İnsan, Ebediyet ve Kur'an - Muhsin BOZKURT

İnsan, Ebediyet ve Kur'an - Muhsin BOZKURT
03 Kasım 2020 - 21:09

Dünyanın cezbedici / çekici hayatının misali ve durumu...Bitkilerin var ediliş hikmet ve sebepleri...Sular, dağlar, gök ve zemin / yer hakkında...Yeryüzünün güzelliği, bazen bazı yörelerin yerle bir olarak harabeye döndürüldüğü...Varlığın sanki yokmuş gibi, bir anda yerinde yeller esmesi...Sanki önceden, içinde hiç yaşanmamış gibi kökünün kazınması...Dünya hayatının bir gün gelip, hiç olmamış bir duruma  düşeceği...

     Tabiata / doğaya insanın bir emanet değil de, bir tutsakmış gibi muamele etmesi...Kendi ayartıcı istek ve iktidar tutkularını, onun üzerinden tatmin etmesine bir cevap olarak, insanın üzerinde yaşadığı dünyanın başına gelmedik şey kalmaması...Sırasında yine kalmayacağı...İnsan, hayvan ve bitkiler için hayat verici olan suyun; bazen âfet hâlini alması...Yeryüzünü kısmen hışımla silip süpürmesi...Altüst etmesi, her şeyi birbirine katması...Hiç olmamış bir duruma sokması...

     Cennet gibi dünyanın kıymet ve değeri bilinmemesi...Ona hor bakılması, hor kullanılmasının sonuçları...Buna karşı nasıl bir tedbirle donatılmamız lâzım geldiği...Yıldızların ne için yaratıldığı...Tek nefis / tek can yani Âdem’den niçin yaratıldığımızı...İnsanın kâinat içindeki yolculuğu...

     Allah’ın ilmi muhiti / her şeyi ihata eden / kuşatan, içeren ilim okyanusunun, her şeye rağmen bizce meçhul / bilinmez kalması...İnsanı kâinatta / evrende tecelli ettirmesi / yaşatmak istemesi...İnsanın dünyada görülüp yer alması...Muvakkat / geçici de olsa, insanı zuhur ettirmesi / ortaya çıkarıp yaratması...Dünyayı geçici olarak, ona mesken ve yurt eylemesi...İnsanın hata ve kusurlarının, insanı nasıl menfî, somut bir sonuca ulaştırdığı...

     Oysa insanın en güzel bir şekilde yaratılmasının; kendisi için aslında Allah’ın bir lûtfu oluşundan gâfil / bilmez oluşu...Başına neler geleceğini, ne gibi olumsuzluklarla karşılaşabileceği...

     Bu gibi sayısız soru ve sorunları anlamak isteyen insan; her an, her yerde ve her fırsatta Kur’an ve mealini / Türkçe anlamını, hattâ tefsirleri / Kur’an açıklamalarını okumalı.

     Dünya hayatının göz alıcı parlaklığı, gönül çekici câzibesi karşısında, bir hoş olan insan; dünyanın aynı zamanda gelip geçici oluşu yüzünden hayal kırıklığına uğraması, âdeta tadı damağında kalması...Dünyanın sonu geleceği düşüncesi karşısında, nasıl bir inanç ve tavır takınması gerektiği...

     Düşündürücü olan sayılı zamanın / ömrün, aslında kapanmayacak ebedî / sonsuz bir diyarın da kapısını çalmak olduğu...İnsanın aslında ebede namzet / aday olduğu için, kalplere şifa verecek, gönülleri şâd edecek müjdeleri duymak istemesi...

     Çıkartıldığı yolculuğun âlemi ervah / ruhlar âleminden başlaması, oradan ana rahmine, oradan dünyaya, oradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebedü’l-âbâda / sonsuzluk âlemi olan Cennete kadar devam edeceği...

     İşte bu şekilde cereyan edecek / sürecek olan yolculuğun; geçici durak yerleri ve daha fazlasını bulmak, bilmek için...Bütün bu merhale ve aşamaları geçerken; kendimizi daha şuurlu, daha bilinçli görmek istiyorsak; tutup Kur’anı, yapışıp Kur’an’a, anlayıp Kur’an’ı, olup istediği gibi; emniyet ve eman içinde; kurulup hayat koltuğuna, başlamalı -ömür denen- kilometre taşlarını kat’ etmeğe...

     Çünkü: “Kur’an bize bu âlemin fani, geçici olduğunu, her şeyin devamlı değiştiğini ve takdir edilen bir zaman sonunda sona ereceğini belirtiyor. Madde âleminin bir başlangıcı ve sonu olduğunu bundan da anlıyoruz. Kur’an, bize ebedî âlemin varlığını da haber veriyor, bu dünya hayatının ebediyet âlemine geçiş için bir hazırlık, tekâmül (gelişme) ve geçiş dönemi olduğunu, ebediyet âlemindeki hayata uygun bir varlık olmak için, bu dünyada Allah’ın emir ve kanunlarına uygun yaşamak gereğini hatırlatıyor ve emrediyor.” İşte bütün bu ahvâl / hâller ve şerait / şartlar altında Kur’an:

     “Likavmin yetefekkerûn.” (Yunus: 24) /  “Düşünen bir kavim için.”

      Tefekkür eden / düşünen bir toplum ve topluluk için.

      Zihni tutulmamış bir halk için. Velhasıl:

      “Li kavmin ya’lemun.” (En’am: 97): / “Bilen ve anlayan bir toplum için.”dir.
 

Kaynak: Kocaeli Aydınlar Ocağı: KAO

www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr

Bu haber 293 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum