MAVİ VATAN, KIBRIS VE LİBYA - Prof. Dr. Nurullah Çetin

MAVİ VATAN, KIBRIS VE LİBYA - Prof. Dr. Nurullah Çetin
18 Ekim 2020 - 17:49

MAVİ VATAN, KIBRIS VE LİBYA
 
Akdeniz, Türk milletinin kadim Mavi vatanıdır. Bu vatana sahip çıkmazsak denizlerden kuşatılan bir ülke olarak daha fazla yaşayamayız. Son yıllarda Mavi Vatanımızı yeniden inşa etmeye başladık. Bu büyük bir gelişmedir, millî bir kazanımdır. Ancak bu vatanın devam ve bekası, Kıbrıs’ın ve Libya’nın mutlaka Türkiye’ye iltihakıyla mümkündür. Libya yönetiminin bugün Türkiye ile beraber olması çok önemli bir fırsattır.

Ustaca, akıllıca ve çok iyi bir siyasi çalışmayla Libya yönetiminin bir halk oylamasıyla Türkiye’ye iltihakı, hem Libya halkı hem Türkiye için hayati öneme sahiptir. Libya bunu yapmazsa elde ettiği büyük kazanımları ve özgürlüğü zamanla kaybeder. Zira gâvur devletler leş kargası gibi başının üstünde dönüp durmaktadır.

Mavi vatanımızın ikinci en önemli unsuru Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Bugünlerde Kuzey Kıbrıs Türkleri yönetimlerini yeniliyorlar. Ancak görünen o ki, orada idareyi ele alacak olan kadro, İslamî ve millî duygularını, Türklük bilincini kaybetmiş, Türkiye düşmanı, Rum marabası, mankurtlar ekibinden oluşmaktadır. Kendi öz Türk kardeşlerinin devleti olan Türkiye’yi orada işgalci görüyorlar ve atalarımızın kanlarıyla aldıkları kutsal vatan topraklarını Rumlara peşkeş çekmeyi siyaset diye pazarlıyorlar.

Solcu, Sosyalist, Komünist, Avrupacı, Amerikacı, Rumcu, Yunanistancı olabilen; ama bir türlü Türk ve Türkiyeci olamayan bu mankurt tayfası, maalesef Kıbrıs Türk halkının önemli bir kısmını nasıl yaptılarsa kandırmışlar gibi.

Ancak hemen şunu ifade edelim ki Kıbrıs, Türklük bilincini ve aidiyetini kaybetmiş milliyetsiz Kıbrıslılara bırakılamayacak kadar önemlidir. Zira Kuzey Kıbrıs toprakları Mustafa Akıncı ve avanesinin babasının özel mülkü değildir. Kıbrıs’ın asıl sahibi, 1 Ağustos 1571’de Kıbrıs’ı kanlarını dökerek fetheden şehit ve gazi Osmanlı Türk atalarımız ve 1974’te Kıbrıs Türklerini Rumların katliamından kurtaran Türkiye Türkleridir.

Her iki halde de Kıbrıs’ın asıl sahibi Türkiye’dir. 1974’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ordusu müdahale etmeseydi bugün adada “Türkiye işgalcidir” diyen bile bir tane Türk kalmayacaktı. Zira Rumlar, orada bir tane Türk bırakmayasıya bir katliam ve cinayet işine girişmişti.

Bugün Türk topraklarını Rumlara verelim, Türkiye’den ayrılıp Rumlarla beraber olalım, federasyon olalım diyen Mustafa Akıncı ve yandaşları tam bir oedipus kompleksiyle, celladına âşık bilmem ne gibi katiline sığınıp ona sırnaşır vaziyette, ne yaptığını bilmez halde asıl babası ve kardeşleri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine adeta savaş açmış durumdadır.

Kıbrıs, solculuk züppeliğiyle gafil ve mankurt sersemlerin keyfine bırakılarak Rumlara teslim edilemez. 1571 Osmanlı Türk fatihlerinin ve 1974 Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurtarıcılarının varisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türkiye Türklüğüdür. Bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini kuran, Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türkiye, kurduğu devletin demokratik yollarla Rumlara teslim edilmesine göz yumamaz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem atalarımızın şehit kanlarının kılıç hakkına ve tarihî namusumuza sahip çıkmak, hem de bugün ve gelecekte devam ve bekamızın garantisi olan Mavi Vatanımıza sahip çıkmak istiyorsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bir yol bulup Türkiye’nin bir ili haline getirmelidir. Türkiye nasıl 1974'te bütün dünyaya rağmen savaşı göze alıp gitmiş, barış harekatı düzenlemiş ve sonrasında da yine hiçbir devletin istememesine rağmen orada bağımsız bir devlet kurmuşsa, şimdi de hiçbir devlet istemese bile kurduğu o devleti kendine bağlayabilir.

İş işten geçmeden ustaca bir operasyonla bu yapılmalıdır. Yoksa adı Türk, ruhu Rum olan, gönüllü Rum kölelerinin elinde demokrasi oyuncağıyla hovardaca harcanacaktır. Hiçbir büyük devlet buna müsaade edemez, etmemelidir.
 
Prof. Dr. Nurullah Çetin

Bu haber 1617 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum