Dr. Tayfun Atmaca: Türkiye-Rusya İlişkilerin de Diplomatik Denge

Dr. Tayfun Atmaca: Türkiye-Rusya İlişkilerin de Diplomatik Denge
08 Nisan 2021 - 18:52

Türkiye, Kırım krizi ve doğu Ukrayna’daki çatışmanın ardından hem Rusya hem Ukrayna’yla iyi ilişkiler sürdürebilen nadir ülkelerden biri olmayı başarmıştır. Ankara, taraf tutmamak için elinden geleni yapmaktadır. Kırım’ın ilhakını tanımamış ama Rusya’ya uygulanan yaptırımlara da katılmamıştır.

Türkiye-Rusya ilişkilerinin tarihsel olarak genel görünümü rekabet zemininde oluşmuştur. Tarih boyunca rekabetin ve savaşların hüküm sürdüğü ilişkiler Osmanlı ve Rus İmparatorluğu’nun 1900’lerin başlarında yıkılmasıyla farklı bir boyuta geçmiştir. Buna rağmen İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan Soğuk Savaş ve iki ülkenin düşman bloklarda konumlanması, Türk-Rus ilişkilerinin yeniden rekabetçi ortama dönmesinin zeminini oluşturmuştur. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise ikili ilişkiler bölgesel ve küresel ölçekte dünyada yaşanan gelişmelere paralel olarak yeniden şekillenmiştir.
Özellikle 2000’li yıllarla birlikte taraflar ilişkilerini çok boyutlu düzeye çıkarmak için ticaretten kültüre kadar birçok alanda işbirliği kurma fırsatlarını başarılı bir şekilde değerlendirmişlerdir. İki ülkede iktidarda bulunan siyasi iradenin etkisiyle, süreç içerisinde yaşanan bazı aksiliklere rağmen ilişkiler gözle görülür bir ivme kazanmıştır.
Ülkeler arası ilişkiler çok boyutludur. Bu boyutların birbirlerinden bağımsız olarak analiz edilmesi her ne kadar kolay olmasa da ülkeler arası ilişkilerde genel eğilim konunun ekonomik, siyasal, güvenlik gibi açılardan ele alınmaya çalışılmasıdır. Bu bağlamda Türkiye ile Rusya arasındaki ikili ilişkiler ele alındığında en hızlı gelişen alanın ekonomi olduğu görülmektedir. 1990 sonrası SSCB’nin dağılması ile ikili ilişkilerin üzerine temellendirildiği ticaret, siyasi ilişkilerin geliştirilmesine önayak olmuştur.
İkili ilişkilerin siyasi boyutunun gelişimi ekonomik ilişkiler kadar hızlı seyretmemiştir. Özellikle SSCB’nin yıkılması sonrasında ortaya çıkan güvensizlik ortamı Rusya’yı Türkiye’nin faaliyetleri noktasında rahatsız etmiştir. Türkiye’nin Karadeniz’deki askeri etkinliği ve Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik ilgisinin Rusya’da oluşturduğu kaygılar 1990’larda Türkiye-Rusya ilişkilerine yön vermiştir.
İkili ilişkilerin yolunda gittiği dönemde başlayan Suriye iç savaşı siyasi ilişkileri tehdit eder bir görünüm kazanmış olsa da süreç bu kaygının yersiz olduğunu göstermiştir.
Türkiye ve Rusya Soğuk Savaş döneminde rakip kamplarda yer almış ve bu dönemde Rusya’nın Türkiye’den toprak talepleri dahi olmuştu. İki kutuplu sistemde Rusya’yı dengelemek için Türkiye NATO’nun desteğine her zaman ihtiyaç duymuştur. Fakat SSCB’nin dağılması ile Rus baskısı önemli oranda azalmıştır. Dünya iki kutuplu sistemden önce ABD önderliğinde hiyerarşik ya da tek kutuplu bir sisteme doğru evrilmiş akabinde de çok kutuplu bir yapıya bürünmüştür. Bu sebepten dolayı Türkiye’nin Rusya’ya yönelik güvenlik endişesi belirgin bir biçimde hafiflemiştir.
Gelinen son noktada, Rusya ile ikili ilişkilerde yakalanmış olan mutabakat ve eş güdüm Türkiye’nin son yıllarda diplomatik alanda elde ettiği en önemli kazanımların başında gelmektedir. İki ülke karşılıklı olarak riskli konu başlıklarını ele almalarına rağmen birçok konuda farklı düzeylerde yapıcı ilişkiler geliştirilebilmeyi başarmıştır. Türkiye ile Rusya ilişkileri Kasım 2015’te yaşanan Rus jetinin düşürülmesiyle baş gösteren krizi büyük ölçüde aşmış ve İdlib mutabakatı gibi çetin testleri de başarıyla atlatabilmiştir. İki ülke ilişkileri somut ve her iki tarafın da çıkarlarını gözeten politika uygulamaları şeklinde hayat bulmaktadır. Ticaret, turizm, tarım, enerji ve doğal gaz boru hatlarının inşası gibi konularda her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet eden çok sayıda ortak proje hayata geçirilmektedir. Stratejik düzlemde S-400 hava savunma sistemlerinin Türkiye’ye satılması ise iki ülkenin askeri ilişkilerini farklı bir boyuta taşımaktadır.
Rusya ve Türkiye, Suriye iç savaşının sona erdirilmesi konusunda başlattıkları Astana ve Soçi görüşmeleriyle diplomatik açından da başarı kazanmışlardır. Suriye’deki iç savaşta sıcak çatışmalar durma noktasına gelmiş ve Suriye’den Türkiye’ye mülteci akını kesilmiştir. Hatta Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla oluşturulan güvenlikli bölgelere Türkiye’den geri dönüşler başlamıştır. Suriye iç savaşında çatışmaların sona ermesi Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan mutabakat sayesinde mümkün olabilmiştir. Astana ve Soçi süreçlerinin başarısı ABD’nin Suriye’den çekilme kararında etkili olmuştur.
Hiç kuşkusuz Türkiye’nin Rusya ile ikili ilişkilerini geliştirmesinde hiçbir sorun yoktur. Hatta Türkiye’nin bütün komşularıyla iyi ikili ilişkiler geliştirmesi ve geleneksel olarak Batı odaklı politikalarını çok yanlı bir dış politika hattına çevirmesi arzu edilir bir dış politika yönelimidir. Ancak Türkiye’nin Rusya politikasındaki temel sorun Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini çok taraflı bir ortaklık arayışından daha ziyade tamamen Batı karşıtı bir yönelime oturtmuş olmasıdır. Türkiye Rusya ile askeri ve ekonomik olarak asimetrik bir ilişki içerisindedir. Türkiye enerji açısından Rusya’ya bağımlıdır. Askeri olarak da Rusya hem bir nükleer güçtür ve hem de ordusu niteliksel ve niceliksel anlamda Türkiye’den daha güçlüdür.
Türkiye gibi orta ölçekli devletler, bu tarzda asimetrik ilişkileri ve güç dağılımını klasik olarak çok boyutlu ve çok ortaklı bir dış politika yönelimi ile dengelemektedirler. Rusya’nın Batı’nın bir alternatifi olarak öne çıkması bir bağımlılık ilişkisinin başka bir bağımlılık ilişkisi ile telafi edilmesi riskini içinde barındırmaktadır. Özellikle, Rusya ve Batı arasında soğuk savaş yıllarını andıran gerilimlerin su yüzüne çıktığı böylesi bir dönemde ne Batı ne de Rusya ile bağları koparmayan, tarafsız ve dengeli bir dış politika elzemdir. Bunun çarpıcı bir örneği olarak Türkiye, Kırım krizi ve doğu Ukrayna’daki çatışmanın ardından hem Rusya hem Ukrayna’yla iyi ilişkiler sürdürebilen nadir ülkelerden biri olmayı başarmıştır. Ankara taraf tutmamak için elinden geleni yapmaktadır. Kırım’ın ilhakını tanımamış ama Rusya’ya uygulanan yaptırımlara da katılmamıştır.
Sonuç olarak, Türkiye-Rusya ilişkileri 2021’de iyimser bir şekilde ilerlemektedir. Bu iyimserliği teyit edecek konu başlıkları risk oluşturabilecek başlıklara göre daha fazladır. Özellikle Suriye konusunda varılabilecek kapsamlı bir barış için yol haritası her iki ülkenin aktif çabalarıyla mümkün olabilir ve iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştırabilir. Bütün bu iyimser havaya rağmen dış politikasını otonom tutmaya çalışan Türkiye açısından en avantajlı stratejinin diğer küresel aktörlerle dengeli bir ilişki sürdürmekle mümkün olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Kaynakça:

1 Erel Tellal, “SSCB’yle İlişkiler”, Baskın Oran (Der.), Türk Dış​Politikası, Kurtuluş Savaşı’ndan​Bugüne​Olgular,​Belgeler,​Yorumlar, Cilt: 1, 6. Baskı, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2002), ss. 314-320.
2 Duygu Sezer & Vitaly Naumkin, “Turkey and Russia: Regional Rivals”, Policywatch 268, The Washington Institute for Near East Policy, 30 Eylül 1997, (http://www.washingtoninstitute. org/policy-analysis/view/turkey-and-russia-regional-rivals); Erhan Büyükakıncı, “Türk-Rus İlişkilerinin Değerlendirilmesi: Güvenlik Sorunsalından Çok Boyutlu Derinliğe Geçiş”, s. 801.
3 Şener Aktürk, “Turkish-Russian Relations after the Cold War (1992-2002)”, Turkish Studies, Cilt: 7, Sayı: 3, s. 340.
4 Hüseyin Bağcı, “USAK-IOS​“Turkey-Russia​Relations”​Çalıştayı,19 Şubat 2013. 5http://www.tuses.org.tr/userfiles/files/Turkiye%20ve%20Rusya%20Evren%20Balta%20pdf.pdf
6 https://kriterdergi.com/dis-politika/2019da-turkiye-rusya-iliskilerinin-yonu.
7 “Rus ve Türk Şirketlerin Yatırımları İki Ülke Siyasi İlişkilerinin Sigortası”, Haberrus,​14 Mayıs 2012, (http://haberrus.com/economics/2012/05/14/rus-ve-turk-sirketlerinin-karsilikli yatirimlari-iki-ulke-siyasi-iliskilerin-sigortasi-ozel.html).
8 Türkiye ve Rusya’nın askeri gücünün niteliksel ve niceliksel karşılaştırması için bkz. http://armedforces.eu/compare/country_Turkey_vs_Russia.
9 Özgür Tüfekçi, İşbirliği ve Kriz İkileminde Türkiye-Rusya İlişkileri, SETA Kitapları 29, 1. Baskı: Aralık 2017, İstanbul.

Dr. Tayfun Atmaca
https://kafkassam.com/


Bu haber 532 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum