İbrahim Güray AYTEKİN: SİVAS KONGRESİ VE TIBBİYELİ HİKMET DESTANI

Gazeteci-Yazar İbrahim Güray AYTEKİN yazdı: "SİVAS KONGRESİ VE TIBBİYELİ HİKMET DESTANI"

İbrahim Güray AYTEKİN: SİVAS KONGRESİ VE TIBBİYELİ HİKMET DESTANI
10 Ekim 2021 - 10:19 - Güncelleme: 10 Ekim 2021 - 10:33

İbrahim Güray AYTEKİN 
Haber- araştırma


SİVAS KONGRESİ VE TIBBİYELİ HİKMET DESTANI



"4 Eylül günü, Türk milleti için çok önemli bir gündür. SİVAS, bağımsızlığa, Cumhuriyet'e ve demokrasiye giden kutlu yolculuğumuzda Cumhuriyetin ilanına kadar giden yolda çok önemli yeri olan bir ilimizdir."



Milli Mücadele'nin mihenk taşlarından Sivas Kongresi' Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından 4 Eylül 1919'da gerçekleştirilen Sivas Kongresi'ne ev sahipliği yapan, "manda ve himaye" fikrinin reddedilerek ulusal bağımsızlık düşüncesinin benimsendiği, ulusal kurtuluş mücadelesine ışık tutacak kararların alındığı ve 108 gün Milli Mücadele'nin merkezi olmuştur Sivas

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlattığı ulusal kurtuluş mücadelesini Amasya'dan sonra, 27 Haziran 1919'da "güvenilir kent" olarak gördüğü Sivas'a gelerek devam ettirdi. Sivas'ta yapılan toplantıda ülkenin durumu görüşülerek en kısa zamanda kentte milli bir kongre yapılmasına karar verildi.



Erzurum Kongresi’nin ardından 2 Eylül 1919 günü yeniden Sivas’a gelen ve 18 Aralık 1919'a kadar burada kalan Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet tarafından 4 Eylül 1919 Perşembe günü bugünkü Atatürk ve Kongre Müzesi binasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi yapıldı.
Büyük önder Atatürk, tarihi kongrenin önemini "Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar verildi." sözüyle vurgulamıştır.




Türk ordusu ülkenin dört bir yanında düşmana karşı vatanımızı savunmaya devam ediyordu. Bu topyekün savunma sürerken, bir yandan da Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ülkenin istikbali ile alakalı ülkenin her köşesine gidip kongreler düzenleyerek vatandaşlarla fikir alışverişinde bulunuyorlardı. Amasya ve Erzurum Kongreleri’nin ardından takvimler 1919’un Eylül ayına gelmişti ve sırada Sivas Kongresi vardı. Yine yeniden, önceki kongrelerde olduğu gibi manda himayesine girilmesi gerektiğini savunan gruplar Mustafa Kemal’e baskı yapmaktaydılar. Elde avuçta para yok, ordu ağır hasar almış, herkes perişan halde olduğu yetmezmiş gibi bir de ülkeyi sarmış bir salgın hastalık var. Bu koşullar altında manda himayesi fikrini mantıklı bulan gruplar seslerini iyice yükseltmeye başlamışlardı…



7 gün süren kongrede, Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında ulusun kurtuluşu için çeşitli gündem maddeleri görüşüldü. 8-9 Eylül 1919 tarihlerinde "manda" tartışmalarının yaşandığı kongre, 11 Eylül 1919'da sonuç bildirgesinin yayınlanmasıyla kapandı.

Mustafa Kemal Paşa ve Heyeti Temsiliye, 12 Eylül 1919'da halkın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, ulusun kurtuluşu için önemli kararların yer aldığı kongre beyannamesini yayınladı.

"Manda ve himaye kabul olunamaz." gibi ulusun kurtuluşu için çok önemli kararların alındığı kongrede, ilginç bir olay da yaşandı. Yurdun çeşitli yörelerinden delegelerin katılımıyla 4 Eylül'de düzenlenen ve "manda" konusunun da tartışıldığı kongrede, öğrenci arkadaşlarının temsilcisi olarak, aralarında topladıkları para ile kente gelen Hikmet ismindeki askeri tıbbiye öğrencisi de bulunuyordu. Heyecanlı manda tartışmalarının yaşandığı 8 Eylül akşamı, Mustafa Kemal Paşa'nın odasında yapılan toplantıda, askeri tıp öğrencisi Hikmet şunları dile getirdi:

"Paşam, delegesi bulunduğum tıbbiyeliler, beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa bunlar her kim olursa olsun, şiddetle ret ve takbih ederiz. Farzı muhal, manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve telin ederiz."

Sivas Kongresi'nin akışını değiştiren Tıbbiyeli Hikmet'in 'Hiç bir şekilde manda ve himaye kabul edilemez' çıkışıyla Kurtuluş Savaşı şiarının 'Ya İstiklal Ya Ölüm'e döndüğü tarihin yıldönümü. Bizler için Tıbbiyeli Hikmet her zaman için onur duyduğumuz, gurur duyduğumuz, her türlü olumsuz şartlara rağmen mücadeleden vazgeçmeyen, bağımsızlık ve özgürlük için hayatını feda etmeye hazır Türk Genci ruhunu anımsatıyordu…



Bu sözler karşısında duygulanan ve "Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin." diyen Mustafa Kemal Paşa, daha sonra Tıbbiyeli Hikmet'e dönerek, "Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, ekalliyette (azınlıkta) kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez, ya istiklal ya ölüm." Dedi VE Tıbbiyeli Hikmet’in alnından öptü…
Hikmet Kurtuluş savaşımız yıllarında “Tifüs aşısı imal edilirken hem imalatında bulunuyor hem de kendi üzerinde denenmesini istiyor. Denendikten sonra etkin olduğu belirlenen aşının dağıtımında görev alıyor. Daha öğrenci. Kurtuluş Savaşı’nda birliklere aşı dağıtıyor. Savaşta yaralanan askerlerimizin canını kurtarıyordu” O bir halk kahramanıydı unutulmadı…“

Mustafa Kemal Paşa'nın, Türk kadınlarının da Milli Mücadele'ye örgütlü olarak katılması gerektiğini ifade etmesi üzerine Sivaslı kadınlar Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti adı verilen derneği, 9 Aralık 1919'da kurdular.



Atatürk başkanlığında 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde gerçekleştirilen Sivas Kongresi ile Mustafa Kemal Paşa'nın gençlik yıllarından beri düşündüğü ve seslendirdiği, Samsun'a çıktığı andan itibaren resmi yazışmalarında en önemli mesele olarak yer verdiği "milli egemenlik" ve "milli irade" kavramları devlet hayatına yansıtılmaya başladı.

Halkın bütününü kapsayan ilk örgütsel faaliyet Sivas'ta gerçekleştirildi ve Sivas Kongresi, şekli ve içeriği itibarıyla adeta milli bir meclis işlevi gördü. Kongrede yeni seçilen üyelerin katılımıyla yurdun tamamını kapsayan Heyeti Temsiliye, ülkenin kaderinde birinci derecede söz sahibi bir kurul halini aldı, ulusal hareketin meşru organları biçimlendirilmiş oldu.

Sivas Kongresi, 7 günlük çalışmayla devletin önündeki engelleri ortadan kaldırarak, halkı bir bütün halinde, çizdiği program doğrultusunda harekete geçirmeyi sağladı. Bu hareket, 9 Eylül 1922'de büyük bir zafere kapı açıp, 29 Ekim 1923'te ise Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandı.



Bizlerde Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere Kurtuluş savaşımıza katkıda bulunan canlarını seve seve vererek Anadolu topraklarından düşmanı kovan kahraman şehitlerimize ve gazilerimize ve bu topraklar üzerinde yeşeren TAM BAĞIMSIZ Cumhuriyetimizi kuran atalarımızı rahmet ve şükranlarla birkez daha anıyor mekanları cennet olsun diyoruz.




 
Bu haber 422 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum