KİTAPLAR ARASINDA (GELENEĞİN EĞİTİM SIRRI) - Yazan: Hüseyin Cemre BEYTEKİN

KİTAPLAR ARASINDA (GELENEĞİN EĞİTİM SIRRI) - Yazan: Hüseyin Cemre BEYTEKİN
10 Eylül 2020 - 19:47

KİTAPLAR ARASINDA
(GELENEĞİN EĞİTİM SIRRI)
Modern akıl pek idrak edemese de, geçmişte ecdadın uyguladığı eğitim ve öğretim usülünün hayli aktif ve başarılı olduğunu görürüz. Evde, medresede, çarşıda ya da askeriyede, her nerede eğitim öğretim faaliyeti yapılmışsa insana ve hayat ruhuna dokunulmuştur. Peki, geleneğin sırrı nedir? Geleneğin sırrı ‘’öz’’dedir. O öz ise eğitimin Allah yolunda nesiller yetiştirmek için yapılıyor olmasıdır. Dava ruhunu şiarını benimsemeye yeğlemiş ülkü sahibi birtakım nesiller…
 
Bunu laf olsun diye söylemiyoruz; bugün eğitim sisteminin en temel meselesi ‘’ Ne için eğitim? Sorusuna net ve tatminkar bir cevap verilemiyor oluşudur. Bu soru cevapsız kalınca da yapılan bunca iş, harcanan bunca para ‘’hedefsizlik’’ sebebiyle heba oluyor. Ortaya işe yarar bir ‘’sistem’’ de maalesef çıkamıyor.
 
Ecdad nesilleri her nerede olursa olsun, ‘’iyi insan’’ modeli olarak yetiştirmeyi kendilerine amaç edinmişlerdir. Evde anne baba, medrese ve camide hoca, çarşıda usta daima bu ilke çerçevesinde öğretmeye, terbiye etmeye ahlaki prensiplere öncelikle sıkı sarılmak ile uğraşı içerisine girmişlerdir. Böyle ortak bir hedef olunca da eğitim faaliyeti hayatın her alanına yayılmıştır.
 
Sadece sistematik birtakım faaliyetlerle değil, yaygın biçimde kullanılan, meclislerde okunan metinlerle de eğitim pekiştirilmiş, toplumun her kesiminde belli bir standart tutturulmuştur.
 
Geleneğin hikmet ve kıssa üslubu, mesela tarih eğitiminde son derece tesirlidir. Günümüzde şükür ki böyle teşebbüsler yok değil. Dr. Murat Tarhan’ın editörlüğünde hazırlanmış olan ‘Hikayelerle Osmanlı Tarihi Öğretimi’ bu açıdan dikkatimizi çekmesi gereken bir kitap. Farklı yazarların kaleminden tarih hikayeleri bir araya getirilmiş.
 
 Tarhan, eserin takdiminde şöyle diyor:
‘’Kosova Savaşı’nda Murad Hüdavendigar’ın, babasının kumandanını otağından çıkıp karşılayacak, atının eyerinden tutarak ‘hoş geldin baba yadigarı’ diyecek kadar saygılı ve mütevazi; savaş meydanında ‘Ya Rab, İslam mülkünü pay-mal etme, ordumuzu muzaffer eyle, eğer bir kurban gerekiyorsa beni dahi şehit eyle’ diyecek kadar inançlı ve kararlı; Yavuz Sultan Selim’in Beni hocamın atının nalından çıkan çamurun yapıştığı kaftanımla defnedin’ diyecek kadar hürmetli; Kanuni Sultan Süleyman’ın ‘Ben ki sultanların sultanı, hakanların hakanı, krallara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in, Karadeniz’in Rumeli’nin, Anadolu’nun, Karaman’ın, Diyarbekir’in, Azerbaycan’ın, Acem Diyarı’nın, Şam’ın, Halep’in, Mısır’ın, Mekke’nin , Medine’nin, Kudüs’ün, bütün Arap diyarının ve Yemen’in, babamın, büyük ecdadımın ve dahi benim ateş saçan mızrağım ve zafer getiren kılıcım ile fethettiğim daha nice diyarın sultanı ve padişahı, Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım. Sen ki Fransa Vilayeti’nin kralı Françesko’sun. Diyeceği kadar kuvvetli bir kültürün bize öğreteceği ve kazandıracağı birçok durumlar, değerler ve hasletler mevcut.
 
KAYNAK
Ali SÖZER (Semerkand Dergisi - Kasım-2019)
(Hikayelerle Osmanlı Tarihi Öğretimi, ed. Dr. Murat Tarhan, Çizgi yay.,Konya,2019,s 15-16.)
 
Hüseyin Cemre BEYTEKİN
ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ
10.09.2020

Bu haber 979 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum