BATI TARZI DEMOKRASİLER SÖMÜRGELEŞMENİN ÖNÜNÜ MÜ AÇIYOR? - Murat Kalyoncu (Türkolog)

BATI TARZI DEMOKRASİLER SÖMÜRGELEŞMENİN ÖNÜNÜ MÜ AÇIYOR? - Murat Kalyoncu (Türkolog)
28 Eylül 2021 - 15:46

Hiç düşündünüz mü, okyanus ötesinden Türkiye’nin başına Bop başkanı nasıl atanabildi diye? Üstelik Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletine…

Aklınızdan şu cümlelerin geçtiğini tahmin edebiliyorum;

Nasıl olur, halk oy vererek seçti, halk önceki politikacılardan bıkmıştı, seçimle bir anlamda darbe yapıp diğer partileri amiyane tabirle sandığa gömdü!!!

Zaten sorun da burada…

SEÇİMLER !!!

Batı tarzı demokratik düzenin, vazgeçilmez öğesi olarak ortaya konan seçimler…

Bu kadar kolay ya da bu kadar açık ve net mi? Her şey göründüğü, her şey size anlatıldığı gibi mi?

Oy ver şikayet etme sloganları, oy vermek yurttaşlık görevidir söylemleri ya da oy vererek yönetimde söz hakkınız olduğunu ifade etmeleri ne kadar gerçekçi?

Oy pusulasına mührü bastığınızda ki gurur ve tatmin duygusu ne kadar gerçekçi?

Birileri aday olur, halk da seçer. Peki şu soruları hiç kendinize sordunuz mu?

O adayı kim belirler?

İnsana beş duyu organı her zaman doğruyu söyler mi?

Önümüze konan yemek güzel görünebilir, sunuş çok iyi olabilir, peki ya tadı, sunulduğu gibi gerçekten güzel mi, kötü tadının gizlenmesi için yağ ve baharatla çeşnilendirildi mi? Belki de çok acı ama tadına bakmadan anlayamayacağınız kadar görsel olarak güzel mi? Bu düşünce yöntemi ile seçim kavramına biraz yakından bakmamız gerekiyor…

Dünyamız sürekli bir değişim ve evrim içerisinde…

Yalnızca virüsler değil, siyasal yönetimler de mutasyona uğruyorlar yani evriliyorlar…

Burada sorulması gereken soru bu değişimlerin doğal süreç içerisinde mi yoksa insan olgusunun büyük ya da küçük dokunuşlarıyla mı gerçekleştiğidir. Sorularımızı çeşitlendirerek biraz daha düşünelim.

Batı, feodal düzenden günümüzdeki Batı tarzı demokrasilere nasıl geldi?

Aristokrasi nasıl yıkıldı? Batı tarzı demokrasilere geçilirken dünyadaki imparatorluklardan kaç tanesi ayakta kaldı?

Bir zamanlar günahkâr diyerek aşağılanan tüccarların, burjuva sınıfının saygınlığını ve gücünü korumak içindir batı tarzı seçimler. Hatta, kiliseden ve Ortaçağ Avrupası’nın aristokratlarından intikam almak için ortaya çıkardıkları kendilerinin yazıp kendilerinin oynadığı siyasi bir oyundur. Sözde halkın temsilcileriyiz diyerek yönetimin gücünü aristoklardan elegeçirip halk nezdinde ilgi çekici ve güvenilir gözükmeyecekler mi? Üstelik, uygulamada hiçbir nesnel dayanağı olmayan genel oy ilkesiyle de hiç bir olumusuz tepkiyle karşılaşılaşmayacaklar. Oysaki; hem 1. Dünya Savaşı hem de 2. Dünya Savaşı’nın diğer adı ekonomik paylaşım savaşıdır. Batılı devletlerin çıkardığı dünyayı kasıp kavuran bu iki savaşın koşullarını oluşturan tüccarların dünya kaynaklarını sömürmek hırsı oluşturmuştur. Günümüzde bu savaşların yerini büyük bir kapitalist devlet olan ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ya da diğer adıyla Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) almıştır. ABD, kendisine göre diktatörlüklerle yönetilen yerlere batı tarzı demokrasi getirecekmiş…

Sömürgeci ve emperyalist eylemlerinin amacını saklamak için bahar, gül, turuncu şeklinde adlandırıp manda ve himayecilik yaptığını gizlemeye çalışarak…

Sömürülmek istenen ülkelerden biri de keşfedilmiş ve henüz keşfedilmemiş doğal kaynakları açısından çok zengin bir ülke olan güzel ülkemiz Türk Dünyasının Hanlık Merkezi Türkiye…

Bu sömürgeleştirme çabalarına İttihat Terakki ile Enver Paşa ile karşı durmuş, sonra da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetiyle T.C. Kurucu Önderi Gazi Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk, Batı tarzı demokrasi yerine Türk tarzı kurultay yapısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak, Türk’e uzanan kirli ellerin sahiplerine güçlü bir tokat vurmuştur. Yenilgiyi sindiremeyen dünün batılı tüccarları bugünün batılı kapitalistleri aynı oyunu İnönü’ye, Birleşmiş Milletlere giriş şartı olarak!!! sunarlar. Mandacı İnönü bu şartı kabul etmekte tereddüt etmez. Karşı devrimin ilk kurumsal adımı olarak nitelendirebileceğimiz Demokrat Parti’nin kurulmasının önü açılır ki; gerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası gerekse de Serbest Cumhuriyet Fırkasını bilen birinin bunu öngörememesi kabul edilir bir şey olamazdı…

Haliyle seçim süreci başlar. Başlar ama bu süreç maliyetlidir doğal olarak…

Seçim kampanyalarının maliyeti siyasi partileri ve siyasetçileri baskı grupları ve lobilerle düzenli ilişkiler kurmaya yönlendirmektedir. Bunun sonucu olarak farklı grupların birbiriyle yarışan taleplerinin uzlaştırılması, dengelenmesi çevresinde yapılan pazarlıklarla öne çıkmaktadır.

Peki Türkiye’de bu pazarlıklar nerede ve hangi konular üzerinde yapıldı?

Ebedi başbuğumuz Atatürk’ün öncülük ettiği Türk Devrimi ve Türk İlkeleri!!!

Çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra, 1950 seçimleriyle, ABD ile anlaşma yapan İnönü CHP’si yerini yine ABD’nin desteklediği siyasal İslam temelli Demokrat Parti’ye bırakmıştır. Demokrat Parti de bu anlaşmalara bir de AB ile yapılan anlaşmaları katmıştır. Buna ek olarak İnönü CHP’si oy için dinci tarikatlarla uzlaşmaya çalışmıştır. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. ABD’de eğitilip gönderilen BOP eşbaşkanının genel başkanı olduğu A.K. Partisi ile elde çorap kalmadı…

Ekonomik çöküş, kültürel yozlaşma, Ermeni (s)açılımı (örneğin yüzlerce Türk’ün soykırıma uğradığı, tecavüz edildiği, yakılarak öldürüldüğü Akdamar Kilisesi’nin açılması gibi), K*rt açılımı (PKK’nın davullu zurnalı karşılanması, mecliste grubu olmasının yanı sıra meclis güvenlik ve istihbarat komisyonunda yer alması gibi), siyasi darboğaz ve daha birçok konu… Ya muhalefet?

ABD ile ikili anlaşmalar yapan, AB’nin emrettiği yasaları geçireceğinin sözünü veren, oy için dinci tarikatlarla pazarlık yapan güdümlü muhalefet mi çare olacak?

Halk da iyi niyetli seçim yaptığını sanıyor; gelen dış güdümlü iktidar, kalan dış güdümlü muhalefet…

Neresinden tutsanız elinizde kalıyor, yukarı tükürseniz bıyık, aşağı tükürseniz sakal…

Yapılan seçim değil, seçtirim…

Çözüm mü?

Çözüm içimizde, geleneksel Türk devlet yönetim yapısında…

Atatürk’ün yapmak istediği gibi Türk’ün özünde var olan Türk tarzı kurultay yöntemi…

ASASMEDYA - Haberler

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum