IĞDIR'IN YAKIN TARİHİNE NOTLAR –XVI- BİR RAMAZAN AYINI DAHA AĞIRLARKEN... - Emir Şıktaş

IĞDIR'IN YAKIN TARİHİNE NOTLAR –XVI- BİR RAMAZAN AYINI DAHA AĞIRLARKEN... - Emir Şıktaş
16 Nisan 2021 - 09:15

IĞDIR’IN YAKIN TARİHİNE NOTLAR –XVI-
BİR RAMAZAN AYINI DAHA AĞIRLARKEN...
Emir Şıktaş

Ramazan'ın ilk günü geçmişteki anılara gittim.
Karakoyunlu’da geçen çocukluğumda yaşadıklarım ve Ramazan anılarım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.
Köyde (şimdi İlçe), topu topuna iki yüz metre olan bahçemizde tek bir oda ve küçük mutfak olarak kullandığımız aslında "dalan" diye adlandırdığımız çıkış salonumuz vardı. Oda penceresinin baktığı tarafta tandırımız vardı. Yan tarafında ise birkaç başlık küçük hayvan ahırımız. Bahçenin giriş kapısında beyaz, şipşirin bir dut ağacı yıllara meydan okurcasına meyve getirmekteydi.
Bir çok komşumuzun içmek için kullandığı, derinden su çeken, tertemiz ve dupduru suyu olan tulumbamız bulunmaktaydı. İmkanları ölçüsünde aile bireyleri rahat etsin diye yenilikten hiç kaçınmazdı rahmetli babamız.
Sonraları aile kalabalıklaşınca babamız kendi el emeğiyle kerpiçten bir oda daha eklemişti mutfağın yanına. Yani geçte olsa artık bir misafir ağırlama odamızda olmuştu. (Azerbaycan Türkçesi ile gonağ otağımız da artık vardı.
Elektrik daha gelmemişti Karakoyunlu’ya. Gazyağı ile çalışan ve yandan hava pompalanınca alevli yanan Gaz ocağımızın üzerine çay yapmak için bir çaydan su konulmuştu. Odada ailece otururken “su kaynadı mı?” diye soran babamın isteğini cevaplamak amacıyla çocuk aklıyla yerimden fırlamıştım. Zifiri karanlık mutfakta önümü göremeyince yanan gazocağına toslamış ve suyu kaynamakta olan kocaman çaydanlığı ayağıma dökmüştüm. Canım çok yanmıştı, iyileşmesi baya zaman almıştı. Halen daha ayağımda izleri kaybolmamış, harita gibi belli oluyor.
Bu güzelim evimizde bir gün yine ben yaramazlık yapmıştım. Kendi eksenim etrafında hızla dönmekteydim. Odanın ortasında etrafı demir profil olan eski karyola bulunmaktaydı. Dönerken dengemi kaybederek karyolanın demirine kafayı çarpmış, burnumu yaralamıştım. İki kaşımın orta yerinden kanlar akmaya başlamıştı. Evin önünde tandır da ekmek pişiren zavallı Annem ve akrabalar sesime koşmuş, o günkü şartlarda bez yakmış ve akan kanı durdurmak için külünü yarama basmışlardı. O yaramın da halen izleri bulunmakta.
Küçücük odayı hep beraber kardeşlerimle birlikte paylaşmaktaydık. Akşama kadar koşuşturup, gezip oynadıktan sonra eve gelirdik. Annemiz yıkar, temizler, bizi yatırır sonra ev işlerini de bitirdikten sonra uyurdu.
Ramazan ayı olduğunda sahurda (obaş) uyanmak bize çok farklı gelirdi. Çocuklarla dolu odanın ancak kapı çıkışına doğru boş yeri kaldığından sahur sofrasını Annem ve rahmetli Babam oraya sererlerdi. Ne buldularsa şükreder, ertesi günün orucuna niyet ederlerdi. Sofranın diziliş sesine, ya da konuşmalarından dolayı bizde bazen uykudan uyanırdık. Uyandığımızı hissettirmek için ve bizi de sofraya çağırsınlar diye yatakta dönüp dururduk.
Annem hemen sessizce söylenirdi; “Oğlum gelsene sofraya” Sofraya daveti aldığımız gibi sofranın başına kurulur sanki oruç tutacakmışız gibi tıka basa yerdik.
Ertesi gün öğlen olmadan acıkır, yemek isterdik. Öğlene kadar oruçlu olmamıza da büyüklerimiz alay edercesine “tabak orucu tutmuş” derlerdi.
Çoğu zaman akşamdan arta kalan yemek ve kahvaltı tarzı bir şeyler sofrada olsa da sahurda yediğimiz çok farklı geliyordu. Ya da güzelliği, büyüklerimizle bir arada olup, bize değer vermekteler diye algılamamızdan kaynaklanmaktaydı.
Ramazanlık kış aylarına denk geldiğinde gece sobayı genelde babam yakardı. Sofra kurulana kadar tandır lavaşı, tapan veya kalın ekmeğini rahmetli babam sobanın üzerinde hafifçe kavururdu. Yanık ekmek kokusu evi sarardı. Sahurda babamın kızarttığı ekmekler lezzetli olurdu.. Bazen de uykudan uyanmayan komşuları uyandırırlardı, sahura kalksınlar diye.
Biz çocuklar, Allah ne vermişse karnımızı doyurur, uykuya devam ederken, büyüklerimiz sabah namazını eda ederlerdi.
Çocukluğumuzdaki Ramazanlığın anıları ve ağız tadı o nedenle hep aradığımız güzelliklerden olmuştur.
Bir Ramazan ayını daha ağırlarken, hayırlı, huzurlu, bereketli, sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmeniz dileğiyle...


Bu haber 470 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum