Reklam
Reklam

Batının Liberal Hegemonyasının Sonu Mu?

Avrupa, dünya sahnesinde ciddi bir aktör olup olamayacağına karar vermeli

Batının Liberal Hegemonyasının Sonu Mu?
07 Aralık 2025 - 11:00

Doug Stokes


Liberal hegemonya dönemi sona erdi. Otuz yıl boyunca Amerikan dış politikasının temel ilkesi, mesihçi evrenselcilik ile ham gücün bir birleşimiydi; Amerika Birleşik Devletleri'nin yalnızca kendi çıkarlarını güvence altına almak için değil, aynı zamanda "kurallara dayalı uluslararası düzeni" dünyanın dört bir yanına yaymak için var olduğuna dair bir inançtı. Balkanlar'dan Bağdat'a kadar, Amerikan büyük stratejisi, Washington'ın küresel bir bahçenin silahlı küratörü olduğu varsayımına dayanıyordu.
Trump yönetimi tarafından yeni yayınlanan 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS), o dönemin ölüm ilanı niteliğinde. Ancak Avrupa için çok daha acil bir durum söz konusu: soğuk duş. Belge, otomatik Amerikan koruma mekanizmasını parçalayıp yerine egemen bir gerçekçilik çerçevesi koyuyor. Dünyaya dair daha soğuk ve keskin bir bakış açısı sunuyor ve Brüksel, Berlin ve Paris'in artık görmezden gelemeyeceği bir mesaj veriyor: Amerikan lejyonu eve dönmüyor, kendi kalesinin kapılarını kilitliyor.
Bu belgenin en çarpıcı özelliği, ideolojik haçlı seferini açıkça reddetmesidir. "Özgürlük Gündemi" yıllarca transatlantik düzenin sloganıydı. Ancak 2025 Ulusal Güvenlik Planı, yalın ve sade bir dille, ABD politikasının "geleneksel siyasi ideolojiye dayanmadığını" beyan ediyor. Amerika'nın "dünya uluslarıyla demokratik veya başka bir toplumsal değişim dayatmadan iyi ilişkiler arayacağını" öne sürerek ulus inşası dönemini tarihe gömüyor.
Demokrasi hakkında ahlak dersi vermeye alışmış ve Amerikan sert gücüne güvenen Avrupa başkentleri için bu, yıkıcı bir dönüm noktası. Bu, Washington'ın artık diğer devletlerin iç yönetimini çözülmesi gereken bir sorun olarak değil, kabul edilmesi gereken egemen bir gerçeklik olarak gördüğünün işareti. "Özgürlük İmparatorluğu"nun yerini bir çıkarlar cumhuriyeti aldı ve bu çıkarlar giderek daha yerel hale geliyor.
Bu coğrafi geri çekilme açıkça ortada. Strateji, önemi azalan bölgelerden uzakta "küresel askeri varlığımızın yeniden düzenlenmesini" öngörüyor. Bunun yerine, Monroe Doktrini'ne bir "Trump Sonucu" getirerek "düşmanca yabancı müdahalelerden uzak kalan bir Yarımküre"ye odaklanıyor. Ulusal Güvenlik Servisi (NSS), "sınır güvenliğinin ulusal güvenliğin temel unsuru" olduğunu açıkça belirtiyor.
Bu bizi Avrupa için acı bir derse getiriyor. Belge, kıtanın durumu hakkında lafını sakınmıyor, "medeniyetin yok olma tehlikesi"nden bahsediyor ve Avrupa'nın ruh ve güç açısından yeniden canlanmadığı takdirde "20 yıl veya daha kısa sürede tanınmaz hale gelebileceği" konusunda uyarıyor. Amerika Birleşik Devletleri şimdilik vazgeçilmezliğini koruyor, ancak bu strateji, sonsuza dek dünyayı ayakta tutacak "Atlas" olarak kalmayacağını açıkça ortaya koyuyor.
Buradaki umut, Amerikan yardımseverliğinin yenilenmesinde değil, Avrupa'nın olgunluğunun gerekliliğinde yatıyor. NSS, NATO müttefiklerinden GSYİH'lerinin %5'ini savunmaya harcamaları için bir "Lahey Taahhüdü" talep ediyor. Avrupalıların kulağına bu rakam çılgınlık gibi geliyor. Gerçekçiler içinse hayatta kalma mücadelesi gibi.
Yeni gerçeklik şu: Amerika Birleşik Devletleri kendi ödeme gücünü güvence altına alıyor. Yeniden sanayileşiyor, sınırlarını güvence altına alıyor ve Çin ile ekonomik rekabete odaklanıyor. Egemen bir ulusun yapması gerekeni yapıyor. Avrupa'nın alması gereken ders, Washington'dan statükoya dönmesini istemek değil, bizzat bu "egemen realizmi" taklit etmektir.
Bu belgede umut varsa, bu zorunluluktan doğan bir umuttur. GSYİH'sinin yüzde 5'ini savunmaya harcamak zorunda kalan bir Avrupa, sonunda kendini jeopolitik bir aktör olarak ciddiye alan bir Avrupa'dır. Artık Amerikan eteklerinin arkasına saklanamayan bir Avrupa, kendi "medeniyet özgüvenini" yeniden keşfetmelidir.
Amerika Birleşik Devletleri, Batı'nın temel direği olmaya devam ediyor, ancak bir temel direk, çökmekte olan bir tekerleği tutamaz. Trump yönetimi, koşulsuz güvenlik battaniyesini geri çekerek, Avrupa'yı ortak mı yoksa bağımlı mı olmak istediğine karar vermeye zorluyor. Özgürce hareket etme dönemi sona erdi. Egemen sorumluluk dönemi başladı. Amerika seçimini yaptı; şimdi Avrupa da kendi seçimini yapmalı.

Kaynak: 6 Aralık 2025,https://thecritic.co.uk/the-end-of-liberal-hegemony/



 

 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum