Çin yönetiminden genetik gözetleme: 140 milyon insanın DNA'ları ellerinde!

Çin yönetiminden genetik gözetleme: 140 milyon insanın DNA'ları ellerinde!
24 Haziran 2020 - 18:41 - Güncelleme: 24 Haziran 2020 - 18:44

Çin, günümüzde genetik araştırmalara en çok yatırım yapan ülkelerin başında yer alıyor. Milyarca doları bulan bu yatırımlar, Çin Komünist Partisi için insanlık yararına değil tam tersine soykırım suçlarında araç olarak kullanılıyor. DNA’ların toplanması hadisesi ve Uygurların köle gibi çalıştırılması olayına ilişkin, Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI) tarafından “Genetik Gözetleme (Genomic Surveillance)” isimli bir rapor yayımlandı. Rapor, Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği insan hakları ihlallerini gözler önüne seriyor.

Çinli teknoloji firmalarının geliştirdiği son sistem teknolojilerle başta Doğu Türkistan ve Tibet halkı olmak üzere diğer topluluklar hedef haline getiriliyor. Naziler, 2. Dünya Savaşı sırasında yok edecekleri Yahudileri tespit etmek üzere aile bağlarını inceleyerek listeler yapıyorlardı. Benzer şekilde, bugün de Çin Komünist Partisinin aynı uygulamaları gerçekleştirdiği ileri sürülüyor. 2017 yılından beri Doğu Türkistan’da kamplara gönderilenlerin sayısının artmasında DNA’ların toplanmasının etkisi büyük.

 

ÇİN’İN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ GÖZLER ÖNÜNE SEREN RAPOR

Bugün, suçluların yakalanması konusunda DNA veri tabanının kullanılması çok etkili bir yöntem. Ancak herhangi bir suç işlenmediği halde insanların DNA’larının toplanarak hedef haline getirilmesi evrensel insan hakları kurallarının çiğnenmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, Çin Komünist Partisinin önce Doğu Türkistan’da ve Tibet’te sistematik olarak uyguladığı yöntemlerle, DNA’ların toplama faaliyetleri uluslararası kuruluşlar nezdinde soru işareti oluşturuyor.

ÇİN YÖNETİMİNİN TOPLADIĞI TOPLAM DNA SAYISI 23 MİLYON

2003 yılında sadece suçla ilgili olarak başlatılan DNA toplama sistemi, 2013 yılında Müslüman Uygur Türkleri, Tibetliler ve diğer etnik toplulukları kontrol etme amacıyla kullanılmaya başlanıyor. Uluslararası İnsan Hakları Örgütü bu girişime hemen tepki gösteriyor. 2013 yılından itibaren Tibet halkının tamamının DNA örnekleri toplanıyor. Doğu Türkistan’da ise DNA’sı toplanan insan sayısı 23 milyon. Bu da yaklaşık olarak oradaki Uygur Türkleri ve diğer Müslüman topluluklarının hepsinin DNA’larının toplandığını gösteriyor.

Uygurlar, Tibetliler ve diğer topluluklarının DNA’larının toplanması, Komünist diktanın uzun bir süredir devam ettirdiği ileri seviye teknolojinin kullanıldığı ve biyomedikal modüler sistemlerin de dahil olduğu gözetleme sistemlerine bağlı bir element haline getiriliyor. Göz taraması, parmak izi, yüz tanıma sistemleri ile birlikte daha da sofistike hale gelen bu yöntemlerle, Çin yönetimi, Doğu Türkistan ve diğer bölgeleri sanal duvarlarla açık hava hapishanesine dönüştürüyor.

ÇİN TÜM ÜLKEDEKİ VATANDAŞLARIN DNA’LARINI TOPLUYOR!

2017 yılına gelindiğinde bu çalışmalar daha hızlandırılarak diğer bölgelere de yayıldı. ASPI’nin raporuna göre bugün Çin’in elinde 140 milyon insanın DNA bilgileri var. Milyonlarca insanın DNA bilgilerine ulaşmak için yeni bir teknik devreye sokuldu. Raporda, Çin yönetimine teknoloji firmalarının da desteği büyük. Bu sistemin adı “Y-STR – The Short Tandem Repeat”. Bu sistem, erkek kromozomu (Y) üzerinde meydana gelen benzersiz DNA dizilerini analiz ediyor. Bu yöntem ile sadece erkeklerden toplanan DNA’lar ile bütün bir bölgenin DNA haritası çıkarılabiliyor. Bu sistem Amerika Birleşik Devletleri merkezli Thermo Fisher Scientific başta olmak üzere bir düzine Çinli şirket tarafından geliştiriliyor. Doğu Türkistan ve Tibet’te neredeyse herkesten DNA’lar alındığı için orada bu yöntemi uygulamaya gerek kalmıyor. Ama Çin’in diğer bölgelerinde etkili bir şekilde Y-STR devreye sokuluyor. Y-STR’nin nasıl kullanıldığını en çarpıcı örneğini Henan bölgesi oluşturuyor. Nüfusu yaklaşık 95 milyonun üzerinde olan Henan bölgesinin DNA haritası, erkek nüfusunun yüzde 10’unu oluşturan 5,3 milyon kişiden toplanan verilerle çıkartılıyor.

ÇİN’DEN AKIL ALMAZ YÖNTEM: Y-STR

Y-STR yöntimi, hiçbir evrensel değerlere ve ahlak sistemlerine saygısı olmayan Komünist rejimin soykırım suçu işlemekte kullanıldığı etkili bir silaha dönüşüyor bu şekilde. Çin Komünist Partisi, sadece Doğu Türkistan’da veya Tibet’te yaşayanların değil aynı zamanda onların yurt dışında bulunan akrabalarının DNA bilgilerine de erişebiliyor. ASPI raporunda bu durum şöyle özetleniyor:

“Aileler üzerindeki baskı bugün Doğu Türkistan sınırlarının ötesine ulaşmış durumda. Ailelerinin ve çocuklarının haklarını savunanlar ve hükumeti eleştirenler sistematik olarak tutuklanıp işkenceye maruz kalıyor.” Komünist diktanın muhalif olarak gördüğü bir insanın ailesinin cezalandırmanın çok zalimce olduğuna işaret eden raporda, “Çin’in ailelerden topladığı biyometrik örnekler, ayrıntılı bir şekilde bütün kuşaklara dair bilgileri ortaya çıkarmak için kullanılıyor. Böylece Y-STR veri tabanı muhaliflerin ailelerine devlet baskısını artırmak onları bastırmak ve etnik toplulukların insan haklarını daha da zayıflatmak sonucuna yol açıyor”

Çin hükumetinin tam desteğini alan araştırmacılar çalışmalarını bir adım daha ileriye götürerek, DNA tipolojisi üzerinde de çalışıyor. DNA örneklerinin bu şekilde hesaplamalı analizi ile hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir örneği inceleyerek o kişinin geçmişine ve nereden geldiğine dair bilgilere ulaşabiliyor. Yani Çin’in herhangi bir yerinde yakalanan bir insanın kimliğini ve geçmişini söylemese de ondan alınan saç örneği veya göz irisinden yola çıkarak nereden geldiğini ve hangi topluluğa mensup olduğunu öğrenme fırsatı yakalanıyor. Bu çalışmalar, herhangi bir Müslüman Uygur Türkü veya diğer topluluk mensuplarına yönelik insanlık dışı gözetleme sistemlerinin daha zalimce uygulanmasına kapı aralıyor.

UYGUR HAREKETİNDEN ÇİN YÖNETİMİNİN İNSAN HAKLARI İHALLERİNE TEPKİ

Uygur Hareketi (Campaign for Uyghurs-CFU) Kurucusu ve Direktörü Rushan Abbas, ASPI’nın raporunun Çin’in Doğu Türkistan’daki gerçekleştirdiği soykırım eylemlerinin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “İnsanların DNA’larını toplanıp Müslüman Uygur Türkleri ve diğer Müslümanlar üzerinde silaha dönüştürülmesi hiçbir zaman kabul edilemez. Bu tamamen uluslararası evrensel hukuk kurallarının bir kez daha çiğnendiğini ortaya koymaktadır. Çin hükumetinin Uygurlara ve diğer topluluklara zulmetmeye devam ettiğinin artık diğer ülkeler tarafından da görülmesi ve buna dur denilmesi gerekmektedir” değerlendirmesini yaptı.

 

Bu haber 731 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum