BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ

BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ
16 Kasım 2020 - 13:40

BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ

Birinci Haçlı Seferi (1096-1099), Ortaçağda Papalık tarafından desteklenen kimi zaman yönetilen din temelli gibi görünsede daha çok ekonomik temellere dayanan bir dizi savaşın ilkiydi.  

Halkın Haçlı Seferi’ne liderlik eden 14. yüzyıldan kalma Hermit Peter minyatürü

Birinci Haçlı Seferi için ilk erken girişim, 1095 yılında Bizans İmparatoru, Aleksios Komnenos ‘un Selçuklulara karşı  Piacenza Konseyi(Roma Konsili)nden askeri destek istemesiyle  ve yılın ilerleyen aylarında, Papa II. Urban’ın Bizans’ın askeri yardım talebini desteklediği ve ayrıca sadık Hıristiyanları Kudüs’e silahlı bir hac ziyaretine çağırdığı Clermont Konseyi bildirimi takip etti.

Bu çağrı, Batı Avrupa’daki tüm sosyal sınıflarda coşkulu bir halk tepkisiyle karşılandı. İlk yanıt veren, Fransız bir rahip olan Hermit Peter’in önderliğindeki ve sayıları binlerce olan, çoğunluğu fakir Hıristiyanlar çeteleriydi. Halkın Haçlı Seferi olarak bilinen şey Almanya’dan geçti ve geniş kapsamlı Yahudi karşıtı faaliyetlere ve katliamlardan oluşmaktaydı. İlerleyen halk ordusu Bizans kontrolündeki Anadolu bölgesinden ayrılırken, Ekim 1096’da Civetot Muharebesi’nde Kılıçarslan komutasında ki Türk ordusunu pususu ile imha edildi.

Prenslerin Haçlı Seferi olarak bilinen olayda ise, yüksek soyluların mensupları ve takipçileri 1096 yazının sonunda yola çıktı ve ertesi yıl Kasım ve Nisan ayları arasında  Konstantinopolis’e ulaştı. Ordu, Batı Avrupalı ​​prensler tarafından yönetilen büyük bir feodal ordu ve Toulouse’lu Raymond komutasındaki güney Fransız kuvvetleri, Le Puy’lu Adhemar, Bouillonlu Godfrey ve Boulogne’li erkek kardeşi Baldwin liderliğindeki Yukarı ve Aşağı Lorraine’den Fransız asillere  ek olarak Taranto’lu Bohemond ve yeğeni Tancred liderliğindeki Italo-Norman kuvvetleri, Normandiya Kralı II. Robert, Stephen of Blois, Vermandolu Hugh ve  Flanders  Kont Robert komutasındaki kuzey Fransız ve Flaman kuvvetlerinden oluşan çeşitli birliklerden oluşmaktaydı. Toplamda ve savaşçı olmayanlar da dahil olmak üzere, ordunun sayısının 100.000’e ulaştığı tahmin edilmektedir.

Haçlılar Anadolu’ya yürüdü.  Anadolu Selçuklu hükümdarı Kılıçarslan, büyük bir orduyla ilerleyen ve ağır zırhlı bir şekilde donatılmış Haçlıların ilerleyişi karşısında başkent İznik’i Haçlılara teslim etmek durumunda kaldı. Haçlılar ilerlerken Türk ordusu onları yıpratma taktiği uyguladı. Haçlı ordusu açlık, susuzluk ve hastalıkla yüzyüze kaldı. Baldwin komutasında ki ayrılan bir grup haçlı birliği Urfa’yı ele geçirdi ve ilk Haçlı Devleti olan Edessa (Urfa) kontluğu kuruldu hemen ardından Antakya alındı ve  1098 tarihinde Antakya kontluğu kuruldu.  1099 Haziranında Kudüs’e ulaşıldı ve 7 Temmuz 1099’da şehir,  Haçlılar tarafından ele geçirildi ve şehir ahalisi kılıçtan geçirildi. 

Bu sefer sonunda Haçlılar Edessa (Urfa) Kontluğu, Antakya Prensliği, Kudüs Krallığı ve Trablus Kontluğu kurmuştur.  Alınan bölgeler 1291 senesinde Selahaddin Eyyübi komutasında ki ordunun Akka’yı almasına kadar Haçlı denetiminde oldu.

TARİHSEL BAĞLAM 

Hıristiyanlık , Geç Antik Çağ’da Roma İmparatorluğu boyunca benimsenmişti. 8. Yüzyıl itibariyle İslam Devleti büyümeye başlamış ve Asya’da Buhara önlerine, Avrupa’da İber yarımadasına, Kuzey Afrika’nın ve Ortadoğu coğrafyasının tamamına hakim olmuştu.[5] İslam devleti içinde Müslümanların yanı sıra Hristiyanlar ve Yahudilerin yanı sıra diğer dini inançlara sahip kişiler bulunmaktaydı ve bunlar diğer vatandaşlar gibi muamele görmekte ve inanç özgürlükleri yaşanmaktaydı. [6]

Birinci Haçlı Seferi’nin nedenleri tarihçiler arasında geniş çapta tartılmıştır. Çeşitli faktörlerin göreceli ağırlığı veya önemi devam eden anlaşmazlıkların konusu olsa da, Birinci Haçlı Seferi’nin  hem Avrupa’da hem de Yakın Doğu’da 11. yüzyılın başlarında bir faktör kombinasyonundan ortaya çıktığı açıktır. Kudüs’teki Selçuklu hakimiyeti zayıftı ve en sonunda şehri Fatımilere kaptırmıştı.[7] Bizans’ın askeri desteğe olan ihtiyacı, Batı Avrupa savaşçı sınıfının papalık askeri komutanlığı kabul etme istekliliğindeki artışla aynı zamana denk geldi.[8][9] Bu dönemde Batılı Hristiyanlar daha etkili bir kilise istemekteydiler ve hristiyan dindarlığı yükselişteydi.[10]

Haçlıların asıl motivasyonu hep tartışma konusu olsa da, yağma ve “büyük ganimet” macera, savaştan zevk almak gibi başlıkların yanı sıra, feodal beylerini takip etmek zorunda kaldıkları için orduya katılanlarda vardı.[11]

AVRUPA’DA Kİ DURUM 

Papa Urban II de Clermont Konseyi . Sébastien Mamerot’un Livre des Passages d’Outre- mer ‘den illüstrasyon ( Jean Colombe , c. 1472–75, BNF Fr. 5594)

Hristiyanlığın ilk yılları Avrupa’lı Hristiyanlar için oldukça zorluydu. Dinin genel öğretisi barışçıl ve uysal nitelikte olmasına rağmen 4. yüzyıl ilahiyatçısı  Augustine, bir kutsal savaş doktrini  geliştirdi. Augustine, saldırgan bir savaşın günah olduğunu, ancak bir kral veya piskopos gibi meşru bir otorite tarafından ilan edilmesi halinde “adil bir savaşın” rasyonelleştirilebileceğini, savunmaya yönelik veya toprakların geri kazanılması için olduğunu ve aşırı şiddet içermediğini yazdı.[12][13]  Bu durum Batı Avrupa’da kendi aralarında savaşmaktan başka yapacak çok az şeyi olan bir savaşçı kastı yarattı.[14] Şiddet eylemleri genellikle anlaşmazlıkların çözümü için kullanıldı ve papalık bunu hafifletmeye çalıştı.[15] Carl Erdmann gibi tarihçiler, Tanrı’nın Barış ve Ateşkesi  hareketlerinin 10.  yüzyıldan itibaren Hıristiyanlar arasındaki çatışmayı kısıtladığına ve bunların etkisinin Papa II. Urban’ın konuşmalarında açıkça görüldüğüne inanıyorlardı. Ancak Marcus Bull gibi daha sonraki tarihçiler, hareketlerin etkinliğinin sınırlı olduğunu ve Birinci Haçlı Seferi sırasında tamamen ortadan kalktığını iddia etti. [16]

11.  yüzyılın başlarında, papalığın etkisi, yerel bir piskoposluktan biraz daha azdı. Yaklaşık 1050’den 1080’e kadar olan dönemde, gücünü ve nüfuzunu artırmaya istekli, giderek daha iddialı politikalar geliştiren Gregoryen Reform hareketi kendini gösterdi. Bu, kökleri papalık üstünlüğü doktrinine dayanan Doğu Hıristiyanlar ile çatışmaya neden oldu. Doğu kilisesi, Papayı İskenderiye,  Antakya, Konstantinopolis ve Kudüs Patriklikleri ile birlikte Kilise’nin beş patrikinden sadece biri olarak görüyordu. 1054’te gelenek, inanç ve uygulamadaki farklılıklar arttı. Papa Leo IX, Konstantinopolis Patriği’ne karşılıklı aforoz ve Doğu-Batı Bölünmesi ile sonuçlanan bir heyet gönderecekti. [17]

Papa II. Aleksandr, VII. Gregory’nin Avrupa’ya yaydığı askeri kaynaklar için yeminler yoluyla askere alım sistemleri geliştirdi.[10] Bunlar, Kilise tarafından 11. yüzyılda İber Yarımadası’nda Müslümanlarla Hıristiyan çatışmalarında ve Sicilya Emirliği’ne karşı yürütülen seferde konuşlandırıldı.[18] VII. Gregory, 1074’te takviye için askeri güç gösterimi planlayarak daha da ileri gitti. Selçuklulara karşı Bizans’ı destekleyen kutsal bir savaşta papalık egemenliği ilkesi, ancak buna destek oluşturamadı.[19] Lucca’lı İlahiyatçı Anselmmeşru amaçlar için savaşmanın  günahların  hafifletilmesi ile sonuçlanabileceğini belirterek, otantik bir haçlı ideolojisine doğru kararlı bir adım attı. [20]

İber Yarımadasında önemli Hıristiyan gücü yoktu. León, Navarre ve Katalonya’nın Hristiyan krallıkları ortak bir kimlikten yoksundu ve kabile veya etnisiteye dayalı paylaşılan tarihler bulunmamaktaydı. Bu yüzden 11. ve 12. yüzyıllarda sık sık birleşip bölündüler. Küçük olmasına rağmen, hepsi aristokratik bir askeri teknik geliştirdi ve 1031’de güney İspanya’da Córdoba Hilafetinin dağılması, daha sonra Reconquista olarak bilinen bölgesel kazanımlar için fırsat yarattı.[21] 1063’te  Aquitaine’li  VIII.William Fransız, Aragon ve Katalan birleşik bir kuvveti yönetti.[22] Birinci Haçlı Seferi’nden kısa bir süre önce, Papa II. Urban, İber Hıristiyanları , daha sonra Avrupa halkına haçlı seferini duyurmak için kullanılan sembolizm ve retoriğin çoğunu kullanarak Tarragona’yı almaya teşvik etti . [23]

İtalyan-Normanlar Birinci Haçlı Seferi öncesinde yıllarda Bizanslılar ve Kuzey Afrika Araplardan çok Güney İtalya ve Sicilya ele geçirmede başarılı oldu. [24] Bu, onları Papalık ile çatışmaya soktu ve 1059’da Müslüman Sicilya’yı işgal ettiklerinde Papalık bayrağı altında yaptıkları halde  Civitate’da  mağlup ettikleri Papa Leo IX tarafından kendilerine karşı bir kampanya başlattılar: lnvexillum sancti Petri veya sancağı Aziz Peter. [25] Robert Guiscard, 1071’de Bizans şehri Bari’yi ele geçirdi ve 1081 ve 1085’te Doğu Adriyatik kıyısı boyunca Dyrrachium çevresinde sefer yaptı . [26]

DOĞU’DA Kİ DURUM  

Batı Avrupa ile karşılaştırıldığında, Bizans İmparatorluğu ve İslam dünyası zenginliğin, kültürün ve askeri gücün tarihi merkezleriydi. Bu nedenle batı, ihmal edilebilir bir tehdit sunan durgun su olarak görülüyordu.[24] Bulgaristan kontrol altındaydı. İmparatorluğun İslami komşularıyla ilişkiler, Slavlar veya Batılı Hristiyanlar ile ilişkilerden daha çekişmeli değildi. İtalya’daki Normanlar; Peçenekler,  Sırplar ve Kumanlar kuzeye; doğudaki Selçuklu Türklerinin tamamı İmparatorluk ile rekabet halindeydiler ve bu zorlukları aşmak için imparatorlar, düşmanlarından bile olsa paralı askerler topladılar. [27]

Ortadoğu’ya ilk Türk göç dalgaları, 9.  yüzyılda başladı. [28] Selçuklular sünni Müslümanlardı ve bu durum Filistin ve Suriye’de Şii Fatimiler ile çatışmaya yol açtı.[29] Selçuklular arap ve fars külüründen farklı olarak, dağınık beyler ve devletçiklerden oluşmaktaydı ve bu durum Selçuklu hakimiyetinin en zayıf halkasıydı.[30] Bizans İmparatoru Romanos IV Diogenes, 1071’de Selçukluların ara sıra akınlarını bastırmaya çalıştı ancak Malazgirt’te yenilgiye uğradı.[31]

1092’den itibaren Orta Doğu’daki statüko, Selçuklu Devleti’nin veziri ve etkin hükümdarı Nizam el-Mülk’ün ölümünün ardından dağıldı. [32] Karışıklık ve bölünme, İslam dünyasının öteki dünyayı göz ardı etmesi anlamına geliyordu; Bu onu Birinci Haçlı Seferi karşısında savunmasız bıraktı [33] [34] Mısır ve Filistin’in büyük bir kısmı, halife el-Musta’li’nin yönetimi altında Şii Arap Fatımi Halifeliği Fatımiler tarafından kontrol ediliyordu. Vezir Afdal Shahanshah tarafından kontrol edilen Kudüs 1073’te Selçuklular tarafından alındı. 1098 senesinde şehir Artuklu devletinin eline geçerek Selçuklu hanedan arasında el değiştirdi. [35]

CLERMONT KONSEYİ 

 

Papa II. Urban

Bizans imparatoru I. Aleksios Komnenos, İznik’e kadar batıya ulaşan Selçukluların ilerlemesinden endişe duyarak, Mart 1095’te Piacenza Konseyi’ne elçi göndererek Papa II. Urban’dan yardım istedi.  

Urban, Hristiyan dünyasında yaşanan ikiye bölünmeyi yeniden birleştirmek ve bütün Hristiyan kiliselerini Roma papalığı altında kontrol etme umuduyla bu talebe olumlu yanıt verdi.[36] Aleksios ve Urban, bu olaydan çok önce (1089) ve sonrasında yakın temas halinde oldular ve Hıristiyan kilisesinin (yeniden) birleşmesi ihtimalini açıkça görüştüler. Haçlı seferinden hemen önceki yıllarda Roma ile Konstantinopolis arasında önemli işbirliği işaretleri bulunmaktaydı. [37]

Temmuz 1095’te Urban, keşif gezisine adam almak için anavatanı Fransa’ya döndü. Oraya yaptığı yolculuklar, 27 Kasım Salı günü Fransız soylu ve din adamlarından oluşan geniş bir kitleye ateşli bir vaaz verdiği on günlük Clermont Konseyi ile sonuçlandı. [38]

I. Aleksios Komnenos

Urban’ın konuşmasına ait günümüze ulaşan farklı varyasyonlar olsa da “Bizans’a ve Doğu kiliselerine destek, Cennet vaadi, bu sefer sırasında ölecek herkesin günahlarının kesin bağışlanması gibi vaatler temelindedir.  [39] Hepsi nihai hedef olarak Kudüs’ten özel olarak bahsetmemektir. Ancak, Urban’ın sonraki vaazlarının, keşif gezisinin başından beri Kudüs’e ulaşmasını beklediğini ortaya çıkardığı iddia edildi. [40]Konuşmanın bir versiyonuna göre, coşkulu kalabalık Deus vult çığlıklarıyla karşılık verdi (“Tanrı bunu ister!”). [41]

HALK HAÇLI SEFERİ

Fransız soyluları ve eğitimli şövalye orduları, Kudüs’e doğru yolculuğa çıkan ilk kişiler değildi. Urban, ilk haçlı seferinin 15 Ağustos 1096, Varsayım Bayramı için ayrılmasını planlamıştı. Ancak bundan aylar önce, bir dizi beklenmedik olay gerçekleşti. Köylü ve küçük soylu ordusu, Peter adında karizmatik bir rahip liderliğindeki Kudüs’e kendi başlarına yola çıktı. Peder Hermit, Urban’ın mesajının vaizlerinin en başarılı olanıydı ve muhtemelen Urban tarafından Clermont’ta onaylanmış “resmi” bir vaiz olmamasına rağmen, takipçileri arasında neredeyse histerik bir coşku geliştirmişti. [42] Petrus’un takipçilerinin tamamen, Kudüs’ün nerede olduğuna dair hiçbir fikri olmayan büyük bir grup eğitimsiz ve okuma yazma bilmeyen köylülerden oluştuğuna inanılmaktadır. Bu ordu arasında tek soylu Walter Sans Avoir ayrı bir ordu yönetti. [43] [44]

Sébastien Mamerot’un Livre des Passages d’Outre- mer’den Halkın Haçlı Seferi’nin yenilgisini gösteren bir örnek ( Jean Colombe , c. 1472–75, BNF Fr. 5594)

Peder’in ordusu disiplinden ve askeri birliktelikten oldukça yoksundu. Bir tür haydut çetesi olan bu ordu yiyecek için Macarlarla Belgrad önlerinde savaştı ve çok büyük zayiatı olmadan Konstantinapolis’e ulaştı. [43]

Bu asi kalabalık, erzak ve yiyecek bulmak için şehrin dışında saldırmaya ve yağmalamaya başladı ve bu durumdan dolayı Alexios’un bir hafta sonra buluşmayı aceleyle İstanbul Boğazı’na taşıdı. [45] Küçük Asya’yı geçtikten sonra, haçlılar ayrıldı ve İznik çevresindeki Selçuklu topraklarına girerek kırları yağmalamaya başladı. 

Savaşçılık konusunda daha deneyimli olan Türk ordusu, Halk haçlı birliğinden İtalyan ve Alman birçok kişiyi öldürebildi.

Ekim ayında Türk okçuları haçlı ordusunu yok etti ve Haçlı önderlerinden Walter ölüler arasındaydı. O sırada Konstantinopolis’te bulunmayan Peter, daha sonra Civetot’tan kurtulan birkaç kişiyle birlikte ana haçlı ordusuna katıldı. [46]

Yerel düzeyde, Birinci Haçlı Seferi vaazları, bazı tarihçilerin “ilk Holokost” olarak nitelendirdiği, Yahudilere karşı işlenen Rheinland katliamlarını ateşledi . [47] Ağustos’taki resmi haçlı seferinin ayrılmasından aylar önce, 1095’in sonunda ve 1096’nın başında, Fransa ve Almanya’daki Yahudi topluluklarına saldırılar oldu. Mayıs 1096’da, Flonheim’lı Emicho, Speyer ve Worms’daki Yahudilere saldırdı. Dillingen’li Hartmann liderliğindeki Swabia’dan diğer resmi olmayan haçlılar, Drogo of Nesle ve William the Carpenter önderliğindeki Fransız, İngiliz, Lotharingian ve Flaman gönüllüler Mayıs ayının sonunda Mainz Yahudi cemaatinin yok edilmesinde Emicho’ya birçok yerlinin yanı sıra katıldı. [48] Mainz’da bir Yahudi kadın çocuklarını öldürüldüğünü görmek yerine kendini öldürdü. Baş haham Kalonymus Ben Meşullam, öldürülme beklentisiyle intihar etti. [49] Emicho’nun şirketi daha sonra Köln’e gitti ve diğerleri Trier, Metz ve diğer şehirlere devam etti. [50][51] [52] Macaristan Krallığı’ndaki yağmalamalarını önlemek için iki haçlı ordusunu yendi ve katletti. [50] Saldırılar, Yahudilerin ve Müslümanların eşit derecede Mesih’in düşmanları olduğu ve düşmanlarla savaşılacağı veya Hıristiyanlığa dönüştürüleceği inancından kaynaklanmaktaydı.[53]

ASİLLERİN (PRENSLERİN) HAÇLI SEFERİ 

Dört ana haçlı ordusu Ağustos 1096’da belirlenen saatte Avrupa’dan ayrıldılar. Konstantinopolis’e farklı yollardan geçerek Kasım 1096 ile Nisan 1097 arasında şehrin surlarının dışında toplandılar. Önce Vermandolu Hugh, ardından Godfrey, Raymond ve Bohemond geldi. Bu sefer İmparator Aleksios, haçlılar için daha hazırlıklıydı. Yol boyunca daha az şiddet vakası yaşandı. [54] İlgili sayıları tahmin etmek imkansızdır. Bazı tarihçiler, Clermont’tan sonraki yıl Batı Avrupa’yı terk edenlerin sayısına 70.000 ila 80.000 arasında bir rakam koydu ve üç yıllık süreye daha fazlası katıldı. [55]Şövalye sayısı için tahminler 7.000 ile 10.000 arasında değişiyor; 35.000 ila 50.000 piyade askeri; ve savaşçı olmayanlar dahil olmak üzere toplam 60.000 ila 100.000. [4] Macaristan Kralı Coloman, Bouillonlu Godfrey ve birliklerinin Macaristan’ı geçmesine ancak Godfrey’in kardeşi Baldwin’i askerlerinin iyi halini garanti altına almak için rehin olarak teklif etmesinden sonra izin verdi. Bu şekilde kral Coloman, Haçlı ordusunun yağmalanmasını önlemek istedi. [52] [56]

ASKERE ALIM 

Urban’ın konuşması iyi planlanmıştı ve Güney Fransa’nın en önemli iki liderinin desteğini aldı. Adhemar konseyde hazır bulundu ve “haçı ele geçiren” ilk kişi oldu. Urban, 1095’in geri kalanında ve 1096’nın içine, mesajı Fransa’nın her yerine yaydı ve piskoposlarını ve elçilerini, Fransa, Almanya ve İtalya’daki başka yerlerde de kendi piskoposluklarında vaaz vermeye çağırdı. 

Urban, Fransa gezisinde bazı kişilerin (kadınlar, keşişler ve hastalar dahil) haçlı seferine katılmasını yasaklamaya çalıştı, ancak bunu neredeyse imkansız buldu. Sonunda çağrıyı üstlenenlerin çoğu şövalye ve zengin olmayan, savaşma becerisi çok az olan köylüler yanıtladı.[57] Tipik olarak, vaaz, her gönüllünün Kutsal Kabir Kilisesi’ne hac ziyaretini tamamlama yemini etmesiyle sonuçlanır; ayrıca genellikle kıyafetlerinin üzerine dikilmiş bir haç verilirdi. [58] [59] 

Önceki nesil bilim adamları, haçlıların açgözlülükle motive olduklarını, Fransa’da meydana gelen kıtlıklardan ve savaşlardan uzakta daha iyi bir yaşam bulmayı umduklarını savundu, ancak Asbridge’in belirttiği gibi, “Bu görüntü … son derece yanıltıcıdır.” [60] Açgözlülüğün, evden çok uzaklara seyahat etmenin aşırı yüksek maliyeti nedeniyle büyük bir faktör olma ihtimalinin düşük olduğunu ve neredeyse tüm haçlıların, mülklerini kazımaya çalışmak yerine haclarını tamamladıktan sonra nihayetinde eve döndüklerini savunmaktadır.[61][62] 

Tarihsel kayıtları olmayan binlerce yoksulun, hatta hikayeleri genellikle rahipler veya din adamları tarafından yeniden anlatılan önemli şövalyelerin güdülerini değerlendirmek zor veya imkansızdır. Seküler ortaçağ dünyası, kilisenin ruhani dünyasıyla o kadar derinden kökleşmiş olduğundan, kişisel dindarlığın birçok haçlı için önemli bir faktör olması oldukça muhtemeldir. [63]

Bu popüler coşkuya rağmen Urban, Fransız aristokrasisinden gelen bir şövalye ordusunun kurulmasını başarabildi. Haçlılar kuzey ve güney Fransa, Flanders, Almanya ve güney İtalya’yı temsil ediyordu ve bu nedenle, ortak nihai hedefleri tarafından bir arada tutulmuş olsalar da her zaman işbirliğine dayalı olmayan dört ayrı orduya bölünmüşlerdi. [64]

Haçlı seferi, her şeyi geride bırakan Fransa’nın en güçlü soylularından bazıları tarafından yönetildi ve çoğu zaman tüm ailelerin masrafları kendilerine ait olmak üzere haçlı seferine çıktığı görüldü. [65][66][67][68] Haçlı Seferi ona Antakya Kuşatması’ndan sonra şehri ele geçirip  Antakya Prensliği’ni kurarak bir fırsat daha verdi . [69]

Tüm haçlı ordusunun büyüklüğünü tahmin etmek zordur. Haçlı askeri tarihçisi David Nicolle, orduların 5.000 süvari dahil 30.000-35.000 haçlıdan oluştuğunu düşünüyor. Raymond yaklaşık 8.500 piyade ve 1.200 süvari ile en büyük birliğe sahipti. [70]

Prensler Konstantinopolis’e çok az yiyecekle geldiler ve Aleksios’tan erzak ve yardım bekliyorlardı. Aleksios, Halkın Haçlı Seferinden edindiği tecrübe nedeniyle Asillerin oluşturdduğu Haçlı ordusuna karşı temkinli davrandı ve şehrin dışında kamp oluşturdu. [71]

Haçlılar, Aleksios’un kendi liderleri olmasını beklemesine rağmen İmparator Haçlı ordusunun başı olmaktansa Anadoluyu Türklerden kurtarmanın yolunu bulmuştu. [72] Aleksios, yiyecek ve erzak karşılığında liderlerden sadakat yemini etmelerini istedi. Godfrey yemin eden ilk kişiydi ve hemen hemen tüm diğer liderler onu takip ettiler, ancak bunu ancak şehirde, malzeme için yağmalamaya hevesli vatandaşlar ve haçlılar arasında neredeyse savaş çıktıktan sonra yaptılar. Raymond tek başına yemin etmekten kaçındı, bunun yerine İmparatorluğa hiçbir zarar vermeyeceğine dair söz verdi. Aleksios, çeşitli orduların İstanbul Boğazı’ndan geçmesini sağlamadan önce liderlere, yakında karşılaşacakları Selçuklu ordularıyla en iyi nasıl başa çıkabileceklerini öğütledi. [73]

İZNİK KUŞATMASI  

İznik Kuşatması

Haçlı orduları 1097’nin ilk yarısında Küçük Asya’ya geçti ve burada Hermit Peter ve nispeten küçük ordusunun geri kalanı onlara katıldı. Ayrıca Aleksios, haçlılara yardım etmesi için iki generali Manuel Boutoumites ve Tatikios’u da gönderdi. Onların kampanyanın ilk hedefi oldu İznik, Bizans egemenliği altında daha önce bir şehir, ama hangi Selçuklu başkenti olmuştu I.Kılıç Arslan o sırada Orta Anadolu’da Danişmendilere karşı sefer yapıyordu ve bu yeni haçlıların gücünü küçümseyerek hazinesini ve ailesini geride bırakmıştı. [74]

Haçlıların gelişi üzerine şehir uzun bir kuşatmaya maruz kaldı ve Arslan bunu haber alınca İznik’e geri döndü ve 16 Mayıs’ta haçlı ordusuna saldırdı. Beklenmedik derecede büyük haçlı kuvveti tarafından geri püskürtüldü ve sonraki savaşta her iki tarafta da ağır kayıplar yaşandı. [75] Kuşatma devam etti, ancak haçlılar , şehrin bulunduğu ve tedarik edilebileceği gölü ablukaya alamadıklarını gördükleri için çok az başarılı oldular. Aleksios, şehri kırmak için Haçlıların gemilerini kütükler üzerinde karada yürüttü ve onları görünce Türk garnizonu 18 Haziran’da teslim oldu. [76]

Şehri yağmalaması yasaklanan Franklar arasında bazı hoşnutsuzluklar vardı. Bu, Haçlıları mali olarak ödüllendiren Aleksios tarafından iyileştirildi. Daha sonraki kronikler, Yunanlılar ve Franklar arasındaki gerilimi abartır, ancak Blois’li Stephen, karısı Adela Blois’e yazdığı bir mektupta, iyi niyeti ve bu noktada işbirliğinin devam ettiğini onaylar. [77] Thomas Asbridge’in yazdığı gibi, “İznik’in düşüşü, haçlılar ve Bizans arasındaki yakın işbirliği politikasının başarılı bir ürünüydü.” [78]

DORYLAEUM (ESKİŞEHİR) SAVAŞI  

I. Haçlı Seferi başındaki Dorileon Muharebesi sırasında Haçlıların saldırısını gösteren resim

Haziran sonunda haçlılar Anadolu’dan geçtiler. Onlara Tatikios komutasındaki bazı Bizans birlikleri eşlik etti ve yine de Aleksios’un peşlerinden tam bir Bizans ordusu göndereceği umudunu taşıyordu. Ayrıca orduyu daha kolay yönetilen Normanlar ve Fransızlardan oluşan iki gruba ayırdılar.[79] İki grup tekrar Dorylaeum’da buluşmayı planladı, ancak 1 Temmuz’ da Fransızların önünden yürüyen Normanlar, Kılıç Arslan tarafından saldırıya uğradı. Arslan, İznik’teki yenilgisinden sonra eskisinden çok daha büyük bir ordu toplamıştı ve şimdi Normanlar’ı hızlı hareket eden atlı okçularla kuşatmıştı. Normanlar “sıkı sıkıya bağlı bir savunma düzeninde konuşlandırıldı”, [80] tüm ekipmanlarını ve yolculuk boyunca onları takip eden ve diğer gruptan yardım isteyen savaşçı olmayanları çevreledi. Fransızlar geldiğinde, Godfrey Türk hatlarını aştı ve önemli Adhemar, Türk hatlarının arkasından geçti. Böylece Normanlar’ı yok etmeyi bekleyen ve Fransızların çabuk gelişini beklemeyen Türkler, birleşik haçlı ordusu karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. [81]

1098’de Edessa’ya giren Boulogne’li Baldwin ( tarih resmi , Joseph-Nicolas Robert-Fleury 1840)

Haçlıların Anadolu’daki yürüyüşüne direniş olmasa da Kılıçarslan ve ordusu geçiş hatlarında ki tüm yiyecek ve içecekleri kuruttu. Haçlı ordusundan birçok insan ve at susuzluk ve açlıktan öldü.  [82]  Yerli Hristiyanların kısmi desteğine rağmen Haçlılar, din ayrımı gözetmeden geçtikleri yerlerde bulunan tüm yerleşim yerleri yağmaladılar. 

Kilikya Kapıları’ndan geçtikten sonra Boulogne’li Baldwin 1098’in başlarında, Ermeni tebaasının Yunan Ortodoks dininden dolayı hoşlanmadığı bir hükümdar olan Edessa’lı Thoros tarafından mirasçı olarak kabul edildi. Thoros daha sonra Baldwin’in kışkırtmış olabileceği bir ayaklanma sırasında öldürüldü. [83] Sonra, Mart 1098’de Baldwin yeni hükümdar oldu ve böylelikle haçlı eyaletlerinden ilki olan Edessa İlçesini kurdu. [83]

ANTAKYA KUŞATMASI 

Bu arada haçlı ordusu, Konstantinopolis ile Kudüs arasında  bulunan Antakya’ya yürüdü. Stephen’ın Blois tarafından “inancın ötesinde büyük, çok güçlü ve tartışmasız bir şehir” olarak nitelendirdiği, şehri saldırı yoluyla alma fikri haçlılar için cesaret kırıcıydı. [84] Daha önce Antakya’nın Bizanslılar ve ardından Selçuklu Türklerinin kontrolüne geçtiğini gören bir taktik olan kentte bir teslim olmaya zorlamayı veya bir hain bulmayı uman haçlı ordusu, 20 Ekim 1097’de Antakya’yı kuşattı. [85] Antakya o kadar büyüktü ki, haçlıların etrafını tamamen kuşatmak için yeterli askerleri yoktu ve sonuç olarak kısmen tedarikte kalmayı başardı. [86][87]

Haçlıların Antakyayı kuşatması (14. yy ait bir gravür)

Franklar, Müslüman dünyasındaki ayrılıktan ve Bizans paralı askerleri oldukları düşünülen olası yanlış anlaşılmalardan faydalandı.[88] [89]  

4 Haziran’da Kerboğa’nın 40.000 kuvvetli ordusunun öncüsü Frankların çevresine ulaştı. 10 Haziran’dan itibaren 4 gün boyunca Kerboğa’nın adamlarının dalgaları şafaktan alacakaranlığa kadar surlara saldırdı. Bohemond ve Adhemar, kitlesel firarları önlemek için şehir kapılarını kapattı ve direnmeyi başardı. Kerboğa daha sonra taktik değiştirerek haçlıları aç bırakmaya çalıştı. 28 Haziran 1098’de şafak vakti Franklar, düşmanla çatışmak için dört savaş grubu halinde şehirden çıktılar. Kerboğa, onları açıkta yok etmek amacıyla konuşlanmalarına izin verdi. Ancak Müslüman ordusunun disiplini olmadı ve düzensiz bir saldırı başlatılsa da başarılı olunmadı ve Selçuklu ordusu geri çekildi. [90][91] 

Bu arada, bir veba patlak verdi ve 1 Ağustos’ta ölen lider Adhemar da dahil olmak üzere ordu içinde birçok kişiyi öldürdü. [92] Haçlıların ellerinde artık eskisinden daha az at vardı ve daha da kötüsü, bölgedeki Müslüman köylüler haçlılara yiyecek sağlamayı ret ediyordu. Nitekim Aralık ayında, Arap şehri Ma’arrat al-Numan kuşatma sonrasında ele geçirildikten sonra, tarih haçlılar arasında yamyamlığın ilk kez ortaya çıkışını anlatmaktadır.[93] Caenli Radulph, “Ma’arrat’ta askerlerimiz pagan yetişkinleri tencerelerde haşladılar; çocukları şişlere sapladılar ve ızgarada yapıp yediler.” diyerek olayı kaydetmiştir. [94]Aynı zamanda, küçük şövalyeler ve askerler giderek daha fazla huzursuz oldular ve liderleri olmadan Kudüs’e devam etmekle Liderlerini tehdit ettiler. Sonunda, 1099’un başında yürüyüş yeniden başladı ve Bohemond’u Antakya’nın ilk Prensi olarak geride kaldı. [69]

KUDÜS’E YÜRÜYÜŞ 

Haçlılar Kudüs’e doğru ilerlerken çok az bir direnişle karşılaştı . [95] Kudüs’ün Fatımi valisi İftikhar ad-Daula, Haçlıların gelişinden haberdardı. Şehrin Hristiyanlarını ihanet edebilecekleri nedeniyle  Haçlılar gelmeden Kudüs’ü terketmelerini sağladı ve su kuyularının tamamını zehirledi. [96] Haçlılar, henüz bir yıl önce Fatımiler tarafından Selçuklulardan geri alınan Kudüs, 7 Haziran’da Kudüs’e ulaştı. [97]

KUDÜS KUŞATMASI  

Haçlıların Kudüs’e gelişi, su ve yiyecek kaynaklarından yoksun, kurak bir kırsal alanı ortaya çıkardı. Burada, yerel Fatımi yöneticilerinin yaklaşan bir saldırısından korkmalarına rağmen, rahatlama ihtimali yoktu. Antakya’da olduğu gibi şehri abluka altına alma durumları; haçlı askerleri, malzemeleri ve zamanı yetersizdi. Bundan dolayı Kudüs’e direk saldırı ile almaya karar verdiler. [97] Haçlı ordusu Kudüs’e ulaştığında 100.000 kişilik ordusundan geriye 1.500 süvari dahil sadece 12.000 kişinin kaldığı tahmin edilmektedir. [98] 

Fatımi Minyatür

İlk saldırının başarısızlığından sonra, 17 Haziran’da çeşitli liderler arasında, gelecekte daha uyumlu bir saldırının gerekeceği konusunda fikir birliğine varıldığı bir toplantı düzenlendi.[97] 8 Temmuz’da haçlılar, Desiderius tarafından talimat verildiği gibi alayı gerçekleştirerek, Hermit Peter’in kendilerine vaaz verdiği Zeytin Dağı’nda sona erdi [99] ve kısa bir süre sonra çeşitli çekişme grupları halka açık bir yakınlaşmaya vardı. Kısa bir süre sonra bir Fatımi yardım ordusu Mısır’dan yola çıktı ve Haçlılara şehre başka bir saldırı yapmak için çok güçlü bir teşvik verdi. [97]

Kudüs’e son saldırı 13 Temmuz’da başladı; Raymond’un birlikleri güney kapısına saldırırken, diğer birlikler kuzey duvarına saldırdı. Başlangıçta, güney kapısındaki birlikler az ilerleme kaydetti, ancak kuzey duvarındaki birlikler, savunmanın yavaş ama istikrarlı bir şekilde yıpranmasıyla daha iyi sonuç verdi. 15 Temmuz’da şehrin her iki ucunda son bir itme başlatıldı ve sonunda kuzey duvarının iç surları ele geçirildi. Ardından gelen panikte, savunmacılar şehrin her iki ucunda da duvarları terk ederek Haçlıların nihayet girmesine izin verdi. [100]

Kudüs’ün ele geçirilmesini izleyen katliamda yerleşik binlerce müslüman katledildi. [101] [102]

Katliam günün geri kalanında devam etti; Müslümanlar gelişigüzel öldürüldü ve Haçlılar tarafından yakıldığı için onların sinagogda sığınan Yahudilerde öldürüldü.

Ertesi gün Fransız lider Tancred camide tutukluları katletti. Bununla birlikte, bazı Müslümanlar ve yahudiler fidye karşılığı serbest bırakıldı. [100] Şehrin Doğu Hristiyan nüfusu, vali tarafından kuşatılmadan önce sınır dışı edilmiş ve böylece katliamdan kurtulmuştu. [100]

KUDÜS KRALLIĞININ KURULUŞU  

Godfrey of Bouillon

22 Temmuz’da Kutsal Kabir Kilisesi’nde Kudüs’ün yönetimini kurmak için bir konsey düzenlendi. 

Toulouse’lu Raymond, 1098’den itibaren seçkin haçlı seferi lideri olduğunu iddia edebilse de, Arqa’yı kuşatma ve kendi krallığını yaratma konusundaki başarısız girişimlerinden bu yana desteği azalmıştı. [103] Bu nedenle ünvana Godfrey seçildi ve Kutsal Kabir Savunucusu unvanını kabul ederek laik iktidarı ele geçirdi. Raymond bu gelişmeye öfkelendi , şehirden ayrılmadan önce Davut Kulesi’ni ele geçirmeye çalıştı . [104]

ASCALON SAVAŞI  

Ağustos ayında vezir el-Afdal Shahanshah , 20.000 Kuzey Afrikalıyı Ascalon’a indirdi. Geoffrey ve Raymond, yalnızca 1.200 şövalye ve 9.000 piyade askerinden oluşan bir kuvvetle kuşatılmayı önlemek için 9 Ağustos’ta bu gücü karşılamak için yürüdüler. İkiye bir sayıca fazla olan Franklar, sürpriz bir şafak saldırısı başlattılar ve aşırı kendinden emin ve hazırlıksız Müslüman gücünü bozguna uğrattılar. Raymond ve Godfrey arasındaki çekişmeler şehrin garnizonunun daha güvenilir olan Raymond’a teslim olma girişimini engellediği için fırsat boşa gitti. Şehir Müslümanların elinde kaldı ve yeni ortaya çıkan krallığa askeri bir tehdit oluşturdu. [105]

SONRASINDA

Kudüs kuşatma bir orta çağ el yazması tasvir edildiği gibi

Haçlıların çoğu hac ziyaretlerinin tamamlandığını düşündü ve eve döndü. Filistin’i savunmak için sadece 300 şövalye ve 2.000 piyade kaldı. Godfrey’in, Raymond’un iddiaları üzerine, Kudüs’ün seküler liderliğini üstlenmesini sağlayan, Lorraine’den şövalyelerin desteğiydi. Bir yıl sonra öldüğünde, aynı Lorrainer’lar papalık mirasını, Pisa’lı Dagobert’in Kudüs’ün bir teokrasi olma planlarını bozdu ve bunun yerine Baldwin’i Kudüs’ün ilk Latin kralı yaptı.[106] 

Bohemond, İtalya’dan Bizanslılarla savaşmak için Avrupa’ya döndü, ancak 1108’de Dyrrhachium’da yenildi. Raymond’un ölümünden sonra mirasçıları Cenevizlilerin desteğiyle Trablus’u ele geçirdi. [107] Edessa kontluğundan yeni oluşturulan Haçlı devleti ile Antakya Prensliği arasındaki ilişkiler değişkendi.

Harran Muharebesi’ndeki haçlı yenilgisinde birlikte savaştılar; ancak Antiocheans hükümdarlığı iddia etti ve savaşta yakalandıktan sonra  Baldwin’in  dönüşünü engelledi. [108] Franklar, Yakın Doğu siyasetiyle tam anlamıyla meşgul oldular ve bunun sonucunda Müslümanlar ve Hıristiyanlar sıklıkla karşıt taraflarda savaştılar. Antakya’nın bölgesel genişlemesinin genişlemesi, 1119’da Kan Tarlası’nda Türklerin büyük yenilgisiyle sona erdi . [109]

Bununla birlikte, Kudüs’e varmadan önce eve giden ve Avrupa’yı hiç terk etmeyen birçok kişi vardı. Haçlı seferinin başarısı öğrenildiğinde, bu insanlar aileleri tarafından alay edildi ve aşağılandı ve Papa tarafından aforoz edilmekle tehdit edildi. [110] Batı Avrupa’daki evlerine döndüklerinde, Kudüs’e ulaşmak için hayatta kalanlara kahraman muamelesi yapıldı. Flanders’lı Robert, kahramanlıkları sayesinde “Hierosolymitanus” (Kudüslü Robert) olarakadlandırıldı. [111] [112]

KAYNAKÇA

  1.  Fransa 1994 , s. 88.
  2.  Papa II. Urban, kutsal savaşın başlangıç ​​tarihi olarak Varsayım Bayramı’nı kurdu, ancak birçok haçlı kuvveti aylar önce yürüyüşe başladı.
  3.  Fransa 1994 , s. 1.
  4. Asbridge 2012, s. 42.
  5.  Asbridge 2012 , s. 19–20.
  6.  Asbridge 2012 , s. 18–23.
  7.  Riley-Smith 2005 , s. 10-12.
  8.  Asbridge 2012 , s. 28.
  9.  Jotischky 2004 , s. 46.
  10.  Jotischky 2004, s. 31.
  11.  Jotischky 2004 , s. 12–13,15–16.
  12.  Tyerman 2019 , s. 14–15.
  13.  Asbridge 2012 , s. 14–15.
  14.  Asbridge 2004 , s. 3–4.
  15.  Jotischky 2004 , s. 30–31.
  16.  Jotischky 2004 , s. 30-38.
  17.  Jotischky 2004 , s. 24–30.
  18.  Tyerman 2019 , s. 18–19, 289.
  19.  Asbridge 2012 , s. 16.
  20.  Jotischky 2004 , s. 27–28.
  21.  Jotischky 2004 , s. 183–184.
  22.  Kilit 2006 , s. 206.
  23.  Riley-Smith 2005 , s. 7.
  24. Asbridge 2012, s. 8.
  25.  Kilit 2006 , s. 307.
  26.  Tyerman 2019 , s. 46.
  27.  Jotischky 2004 , s. 42–46.
  28.  Holt 2004 , s. 6–7.
  29.  Jotischky 2004 , s. 39–41.
  30.  Tyerman 2019 , s. 43–44.
  31.  Asbridge 2012 , s. 27.
  32.  Hillenbrand 1999 , s. 33.
  33.  Jotischky 2004 , s. 41.
  34.  Holt 1989 , s. 11, 14–15.
  35.  Holt 1989 , s. 11–14.
  36.  Asbridge 2004 , s. 15.
  37.  Frankopan 2012 , s. 19–23
  38.  Asbridge 2004 , s. 32.
  39.  Asbridge 2004 , s. 31–39
  40.  Riley-Smith 2005 , s. 8.
  41.  Tyerman 2006 , s. 65.
  42.  Asbridge 2004 , s. 78–82.
  43. Riley-Smith 2005, s. 28.
  44.  Asbridge 2004 , s. 82.
  45.  Riley-Smith 2005 , s. 26–27.
  46.  Asbridge 2004 , s. 101–103.
  47.  Riley-Smith 1991 , s. 50.
  48.  Asbridge 2004 , s. 84–85.
  49. Tyerman 2006 , s. 102.
  50. Tyerman 2006, s. 103.
  51.  Riley-Smith 2005 , s. 24.
  52. Curta 2019, s. 369.
  53. Tyerman 2006 , s. 103–106.
  54. Asbridge 2004 , s. 103–105.
  55. Tyerman 2019 , s. 75.
  56.  Kontler 1999 , s. 64.
  57.  Asbridge 2004 , s. 46–49.
  58.  Asbridge 2004 , s. 65–66.
  59.  Asbridge 2004 , s. 41.
  60.  Asbridge 2004 , s. 68.
  61.  Asbridge 2004 , s. 69.
  62.  Riley-Smith 1998 , s. 15.
  63.  Asbridge 2004 , s. 69–71.
  64.  Asbridge 2004 , s. 55–65.
  65.  Riley-Smith 1998 , s. 21.
  66.  Asbridge 2004 , s. 77.
  67.  Asbridge 2004 , s. 71.
  68.  Riley-Smith 1998 , s. 93–97.
  69.  Neveux 2008, s. 186–188.
  70.  Nicolle 2003 , s. 21, 32.
  71.  Asbridge 2004 , s. 106.
  72.  Asbridge 2004 , s. 110.
  73.  Asbridge 2004 , s. 110–113.
  74.  Asbridge 2004 , s. 117–120 .
  75.  Asbridge 2004 , s. 124–126.
  76.  Asbridge 2004 , s. 126–130 .
  77.  Asbridge 2012 , s. 55.
  78.  Asbridge 2004 , s. 130.
  79.  Asbridge 2004 , s. 132–34.
  80.  Asbridge 2004 , s. 135.
  81.  Asbridge 2004 , s. 135–37.
  82.  Asbridge 2004 , s. 138–39.
  83. indley 2004, s. 37.
  84.  Hindley 2004 , s. 38.
  85.  Hindley 2004 , s. 39
  86.  Tyerman 2006 , s. 135.
  87.  Asbridge 2012 , s. 68–69.
  88.  Asbridge 2012 , s. 71.
  89.  Tyerman 2019 , s. 87–88.
  90.  Asbridge 2012 , s. 74–82.
  91.  Madden 2005 , s. 28.
  92.  Kilit 2006 , s. 23.
  93.  Runciman 1951 , s. 261.
  94.  Hotaling 2003 , s. 114
  95.  Tyerman 2006 , s. 150.
  96.  Madden 2005 , s. 33.
  97. Tyerman 2006, s.153–157.
  98.  Konstam 2004 , s. 133.
  99.  Runciman284
  100.  Tyerman 2006, s. 157–159
  101.  Tyerman 2006 , s. 159.
  102.  Madden 2005 , s. 34
  103.  Jotischky 2004 , s. 62.
  104.  Asbridge 2012 , s. 103.
  105.  Asbridge 2012 , s. 105–106.
  106.  Tyerman 2019 , s. 116.
  107.  Asbridge 2012 , s. 142–149.
  108.  Jotischky 2004 , s. 70.
  109.  Jotischky 2004 , s. 67–68.
  110.  Riley-Smith 2005 , s. 35
  111.  Vikisözlük: hierosolymitanus
  112.  Lock 2006 , s. 142–144

KAYNAKLAR 

  • Asbridge, Thomas (2004). İlk Haçlı Seferi: Yeni Bir Tarih . Oxford. ISBN 0-19-517823-8.
  • Asbridge, Thomas (2012). Haçlı Seferleri: Kutsal Topraklar için Savaş . Simon ve Schuster . ISBN 978-1-84983-688-3.
  • Frankopan, Peter (2012). Birinci Haçlı Seferi: Doğudan Gelen Çağrı . Harvard Üniversitesi Yayınları. ISBN 978-0-674-05994-8.
  • Gil, Moshe (1997) [1983]. Filistin Tarihi, 634–1099 . Ethel Broido tarafından çevrildi. Cambridge: Cambridge University Press. ISBN 0-521-59984-9.
  • Harris, Jonathan (2014). Bizans ve Haçlı Seferleri (2. baskı). Bloomsbury. ISBN 978-1-78093-767-0.
  • Hillenbrand, Carole (1999). Haçlı Seferleri: İslami Perspektifler . Routledge. ISBN 0-415-92914-8.
  • Hindley Geoffrey (2004). Haçlı Seferlerinin Kısa Tarihi: Dünya Üstünlüğü Mücadelesinde İslam ve Hıristiyanlık . Londra: Constable ve Robinson. s.  300 . ISBN 978-1-84119-766-1.
  • Holt, Peter M. (1989). Haçlı Seferleri Çağı: Onbirinci Yüzyıldan 1517’ye Yakın Doğu . Uzun adam. ISBN 0-582-49302-1.
  • Holt, Peter Malcolm (2004). Haçlı Devletleri ve Komşuları, 1098-1291 . Pearson Longman. ISBN 978-0-582-36931-3.
  • Hotaling, Edward (2003). Yanılsamasız İslam: Geçmişi, Bugünü ve Gelecek İçin Meydan Okuması . Syracuse University Press . ISBN 978-0-8156-0766-3.
  • Fransa, Jhon (1994), Doğu’da Zafer: Birinci Haçlı Seferi’nin Askeri Tarihi , Cambridge University Press, ISBN 9780521589871
  • Jotischky Andrew (2004). Haçlı ve Haçlı Devletleri . Taylor ve Francis . ISBN 978-0-582-41851-6.
  • Konstam, Angus (2004). Haçlı Seferleri Tarihi Atlası . Merkür Kitapları. ISBN 1-904668-00-3.
  • Kilit Peter (2006). Haçlı Seferleri için Routledge Arkadaşı . New York: Routledge. ISBN 0-415-39312-4.
  • Madden, Thomas (2005). Haçlı Seferlerinin Yeni Kısa Tarihi . Rowman ve Littlefield. ISBN 0-7425-3822-2.
  • Neveux, Francois (2008). Normanlar . Howard Curtis. Robinson. ISBN 978-1-84529-523-3.
  • Nicolle, David (2003). Birinci Haçlı Seferi, 1096–99: Kutsal Toprakların Fethi . Osprey Yayıncılık. ISBN 1-84176-515-5.
  • Riley-Smith, Jonathan (1991). Birinci Haçlı Seferi ve Haçlı Seferi . Pensilvanya Üniversitesi. ISBN 0-8122-1363-7.
  • Riley-Smith Jonathan (2005). Haçlı Seferleri: Bir Tarih (2. baskı). Yale Üniversitesi Yayınları. ISBN 0-8264-7270-2.
  • Riley-Smith Jonathan (1998). İlk Haçlılar, 1095–1131 . Cambridge. ISBN 0-521-64603-0.
  • Runciman Steven (1951). Haçlı Seferleri Tarihi, Cilt I: İlk Haçlı Seferi ve Kudüs Krallığının Kuruluşu . Cambridge: Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-34770-9. (kısaltılmış versiyon: The First Crusade , Cambridge (1980), ISBN 0-521-23255-4 ).
  • Tyerman, Christopher (2006). Tanrı’nın Savaşı: Haçlı Seferlerinin Yeni Tarihi . Cambridge: Harvard Üniversitesi Yayınları’ndan Belknap Press. ISBN 0-674-02387-0.
  • Tyerman, Christopher (2011). Haçlı Seferleri Tartışması, 1099–2010. Manchester Üniversitesi Yayınları . ISBN 978-0-7190-7320-5.
  • Tyerman, Christopher (2019). Haçlı Seferleri Dünyası . Yale Üniversitesi Yayınları . ISBN 978-0-300-21739-1.
  • Vryonis, Speros (1971). Küçük Asya’da Ortaçağ Helenizminin Düşüşü ve Onbirinci ile On Beşinci Yüzyıllarda İslamlaşma Süreci . California Üniversitesi Yayınları. ISBN 0-520-01597-5.
 

Bilgipedia Türkiye'nin En Doğru, En Kapsamlı Bilgi Deposu

www.bilgipedia.org

Bu haber 538 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum