Mahzun Ramazan - Ahmet SEVGİ

Mahzun Ramazan - Ahmet SEVGİ
05 Mayıs 2020 - 04:43

Ramazanın bizim toplumumuzda ayrı bir yeri vardır. Günler öncesinden Ramazan temizliği başlar, sahurda ve iftarda ne yenilip içilecek gözden geçirilir ve diğer aylara nazaran Ramazanda sofraların biraz daha farklı kurulmasına dikkat edilirdi.

Ramazan yaklaştı mı özellikle yaşlıları Kur'ân okuma, mukabele dinleme heyecanı sarar, "Mushaf"lar hazırlanır, rahleler temin edilirdi.

Ramazan küçükler için de önemlidir. "Oruç tutmak" tabirindeki "tutmak" kelimesi, oruca gece kalkılacak olmasıyla birleşince çocukların hayalinde gece kalkıp bir şey tutma/yakalama imajının oluşmasına sebep olurdu ki bu durum onları heyecanlandırır, onlar da gece kalkıp oruç tutma hevesine kapılırlardı.

Ramazanda oruç ibadetinden sonra en çok dikkat edilen "teravih namazı" olurdu. Ramazanın bilhassa ilk teravihi çoluk çocuk, genç ihtiyar kalabalık bir cemaatle kılınır, camiler dolup taşardı.

Ramazanın daha ilk gününden itibaren "iftar davetleri" planlanır, eş-dost, hısım akraba ile iftar açmanın, sohbet etmenin tadı çıkarılırdı.

Ramazanın bir başka yönü de bu ayda insanların daha fazla yardım yapması, fakir fukarayı daha çok sevindirmeleriydi.

Sıralamaya çalıştığımız bu güzellikler, içinde bulunduğumuz şu Ramazan günlerinde de yaşanıyor mu yahut ne ölçüde yaşanıyor, bilmiyorum. Bildiğim tek şey koronavirüs yüzünden etrafın sessizliğe büründüğü, ortalığı bir hüznün kapladığı, camilerin kapalı olduğu, insanların evlerine kapandığı ve birbirleriyle konuşmaya korkar hale geldiğidir. Bu şartlarda elbette Ramazan mahzun olacaktır.

Atalarımız "Bir musibet/felaket bin nasihatten yeğdir" demiş. Çok değil, bundan birkaç ay evvel "Küçük dağları ben yarattım" havasındaki emperyalist liderlerin, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüs karşısında düştükleri acziyet akıl sahipleri için bir ibret levhası değil midir?

Bilmem, dünya bu musibetten bir ders çıkarır mı?..

Evet, mahzun bir Ramazan geçiriyoruz, doğru. Lakin bizim dinimizde ümitsizliğe düşmek yoktur. Mehmet Akif'in dediği gibi ümitsizlik bir bataklıktır, düşenler boğulur:

"Ye's öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun//Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!"

Koronavirüs sadece bizi değil, bütün dünyayı vurdu. Şükürler olsun ki bizim moral değerlerimiz daha güçlü ve daha zengin. En başta, içinde bulunduğumuz Ramazan ayı dolayısıyla tuttuğumuz oruç bize sabretmeyi öğretiyor. Unutmayalım ki felaketleri yenmenin birinci şartı sabretmesini bilmektir. Nitekim Hz. Peygamberimiz de :"Sabır sıkıntının anahtarıdır" buyurur.

Ayrıca kader, tevekkül, kazaya rıza gibi değer yargılarımız koronavirüs felaketini daha az kayıpla atlatmamızda inşallah etkili olacaktır.

Velhâsıl; koronavirüs hemen her alanı olduğu gibi maalesef Ramazanı da etkiledi. Bu sebeple, on bir ayın sultanı Ramazan mahzun, mukabeleler mahzun, teravihler mahzun, tahiyyat u selamlar mahzun… Ama inanıyoruz ki yaşadığımız bütün bu sıkıntılar geçici. İnşallah en kısa zamanda her şey aslına dönecek, hayata kaldığımız yerden tekrar başlayacağız.

***

ACZİMİN GİRYESİ:

DERTSİZ BAŞ

İnsan dünyaya biraz da dert için gelir,

Dertsizler bilmem bu âleme niçin gelir?

(Li-müellifihî)

Kaynak Yeniçağ: Mahzun Ramazan - Ahmet SEVGİ

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mahzun-ramazan-55591yy.htm

 

 

 

 

Bu haber 304 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları