Emir Şıktaş yazdı: HA SREBRENICA.. HA GAÇAGAÇ.. HA HOCALI KATLİAMI!

Emir Şıktaş yazdı: HA SREBRENICA.. HA GAÇAGAÇ.. HA HOCALI KATLİAMI!
11 Temmuz 2020 - 19:22 - Güncelleme: 12 Temmuz 2020 - 20:20

               HA SREBRENICA.. HA GAÇAGAÇ.. HA HOCALI KATLİAMI!

Acı Bosna Hersek soykırımının içimizi yaktığı ve yalın haliyle okuyucuya anlatıldığı roman Meyra.

Iğdırlı yazar Sinan Akyüz’ün romanlarından bir tanesi Meyra.

Bosa Hersek’li Meyra.

Tarihe, Sırp katliamı olarak geçmiş, yaşanmış katliamı birebir yaşayanlardan dinleyerek romanlaştırarak aktarılan ve insanın yüreğini sızlatan bir yaşanmışlık.

Yazar, Meyra romanında, (Meyra’nın şahsında) nice Meyra’ların yaşadığı ölüm, tecavüz, saldırı, kamplarda esir tutma, açlık, ölüm, katliam ve vahşeti dile getirmiştir.

Yıllarca Sırplarla, Hırvatlarla kapı komşu olarak yaşayan, kötülük yapacaklarına ihtimal vermeyen Bosna Hersek’li müslümanların saflığı, maalesef koruyacak silahlı güçlerinin olmadığı, gönüllü birliklerle korunmaya çalıştıkları, tüm dünya ile beraber bizlerinde duyduğu ve yazarımızın da tesbitlerinde olduğu gibidir.

Avrupa’nın orta yeri olan Balkanlar’ın eski Yugoslavya’sından arta kalan Sırp ordusu katliamlarına, Türk devleti-milleti hariç tüm dünya susmuştur.

İnsan haklarını korumayla görevli! Birleşmiş Milletler askeri Hollandalılar, Sırp soykırımcılara adeta dal durmuş, masum, savunmasız Bosna Hersek halkını yok etme planı uygulanmıştır.

Dünyanın gözü önünde yaşanılan acı dram Meyra romanında tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir.

Çaresiz, masum kadın, çocuk, ihtiyarlara uygulanan işkenceleri Meyra’da okuyanlar adeta gözyaşlarıyla o günleri yeniden yaşamaktalar.

Sırp, Hırvat komşusuna yaptığı iyiliklere ve kimseye zarar vermediğine güvenerek kendilerini korumalarını bekleyen Boşnak aileler, Sırp katilleri önünde Hırvat komşunun inkarını bir türlü hazmedemez. Sırplar, öldürmedikleri Bosnalı erkekleri esir kamplarına toplayıp gönderirler.

Roman’ın talihsiz kahramanı Meyra ve yüzlerce Bosna Hersek’li isimsiz Meyralar’a esir kamplarında  Sırp canilerce aylarca tecavüz edilir.

Kendilerinden iğrenen, acıya, utanca dayanamayan, namusuna el uzatılmasını gururuna yediremeyen nice genç Meyralar intihar eder.

Meyra’yı okudukça Azerbaycan-İran-Türkiye üçgeninde kurtuluş savaşımız öncesi yaşadığımız Ermeni katliamıyla, soykırımıyla, Türk halkının yaşadıklarıyla  ne kadar benzeştiği ortaya çıkmaktaydı.

1920’lerde “Gaçagaç” diye adlandırılan, bölgede soygun yapan silahlı çetelerden, katliam yapan Ermeni katillerden silahsız, savunmasız halkın sürekli kaçmak zorunda olduğu bir yaşam.

Aras nehrinin yatağından bazen İran/Tebriz bölgesine, bazen Revan’a/Nahçivana, kimi zamanda geri dönerek Iğdır bölgesine gelen Türkler,  sürgün hayatı yaşatılan, katledilen, Aras nehrinde çocuklarını suya kaptıran, boğulan, çetelerce ellerindeki yiyecekleri alınan, aç susuz dağlarda perişan olan, camilere doldurulup yakılan, kuyulara canlı canlı doldurulup üzeri kapatılan yüzlerce ölüm..

Azerbaycan toprağı Karabağ Hocalı da savunmasız, çocuk, kadın, yaşlılara yapılan katliam, soykırım,  mazlum müslümanların ortak kaderi sanki..

Ha Bosna Srebrenica.. Ha Iğdırda yaşanan Gaçagaç.. Ha Karabağ Hocalı soykırımı.. Farkları sadece ayrı yerlerde oluşu..

Katiller hep aynı soykırımcı düşmanlar.. 

Ve soykırımı unutmak isteyen bizlere hitap eden rahmeti İzzetbegoviç’ten değerli bir söz;

“Ne yaparsanız yapın ama soykırımı asla unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır”  
Aliya izzetbegoviç

Emir Şıktaş

Bu haber 3047 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum