İran derin devleti, Washington düşmanlığını "hayatta kalmanın sırrı" olarak görüyor

İran derin devleti, Washington düşmanlığını "hayatta kalmanın sırrı" olarak görüyor
15 Eylül 2020 - 18:28

Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang, İran’da tutuklu bulunduğu dönemden çıkardığı dersleri anlatırken, tutuklanmadan önceki düşüncesinin ve birçok ABD’li çevrenin kanaatinin aksine Washington ve Tahran arasında yakınlaşmanın imkansız olduğunu söyledi.

Şiyue Wang, İran’daki derin devletin, ABD düşmanlığını ‘hayatta kalmanın sırrı’ olarak görmeye devam etmesi ve hatta bunu Tahran ve Washington arasında nükleer anlaşma imzalandığı zaman bile sürdürmesi karşısında dehşete kapıldığını belirtti. Nitekim İran, nükleer anlaşma sayesinde çok sayıda imtiyaz elde etmişti. Bunların arasında İslam Cumhuriyeti’ne karşı sıkı yaptırımların ardından Washington’da dondurulan milyonlarca dolara erişim de bulunuyordu.

En iyi çözüm kontrollü gerilim

ABD’li araştırmacı Şiyue Wang’ın bu ifadeleri, Washington’da Dış İlişkiler Konseyi’nin yayımladığı Foreign Affairs dergisindeki yazıda geçiyor. Şiyue Wang yazısında İran hapishanelerindeki üç yıllık süreçte çıkardığı dersleri anlattı.

Wang yazısında şu ifadeler yer verdi:

“Washington’ın Tahran’a karşı izlediği politika ne olursa olsun ABD’ye karşı düşmanlığı koruma ihtiyacı, İranlı yetkililer tarafından büyük ölçüde kabul görüyor. Üst düzey hükümet ofisinde çalışmış olan bir mahkum bana, İran’ın eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celi’nin ‘rejimin ABD ile hiçbir uzlaşma istemediğini çünkü böyle bir durumda meşruiyetini kaybedeceğini, rejimin bunun yerine iç ve dış politikalarını haklı göstermek için ABD ile kontrollü gerilimi korumayı istediği’ şeklindeki ifadelerini aktardı.”

İran’da 1785-1925 arasında hüküm süren Kaçar Hanedanı tarihi üzerine yaptığı doktora çalışması için İran’da farsça eğitimi alan ve İran Ulusal Arşivi’nde araştırmalar yapan Şiyue Wang, 2016 yılında başkent Tahran’da gözaltına alındı. Kendisine Temmuz 2017’de yapılan duruşmada “düşman ülkeyle iş birliği” yapmak suçlamasıyla 10 yıl hapis cezası verildi. Şiyue Wang, İsviçre’nin arabuluculuğunda ABD ve İran’ın ağustos ayı başında yaptığı esir takasında serbest kaldı.

Bununla birlikte hapis yılları, Şiyue Wang’a İran yönetiminin kulislerinde olup bitenleri yakından görme imkanı verdi. Şiyue Wang, Washington düşmanlığının İran için ne denli önemli olduğunu göstermek için bir diğer mahkumun şu sözlerini aktardı:

“İran’ın eski Birleşmiş Milletler Temsilcisi, sürekli ABD düşmanlığının İran’ın ulusal çıkarı için uzun vadede zararlı olacağını belirterek bundan kaygılı olduğunu dile getirirdi. Ancak bununla birlikte astlarına saf bir yakınlaşma ümidinden vazgeçmeleri çünkü İslam Cumhuriyeti’nin buna izin vermeyeceği tavsiyesinde bulunurdu.”

Casusluk itirafı

ABD’li araştırmacıya göre rejim yandaşları, ABD düşmanlığını kişisel ve kurumsal çıkar elde etmek için kullanıyor ve bu amaç uğrunda düşmanlığı artırıyorlar. Şiyue Wang bir soruşturmacının “kendisinin casus olmadığını bildiği halde” sorgulamanın sonunda casusluk itirafında bulunmasını istediğini belirterek “İran istihbarat birimlerinin hakkımda dava açması için böyle bir itiraf zorunluydu” dedi.

Şiyue Wang sözlerini şöyle sürdürdü:

“Daha sonraları İranlı medya kaynaklarından, İran Devrim Muhafızları’nın bir kanadı olan İslami Devrim Muhafızları istihbaratı ve İstihbarat Bakanlığı -bu iki istihbarat servisi İran’da rekabet halinde- arasında, Ocak 2016’da tutuklu Amerikalıların serbest bırakıldığı bir dönemde ABD’de 1,7 milyar dolarlık dondurulmuş mal varlığını hangi istihbaratın geri alacağına dair bir tartışma meydana geldiğini öğrendim. Bu tartışmanın sonucu olarak İran istihbarat servislerindeki iki rakip grubun ABD’ye karşı siyasi piyon olarak kullanmak için daha fazla Amerikalıyı tutuklamaya devam etmeleri mantıklı geliyor.”

ABD’li doktora öğrencisi, sonuç itibariyle İran ile ilgili kafasında netleşen tabloyu şöyle aktardı:

“ABD’li politika yapıcılar ve halk, İran’ın ABD ile sorunlu ilişkisinin temelinde şu gerçeğin yattığını anlamalıdır: Teokrasinin hayatta kalması ve elit kesiminin refahı, çatışma durumunu korumak için savaşa veya rejimin yok olmasına neden olmadan ABD’ye karşı düşmanlığı sürdürmeyi gerektirir. İran İslam Cumhuriyeti maalesef benim gibi ve İran ile Ortadoğu’nun dört bir yanında sıradan kişilere acı çektirerek kendi üzerine düşen rolü titizlikle yerine getirmeyi sürdürüyor.”

Ilımlıları düşünmek düşmanlığı körüklüyor

Şiyue Wang yazısını şu sözlerle sürdürdü:

“ABD’nin İran için önemi, İran’ın ABD için öneminden daha fazladır. Ancak İran zarar veren bir güç ve ABD ile müttefiklerine büyük zararlar verebilir. Bu yıkıcı güç İran’ın ana etkisidir. ABD bu durumu, İran ile ilgili tartışmaların kutuplaştırma boyutlarından bağımsız bir şekilde asla aklından çıkarmamalı. İranlı ılımlıların kapasitesini artırmayı veya İslam Cumhuriyeti’nin devrimci doğasını değiştirme olasılığını düşünmek, ABD karşıtı söylemleri ve İran rejim medyasının çarpıtmalarını körüklüyor ve ABD’deki siyasi bölünmelerden yararlanmasına olanak sağlıyor.”

Şiyue Wang tutuklanmadan önce Washington-Tahran hattında düşmanlığın kaçınılmaz bir kader olmadığını ve bunun değişebileceği kanaatine sahip olduğunu ancak tutuklanmasının ardından resmin tamamını gördüğünü ve mevcut İran rejimi ile yeni bir sayfa açmanın gerçekleşmeyecek bir hayalden ibaret olduğunu ifade etti.

Rejimin Evin Cezaevi’ndeki adamları

Şiyue Wang sözlerine şöyle devam etti:

“Ağustos 2016’da, tutuklanmamdan kısa bir süre sonra İran İstihbarat Bakanlığı’ndan bir soruşturmacı bana İran ve ABD arasındaki düşmanlık hakkında bir soru sordu. Kendisine açık bir şekilde, her Amerikalı gibi İran ve ABD’nin iki düşman olmak zorunda olmadığını düşündüğümü söyledim. Tıpkı Richard Nixon’ın 1972’de Pekin’i ziyaret ettiği gibi, Barack Obama’nın da Tahran’ı ziyaret etmesi ve ilişkilerde yeni bir sayfa açması gerektiğini söyledim. Soruşturmacı dalga geçti ve bana ‘ABD Başkanı’nın ülkesinde hoş karşılanmayacağını’ söyledi.”

Bununla birlikte Şiyue Wang, “kötü şöhrete sahip” diye nitelediği Evin Cezaevi’nde geçirdiği 40 ayın ardından ABD ve İran arasındaki ilişkiler hakkında sahip olduğu düşüncelerde hayal kırıklığına uğradığını belirtti. Şiyue Wang “İran rejiminin doğası aşamalı bir şekilde değişiyor. Orada (Evin Cezaevi) rejimin gerçek eylemlerini içerden gördüm. Diğer mahkûmlarla ve her kesimden İranlılarla kurduğum iletişimden çok şey öğrendim. Birçoğu geçmişte rejimle çalıştı” ifadesini kullandı.

Diğer yandan İran rejimi ise ABD ile diyalog kurmak isteğini açıkça dile getirmesine rağmen ABD karşıtı söylemlerini güvensizlik, Washington’ın güvenirliğinden şüphe etme ve İslam Cumhuriyeti’ne gizli tuzak kurma bahanesiyle savunuyor. Tahran’daki makamların idari mercii konumunda bulunan Ali Hamaney bir konuşmasında “Bizim bir numaralı düşmanımız ABD’dir. Amerikalı yetkililer yalancı, açgözlü, zalim, acımasız, terörist ve şarlatandırlar” ifadesini kullanmıştı.

İstanbul/Şarku’l Avsat
Mustafa el-Ensari

Kaynak: 
https://kafkassam.com/
 


Bu haber 334 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum