İsmail UÇAKCI: "SİZİN YAPTIĞINIZI ÇORUMLU YAPMAZ…!!!"

İsmail UÇAKCI: "SİZİN YAPTIĞINIZI ÇORUMLU YAPMAZ…!!!"
11 Mart 2021 - 16:02

SİZİN YAPTIĞINIZI ÇORUMLU YAPMAZ…!!!

Son yıllarda İskilipli Atıf Hoca adlı, Osmanlı ve Cumhuriyet düşmanı bir meczup adına memleketimiz milletvekili tarafından TBMM. Basın toplantısı düzenlendiğini, Cumhuriyet ve şehrimiz valisinin olmayan, hayali mezarında anma merasimine katıldığı, Üniversitenin sempozyum düzenlendiği, bildiriler sunulup, hakkında kitaplar yazıldığını hep birlikte görüyoruz.

Milletvekilimizin:
Basın toplantısında söylediği “vatanı, milleti, inancı uğruna canını feda eden Atıf Hoca’yı zulmen idam eden zihniyetin bir özür borcu vardır”. Sözüne hiçbir anlam veremiyor ve kim vatanı, milleti, inancı uğruna zulmen idam edildi, özrü kim dileyecek diye kendi kendimize serzenişte bulunmaktan edemiyoruz.

Ona zulmeden, Bodrum’a, Kırıma sürgün eden II. Abdul Hamit Han’mı,?, Sinop, Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu’ya sürgün edip beş buçuk yıl, zindanlarda çürüten Mehmet Reşat’mı?, diğer bir anlatımla Osmanlı Devleti’mi?, Yoksa İngiliz’le işbirliği yaparak milleti isyana çağıran bildirilerin Yunan uçaklarıyla Anadolu’da dağıtılmasını sağlamaktan suçüstü yapan Cumhuriyet yargıçları mı, yönetimleri mi? Diye kendi kendimize sormaktan edemiyoruz.

Yaptığı eylemler, yazdığı yazılar ile Osmanlı-Rus Savaşı, Yunan Savaşı, Balkan Savaşı, Traplusgarp Savaşı, Cihan Savaşı gibi büyük savaşlara katılmış topraklarının yaklaşık % 80’ini kaybetmiş Cihan Devleti Osmanlı’ya büyük yaralar açmış ve dağılmasında emek sarf etmiş bir meczuba verilmiş cezaları zulüm saymayı kabul edemiyor, vatanı, milleti ve dinini seven kişi söylemini Türk norm, değerleriyle bütünleştiremiyor ve İskilipli Atıf’ın idamı konusunda ki Cumhuriyet dönemi yargıçlarının yanlış karar verdiği konusunda ki atıflara bir anlam veremiyoruz.

Vekil Bey’in, ihaneti tescillenmiş İskilipli Atıf’ı anmak yerine, keşke Türk İstiklal Savaşı yıllarında İskilipli Atıf gibi işgalci İngilizlerin size Hilafet Devleti kurduracağız söylemleriyle ayartılmış Çapanoğlu İsyanlarında destanlar yazmış ve isyancıları Çorum şehrine sokmamış meslektaşı Çorum Mutasarrıfı (Milletvekili) Cemal Bardakçı ve İsmet Eker Bey için bu methiyeleri yapsa ve bu milli kahramanlarımızı ansaydı demekten kendimizi alamıyoruz ?

Cumhuriyetimiz, Çorum’umuz, diğer bir anlatımla bizim valimizi anlamada zorluk çekiyor, Cihan Devletimiz Osmanlı’yı bitirmiş, Bağımsız Cumhuriyetimizin kurulmasında ayak bağı olmuş İskilipli Atıf’ın, hayali ve sembolik mezarı başına gidip, resim vermesindeki amacını yorumlayamıyoruz.
Vali’miz, keşke sabıkası kabarık bu kişinin hayali mezarı başına gidip anmak yerine, Alaca’yı, Sungurlu’yu, Ortaköy’ü, Boğazkale yöresini işgal etmiş; Çorum ve Mecitözü’nü kuşatarak işgal etmeye çalışan Çapanoğulları çetesini Çorum’a sokmamak için canla başla mücadele etmiş meslektaşı Efsane Çorum Vali’si ve bunun çağrısıyla savunma cephesine katılmış 75 gönüllü Çorum evladının mezarı ve söz konusu isyanda İskilip’ten 45 gönüllü vatan evladı yiğidi şehrin savunmasına katmış ve böylelikle çeteyi Çorum şehrine sokmamış meslektaşı İskilip Kaymakamı ve İskilipli yiğitlerin mezarı başlarına gitseydi ve siz bu milletin kahramanlarısınız, milletiniz size minnettar deseydi demekten kendimizi alamıyoruz.

Bilim kurumu göz bebeğimiz, üniversitemiz ve yönetimine hiçbir anlam veremiyor, düzenlediği uluslararası nitelikli sempozyumlar ve sunulan bildirileri şaşkınlıkla izliyoruz. Sempozyumlarda, gerek, İskilipli Atıf’a, gerekse onun günümüz kopyası denilebilecek şu malum düzenbaz, tacizci sahte şeyh Fatih Nurullah Şağban’a atfen ve yahut referanslarıyla sunulan bildirileri ve bildirilerde sunulmuş yanlış, yanlı bilgileri ve haksız methiyeleri anlayamıyoruz.
Örneklemek gerekirse;

Kitap ve bildiri de hayatı konu edilirken daha ilk başlarda yanlış, yanlı bilgiler veriliyor, tarihte Katar Kazası, günümüzde Bayat İlçesine bağlı Tophane (Toyhane) köyünden İlhanlıların Ak ya da Kara Ceceli Aşireti mensubu olan  İskilipli Atıf’ın (çünkü söz konusu köyde Ak ve Kara Ceceli adıyla iki kabile kayıtlıdır), İskilip İlçesi Tophane (Toyhane) köyünden Akkoyunlu Türkmeni Aşireti İmamoğlu oymağına mensubiyeti olduğu söyleniyor.

Anne tarafının Hattapoğulları Aşiretinden Arap Dede adlı bir zatın torunu olduğu bilgisini aktarıyorlar. Hattapoğulları adını nereden çıkarıyorlar bilmiyorum. Çünkü yörede bu adla bir aşiret, oymak, oba arşivlerde görülmüyor. Muhtemelen yörede yurt tutmuş Pehlivanlı Aşiretine bağlı Hattal oymağı ile karıştırıyorlar. Hattal oymağı ise çevre köylerden Karavelisağir, Yamadı, Yirce, Çayan gibi köylerde yurt tutmuş iseler de Tophane (Toyhane) köyünde yoklardır.

Arap Dede adlı zati muhterem ve aşireti ise daha farklıdır. Osmanlı Arşivlerinde Halep Türkmeni ve yahut Beni Huneyn Arap Türkmen Aşireti” adıyla geçer ve Arap adını kışlak olarak kullandıkları Arap bölgelerinden geldiklerinden dolayı aldığı bilinir. Bu aşirete bağlı obalar her ne kadar yörede kurulmuş Ambarcı, Üçdam, Yarımca, Hacıbayram, Süheylan, Çeltek gibi köylerde yurt tutmuşlar ise de Tophana (Toyhane) köyünde bulunmazlar. Bu bilgiler de kitap yazarı ve bildiri sahibinin söylemlerini çürütür.

Üniversitemizde ki o kılı kırk yaran bilimin gelişmesi, öğrencinin işini ciddiye alması amacıyla bir harf üzerinde şapka veya nokta eksik olmuş diye öğrencisine sınıf tekrarı yaptıran, yüksek lisans ve doktorasını onamayan hocalarımız ne oldu?  Öğrencinin ödevi değil? Şimdi uluslararası sempozyumlarda, Atıf Hoca şöyle demiş, Fatih Nurullah Şağban böyle söylemiş, AKP Milletvekilleri Salim Uslu şunu demiş, Yaşar Topçu bunu söylemiş, amcasının oğlu şu bilgiyi vermiş referanslarıyla sunulan bildiriler kabul edilir ve Uluslararası yayın organlarında yayınlanır olmuş.

Bir emekli öğretmen İskilipli Atıf’ı konu eden kitap yazmış ve Çorum Belediyesi Kültür Yayınları arasında yayınlamış. Kitap ikinci baskısını yapmış, Belediye kitabı ücretsiz halka dağıtarak, kültür hizmetlerinde bulunmuş. Hoca, bunu İskilipli Atıf’ı konu eden tarih kitabı mı, tarihi roman mı yoksa hikaye kitabı mı yazmış, Türk Tarih Kurumu Arşiv Şefliğinde bulunmuş, tarih, kültür alanında on kitap, onlarca makale yayınlamış,  televizyonlar, konferanslar, ocak başı sohbetlerine bulunmuş bir yazar olarak doğrusu ben anlayamadım.

Tarih kitabı olsa, tarih biliminin olmazsa olmazı kaynakçası olur. Bu kaynakça da bilginin altına dip not olarak verilir. Okuyucu bilgiyi okur, kaynakçası (referans) nı kontrol eder. Sağlıklı mı, sağlıksız mı, yani yalan mı yanlış mı kontrolünü yapar, kaynakçanın ciddiyetine göre inanç sistemini oluşturur.

Hoca, öncelikle kitabın sonundan başlamış, kısa yoldan algılar yaparak işi Şapka Meselesine getirmiş. Yani, topraklarını % 80’ini kaybetmiş, Başkent’i işgal edilmiş Cihan Devleti Osmanlı’nın dağılma sürecinde en önemli etkenlerden olmuş, tabiri yerinde ise başında bulunduğu dernekleri (cemiyet), yazılarını yazdığı yayın organları ile Sultan Abdül Hamit Han ve Mehmet Reşat’a 20 yıl boyunca adeta çile çektirdiği bilgilerine yer vermemiş.

Bazı yazar, çizer gibi sanki algı yapmış, okurunu yanlış yönlendirmeye çalışmış. Gençlik aşkından söz etmiş, sürgün yıllarında Kırım’a kaçmasını davet edildi demiş, idamını Şapka Kanunu’na bağlamış, bir gün Ulus meydanında asılı kaldı cenazesini akrabalarına vermediler diyebilmiş.

Algıya yönelik olduğu anlaşılan bu bilgilerini bu böyle yapmamış dedi, şu şöyle söylemiş dedi, bu böyle demiş dedi gibi pek çok isim zikretmiş ama Devlet Arşivleri İstiklal Mahkemeleri Tutanaklarından, tasavvuf ve bilim adamı merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hoca’nın “İskilipli Atıf’ı On Defa Diriltip, Yirmi Defa Asardım” sözüne, bilim ve tasavvuf adamı Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu gibi bilge tarihçilerin  “Bu bildirinin İstanbul hükümetinin baskıları sonucu meşihat makamınca (başında Mustafa Sabri’nin bulunduğu Şeyhülislamlık makamı tarafından hazırlanıp Teâli İslâm Cemiyeti adına dağıtılarak cemiyeti töhmet altında bıraktığını” sözüne ve yine tasavvuf adamı ve tarihçi Emre Polat gibi onlarca tarihçi bilim adamının “İskilipli Atıf şapka takmadığı ve şapkaya karşı çıktığı için değil, Yunanla işbirliği yaparak Milli Mücadele Hareketi aleyhine bildiler hazırlayıp Yunan uçaklarıyla dağıtıldığı için idam edildi” sözlerine yer vermemiştir.

Cenazesi akrabalarına verilmedi, İslami esaslara göre belki defin edilmedi gibi tarih bilimine uymayan dayanaksız iftira nitelikli ithamlarda bulunabilmiştir. Tophane (Toyhane) köyünün nüfuzlu ve nüfuslu oymağı olan Kara ya da Ak Ceceli günümüz adıyla İmal oymağı ile yörede kurulmuş İshaklı, Bey (Eskialibey), Barak, Köpüklü, Yerli köylerde yurt tutmuş akraba oymaklarının ve arkadaşlarının dahi cenazeyi sahiplenip almadıkları ve köylerine götürmedikleri ve bu yolla kimsesizler mezarlığına defin edilmek zorunda kalındığı konusunu dönüştürerek okuyucusuna aktarmıştır.

Bu kitapla ne yapılmak ve ne anlatılmak istenmiş anlayamadık doğrusu. Yargılayan Osmanlı kadıları yanlış karar verdi merhumu yıllarca sürgün edip, kale zindanlarında çürüttü mü? Yoksa, Cumhuriyet yargıçları yanlı karar verdi İdam mı  ettirdi? Denilmek isteniyor veya İngilizler, Osmanlı’nın Başkenti İstanbul’u, Fransızlar ve İtalyanlar Anadolu’nun bir çok bölgesini işgal ettiği, Yunanlıların Polatlı’ya kadar gelip Ankara’ya top atışları yapmaya başladığı dönemlerde İngilizlerin aldatmasıyla Hilafeti Kuracağız diyerek çıkartılmaş isyanlara taraf olmuş bir kişiye kahraman mı  denilmek isteniyor, anlayamadık?

Şayet anlatılmak istenen hata ise olabilir, Selçuklu kadıları da tartışılacak karar vermiş, Osmanlı kadıları da duygusal karar vermiş olacağı gibi Cumhuriyet yargıçları da yanlı karar vermiş olabilir. Yüzlerce yıl evvel Selçuklu’da, Osmanlı’da, 96 yıl evvel Cumhuriyet devrinde yaşanmış bir olayın günümüzde gündeme getirilmesi olayı bizleri ürkütüyor.

Osmanlı kadıları veya Cumhuriyet yargıçlarının İskilipli Atıf’a verdiği cezaların haklı, haksız konusunu bilmem ama! Ben olsaydım Türk Töresini uygular, vatana ihanetin cezası olarak Melik Alp Arslan’ın Bizans Komutanı Romonos Diogenes’e verdiği cezayı verir, eşeğe ters bindirtir, eline teneke verdirip çaldırtarak Çorum sokaklarında dolaştırırdım.
Tanrı Türk’ü Korusun, Çorumluyu kollasın.

Araştırmacı Yazar
İsmail UÇAKCI


Kaynakça için:  Bilge Oğuz Yayınları arasında geçirdiğimiz,
- Oğuz Boyları Aşiret, Oymak, Cemaatler adlı eserimizin Şecere Baskısı.
- Orta Anadolu Halk Kültüründe Deyimler ve Hikayeleri.
- Bozok Yaylasında Kurulmuş Dulkadirli Türkmen Şehri Budak-özü, (Boğazkale ve Sungurlu İlçesi) Baskıda.


 
Bu haber 2051 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum