Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyelerinden Uygur Türklerinin aile nöbetine destek

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrencileri ve mezunları, Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde basın açıklaması yaptı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk basın açıklamasında Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımı ve toplama kampı mağdurlarının durumunu anlattı.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyelerinden Uygur Türklerinin aile nöbetine destek
11 Şubat 2021 - 17:56

Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde 3 Şubat 2021’den bu yana aile nöbeti tutan Doğu Türkistanlı kamp mağdurları, Pekin yönetimine seslerini duyurmak için mücadele veriyor. Uygur Türkü aktivistlerin Çin Büyükelçiliği önüne gelmelerine izin verilmedi. Bugün Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim üyeleri ve mezunları tarafından yaşanan sürece ilişkin basın açıklaması yapıldı.

“BİZE İNSANLIK ADINA SES VERİLMESİNİ İSTİYORUZ”

Kendisi de bir Doğu Türkistanlı toplama kampı mağduru olan Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde aile nöbeti tutan Doğu Türkistanlıların durumunu anlattı. Karluk, ” 90 yaşındaki annemden 4 yıldır haber alamıyorum. Kardeşim kampa alınmış felç edilmiş tedavisini yaptıramıyorum. Bu yalancılar (Çin yönetimi) seyahat özgürlüğü var diyor… Var ise çıksınlar kardeşimizi buraya getirsinler. Kardeşlerim nerede bunun cevabını istiyorum. Buraya gelen 10-15 kişi de bundan farklı değildir. Bu insanların Türkiye devletine yük olacak hiçbir durumu yoktur. Devletimiz mazlumların sığınağı ise bunlara sahip çıkılması gerekir. Bu insanlara destek olunmasını istiyoruz. Bugün doktora gitmesi gereken bir bacımız vardı. Ev hapsinde olduğu için doktora gidemedi. Bunlar yanlıştır. Bugün Doğu Türkistanlılar postmodern soykırıma maruz kalmaktadır. Yarın methiye okumanın hiçbir anlamı yoktur. Kaşgar bitiyor… Eğer bir Türk iseniz sizin kökünüz oradadır. Oradaki bin yıllık türbeler yerle bir ediliyor. Bizim sesimize insanlık adına ses verilmesini istiyoruz. Batı’daki medeni devletler bunu soykırım olarak niteliyor. Türkiye’deki bunu hiç kimsenin iç siyasete malzeme yapmadan bütün siyasi partilerin bir insanlık meselesi olarak devlet siyaseti nezdinde gündeme getirmesini özellikle istirham ediyorum. Türkiye Cumhuriyetinin, bunu tamamen devlet politikası haline getirmesini istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“İNSAN HAKLARININ AYAKLAR ALTINA ALINMASINA SESSİZ KALMAYIN”

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan da, “Bu suskunluk, dostluğun suskunluğudur ve çok acıdır. Başka devletlerin suskunluğu tolere edilebilir. Ancak, bizim soy ve kültürel olarak aynı olduğumuz bir halka karşı zulme Türkiye sessiz kalmamız doğru değildir. Bu suskunluk, hiçbir mazeretle açıklanamaz. Lütfen basınımız bu çaresiz insanlara daha fazla kulak kabartsınlar. Türkiye devletini yönetenler, Çin yönetiminin bizim ana kimliğimizi ayaklar altına aldıklarını unutmasınlar. Türk’e ait ne varsa Uygurları hatırlamadan hiçbir anlam ifade etmez. Ellerinizi vicdanınıza koyun ve kardeşi çocukları ailesi ellerinden koparılan ve insan haklarının ayaklar altına alınmasına sessiz kalmayın.” değerlendirmesini yaptı.

Basın açıklaması sırasında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Doğan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk ve Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağatay Sarp yer aldı.

ANKARA VALİLİĞİ İLE GÖRÜŞÜLDÜ

Doğu Türkistanlı kamp mağdurlarından olan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, dün Ankara Valiliği ile görüşme yapıldığını aile nöbeti için izin istediklerini belirtti. Karluk, “Dün Ankara Vali Yardımcısı ile Çin Büyükelçiliği önünde barışçıl protesto için izin istedik ve görüşme gerçekleştirdik. Valilik bize bakanlıklar, iktidar partileri ile de görüşmemizi tavsiye etti.” ifadelerini kullandı.

UYGUR TÜRKLERİNİN BULUNDUKLARI BİNADAN ÇIKIŞINA İZİN VERİLMİYOR

Ankara’da kaldıkları evde polis engeli ile karşılaşan Doğu Türkistanlı kamp mağdurlarından Cevlan Şirmehmet ise Kırım Haber Ajansına verdiği demeçte, “Çin Büyükelçiliği önünde aile nöbetimize izin verilmiyor ve Ankara’dan ayrılmamız isteniyor. Dün ve bugün evden çıkışımıza izin verilmiyor. Polisler aşağıda bekliyor. Dışarı çıkamıyoruz ne yazık ki… Biz devlet yetkililerinden bir cevap bekliyoruz” dedi.

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor.ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.

Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Çin hükumeti, dünya kamuoyundan toplama kampındaki Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri gizlemektedir. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı toplama kamplarında zorla tutuluyor. Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve şiddet politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya kalmaktadır.

Kırım Haber Ajansı - QHA

Ömer Cihad Kaya
11 Şubat 2021, 15:07

​​​​​

 


Bu haber 562 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum