İREVAN TÜRK CUMHURİYETİ (İTC) - Hasan Barın

İREVAN TÜRK CUMHURİYETİ (İTC) - Hasan Barın
23 Ağustos 2020 - 13:33

Türkiye gündemine fazla yansımasada, on yıllar önce şu an Ermenistan'ın başkenti İrevan ve çevresinden oranın esas sahibi olmalarına rağmen  memleketlerinden despotça, işkencelerle kovulan kardeşlerimiz tarafından, tekrardan memleketlerine dönmelerini amaçlayan benimde ucundan bucağından içinde olduğum bir ülke kuruldu. Adı; İrevan Türk Cumhuriyeti
       Kuruluş aşamasında çalışan görev alan kişilerin bir  çoğunu tanırım. Günlük hayatta da kişisel fikirlerine başvurduğum  yakınlığım vardır. Çoğu akademisyen. Herhalde aralarında da en cahili benim. 
       Dünyanın değişik yerlerinden katılan dostlarımızla gerek internet ortamında gerekse vhatsap grubunda, bazen hoş, bazen kavgalı ama çok kafa yorucu strateji kokan toplantılar yapıldı. 
Sonuç:
Şu an, bayrak seçimi yapılırken aklımda dizayn edipte İrevanlı kardeşlerim karar versin diye söyleyemediğim ama tam benim istediğim dizaynda kabul edilen bayrağı; devlet amblemi; tescillenmis ismi; değişik ülkelerde geleceğin büyükelçilikleri olacak temsilcilikleri var. Yakinda da kurultay toplanarak gerekli birim ve görevlendirmeler yapılacak. Türkiye Cumhurbaşkanı'na resmi yazı yazılıp destek istenip bilgilendirildi.

       Şu aşamaya kadar, ne Türkiye Cumhuriyeti'nden ne Azerbaycan'dan; ne de bu iki devletlerdeki partilerden hiç bir olumsuz tepki gelmedi. Gelmedi diyorum gelseydi mutlaka haberim olurdu.
Şahsen bana hangi konu olursa olsun iki buçuk milyon ülkecik olmasına rağmen,  büyük güçlerin desteğiyle ayakta duran devleti rahatsız etmek hayvansı bir zevk verir. 
Bu da benim hastalıklı yapım ama ne yapabilirim, bu böyle; kabul ediyor, tedaviyide kabul etmiyorum. Asıl beni mutlu eden ve nacizane desteğimi sağlayan; devletin kuruluşunda dünya gerçekleri ışığında stratejik, plan ve programların yapılıp bunlar üzerinden yürümesidir.
Herşeyden önce şunu söyleyeyim: İTC'nin Başkanı Prof Dr Qafar Çaxmaqlı'nın da üzerine basa basa belirttiği gibi; İTC ve bende dahil kurucuları bütöv Azerbaycan'ı yani işgal edilmiş toprakların işgalden kurtarılıp Azerbaycan Devleti'ni katılmayı; tek bayrak olan üç renkli Azerbaycan Bayrağı'nın bayrak olarak kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.
Açık açık anlatılmış olsada, dünya gerçekleri ve şartlar ortada olsada,  tabiki herşey kabul görecek diye bir kaide yok. Tabiki emperyalist devletlerin, Ermeni Diasporası'nın, KGB ve ASALA artıklarının, içimizdeki casusların bunu kabul etmesi eşyanın tabiatına aykırı. 
Bunu garipsemek, bana, onlara minnet etmek gibi geliyor. Benim kelamım aynı kader birliği içinde olduğumuz, kendimizi tan anlatamadığımıza inandığımız kardeşlerimize olacak: İTC oluşumunu kabul etmeyenlerin kendilerince  değişik sebepleri var;
Bir bayrak meselesi;
Azarbaycan'ın tek bayrağı vardır. Başka bayrak kabul etmiyoruz diyenler.
Peki diyelimki İTC bayrak olarak Azerbaycan bayrağını seçseydi, Karabağ'ı işgal etti diye uluslararası alanda kararlar aldıran ve haklı bulunan Azerbaycan, Ermenistan'ın başkenti  İrevan'ın ve çevresini işgal etmek isteyen ülke konuma düşmez miydi?
On yıllardır Güney Azerbaycan'da işgalci İran bayrağı, İrevan ve Karabağ'da Ermeni bayrağı dalgalanmakta. Onlarca yıl daha başka ülke bayraklarına tahammül etmek mi daha ağırdır yoksa belirli bir strateji içinde giden İTC'nin hedeflerine ulaşıp, bağımsız olduktan bir kaç sene sonra Azerbaycana bağlanacak kadar ki sürede Türk ülkesi bayrağı taşıyan ülkeyi desteklemek mi daha ağırdır?
Bu konuda karar sizin!
İTC'nin tarihte bizzat Türkiye'nin yaşadığı örnekleri vardır:

Hatay'ın Türkiye'ye katılışını uzun uzun anlatmayacağım. Hatay Türkiye'ye katılmadan önce başkanı Türk olmasına rağmen, ayrı bayrağı bayrak edinerek kısa süreliğine bağımsız bir devlet olarak sürdürdü. Çoğunluğu Türk olan ve Türkiye'ye katılması için yıllarca mücadele edilmesine ve başbakanı dahi Türk olan ülkeye, neden ayrı bayrakla, ayrı isim altında devlet kuruyorsunuz diye kimse sormadı. 
Çünkü;
Bu yapılanlar, Hatay'ın Türkiye'ye katılması için güzel bir stratejinin ürünüydü. Hatay,  devlet olarak kuruluşundan kısa süre sonra, Suriye hala Hatay'ı kendi resmi haritalarında kendi ülkesinin içinde göstersede, bir genel seçimlede hooop diye Türkiye'ye katılıverdi. O günden beridir de, Hatay'da Türkiye topraklarında  ve T.C. bayrağı dalgalanıyor.
Bu kadar mı?
Çoğunuz bilirsiniz, Musul ve Kerkük Kurtuluş Savaşı'nda kurtarılacak olan bölgeler yani Misak-ı Milli sınırlarındadır. Türkiye, Musul-Kerkük konusunda  İngiltere ile savaşı bile göze aldığı sırada çıkan Şeyh Sait ayaklanması ile Musul-Kerkük elden çıkmış, ve sonradan yapılan anlaşmayla Türkiye'ye verilmesi gereken yüzde on  petrol geliri maddesi bile  uygulanma gereği duyulmamıştır.  Şu an Musul ve Kerkük'te yaşayan Türk kardeşlerimizin o bolgeye verdiği isim ve açtığı bayrak farklı olmasına rağmen, Türkiye'deki insanlar, özellikle de milliyetçiler, isim ve bayrağı gördükçe gururlanmaktadır. 
Çünkü neyin neden olduğu bilinmektedir. 
Peki Hatay, Musul-Kerkük bu şekildeki süreç sonucunda kurulan ve  halen devam eden ülke yokmu?
KKTC var. 
KKTC'yi Rum esaretinden kurtarmak için binlerce şehit veren, parasal yardımla ayakta tutan, askeriyle koruyan Türkiye'dir. 
Bayrağı ayrı mı? Ayrı
Devletin adı ayrı mı? Ayrı
Türkiye, KKTC'ne benim sayemde ayaktasın, ne bu ayrı devlet adı, ne bu ayrı bayrak demek yerine; koca dünyanın de facto( Var ama yok) saydığı ülkeyi kensine katmak yerine ayakta  tutma yoluna gidip, dünyada tek tanıyan ülke olma yolunu seçmiştir. Türkiye'de bundan da  milliyetçiler dahil kimse de rahatsız olmaz.
      Çünkü bunların, Politika, strateji, dünya gerçekleri doğrultusunda olduğunu iyi bilir.
Bu yüzdende devletinin arkasında durur.
      Şahsen ben strateji, dünya gerçekleri doğrultusunda açılan hiçbir Türk bayrağına karşı değilim.
     Kurban olunacak yere hangi Türk bayrağı  olursa olsun sallayarak giden ve gel diye çağıran celladımda olsa çağrıldığım yere  arkasından giderim.
     Bu muhalefet nedenleri, muhalefet olanlara, İTC'nin stratejik ve politik olarak yapmak istediklerini kardeşlerimize iyi anlatıldığında  çoğunluğunun ikna olacağına inanıyorum. 
    Ama bir sebep var ki; buram buram ego kokan, gerçekten de çok absürd bir sebep:
Açıkça söylenmesede ben falanca kişi orada ona gıcığım, o yüzdende bu İTC kötü diyenler!
Bu konuda örneklendirme ve açıklama yapmak istemiyorum ama bir fikrin oluşumuna yapılan eleştiri hele hele bir Türk Devleti'nin kuruluşu böyle bir vicdansılıkla, mantıksızlıkla, egoyla açıklanabilir mi?
Mantıklıdır, vicdanlıdır, açıklanabilir diyen ve bunda ısrar edenlersen şahsım adına önemli bir konuda  yardım isteyeceğim;
Ben de kendime gıcığım! Ben, bana ne yapabilirim, bana bir akıl versinler!
       Biliyorum bunları yazdığım için, iyi tanıdıklarım bile  yüzüme söyleyemesede arkamdan  tepki alacağım, için için hınç duyacaklar, hedef olacağım.                                                              Ama şu bilinsinki, ben doğruluğuna inandığım fikirlerimi söylemekten geri kalmayacağım. Yazdıklarımın da sonuna kadar da arkasındayım. 
Çünkü ben buyum! 
       Selam olsun o kadar işi gücü, ilgilenmek zorunda oldukları aileleri oldukları halde sabahlara kadar İTC'nin kurulması için vakit harcayan kardeşlerime!
Allah yar ve yardımcıları olsun!
Allah devlet gücü versin!Sağlık, huzurla kalın!

Kaynak: https://asasmedya.info/


Bu haber 3787 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum