AZERBAYCAN TÜRKİYE İLİŞKİLERİ VE 15 EYLÜL 1918 BAKÜ ZAFERİ - Yazar: Dr.  Afgan VALİYEV

AZERBAYCAN TÜRKİYE İLİŞKİLERİ VE 15 EYLÜL 1918 BAKÜ ZAFERİ - Yazar: Dr.  Afgan VALİYEV
15 Eylül 2020 - 18:15

28 Mayıs 1918 yılında Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece Türk Dünyasında ve  Müslüman Doğuda Azerbaycan  ilk Cumhuriyeti kurarak tarihe geçmiştir. O tarihten  günümüze 102 yıl geçmiştir. Cumhurbaşkanı sayın İlham Aliyev tarafından imzalanan, 16 Mayıs 2017 tarihli  kararla 2018 Cumhuriyet yılı  ilan edilmiş, aynı yıl Azerbaycan ve Kafkas İslam Ordusu birliklerinin Bakü’yü azat edişinin 100. yılı iki devlet başkanlarının katıldığı askeri törenle kutlanmıştır. Bu tarihi olaya sayın Cumhurbaşkanın verdiği önem ve değer konuya farklı boyut ve anlam kazandırmıştır.

15 Eylül Bakü’nün Azerbaycan ve Kafkas İslam Ordusu tarafından düşman güçlerden azat edildiği gündür.  Azerbaycan’a yardıma gelerek, Azerbaycan’ın düşman kuvvetlerden temizlenmesine destek olan Kafkas İslam Ordusunun 15 Eylül Bakü zaferi, Azerbaycan Türkiye kardeşlik ve dayanışmasının tarih karşısında belgelendiği önemli gündür. İki kardeş milletin tek yumruk olarak birleşerek düşman güçlere vurduğu darbe ve verdiği gözdağı uzun yıllar Kafkaslarda Türk gücünün ve kimliğinin güçlü ve egemen kalmasına vesile olmuştur. Lokmalarını paylaşan, bir birinin yarasını saran, bir biri için dua eden iki kardeş kuvvet, Azerbaycan ve Türkiye askerleri Azerbaycan ve Kafkasya’da Müslüman ve Türk varlığını kanla boğarak son vermeye çalışan, düşman güçlere karşı omuz omuza vererek büyük zafer kazanmışlardır.15 Eylül 1918 yılında Türk ordusu Azerbaycan birlikleri ile birlikte Bakü’yü düşman istilasından kurtarmıştır.

  1. Dünya Savaşında Türkiye tarihinin en kanlı savaşını yaşamıştır. Emperyalist güçlere karşı, Çanakkale ve başka cephelerde verilen savaşta Türkiye yüz binlerce şehit vermiştir. Tarihinin bu zor savaşında Azerbaycan’dan gönüllü olarak  binlerce insan Türkiye’ye yardım için savaşmaya gitmiştir. Bu savaşta sadece Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycanlılar değil, aynı zamanda başka devletlerde yaşayan Azerbaycanlılıar da gönüllü olarak iştirak etmişler. Tarihinin en büyük savaşından Türkiye zaferle çıkmıştır. Türkiye’nin vermiş olduğu yuz binlerce şehitler arasında üç bin civarında Azerbaycanlı da bulunmaktaydı. Çanakkale Savaşlarından bir kaç yıl sonra 1918 de Nuri Paşa’nın komutanlığında “Kafkas İslam Ordusu” adi ile Azerbaycan’a gelen Türk Askerleri, Azerbaycan ordusu ile birlikte, Bakü’nün düşman güçlerden temizlenmesinde önemli katkı sağlamışlar.. 1918 yılında gelişleriyle ermeni-rus birleşmelerinin Azerbaycanlılara karşı işlediği katliamların karşısını da almışlardır.Her hangi bir çıkar ve ganimet amacı gütmeksizin Kafkas İslam Ordusunun Azerbaycan’ın ve başkenti Bakü’nün kurtuluşu için yaptığı savaş ve verdiği mücadele örneği tarihte örneği az görünen bir durum teşkil etmektedir.

Azerbaycan ve özellikle de Hazar denizi kıyısında yerleşen başkent Bakü sanayi ve petrol yatakları bakımından çok zengin idi. Bu nedenle Sovyet Rusya için büyük önem taşımaktaydı. Esasen Ruslar ister Çarlık, ister Menşevik ya da Bolşevik olsunlar, Bakü’den vazgeçmek gibi bir niyetleri yoktu. Bolşevik ihtilali nedeniyle bozulan  Rusya  ekonomisi, Bakü petrolleri ile güç kazana bilecekti. Bolşevikler’in idareyi ele almalarıyla başlayan iç savaşta akaryakıt Kızıllar için hayati önem taşımaktaydı. diğer ptrol çıkatılan bölgeleri Bolşevizim karşıtı kuvvetler olan Denikin ve Kolçakın yönetiminde idi.  Bu sebeple Sovyet idaresi kurulur kurulmaz Kafkasya’nın ve ayrıca Bakü’nün elde tutulması için Sovyetler tedbirlerini almışlardı Kah Ermeni Taşnaklar’la, kah da Kayser Almanya’sı ile anlaşan Bolşevikler, Azerbaycan nüfusunu katliam pahasına da olsa, Bakü’yü ve Bakü petrolünü ele geçirmeyi kendilerine amaç edinmişlerdir. Bu amaçları doğrultusunda, Ermeni asıllı komünist Stephan Şaumyan geniş yetkilerle donatılarak Kafkasya’ya gönderilmiş, Bakü’de 31 Mart faciasını düzenleyerek binlerce masum insanı katlettikten sonra Guba ve Şamahı kentini yeniden viran etmiş ve Lenkaran kentini kana boğmuştur (1). Bu durum karşısında Azerbaycan hükumeti Seymin dağılmasından hemen sonra 28 Mayıs 1918 de bağımsızlığını ilan etti. Azerbaycan 28 Mayıs 1918 yılında istiklalini ilan ederken, başkent Bakü ile birlikte memleketin tüm Doğu kısmı hale düşman esaretinde idi. Cumhuriyetin ilanından sonra, 4 Haziran 1918 yılında Gürcistan’ın Batum kentinde Azerbaycan Milli Şura Reisi Mehmet Emin Resulzade başkanlığındaki heyet ile Azerbaycan’nın bağımsızlığını ilk tanıyan Osmanlı hükumeti Adliye Bakanı Halil Bey ve Vehip Paşa başkanlığındaki heyetler arasında bir görüşme yapılmıştır. Görüşmede  taraflar arasında dostluk ve işbirliği anlaşması  imzalanmıştır.

Azerbaycan’ın emniyet ve asayişini temin etmek ve başkent Bakü’nün kurtarılması meselesini gündeme gelmesi ile Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Mehmet Emin Resulzade 4 Haziran 1918’de imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasının 4. maddesine itirazen bir Osmanlı Kuvvetinin  Azerbaycan’a gönderilmesi isteğinde bulunmuştur. Aynı istek 3. Ordu Komutanı Mehmet Vehip Paşa’ya da iletilmiş ve durumu yerinde tetkik ve araştırmak için 6. Ordu komutanı ve 3 subay  bölgeye gönderilmiştir. Kafkasya ve Azerbaycan’a, Muzaffer Efendi  başkanlığında gönderilen bu heyetinin tetkik ve incelemeleri sonucu sunduğu rapor doğrultusunda Azerbaycan’a yardım için ordu göndermek kararı alınmıştır. Birinci Dünya Savaşının sona ermesine ve Osmanlı İmparatorluğunun çok zayıf düşmesine rağmen Enver Paşa’nın Harbiye Nazırlığını yaptığı Osmanlı hükumeti, Azerbaycan Milli Şurasının müracaatını kabul etmiş ve Nuri Paşanın komutası altında Kafkas İslam Ordusunu Azerbaycan’a yardıma göndermiştir(2).

Kafkas İslam Ordusu, Osmanlı Devletini Mart-Ağustos 1918 tarihleri arasında kurulduğu Doğu Ordular Grubuna bağlı bir askeri birim idi. Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın emriyle ve tamamen Müslümanlardan oluşmaktaydı.  Bu ordu I. Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde yer almıştır. Alman baskısı yüzünden Osmanlı ordusu değil, Enver Paşa’nın fikri ve düşüncesi ile Kafkas İslam Ordusu olarak isim değiştirmiştir.  Kafkas İslam Ordusu komutanı Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’dır. Rütbesi bir kademeye alınarak tümgeneralliğe yükseltilmiştir. Kafkas İslam Ordusu, Kafkas Ordular Grubu’nun ve 9. Ordu ile Doğu Ordular Grubuna bağlı bir kolordu olarak yapılandırılmıştır. Ordu, Azerbaycan Türkleri gönüllülerin katılımıyla toplam 20.000 civarında bir güce erişmiştir.

Enver Paşa’nın kardeşi olan 29 yaşındaki Nuri Paşa’nın komutanlığındaki Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan Ordusu birlikleri Azerbaycan’ı azat etmek için harekata başlamıştır. Azerbaycan’da ilk savaş Şemkir’de Rus birliklerine karşı, Gence’de ise Ermeni mahallerinde barikat kurup savaşan Ermenilere karşı yapılmıştır. Kafkas İslam Ordusu Gence’den sonra Bakü’ye doğru ilerlemeye başlamış Bakü’ye kadar olan güzergahları düşman güçlerden temizlemiştir., 5 Ağustos 1918 saat 04:25’te Birinci Bakü Taarruzu başladı. Şiddetli topçu ateşi desteğinde  taarruz karşısında Ermeni, Rus ve İngilizlerden meydana gelen Bakü savunma birlikleri, mevzileri elde tutmak için olağanüstü bir çaba sarf ediyorlardı. Ancak gittikçe şiddetlenen Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan Ordusunun taarruzu bu direnişi kırmaya başlamış ve düşman birlikleri kademe kademe çekilmek zorunda kalmışlardı. Şehre hakim olan Bayıl mevkinde bulunan yüksek tepeler ve yüksek sırtlar ele geçirilmişti. Direnişi kırıldığı anlaşılan düşmanın, cephesinin merkezi olan Salhane ve mezarlığa doğru düzensiz bir şekilde çekildiği görülmüştür. Topçu birliklerinin Bakü’de bulunan Ermeni, Es – er, Menşevik, Bolşevik ve İngiliz kışlalarını hedef alan atışları ermeni, ingiliz ve halka karşı terörde parmağı olan diğer  gayrimüslim halk arasında korku ve panik yatarmış ve halk gemilere, trenlere ve arabalara binip şehirden ayrılmak için uğraş vermekte idi. Şehrin ele geçirilmesi an meselesi idi(3). Düşmanın birinci savunma hattı kırılmış, ikinci savunma hattına yaklaşılmış, dolayısıyla Bakü’nün kurtuluşu çok yaklaşmıştı. Fakat, taarruza yeteri kadar top mermisi tedarik edilmeden başlanmasından dolayı topçuların ilerleyen piyadelere verdiği ateş desteği gittikçe azalmaya başlamış ve 5 Ağustos öğleden sonra topçu cephanesi tamamen tükenmişti. Karşı tarafın topçu ve makineli tüfek ateşi karşısında ilerleme durmuş ve düşmanın karşı taarruzu ile Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan ordusu birlikleri, Bakü’ye 4 kilometre mesafede olan Elet-Bileceri demir yolunun Batısındaki hatta çekilmek mecburiyetinde kalmışlardı.

5 Ağustos muharebesinde düşman ölü ve yaralı olarak 2.000 civarında, Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan ordusu birlikleri ise 9’u şehit 19’u yaralı subay, 39’u şehit 444 er zayiat vermiştir. İkinci Bakü Taarruzu ve şehrin kurtarılması doğrultusunda yürütülen istihbarat çalışmasına göre Bakü taarruzunu yapılacağı tarihte şehri savunacak Bolşevik-Rus ve Ermeni kuvvetlerin miktarı 10.000 asker civarında idi. İkinci Bakü taarruzundan mutlak surette sonuç almayı ve şehri kurtarmayı amaçlayan Nuri Paşa, Bakü önlerinde bulunan birlikleri takviye için Şark Orduları Grubundan yardım isteğinde bulundu Bunun üzerinde 15. Piyade Tümeninden donanımı iyi olan 56. Alay ve 36. Kafkas Tümeninden, 106. Kafkas Alayı 15. Piyade Tümen Komutanı Yarbay Süleyman İzzet Bey’in komutasında Kafkas İslam Ordusuna katılmak üzere Gümrü’den yola çıkarak, 9 Eylülde Bakü cephesine ulaştı. Taarruzda Kafkas İslam Ordusu birliklerinden 5. Kafkas Tümenine Mürsel Paşa, 15. Piyade Tümenine Yarbay Süleyman İzzet Bey, Güney Güney Grubu birliklerine ise Albay Cemil Cahit Bey komuta edecekti. Yarbay Halim Pertev Bey Güney Grubu içinde bulunan ve Azerbaycan Türklerinden meydana gelen 4. Alaya komuta edecekti. Taarruz için bütün hazırlıkların tamamlandığı Bakü cephesinde 8.000 Osmanlı askeri ile 6.000 civarında Azerbaycan askeri kuvveti toplanmış bulunuyordu. Birinci Bakü savunma hattı saat 03:00’te, İkinci Bakü savunma hattı saat  06:00’da ele geçirildi. Sallaghane ve Salyanski kışlalarından hücuma hazırlanan düşman, topçu ateşiyle dağıtıldı. Taarruzun baş kahramanı olan 56. Alay, Bakü’ye hakim tepeleri ele geçirip, önünde bozgun halinde kaçan düşman askerlerini şehre doğru sürmeye başladı. Kurt kapısı dağı ile Bayıl arasında bulunan mevziler ele geçirildi. 56. Alayın önünden kaçarak Kırmızı Kışla’da direnmeye çalışan Ermeni, Rus ve İngiliz askerleri kışlanın topa tutulmasıyla burada da tutunamayarak panik halinde şehrin içlerine doğru kaçışlarını sürdürdüler. 13. Alayın mezarlık mevkini ele geçirmesi üzerine burayı savunan birliklerin sahile çekilip gemilere binerek kaçma teşebbüsü burada yoğunlaşan topçu ateşi nedeniyle sonuçsuz kaldı. Türk askerleri saat 16:00’da şehrin batısındaki mahalleleri ele geçirmiş bulunuyorlardı (4). 5. Kafkas Tümeninin taarruzuna paralel olarak şehrin Kuzey yönünde 15. Piyade tümeninin başlattığı taarruz başarıyla gelişmiş ve Bileceri sırtları ele geçirilmişti. 15. Piyade Tümeni emrinde savaşan Azerbaycan askerlerinden oluşan Muştevi Müfrezesi, Sabuncu mevkini azat etmişti. Sokak çarpışmalarında fazla zayiat verilmemesi için 14 Eylül akşamı taarruz durdurulmuştu. Kafkas İslam Ordusuna ait topçu birlikleri gece boyunca şehirdeki askeri noktaları ateş atında tutmuştur.

Bakü’nün savunulmasında büyük ümit bağlanan 39. İngiliz Tugayı, 14 Eylül akşamı her şeyin bittiğini görerek limana çekilmiş ve saat 22:00 ‘de gemilere binerek Enzeli’ye gitmek üzere şehirden kaçmıştı. Amacına ulaşamayarak mağlup bir şekilde Enzeli’ye dönen 39. İngiliz Tugayına komuta eden Tümgeneral Dunsterville görevinden alınarak, tugay komutanlığına General Thomson getirilmiştir. Nuri Paşa 14 Eylül akşamı verdiği emirle; 15 Eylül sabahı taarruza devam edilerek şehrin kurtarılacağını bildirdi. Sabaha karşı hücuma geçen 13, 9 ve 56. alaylar şehre girmeye başladılar. Ermeni ve Rus birlikleri muharebe düzenini kaybetmiş olarak bazı evlere ve mahalle aralarına mevzilenerek son direnişlerini gösteriyorlardı. Batı cephesinden yapılan taarruzla Bakü’nün zaptına adım adım yaklaşırlarken, kuzey cephesi çökertilmişti(5). Çemberkent ve Malakan bağı civarı ele geçirilmiş, sokak çarpışmaları başlamıştı. Azerbaycan birlikleri Keşle istasyonunu ve Zığ tepelerini azat etmişlerdi. 15 Eylül saat 10:30’da Bakü’den 5. Kafkas Tümeni karargahına gelen iki kişilik bir heyetle şehrin teslim şartları kararlaştırılmıştır. Bu şartlar şunlardır:

1    Bakü kayıtsız şartsız derhal teslim edilecek.

2      Şehri savunan askerler teslim olacaklar.

3      Her türlü silah ve cephane ile devlet malı eşya ve binalar teslim edilecek.

Otuz altı saat süren ikinci Bakü taarruzunu gerçekleştiren Osmanlı birliklerinin toplam zayiatı 1.000 asker idi. Bu taarruzda Azerbaycan milislerinden meydana gelen Muştevi Müfrezesi 11 şehit ile 44 yaralı vermiştir(6). Gence’de bulunan Kafkas İslam Ordusu karargahı Bakü’nün kurtarılmasıyla buraya nakledilmiştir. 9 Eylül’den beri ordu gözetleme mevki olan Güzdek’e gelerek harekatı yöneten Nuri Paşa  Bakü’nün hemen dışında cephedeki birliklerin resmi geçidini izledikten sonra muzaffer Türk askerleriyle birlikte şehre girmiştir. Kafkas İslam Ordusu 15 Eylül 1918 yılında Bakü’yü “Kızıl İstila”dan kurtarmakla tarihi misyonu zaferle tamamlamıştır (7).

71 Yıl Sovyet egemenliğinde yaşayan Azerbaycan Sovyetlerin çözülme sürecini de fırsata dönüştürerek başlattığı istiklal mücadelesinden zaferle çıkarak 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Azerbaycan’ın bağımsızlığnı ilk tanıyan Türkiye olmuştur Bir çok alanlarda iki ülke arasında işbirliği ve stratejik ortaklık anlaşmaları yapılmış karşılıklı ilişkiler üst düzeye çıkmıştır.

Ulu önder Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” perensipi esasında gelişen Azerbaycan – Türkiye ilişkileri günümüzde  daha yüksek boyutlara ulaşarak, daha geniş alana yayılmıştır.  Azerbaycan Cumhurbaşkanı sayın İlham Aliyev’in de belirttiği gibi,  “Türkiye ile Azerbaycan arasında tüm sahalarda ilişkiler çok uğurla inkişaf edir. Bu ilişkiler dostluk – kardeşlik asasında kurulmuştur. Bizim çok zengin birge tarihimiz, ortak değerlerimiz vardır. Bu gün Türkiye ile Azerbaycan arasında ilişkiler bu muhkem temel esasında kurulur. Son yirmi yıla yakın sure içerisinde Türkiye ile Azerbaycan arasında ilişkiler daim yüksek seviyede olmuştur. Bu gün bu güzel ananeler davam edir ve tüm meselelerde işbirliğimiz  iyi ve olumlu sonuçlar vermektedir”.

Dr.  Afgan VALİYEV.

Azerbaycan Sosyal Tetkikatlar Merkezi Baş Danışmanı

Kaynakça:

  1. Budak, Mustafa, Nuri Paşa’nın Kafkas İslam Ordusu Hakkındaki Raporu, Kafkasya Araştırmaları, Sayı: IV, İstanbul, 1998.
  2. Görüryılmaz, Mustafa, Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler 1918, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul, 2007.

3.Rüşdü, Büyük Harpte Bakü Yollarında, s. 21
4.Süleyman İzzet, Büyük Harpte 15-ci Piyade Tümeninin Azerbaycan və Kuzey Kafkasyadaki Harekat və Savaşları, s. 200-203
5.Rüşdü, Büyük Harpte Bakü Yollarında, s. 32-33
6.Mirza Bala Mehmetzade, “Kafkasya İslam Ordusu”, Azerbaycan Dergisi, Yil; 3, Sayı 7, Eylül – Ekim, 1954, Ankara
7.    Afgan Veliyev, Azerbaycan Siyasi Düşünce Tarihi ve Mirza Bala Mehmetzade, İstanbul 2006, s, 256.

Kaynak: http://sahipkiran.org/2020/09/14/azerbaycan-turkiye-iliskileri-ve-15-eylul-1918-baku-zaferi/
 


Bu haber 333 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum