BİR RAMAZAN BAYRAMI YAZISI - Prof. Dr. Nurullah Çetin

BİR RAMAZAN BAYRAMI YAZISI - Prof. Dr. Nurullah Çetin
23 Mayıs 2020 - 22:45

BİR RAMAZAN BAYRAMI YAZISI

Bütün Türk ve İslam dünyası olarak yarın öncekilerden farklı mahiyette bir Ramazan bayramını birlikte kalben, manevi bağlarla kuracağımız bir iletişim ağıyla idrak edeceğiz. Bu Ramazan bayramının diğer bayramlardan öne çıkan bir özelliği var. Bu bayramda bütün Türk ve Müslüman kardeşlerimizle sosyal bir birlikteliğe dayalı millî coşkuyu yaşayamayacağız ama bunun yerine soyut anlamda ruhen, kalben, duygudaşlık ve gönüldaşlık düzeyinde bir millî birliktelik şuurunu derinden hissedeceğiz. Ellerimiz ve gözlerimiz birleşmeyecek ama gönüllerimizi birleştireceğiz.

Ağır bir sınavdan geçerek gelip ulaştığımız bir mübarek ve kutlu bayrama kavuştuk. Hem Çin virüsü belasının kâbusu, hem evlere kapanma mecburiyetinin verdiği içe kapanma hali, hem gelecek kaygısı, hem de bütün bunlara ilave edilen bir aylık oruç. Bütün bunlar üstüste gelince bütün Müslümanlar olarak ağır bir sınava, zorlu bir sürece tabi tutulduk.

Bu süreçte sabrederek, katlanarak, direnerek, ümidimizi diri tutarak irademizi çeliklendirdik, ruhumuzu arındırdık, kalbimizin kirini pasını sildik. Bu zamana kadar uzun yıllar dünyaya, maddeye, tensel hazlara, eğlence, tüketim, israf gibi tamamen gündelik, anlık maddeci ve dünyacı bir hayat kurgusunun bizim hem bu dünya hem ahiret hayatımız için nelere mal olabileceğini test ettik. Dolayısıyla bu bayram aynı zamanda bizim için bir nefis muhasebesi olacak ve içine gark olduğumuz derin gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olacak bir bilinç aydınlanmasının zemini olacak.

Bu bayramın öncekilerden bir farkı var. Her anlamda derin bir muhasebeye, iç sorgulamaya imkân bulacağız. Bütün ailevi, toplumsal, siyasi kırgınlık ve küskünlüklerin, dünyaya saldırıcasına meyletmenin, tamamen maddeci bir hayat kurgusunun ne kadar anlamsız olduğunun farkına varacağız. Aile üyelerimizle elbette her konuda yüzde yüz anlaşamayabilir ve ufak tefek tartışmalarımız olabilir. Komşularımızla, eşimiz dostumuz, arkadaşlarımızla elbette bazı konularda anlaşmazlıklar içine düşmüş olabiliriz.

Sosyal çevremizde elbette siyasi parti ve görüş ayrılıklarımız olabilir. Ama bütün bu farklılıklar, tartışmalar, sürtüşmeler bizi birbirimize düşman edemez, bu anlaşmazlıkları kıyamete kadar sürdüremeyiz. Biz barış yani selam dini demek olan İslam’ın evlatlarıyız. Hiçbirimiz melek değildir. Hepimiz insanız yani hepimiz eksiklerle, kusurlarla, yanlışlarla, günahlarla doluyuz. Mesele yanlış yapmak değil, o yanlışın farkına varıp telafi etme niyetinde ve eyleminde olmaktır.

Biz Müslümanlık ve Türklük ortak paydasında buluştuktan ve Türk-İslam kültür ve medeniyet değerlerinin hâkim olduğu ortak bir atmosferi soluduktan sonra kardeşçe bir birlik ve beraberlik içinde olmanın ne kadar önemli olduğunun farkına varacak bir bilgi ve bilinç düzeyinde olmalıyız. O bakımdan bir muhasebe, bir sorgulama, bir titreyip kendine gelme, öze dönüş sürecimizin bir hareket noktası, bir zemini olmasını dilediğimiz bu Ramazan bayramının kut ve bereket getirmesini ve kutlu ve mübarek olmasını temenni ediyoruz.

Müslüman Türk milletine tavsiyem şudur:

*Anneniz, babanız, çocuklarınız, ağabeyleriniz, ablalarınız, dayınız, halanız, teyzeniz, dedeniz nineniz sizin bir kopyanız değildir. Onların her biri ayrı bir bireydir. Aranızda bazı anlaşmazlıkların olması doğaldır. Bu ufak tefek anlaşmazlıkları ve farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyin, affedici olun, şefkatli, merhametli olun, hoşgörülü olun ve barışın.

*Komşularınız, arkadaşlarınız, mesai arkadaşlarınız, eşiniz dostunuz sizinle aynı düşünce, davranış, gelenek görenek ve kültürü hatta inancı paylaşmıyor olabilir. Hayat tarzları, düşünceleri, ilgi alanları farklı olabilir. Vatan, devlet, bayrak, Türk düşmanı olmamaları kaydıyla bu farklılıkları zenginlik kabul edin, hoşgörüyle, iyi niyetle, anlayışla karşılayın, birbirinizle dost olun ve barışın.

*Farklı siyasi parti ve görüşlere sahip olabilirsiniz. Siyasi partileri ciddiye almayın, onları din ve tarikat gibi görmeyin. Siyasi partiler öncelikle menfaat gruplarıdır. Siyasi partilerin merkezî yönetim kademelerinin hepsi bir ailenin üyeleridir. Belki kabul etmeyeceksiniz ama hepsi akrabadırlar. Birbirine taban tabana zıt gördüğünüz o siyasi parti yöneticilerinin kendi aile toplantılarında nasıl sarmaş dolaş olduklarını eğer görebilirseniz şoke olursunuz.

O yüzden partiler yüzünden birbirinize girmeyin. Zaten seçimlerde tamamen sizden ve en iyi olan partiye oy vermiyorsunuz, size en az zararı dokunacak partiyi tahmin edip ona oy veriyorsunuz. Demokratik rejim içinde devletimizin devam ve bekası için devlet ve Türk düşmanlarına karşı, devletimizi onlara bırakmamak için en az kötü olanı seçmek durumunda kalıyoruz. Ne yapalım şimdilik böyle. Partileri boşverin, kendi hallerine bırakın, birbirlerini yesinler. Aslında birbirlerini yedikleri yok, birbirlerini yiyor gibi görünüp BİRLİKTE YİYORLAR. Siz Müslüman Türk milleti kardeşliğinizi koruyun. Siyasi görüş ayrılığından dolayı birbirinize küsmeyin, kavga etmeyin, barışın, millî birlik ve beraberlik ruhunuzu koruyun.

Kalın sağlıcakla. Hayırlı bayramlar.

Prof. Dr. Nurullah Çetin

Bu haber 519 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum