Hatıratıyla kendini sıfırlayan Türkçü: Dr. Rıza Nur

Ahmet Yabuloğlu yazdı: Hatıratıyla kendini sıfırlayan Türkçü

Hatıratıyla kendini sıfırlayan Türkçü: Dr. Rıza Nur
11 Ekim 2021 - 10:39 - Güncelleme: 11 Ekim 2021 - 17:31

Doktor Rıza Nur, Türk siyasî hayatının en renkli simalarından biri. 1879'da doğdu, 1942'de öldü. Askerî Tıbbiye'de öğrenim gördü, mezun olduğu okulda hoca oldu, Binbaşı rütbesine kadar yükseldi.

63 yıllık ömründe, 2. Abdülhamid döneminin ağır havasını soludu; 2. Meşrutiyet'in ilanı sonrasında Sinop'tan milletvekili seçildi; İttihat ve Terakki'nin çalkantılı yönetimine karşı çıktı ve bu yüzden hem öğretim üyeliğinden çıkarıldı hem de rütbesi indirildi, askerlikten istifa etti. Balkan savaşlarında, silah altına alındı. İttihat ve Terakki'ye muhalefeti nedeniyle üç ay hapis yattıktan sonra beraat etti ama yurt dışına sürüldü, sekiz yıl sürgünde kaldı. Millî Mücadele'ye katıldı, ilk Millet Meclisi'ne Sinop Mebusu olarak girdi, Ankara Hükümeti'nin ilk Maarif Vekili oldu, Sıhhiye ve İçtimaî Muavenet Vekilliği (Sağlık Bakanı) yaptı. Moskova görüşmelerine katıldı, Lozan Konferansı'nda İkinci Murahhas olarak yer aldı. İkinci Millet Meclisi'nde yine Sinop'tan milletvekili oldu. 12 ciltlik Türk Tarihi kitabını devlet yayını olarak çıkardı. Cumhuriyet'in kurucu kadrosuna kırgınlık duyarak Ankara'dan uzaklaştı, Sinop'a yerleşti, tütün ticareti işine girdi. Sinop'ta Rıza Nur Kütüphanesi'ni kurdu. Öldürüleceği korkusuyla 1926'da Türkiye'den çıktı, Paris'e yerleşti. Türkbilik Revüsü adıyla bir bölümü Fransızca olarak 8 ciltlik dergi yayımladı. Gönüllü sürgünlüğünde evlendi, mutsuz bir evlilik yaşadı ve hayli kırılarak eşinden ayrıldı. Mısır'a gitti. 1938'de Türkiye'ye döndü, 1942'de Türkçü Tanrıdağ dergisini çıkardı. Bu derginin 18. sayısını hazırlarken masasında öldü. Fransa ve Mısır'da yazdığı "Hayat ve Hatıratım" adlı anıları, ölümünden 25 yıl sonra British Museum'da tesadüfen bulundu. Bu eser, Rıza Nur imgesini paramparça etti.

Prof. Dr. Zakir Avşar, yeni baskısı yapılan "Her Daim Muhalif Bir Türkçü: Rıza Nur" adlı kitabında Rıza Nur'un fırtınalı hayatını, zaaflarını ve hizmetlerini yaşadığı dönemin olayları ve kişilikleriyle birlikte pek çok farklı kaynağı kullanarak değerlendiriyor. Prof. Dr. Avşar, bir roman akıcılığında kaleme alınmış çalışmasının ön sözünde Rıza Nur'la ilgili şu önemli değerlendirmeyi yapıyor:

Dr. Rıza Nur çok çalışkan, üretken bir insandı. Ülkesine ve milletine bağlılığı aşk derecesinde idi. Başarılı ve tanınan bir tıp doktoru olmasına rağmen Türk tarihine, diline, kültürüne dair araştırmaları ve eserleri ile de temayüz etmişti. Aynı zamanda aktif bir siyasî hayatı olmuş, Meclis-i Mebusan'dan Büyük Millet Meclisi'ne, Millî Mücadele Hükümetlerinde bakanlık görevlerine uzanan muazzam ve fırtınalı günlerin içinde yer almıştı. Rıza Nur'u kuşkusuz ki Moskova ve Lozan Antlaşmalarının murahhasları arasında yer alan çok başarılı bir diplomat olarak da zikretmek lazım gelecektir.

Rıza Nur ile ilgili olarak şunu söylemek gerekir ki, "Hayat ve Hatıratım" adını verdiği ve ölümünden yıllar sonra yayımlanan hatıratı, onun tüm yapıp ettiklerini gölgelemiştir. Hayatının son yıllarını aralarında geçirdiği ve kendisine çok önem ve değer veren Türkçüler bakımından da unutulacak bir kişiye dönüştürmüştür.

Hatıratlar kuşkusuz ki öznellik yüklü, yazanın kendisini tarihe ve vicdanına karşı savunusunu öne çıkardığı eserlerdir. Çok objektif olmadıkları kabulü ile okunur, değerlendirilir. Ancak Rıza Nur'un "Hayat ve Hatıratım" adlı eseri, bunun çok ötesine geçmiş; yaşarken türlü nedenlerle husumet duyduğu her isme yönelik bir karalama kitabına dönüşmüştür. Rıza Nur, hatıratını yazarken yurt dışında bulunduğu ve büyük ölçüde her olayı kendi zihninden, hafızasından hatırladıklarıyla aktarmaya uğraştığı, bir kısım olayları da gazeteleri takip ederek cevap vermek üzere kaleme aldığı için belgelerle, somut gerçeklerle bağdaşmaz bir şekilde yazmıştır.

Nitekim "Hayat ve Hatıratım" adlı eseri ilk kez kütüphanesinde gördüğüm ve okumak için ödünç aldığım rahmetli Alparslan Türkeş'in bana birinci uyarısı ve hatırlatması çalışmanın bilimsellikten, gerçeklikten, tarihsel tutarlılıklardan çok uzak olduğu ve dolayısıyla bu gerçekler üzerinden okunmasının doğru olacağı şeklinde olmuştur. Elinizdeki eseri ortaya koyarken görüşlerine başvurduğum, Rıza Nur'un son yıllarını birlikte geçirdiği önemli isimler de yine mütemadiyen aynı duygularını dile getirmişler, Rıza Nur'un yurda dönüşünden son gününe kadar birlikte olmalarına rağmen kendi ağzından hatıratı ile ilgili bir şey duymadıkları gibi hatıratındaki ihtilaflı hususları da hiç dile getirmediğini ifade etmişlerdir.

Merhum Cavit Orhan Tütengil'in British Museum'da bir çalışma yaparken tesadüfen gördüğü, üzerine iki makale yazarak Türk kamuoyunu haberdar ettiği bu hatıratın yayını da "Fesli Kadir" olarak tanınan Kadir Mısıroğlu tarafından gerçekleştirilmiştir. "Hayat ve Hatıratım", yayımlanmasından sonra ülkemizde yasaklı yayınlar arasına alınmış; hem yasaklanması hem de Atatürk başta olmak üzere Cumhuriyet'i kuran önemli pek çok isme bugün iftira ve isnat olduğu belgelerle ortaya çıkan iddiaları nedeniyle ilgi görmüştür.

Elbette, "Hayat ve Hatıratım"da gerçeklerle uyuşan, Moskova ve Lozan'a ait hatıraların yer aldığı kısımlar gibi tarihî gelişmelere ışık tutacak tanıklıklar ve bilgiler de bulunmaktadır. Bunları dahi kişisel husumetle yazdığı küfür ve hakaret içeren kısımlardan süzmek suretiyle okumak yararlı olacaktır.

Rıza Nur'un Atatürk başta olmak üzere pek çok şahsiyete yönelik bu iddiaları nedeniyle Türkçülerle yolunun ayrılması ölümünden sonradır, yani hatıratının yayımlanmasından sonradır.

Merhum Rıza Nur'un hatıratı olmasaydı veya bu hatırat ortaya çıkmasa idi bugün ülkemizde adı çok daha farklı anılacaktı; adı birçok kamu tesisine verilecekti. Cadde ve sokak adları arasında yer alabilecekti. O kıymette bir insandı. Hizmetleri de o ölçüde çok idi. Şimdi, adı sadece Rıza Nur Sinop İl Halk Kütüphanesi'nde yaşıyor. O da kendi parası ile alıp, kurup bağışladığı için...

Çolpan Kitap Tel:(0312) 419 80 96
Kaynak:https://www.yenicaggazetesi.com.tr/hatiratiyla-kendini-sifirlayan-turkcu-479483h.htm


Bu haber 248 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum