Alevi dedeleri ayaklandı / Ali Rıza Özdemir

Alevi dedeleri ayaklandı / Ali Rıza Özdemir
10 Mayıs 2020 - 18:46

Türk kamuoyu çok farkında olmasa da, Alevi toplumunda sert rüzgârlar esiyor. Aleviliğin geleneksel yapısını yaşatan Alevi inanç önderleri, Harici (Ali’siz Alevi) olarak bilinen operasyonel ekiplere karşı sahaya indi. Hacı Bektaş Veli evlatlarından Hüseyin Hürrem Ulusoy, eşi Serap Ulusoy ile birlikte kameralar karşısına geçti ve seksen kadar Alevi dedesini temsilen kamuoyunu bilgilendiren bir açıklama yaptı.

SÜREÇ NASIL BAŞLADI?

Konuyu bilmeyenler için süreci en başından maddeler halinde özetleyelim.

*19. ve 20. yüzyılda Batılı seyyah ve misyonerler Türkiye’ye çok sayıda keşif gezisi düzenlediler. Bu keşif gezileri sırasında birçok kültürel grup hakkında raporlar tuttular. Bunlardan biri de Alevilerdi. Bu raporlarda Alevilerin eski Anadolu halklarının bakiyesi olduğunu, Hıristiyan köklerinin bulunduğunu iddia eden sayısız kayıt tuttular. Aleviler, misyonerlerin ilgi alanına girdi ve bu misyonerler Alevileri kendi saflarına çekmek için sistemli çalışmalara başladı. Ancak o dönemde yapılan çalışmalar sonuçsuz kaldı. Atatürk liderliğinde kazanılan İstiklal Harbi ve ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte bu çalışmalar askıya alındı.

*Avrupa kıtasına yapılan işçi göçleri, emperyalistler için yeni bir imkân doğurdu. Avrupa’ya yerleşen bazı Aleviler devşirilerek “Ali’siz Alevilik” inşasına girişildi. Aleviler arasında Alman istihbaratı kaynaklı olduğu konuşulan bu proje, Aleviliğin eski Anadolu dinlerinin bir sentezi olduğu (ki buna uzun süre “Anadolu Aleviliği” dediler), Alevilerin eski Anadolu halklarının bir bakiyesi olduğu, İslam ve Türklükle alakasının olmadığı gibi temellere dayandırıldı. Bu uğurda sayısız yayın yapıldı, adeta bir yayın patlaması yaşandı. Yalanlarla dolu çok sayıda kitap yazdırıldı, dergi çıkarıldı.

*“Ali’siz Alevilik” adıyla hayat bulan bu emperyalist projenin çekirdeği Avrupa ülkelerinde gelişti. Teröre bulaşmış sol hareketler ile etnik ayrılıkçılığı merkeze alan bölücü hareketlere eklemlendi. Bir süre sonra bu proje, Avrupa’dan Türkiye’ye taşındı.

*“Ali’siz Alevilik” adlı bu emperyalist proje, “Dinler arası diyalog” adı altında başlatılan bir başka emperyalist proje ile eşzamanlı olarak hayata geçirildi. Onun siyam ikizi olarak doğdu. Her iki proje de Türklüğün, Cumhuriyetin, Atatürk’ün ve İslam’ın karşısında konumlandırıldı. Türkiye’nin milli birliğini hedef aldı.

*“Ali’siz Alevilik” projesi, Alevi vicdanında mahkûm edildi. Alevi toplumunun “Harici” dediği bu emperyalist projeye karşı, hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki Aleviler arasında derin bir tepki gelişti.

*Hariciler, emperyalist güçlerden aldıkları destekle Alevi kurumlarına tebelleş oldular. Farklı yöntemler kullanarak Alevi kurumlarına sızdılar, başarısız oldukları yerlerde sözde Alevilik adında yeni kurumlar oluşturdular. Bunlarla hareket eden din görevlileri (ki maalesef bunlar “dede” unvanı taşıyordu) Alevi toplumuna “Allah bir Muhammed Ali” diye dua okurken kapalı kapılar arkasında Hz. Ali’ye –haşa- “eli kılıçlı katil” demeye devam ettiler.

*Hariciler, etnik ayrılıkçı terör örgütlerine eklemlendikleri için açılım süreciyle büyük güç kazandılar. Bu durum onları daha pervasız hareket etmeye sevk etti. Açıktan açığa Aleviliğin değerlerine hakaret etmeye başladılar. Aleviliğin İslam ve Türklükle alakasının olmadığı, Alevilerin Anadolu’nun kadim halklarının bir bakiyesi olduğu gibi konular en yetkili ağızlardan ifade edilmeye başlandı.

*Türkiye’de Aleviler adına söz söyleyen iki önemli kurumun başındaki kişiler, Haricilere yol verip destek olmaya başladı. Alevilik etnik ayrılıkçı siyasete alet edilmek istendi. Bu dönemde tepkiler daha da çoğaldı.

*Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve bazı bağımsız dernekleri temsil eden Alevi-Bektaşi Federasyonu başkanı Hüseyin Güzelgül ile Hacı Bektaş Veli Dergâhı postnişini ve Hünkâr Vakfı başkanı Veliyettin H. Ulusoy, Alevi erkânnâmelerini değiştirmeye başladılar. “Alevilikte cenaze namazı yoktur” yalanıyla cenaze namazı ve Fatiha suresinin okunması gibi birçok köklü uygulamayı kaldırdılar. Yerine sazların çalınıp mevtanın etrafında semahların dönüldüğü uydurma uygulamaları getirmeye çalıştılar. Yine Harici eylemler arasında sayabileceğimiz Alevi erkânlarındaki Kur’an ayetlerinin çıkarılmasını devreye soktular. Böylece Alevi iman ve ibadetlerinin içi boşaltılmaya çalışıldı. İşte kıyamet de bundan sonra koptu.

*Hacı Bektaş Veli evlatlarından Hüseyin Hürrem Ulusoy ile Koluaçık Hacım Sultan evlatlarından Ali Timurtaş Özmen, Haricilerin Alevi inanç ve ibadetleri üzerindeki tahriflerine yüksek sesle itiraz ettiler. Serçeşme Vakfını kurarak, çalışmalarını Aleviliği yaşatmak ve Haricilerle mücadele etmek üzerine oturttular. Uzun süredir sahada olan ve görüşmeler yapan Ulusoy ve Özmen, kısa zamanda yüzlerce Alevi inanç ve kanaat önderine ulaştılar.

*Nihayet Hüseyin Hürrem Ulusoy’un basın açıklaması ile Alevi toplumunun temsilcisi olmaya aday Ocakzadeler Meclisi kurduklarını deklare ettiler.

“OCAKZADELER MECLİSİ” NEDİR?

Ocakzadeler Meclisi, Hz. Muhammed’in soyundan gelen ve Aleviliğin inanç ve değerlerini savunan Alevi dedeleri tarafından teşkil edilen bir yapıdır. Yapı, evrensel değerlere bağlılık bildirdi ve kendini günlük siyasetin dışında konumlandırdı.

Hüseyin Hürrem Ulusoy, basın açıklamasında Ocakzadeler Meclisi’nin oluşum gerekçesini, “Alevîliği yola inananlar değil, adeta yolu yıkmaya çalışanlar temsil ediyormuş gibi bir görüntü”ye karşı oldukları için kurduklarını söyledi. Ocakzadeler Meclisi’nin en önemli işlevini, Haricilerle mücadele etmesi ve “Alevi toplumunu temsil hakkına sahip” olması şeklinde gösterdi.

Ulusoy’un açıklaması iki merkezde yoğunlaşıyor. Birincisi Aleviliğin Ehlibeyt merkezli İslami yapısı, ikincisi ise Atatürk merkezli milli birlik ve beraberlik vurgusu.

TÜRK TOPLUMUNA DÜŞEN GÖREVLER

Alevi inanç önderleri, emperyalizmin, Türk milletinin boynuna dolamak istediği bir fitneye karşı ayağa kalkmıştır. Dinler arası diyalog projesinin siyam ikizi olan ve Aleviler tarafından “Haricilik” olarak adlandırılan bu proje, gerekli tedbirler alınmadığı halde bir milli güvenlik sorununa dönüşecektir. Bu tehlikeyi, etnik ayrılıkçılıkla perdelendiği için Türk toplumu çok hissetmiyor olabilir. Ancak yakın gelecekte bu projenin yakıcı gerçekliği ile karşılaşacağız. Alevi dedeleri, hem kendi inançları hem de milli birlik açısından büyük bir sorumluluk almıştır. Türk toplumu, bu harekete destek olmalı, Alevi inanç önderleri bu emperyalist proje karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Destek bâbında yapılacak iş çoktur. Bunun ilk adımı, belediyelerin bir şekilde söz sahibi olduğu cem evlerinin Ocakzadeler Meclisi’ndeki dedelere teslim edilmesi ile atılabilir.

AÇIKLAMAYI BERABER OKUYALIM

“BASINA VE TÜM CANLARA
1.) Aleviliğin temel kurumu olan ocaklar ve bu ocaklardaki dedelerin Aleviliğin asıl temsilcileri olduğu bilinen bir gerçektir. Son yıllarda Alevîliği yola inananlar değil, adeta yolu yıkmaya çalışanlar temsil ediyormuş gibi bir görüntü oluşmuştur. Buna karşı çıkan ocak mensubu dedeler bir araya gelerek Ocakzadeler Meclisi’ni oluşturmuştur. Bu nedenlerle de, Ocakzadeler Meclisi, Alevi toplumunu temsil hakkına sahiptir.
2.) Ocakzadeler Meclisi, ocakları reddeden ve Alevi inancının temel işleyişi olan “El ele el Hakk’a” anlayışını yozlaştıran, dejenere ederek özünden koparan, Alevi toplumunu ve inancını, kendi marjinal örgütlenmesine hedef kitle alan; Hakk Muhammed Ali, Kur’an, Ehlibeyt ve On İki İmam inanç ve itikadından koparmaya çalışanlara karşı kurulmuştur.
3.)  Ocakzadeler Meclisi’nin Alevilik konusundaki temel görüşleri de şöyledir:
– Hz. Ali’yi, Alevi inancının dışına itmek, bütün ocakları yok saymaktır. Çünkü ocaklarımız On İki İmam yoluyla Hz. Ali’ye bağlıdır. Bütün ocakların atası, Hz.Muhammed ve Hz. Ali olup anaları da Hz. Hatice’tül Kübra ve Hz. Fatıma’tüz Zehra’dır.
– Yolumuz, Adem atadan Muhammed Mustafa arasında gelmiş geçmiş cümle peygamberleri ve ilahi kitapları hak bilir
– Allah Muhammed Ali Yolu’nda yürürüz. Ehlibeyt’i sever, On İki İmam’ın imametini hak bilir, Horasan ve Anadolu Erenleri’nin irfani çizgisini benimseriz.
– Dört kapı kırk makam ile “insan-ı kâmil” olma yolunda bacı-kardeş bakışı ve on iki hizmet ile cem oluruz.
– Yolumuzda dil, din, ırk, renk ve cins ayırmadan 72 millete aynı nazarla bakarız.
– Yolumuz sevgi, hoşgörü, muhabbet, şefkat ve erdem yoludur.
– Yolumuz insana ve insanlığa hizmet yoludur.
– Yolumuz ilim, irfan, kemalet ve marifet yoludur.
– Yolumuz, ikrar ve iman üzeredir.
– Muharrem ayı ve Hızır ayı oruç ayımızdır.
4.) Ocak yapılanması içinde talip, rehber, pir/dede, mürşit yani “El ele, el Hakk’a” düsturuyla hareket ederiz. Aleviliği özgün hâli ile yaşar, yaşatır ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleriz.
5.) Bütün ocaklarımız haktır, hepsinin başımızın üstünde yeri vardır. Alevi inancının kırmızı çizgisi olan Hz. Ali’yi Aleviliğin dışına itmek Hz. Ali’siz, Ehlibeyt’siz, On İki İmam’sız bir Alevilik icat eden ve Alevilik inancını kendilerine uyarlamak isteyenlere asla yol verilmeyecektir.
6.) Çalışmalarımızda hedefimiz, Aleviliğin İslam ile bağını koparıp farklı bir din olarak göstermek isteyen haricilerle, yol yezitleriyle mücadele etmek olacaktır.
7.) Ocakzadeler Meclisi, toplumsal barışı savunur ve buna katkı sunar.
8.) Ocakzadeler Meclisi, hiçbir inancı yargılamaz, ön yargıyla da bakmaz.
9.) Ocakzadeler Meclisi, çağdaş dünyanın hukuk normlarını benimser; laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti anlayışını destekler ve gelişmesini sağlamak için katkıda bulunur.
10.) Ocakzadeler Meclisi, milli birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi esas alır.
11.) Ocakzadeler Meclisi, Aleviliği siyasete alet eden akım ve kurumlara mesafelidir. Her türlü bölücü ve yıkıcı unsurların da karşısında yer alır.
12.) Ocakzadeler Meclisi, Rıza Şehri’nin temel değerlerinin yerleşmesini hedef alır.
13.) Ocakzadeler Meclisi’nin önceliği, Alevi toplumunun temel hak ve özgürlüklere ilişkin sorunlarını, Anayasal ve yasal güvenceye kavuşturmak için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yetkili kişi ve kurumlarıyla görüşmeler yapmak olacaktır.
14.) Ocakzadeler Meclisi, “Yol bir sürek bin bir” ilkesiyle hareket eder ve bütün ocakları özgün yapılarını koruyarak birliğe davet etmektedir.
15.) Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının büyük özveri ve mücadelelerle kurduğu laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti ve kurucu değerleri de kırmızı çizgimizdir.

OCAKZADELER MECLİSİ

Bu açıklamamıza destek veren Ocakzadeler şunlardır:

Hüseyin Hürrem Ulusoy- Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı
Hüseyin Dedegarkınoğlu-Dede Garkın Ocağı
Ali Timurtaş Özmen-Koluaçık Hacım Sultan Ocağı
Mansur Kılıç- Baba Mansur Ocağı
Baki Güngör-Seyit Harun Nurdede Ocağı
Turan Aydın- Hubyar Sultan Ocağı
Ahmet Aslandoğan- Hıdır Abdal Ocağı
Ahmet Yavuz -Hubyar Sultan Ocağı
Ali Demirtaş-Çoban Baba Ocağı
Ali Küçük -Seyyid Seyfi Ocağı
Ali Yenialtun-Sultan Sinemil Ocağı
Arif Bektaş -Seyyid Sultan Cibali Ocağı
Aslan İlhan -Ağuiçen Ocağı
Aydın Acaray -Seyyid Kerim Ocağı
Aydoğdu Dönmez -Cibali Sultan Ocağı
Baki Özdemiroğlu -Hacı Ali Turabı Veli Ocağı
Behzat Varlı-Güvenç Abdal Ocağı
Cafer Koyun-Kureyşan Ocağı
Cafer Kaygusuz-İmam Zeynel Abidin Ocağı
Cem Akbaba -Üryan Hızır Ocağı
Cemal Akbaba -Ali Baba Ocağı
Cemal Tekkeşinoğlu -Ali Baba Ocağı
Cevahir Düzgün -Seyit Harun Nurdede Ocağı
Eray Karayiğit -Yalıncak Sultan Ocağı
Erdal Özdemir -Kureyşan Ocağı
Erol Ulusoy -Koçubaba Ocağı
Ejder Keskin-Seyyid Köse Süleyman Ocağı
Ferdi Kılınç -Seyyid Köse Süleyman Ocağı
Feyzullah Güvenç -Seyyid Mehmet Abdal Ocağı
Hacı Şahin -Şah İbrahim Veli Ocağı
Halil Gültekin-Sarı İsmail Sultan Ocağı
Hamdullah Bektaşoğlu -Hacı Muradı Veli Ocağı
Hasan Bilal -Şah İbrahim Veli Ocağı
Hasan Canbolat -Seyyid Kerim Ocağı
Haydar Aceray-Seyyid Kerim Ocağı
Hüseyin Acaray-Seyyid Kerim Ocağı
Hüseyin Bektaş-Hubyar Sultan Ocağı
Hüseyin Doğan- Hasan Dede Ocağı
Kasım Güvercin- Seyyid Seyfi Ocağı
Kudret Ulusoy -Koçubaba Ocağı
Levent Varlı -Güvenç Abdal Ocağı
Mehmet Ali Tutal- Kureyşan Ocağı
Mehmet Demirtaş-Sücaaddin Veli Ocağı
Metin Çıtak-Erarslan Ocağı
Metin Özer -Güvenç Abdal Ocağı
Muharrem Baştürk-Kureyşan Ocağ
Muhtar Duran-Koluaçık Hacım Sultan Ocağı
Musa Kücük-Seyit Seyfi Ocağı
Mustafa Bor -Şeyh Ahmed Dede Ocağı
Mustafa Dedegarkınoğlu-Dede Garkın Ocağı
Mustafa Kemal Demirhan- Hasan Dede Ocağı
Mustafa Tuncer-Hızır Samıt Sultan Ocağı
Mülazım Polat-Haydar Sultan Ocağı
Nazmi Aydedeoğlu -Işık Çakır Sultan Ocağı
Nevzat Canbolat- Seyyid Kerim Ocağı
Nurettin Gedikoğlu -Hıdır Abdal Ocağı
Nusrettin Demirtaş-Sücaaddin Veli Ocağı
Remzi Özbalı -Hacı Bektaş Veli Ocağı
Rıza Akbaş -İmam Rıza Ocağı
Rıza Kalender-Şah Kalender Veli Ocağı
Sahin Yıldız-Sultan Gözükızıl Ocağı
Selahattin Telci-Hubyar Sultan Ocağı
Serap Ulusoy-Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı
Serdar Altun -Kureyşan Ocağı
Seyfi Oğuz -Seyyid Köse Süleyman Ocağı
Seyit Ali Güngör-Seyyid Harun Nurdede Ocağı
Soner Canbolat- Seyyid Kerim Ocağı
Süleyman Güngör-Seyit Harun Nurdede Ocağı
Süleyman Kılıç-Baba Mansur Ocağı – Mazgirt/TUNCELİ Şöbek (Yeldeğen) Köyü)
Süleyman Üstüner -Cemal Abdal Ocağı
Şahin Petek – İmam Rıza Ocağı
Şeref Kuzel -Erarslan Ocağı
Şükrü Polat – Şeyh Hasan Ocağı
Tahir Aslandaş – Ali Baba Ocağı
Taner Erdoğan-Seyyid Garip Musa Sultan
Tarık Etçioğlu – Kara Yağmurlu Ocağı
Ulaş Ocak – Teslim Abdal Ocağı Ocağı
Ünal Şahin -Kul Himmet Ocağı
Veli Kargın – Dede Garkın Ocağı
Yılmaz Deniz -Budalalar Ocağı”

Kaynak: https://veryansintv.com/yazar/ali-riza-ozdemir/

 

 

Bu haber 410 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları