Ahmet Yabuloğlu yazdı: Doğuşu bir efsane ölümü bir destan

Merhum tarihçi yazar Muhittin Nalbantoğlu bir makalesinde Enver Paşa'nın vefat haberini aldığı anda Mustafa Kemal Paşa'nın ilk tepkisini şöyle aktarır:

Ahmet Yabuloğlu yazdı: Doğuşu bir efsane ölümü bir destan
25 Ekim 2021 - 11:47

Enver Paşa'nın şehadet haberinin Kuvayı Milliye Ankara'sına ulaştığı gün, Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından Başkomutan seçilmişti. O sabah Reuter Ajansı'nın Enver Paşa'nın şehadetini içeren telgrafı da Mustafa Kemal Paşa'ya verilir. İmparatorluğun son Başkumandanı'nın şehit olduğu dakikalarda, yeryüzündeki son Türk devletinin Başkumandanı seçiliyordu. Kemal Paşa'nın ilk sözü Namık Kemal'in ünlü, "Merkezi hâke atsalar da bizi/ Kürrei arzı patlatır çıkarız." mısraları oldu. Sonra yanında bulunanlara dönüp Enver Paşa'nın bütün hayatının özeti olan şu sözü söyledi; "Zuhuru bir efsane, ölümü bir destan, ortasını da Allah'a bırakalım..."

Muhakkak ki bir devre damgasını vuran Enver Paşa hakkında yazılmış sayısız kitap arasında en önemlilerin başında Şevket Süreyya Aydemir'inki gelmektedir. Uzun yılların araştırma ve emeği sonunda "Şehit Enver Paşa" adlı kapsamlı çalışmasını okurla buluşturan Nevzat Kösoğlu da Şevket Süreyya Aydemir'in hakkını teslim ederek, kendi kitabının farkını şöyle açıklar:

"Aydemir, Enver Paşa çevresinde son dönem Osmanlı tarihini yazmaya çalıştığını söyler. Kitabın çatısı buna göre kurulmuştur. Bu ele alış şeklinde, doğal olarak Enver Paşa yer yer kaybolur ve Osmanlı siyasî ve toplumsal hayatına dair uzun olaylar, bilgiler ve yorumlar işin içine girer. Benim yapmaya çalıştığım ise, doğrudan doğruya Enver Paşa'nın hayatı ve kişiliğini anlatmak olmuştur. Esasen beni bu çalışmaya yönlendiren temel sebep, O'nun, daha yaşarken destanlaşan parlak kişiliği ve

gelecek bütün zamanlar için Türk gençliğine övünülecek bir örnek olmasıdır."

Kendi kahramanlarımızı aşağılamaya, şehitlerimize saygısızlığa varan bir kafa karışıklığı yaşanmakta olduğuna dikkat çeken Nevzat Kösoğlu, "Ben bu çalışmada, Enver Paşa çevresindeki peşin yargıları ve dayanaksız yorumları ayıklamaya çalıştım" diyerek kitabı hakkında şu değerlendirmeyi yapar:

"Birçok insan, farklı saik ve sebeplerle Enver Paşa hakkında yanlış ve haksız peşin hükümlere sahip olmuştur. Bunların bir kısmı, Cumhuriyet öncesi siyasî çekişmelerin sonraki zamanlara yansımasıdır. Demokratik hayatımız hâlâ kavga ve karalama üslûbundan kurtulamadığı için bu etkileri, hüzünle de olsa görmek zorundayız. Bizim tarihimiz tek kişiye dayalı bir aşiret hikâyesi değildir; adlı-adsız bir kahramanlar ordusunun oluşturduğu büyüklüktür. Enver Paşa, Os­man­lı son nes­li­nin sim­ge­si idi. On­lar Türk ta­ri­hi­nin bel­ki de en ağır ve zor bir çey­rek yüz yı­lı­nın so­rum­lu­lu­ğu­nu omuz­la­yıp ha­yat­la­rı­nı, avuç­la­rın­da­ki bir kor yı­ğı­nı gi­bi ta­şı­ya­rak ya­şa­dı­lar. Ba­şa­rı­lı ola­ma­dı­lar; hat­ta, ko­ca Dev­let-i Aliy­ye on­la­rın kol­la­rın­da can ver­di. Ama, Cum­hu­ri­yet de onla­rın kol­la­rı­na doğ­du. Ül­kü­cü idi­ler; her za­man, uğ­run­da can ve­re­cek­le­ri bir id­di­ala­rı ol­du; coş­kun ya­şa­dı­lar ve ge­rek­ti­ğin­de göz­le­ri­ni kırp­ma­dan öl­me­si­ni bil­di­ler. Yüz bin­ler­ce şe­hit ve­ren baş­ka han­gi ne­sil ya­şa­mış­tır?"

Osmanlı'nın çöküşü de kuruluşu gibi bir destandır. Çöküşün kahramanları olan neslin bayraktarı Enver Paşa'dır. Onların varlığıyla İmparatorluğun çöküşünü birlikte düşünmek şaşırtıcıdır ve haksızlık gibi görünür. Onların yürekleri dağ gibiydi; hayalleri de öyle... Asla küçük düşünmüyorlardı. Yüce Devleti, ülkesi ve milletiyle kurtarmak için kendilerini ateşlere atarken, her biri İmparatorluğun bir uzak köşesinde, bütün Müslüman dünyayı kurtarmayı düşlüyor ve bunun heyecanı ile sarsılıyorlardı. Büyük düşünmek, büyük rüyalar görmek büyük zamanların görüntüleridir. Oysa bunlar çöküyorlardı ve çökerken bile yüreklerindeki ve kafalarındaki büyüklükleri terk etmiyorlardı. Sonra, Anadolu'ya çekildik. Artık onları anlamak zorlaştı. İnsanlarımızda yürekler daraldı, ufuklar kapandı; araya anlamsız siyasi endişeler girdi. Erzurum'u, Sarıkamış'ı "Turan" zannedip Enver Paşa'yı, "askerlerimizi Turan yolunda kırdırmakla" suçladık. Oysa, dedelerimiz Irak'ta, Filistin'de, Kafkaslar'da, Çanakkale'de vatan topraklarını savunuyorlardı. İngiliz ordularının buralarda ne aradıklarını sormak yerine, onların yüce makamlarını tartışmaya açtık... Enver Paşa o mübarek neslin başbuğu idi.

Ötüken Neşriyat Tel: (0212) 251 03 50

***

Kızıl Katil'in Türk aydın katliamı

Sovyetler Birliği, 1930'lu yıllara gelindiğinde, tamamlandığı düşünülen istila hareketlerine karşı oluşabilecek tepkilere izin vermemek için, sözde suçlamalarla ve bahanelerle binlerce hatta milyonlarca insanı kurşuna dizilmek, sürgüne gönderilmek, hapis cezalarına çarptırılmakla karşı karşıya bırakmış; binlerce insanı düzmece mahkemelerde tek celselik yargılamayla hemen kurşuna dizdirmiştir.

Yine sayıları binler, hatta yüzbinlerle ifade edilecek insanı da sürgüne göndermiş, hapse atmış, işlerine son vererek âdeta açlık ve ölüme terk etmiştir.

Türk dünyasının binlerce aydını, ilim adamı, sanatkârı, devlet adamı da maalesef Stalin'in başlattığı bu kırgından nasibini almış; adeta Türklüğün ilim, kültür ve sanat damarlarını kurutma noktasına getirmiş, Türk'ün ve Türklüğün sesini susturmak istemiştir.

 

Sebahattin Şimşir, "Stalin ve Turancılar" adlı çalışmasında bu dönemle ilgili başta Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Ukrayna olmak üzere imkânları ölçüsünde ulaştığı kaynaklar yanında hâlâ Rusya Federasyonuna bağlı Dağıstan ve Tataristan'da yayınlanan kaynaklardan da istifade ederek Stalin döneminde yapılan kırgınlar ve kırgına maruz kalanların bir kısmı hakkında bilgiler veriyor.

Post Yayıncılık Tel: (0212) 512 70 20

***

HAFTANIN KİTABI

Türkleri başsız bırakma planı

Araştırmacı yazar Hüseyin Hakkı Kahveci'nin yeni kitabı, "Lenin'den Atatürk'e Mühürlü Vagon"un gizemi, iki liderin Birinci Dünya Savaşı'nda ortak kaderlerinin taşındığı vagon ile başlıyor. Asıl gizem Lenin, Mustafa Kemal, Mustafa Suphi, Mir Sultangaliyev ve Enver Paşa'nın bir tabloda toplanmasında ve ortak akıbetleri...

Bu liderlerin ortak gizemlerinin Türk kimliğine sahip olmasında ve küresel oligarşinin bir plan çerçevesinde suikastlarla Türkçü liderleri yok etmesinde yattığını gündeme getiriyor. Farklı ideolojik kimliklere ve politik tercihlere sahip olan bu liderler, nasıl oldu da bir tablonun içine yerleşebildi?

Dünyanın ve Türk dünyasının kaderi nerede birleşti ve ayrıştı?

Bu liderlerin tamamı Stalin tarafından öldürülüyor. İngiltere yine derin akıllar ve planlarla Türk dünyasını köşeye sıkıştırıyor. Lenin ve Atatürk aynı tip suikastlarla ortadan kaldırılıyor.

Bu liderlerin içerisinde bir tek lider, Mustafa Kemal Atatürk devlet kurma hedefine ulaşıyor. Batı Türklerinin Başbuğu unvanı ile o da İngilizler ve Stalin'in ortak tezgâhıyla öldürülüyor. Ve Türk dünyası, Türklük başsız bırakılıyor.

Destek Yayınları Tel: (0212) 252 22 42

***

Azerbaycan'a dair her şey

Cumhur Turan'ın, "Azerbaycan Üzerine Genel Kaynaklar" adlı kaynakça çalışması Türkiye ve dışında Türkiye Türkçesiyle yayınlanmış kitapların yanı sıra risale, doktora, lisans, öğrenci tezi; kongre, konferans, sempozyum bildirileri, sergi katalogları, ülke, mevzuat raporları ve diğer basılı çalışmaları içermekte.

Türkiye'de neşri yüzyılı aşan (1912- 2020) Azerbaycan yayınlarının listelenmesi, ihtiyacı karşılaması bakımından bibliyografya oluşturulması dolayısıyla; okura, aydınımıza ve akademik muhitimize katkı sunacak değerli bir çalışma.

Bilgeoğuz Yayınları Tel: (0553) 129 86 86

***

KÜTÜPHANEMDEN

Yakın tarihimize ışık tutan kalemden...

Yazdığı 10 ciltten oluşan, Tek Adam - İkinci Adam - Enver Paşa - Menderes'in Dramı dizisiyle 150 yıllık yakın tarihimize ışık tutan Şevket Süreyya Aydemir'in hatıraları da karanlıkta kalmış pek çok konuyu gün ışığına çıkarıyor. Hatıratın elimdeki 7. baskısı Remzi Kitabevi tarafından yapılmış. Aydemir'in, "Suyu Arayan Adam" adını verdiği hatıratının girişinde Hint filozof Rama Krişma'dan yapılan şu alıntı dikkat çekiyor:

"Bir adam vardı. Suyu arıyordu. Toprağı üç kulaç, beş kulaç kazdı. Suyu bulamadı. On kulaç, onbeş kulaç kazdı. Gene suyu bulamadı. Sonra yerin derinliklerinde kara kaya tabakalarına rastladı. Yeise düştü, ümidini kesti. Fakat bir ses ona:

- Daha derinlere in, daha derinlere! dedi. Daha derinlere indi ve suyu buldu."

Usta bir kalemden çıktığı anlaşılan takdim yazısı da "bu kitabı hemen okuyun" dedirten cinsten:

"Bu kitap, ilkokul öğretmeni olarak yetişmek üzereyken, Birinci Dünya Harbi'nde savaşa katılan ve sonra Büyük Turan'ı kurmak yolunda Kafkas, Hazer ülkelerine koşan bir Türk gencinin hikâyesidir. Şimdi bu yeni baskısını sunduğumuz bu eserin yazarı Şevket Süreyya Aydemir; Rusya'da Sovyet inkılabı cereyan ederken, aralarında Enver Paşa'nın da bulunduğu önemli şahsiyetlerle karşılaşmıştı. Yazar, Rusya'da tahsilini tamamlayarak memleketine dönmüş, hayatın acı ve tatlı çeşitli olaylarını yaşamıştır. Sonra devletin yüksek hizmet mevkiinde çalışan Şevket Süreyya Aydemir'in hayat hikayesi, Orta Anadolu bozkırında bir toprağa yönelişle biter. 'Suyu Arayan Adam'da yüzyılımızın, Avrupa'dan Çin'e ve Himalayalara kadar uzanan çeşitli problemlerini de bulacaksınız."

(Ahmet Yabuloğlu) Yeniçağ gazetesi

 

Bu haber 166 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum