Dünyadaki çağdaşlık, bilim hukuk yarışının neresindeyiz? -1- Prof. Dr. Atıf Ural

Dünyadaki çağdaşlık, bilim hukuk yarışının neresindeyiz? -1- Prof. Dr. Atıf Ural
22 Kasım 2020 - 17:32

Sevgili okuyucularım, dünyamızda büyük bir yaşam savaşı veriliyor. Bu savaş bildiğimiz top tüfekle yapılan savaş değil. Savaş, bilimde en önde olabilmenin savaşı... Biz de birkaç makalede bu konuya açıklık getirmek ihtiyacını hissettik...

Dünya nereye koşuyor?: Yeni endüstri devrimi, endüstriyel kuruluşları daha aktif, daha çağdaş olmaya yöneltiyor. Bunun için birçok kuruluş, ekonominin dijital dönüşüm çalışmalarına yönelik yeni Yazılım Bütçeleri oluşturuyor. Ana hedef "daha verimli bir üretim". Buna yönelik gerekli ön koşul "endüstriyel internet". Bu nedenle tüm dünyada yazılımcılar yeni platformlar kuruyorlar. Dünya tam bir Bilgi Çağ'ı yaşıyor. Çağdaş ülkelerin Üniversiteleri birbirleriyle Bilgi ve Teknoloji üretmek için yarışıyorlar. Diğer taraftan teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşması "Geleneksel eğitim anlayışı"nı değiştiriyor.. Düşünen, sorgulayan, analiz, sentez yapabilen çağdaş beyinler bilimde en önde olabilmek için büyük bir yaşam savaşı veriyorlar.

Neden biz bu yarışa katılamıyoruz?: Ülkeyi yönetenler, neden çağdaş Atatürk Cumhuriyeti yerine bir İslam Cumhuriyetini, ülkemizi bölüp parçalamak, yutmak isteyen emperyalist güçlerin büyük katkılarıyla, kurmak istiyorlar? Düşününüz 57 İslam ülkesinde toplam 500 Üniversite var iken, sadece Amerika'da yaklaşık 5800 Üniversite bulunmaktadır. Düşünün, Hıristiyan dünyasında okuma yazma oranı yaklaşık yüzde 90 iken, Müslüman ülkelerde bu oran yüzde 40'tır. 100 Hıristiyan'ın 40'ı Üniversite mezunu iken, Müslüman ülkelerde bu sayı sadece 2'dir.

Cumhuriyet Devrimi, hurafenin yerine bilgiyi, tarikatçının yerine öğretmeni, boş inancın yerine aklı koymasaydı, Türkiye bugün sadece Asya ülkeleri içinde Ortadoğu'daki bilimsel yayınların yarısını bile çıkaramazdı. Bunun nedeni; "Çağdaş Atatürkçü Nesiller" yetiştiği içindir. Fizik dersi zorunlu da, din dersi niye değil, isteseler de istemeseler de Osmanlıca öğretilecek diyebilen üstlere kondurulmuş ve dondurulmuş kafalar oldukça, böyle ucube Milli Eğitim Ders Müfredatları da çıkartılacaktır. Din Devlet'ten ayrı değil İkrar'ı,  dindar ve kindar nesil yaratacağız Israrı, Anaokullarına bile Din Dersleri koydurtmuştur.

Düşünen, araştıran, çözümler üreten çağdaş, Atatürkçü nesillerin yetişmesi istenmemekte, vatandaş değil "kul" hedeflenmektedir.

İktidar neden eğitim ile daha fazla ilgileniyor?: Yaklaşan ilk seçimde kaybedebileceğini hisseden iktidarın, yıllardır kurmaya çalıştığı "Siyasal İslam Modeli"ni henüz istediği oranda kuramamış olmasının, Atatürk Devrim ve İlkeleri önünde, her şeye rağmen ayakta durmakta çok zorlanmasının sonucu olarak, bir çırpınış içine girmiştir. Bir yenilginin bir "hesap verme" sorununu yaratacağını çok iyi bilmektedirler.

Eğitim dünyasını ilgilendiren konuların çözümlerini kimler yapmaktadır?: Bu sorunu çağdaş eğitimle pek bir ilgisi ve bilgisi olmayanlara yetki vererek çözemezsiniz. "Cihat" kavramını öğretmeye çalışacağınıza öncelikle Din Derslerini Türkçe olarak, Sn. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün kitaplarının ışığında, öncelikli iktidar partisi milletvekillerine, hükümet üyelerine öğretiniz. Hukuk'un, adil olmanın, kul hakkı yememenin ne olduğunu, çalıp çırpmaya göz yummanın, zalime boyun eğmenin, şirk koşmanın "Günah" olduğunu öğretiniz...

Bu durumda ne yapmamız gerekir?

1) Din dersleri Türkçe Kuran okuyarak öğrenilmelidir.

2) Kul değil, vatandaş yetiştiren bir eğitim modeli uygulanmalıdır.

3) Öğretmenlerin kadro sorunları bir an önce çözülmelidir.

4) Öncelikle temel bilim dersleri olan matematik, fizik, kimya, biyoloji ile mantık, felsefe, sosyoloji, yabancı dil gibi çağdaş dünyanın da ders programlarında bulunan dersler okutulmalıdır.

5) Fen Liselerinin, Teknik Meslek Liselerinin sayısının ve kalitesinin arttırılması sağlanmalıdır. Ayrıca bu tip okullar için kaliteli meslek öğretmenleri yetiştirilmelidir.

6) İmam Hatip Liselerinde çağdaş Din Bilgisi verilmelidir. Devlet memuru olabilmede "İmam Hatip Mezunu" (Kolejli!) koşulu aranmamalıdır.

7) Üniversitelerde İlahiyat Fakültesi mezunlarına "Pedagojik Formasyon" dersleri verdirilerek onların da birer öğretmen olabilme yolu açılmamalıdır.

Sonuç olarak, ülkemiz Çağdaş Eğitim'de atılımlar yapmak zorundadır, ama bunu geriye bakarak değil, ileriye yönelerek gerçekleştirebilir.

Tehlikeli gidişi önleyecek, Atatürkçü nesiller, Atatürkçü eğitimciler bu Türkiye Cumhuriyeti'nde vardır. Yeter ki "İktidar olabilsinler"...

Ayrıca bu ülkede genel anlamda "Etkililer yetkisiz, yetkililer etkisiz" kaldıkça sorunlar çözülemez. (Konuya devam edeceğim.)

Kaynak: Dünyadaki çağdaşlık, bilim hukuk yarışının neresindeyiz? -1- - Prof. Dr. Atıf Ural

Bu haber 558 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum