİR MİLLATTIR"

Mehmet BİLGEHAN: ATATÜRK'ÜN SON EN BÜYÜK ZAFERİ HATAY "HATAYLILAR İÇİN BİR MİLLATTIR"
05 Ağustos 2021 - 21:38

Şöyle bir soruyla başlayalım yazımıza: “Düşünceleri ve hareketleriyle, yaşadığı devri kapatıp yaşanılacak devri hedef almış olanlar arasında aklınıza gelen biri var mı?
Bizim için yaşanılacak olanı hedef alan, biri?
Kim izleri silinmemek üzere,  tarihe mal olan?
İzleri bir daha silinmemek üzere, tarihe adını yazdıran?
Evet, bir milletin değil, bütün bir insanlığın zihninden, silinmeyecek olan kim?
Silinmeyen mürekkeple, insanlığın hafızasına yazılan?
Tarihte yeri olmaya hak kazanan, kim, kim, kim?”
Elbette bu sorunun cevabı “ATATÜRK!”
O’nun değeri, kıymeti:
Kapattığı devrin geçmişi ile orantılıdır.
Varlığı nesiller sürmüş hayat tarzını,
Bir nesilde kökünden değiştirmek mi?
Bunun için büyük cesaret gerek;
Evet, bunun için cesaretten de üstün bir şey gerek.
Elbette, deha olmak gerek!
Geleceklere yeni ufuk açacak…
Dehaya sahip olmak gerek!
Tarih, dediğimiz şey:
İşte, böylesine dehaya sahip insanlarla şereflenmiştir!
Evet, Türklük ve insanlık âlemi şükür ki ATATÜRK ile şereflenmiştir.

Şükür ki Hatay’ı Kırk Asırlık Türk Yurdu gören Atatürk,  Türklük ve insanlık âleminin en şerefli siması bu sözüyle Hatay’ı ve Hatay Türklüğünü şereflendirmiştir.

Aslı unutmayalım ki “ATATÜRK’ÜN SON EN BÜYÜK ZAFERİ HATAY “HATAYLILAR İÇİN BİR MİLLATTIR!”
Atatürk, Fransız mandası ve Suriye’ye bağımlılığı bitirerek:
Bir devri yaşanmamak üzere kökünden kapatmıştır!
Atatürk, Hataylıların yaşayabileceği, muhtemel esareti bitirmiştir.
Atatürk, Hataylıların sayılabileceği, ikinci sınıf vatandaş algısını bitirmiştir.

Atatürk, Hataylılar için anavatana hasret kalma duygusunu ortadan kaldırmıştır.

Bu yüzden bence, Hataylı Atatürk’ü çok sevmeli!
O’na minnettarlığını nasıl ödemesi gerektiğini düşünmeli!
Hatay’da yaşamış bir ozan olan Emin Dağıstanlı’nın dediği gibi:
“Bu dünyaya Türk gelmenin,
Türk yaşayıp Türk ölmenin
Lezzettin erilmeli!”
Hataylı bu dünyaya Türk gelmenin, Türk yaşayıp Türk ölmenin lezzetini tattığı için Atatürk’e çok şey borçludur!
Hatay Türklüğü bunu asla unutmamalıdır.
Unutmayalım, Akdeniz’in Atatürk’ümün gözleri gibi…
Tirşe mavisi suları var!
Benim milletim, at sırtında uzak Asya’dan gelip dörtnala, yeni bir medeniyete koşar!

Şükür ki, benim ATATÜRK’ÜM var! Kırk Asırlık Türk Yurdu Hatay’dan Edirne’ye Edirne’den Ardahan'a, Ardahan’dan Antalya’ya bir kısrak başı gibi uzanır bu toprak! Turnalar uçar üstünden Türk ellerine kadar! Hatay’dan Edirne’ye, Edirne’den Ardahan’a Ardahan’dan Antalya’ya kadar uzanan bu toprak bizim! Bu memleket bizim dostlar!

Atatürk’ün dediği gibi “Bu memleket, Dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin (varlığın) yüksek tecellisine (belirmesine), yüksek sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârları ile sallandı; Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı, O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı; onların oğlu oldu.

Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu! Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

Unutmayalım, Türk'ün engin ve taşkın varlık cevherini kendinde bütün haşmetiyle duyan ve bulan Atatürk; yalnız Türk’e ve Türklüğe âşık olan Atatürk HATAY TÜRKLÜĞÜNE DE ÂŞIKLA BAĞLIYDI!


Bu haber 761 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum