1925 Yılı Resimli Ay Takvimine Göre Gelecekteki Savaş Yöntemleri

Resimli Ay Dergisinde 1925 yılında yayınlana bir yazıda gelecekte uygulanabilecek savaş yöntemleri üzerine yayımlanmış bir yazı. Tercüme: Mustafa Kuzucuk

1925 Yılı Resimli Ay Takvimine Göre Gelecekteki Savaş Yöntemleri
12 Kasım 2020 - 18:25 - Güncelleme: 12 Kasım 2020 - 19:04

Resimli Ay Dergisinin 1341 (1925) tarih ve 3.sayısının 7.sayfasından.
İSTİKBALDE HARP NASIL OLACAK?

1925 Yılı Resimli Ay Takvimine Göre Gelecekteki Savaş Yöntemleri
İstikbalde süngü muharebesi, yer muharebesi, cephe muharebesi olmayacaktır. Harp silah harbi değil fen harbi olacaktır. Tayyareler, tanklar, zehirli gazlar en mühim rolü oynayacak, ordu ile donanmanın hükmü kalmayacaktır. Karada tanklar, havada tayyareler hâkim olacaktır.
Geçen ay Nevyork’ta (Harici Mesâil Cemiyeti) tarafından verilen bir ziyafette İngiltere ve Amerika’nın en büyük kumandanlarınca istikbalde harbin alacağı şekil hakkında konferanslar verdiler. Bu ziyafette bin kadar sâmii vardı. Sâmiîn meyanında İngiltere, Amerika ve Fransa’nın en salahiyettar ricâl-i askeriyesi bulunuyordu. Ziyafetten maksat Amerika namına bahriye kumandanı Amiral (Miçel)’e, İngiltere namına Amiral (Robertson)’a ve General (Perşiniğ)’e istikbalde harbin tâbi olacağı şerait hakkında söz söyletmek ve bu suretle efkâr-ı umumiyeyi tenvir etmektir.


Ziyafette söz söyleyen bütün hatiplerin ittifak ettikleri mühim bir nokta vardı: İstikbalde harp havada ve tayyareler vasıtasıyla icra edilecektir. Hatiplerin bu hükmü vermelerinin birkaç sebebi vardır. Evvela tayyareler son zamanda fevkalade terakki etmiş ve tayyare vasıtasıyla bir orduyu, bir donanmayı, bir şehri bir anda imha etmek imkanları temin edilmiştir. Milletler müdafaa için eskiden olduğu gibi ordu ve donanmalarına güvenemezler. Berri ve bahri kıtaatı bomba atan, zehirli gaz neşir eden tayyarelerle mücehhez olmayan milletler istikbalde kendilerini müdafaa edemezler. Amerikalı Amiral Miçel daha ileri gitti. Tayyarelerin şimdiye kadar yapılan tecrübelerinden iktibas edilen neticelere nispetle çok daha müessir bir rol oynayacağını ve istikbal harbinin münhasıran havada cereyan edeceğini iddia etti. Onun iddiasına göre tayyarelerin bir donanmayı imha edip edemeyeceği hakkında Amerika’da yapılan tecrübelerle itimat caiz değildir. Amerika’da tayyareden atılan bombalarla denizde bulunan bir zırhlıyı tamamen batırmak mümkün olmadı. Çünkü tayyareleri idare edenlerine bahriye efradı idi. Bahriyeliler öteden beri içinde rahat yaşamaya alıştıkları güzel zırhlılarının hükümden sakıt olduğunu ispat etmek isterler mi? Bu sebeple yapılan tecrübeler bize kati neticeyi vermiş değildir. Bilakis tayyareler gazlı bomba atmak veya birkaç tonluk bir bomba düşürmek suretiyle bir orduyu, bir donanmayı, bir şehri bir anda imha edebilir. Tayyarece kuvvetli olan taraf düşmanının payitahtını bir gün içinde mahvederek kolunu, kanadını kırabilir. Payitahtı mahvolmuş bir millet manen harap olur. Maddeten de ihtiyat-ı askeriyenin büyük bir kısmını kaybetmiş olur. Tecrübelerle sabit olmuştur ki tayyarelerle havadan ordu veya donanma üzerine zehirli gaz atılabilir. Bu zehirli gaz bütün orduyu bir anda yere sermeye kâfidir. Yine tayyarelerden fosfatlı bombalar atmam mümkündür. Bu bombalar düştükleri yerde 1 kilometre murabbaı mesafe dahilinde bulunan her şeyi mahv ve ihrak ederler. Bu bombalardan bir zırhlı, bir şehir üzerine atılacak birkaç tane o şehri veya o zırhlıyı mahvetmeye kâfidir.
Bunun içindir ki şimdi bütün milletler tayyare kuvvetlerini takviye ile meşguldürler. Hali hazırda havaî kuvveti en ileride olan Fransa’dır. Fransa’nın iki binden fazla tayyaresi vardır. İngiltere ve İtalya da ona yetişmeye çalışmaktadır. Amerika’da havaî kuvvetlerin takviyesi için büyük ve vâsi bir propaganda başlamıştır.
Mamafih salahiyettar rical-i askeriye yukarıda zikredilen nokta-i nazarda mutlak değildirler. Son seneler zarfında harp vesaiti o kadar nev’ ve tekessür etti ki insan istikbalde bunların hangisinin hâkim bir rol oynayacağını tayinde tereddüt ediyor.
Evvelce hükümetler mümkün olduğu kadar asri vesaitle hazırlanmaya çalışır ve mükemmel bir ordu ve donanma vücuda getirmeye gayret ederdi. Halbuki bu gayretin boş olduğu tecrübe olundu. Bugünkü muharebelerde kim daha süratle kuvvetini seferber hale kor ve her türlü ihtimallere karşı hazırlanırsa davayı o kazanıyor.  Bunula beraber salahiyettar adamlar ihtimale mümkün kadar az yer bırakılması taraftarıdırlar.
Bugünkü harplerde tayyare, tank ve gaz en mühim üç silahtır. Bu üç silah harbi baştan başa değiştirmiş ve istikbal için tasavvuru muhal imkanlar vücuda getirmiştir. Yalnız, henüz halledilemeyen mesele şudur: Bu üç silah ne dereceye kadar bunlardan evvel kullanılan harp vesaitinin yerine geçebilecek ve onların isti’maline lüzum bırakmayacak mıdır? Bu suale verilecek cevap, bize istikbalde harbin alacağı şekli tayine hizmet edecektir. Şimdiye kadar devletlerden hiçbiri bu suale kati bir cevap vermemiş ve harp tedarikatında eski silahlardan hiçbirini terke razı olamamıştır.
Bu üç yeni silahtan tayyare istikbalin en mühim harp vasıtası olacaktır. Bunda tereddüt eden yok gibidir. Bilhassa kara muharebelerinin çoğu havada cereyan edecek ve havaî kuvveti fâik olanlar, daima galibiyet tali’ini ellerinde taşıyacaklardır. Zehirli gazlar, kimyevi mahlutalar, tayyarelere kuvvet veren yeni keşiflerdir.  İstikbalde şehirler ahalisinin evlerini terk ederek kırlarda kendilerine melce’ aramaları muhtemeldir. Bunula beraber kara kuvvetinden istiğna hasıl olamayacaktır. Mazide olduğu gibi istikbalde de galibiyet düşman arazisinin işgaline mütevakkıftır. Düşman arazisini işgal edebilmek için askere ihtiyaç vardır. Ordusuz veya donanmasız tayyare kuvvetlerinden istifade mümkün değildir.
Tanklara gelince, kara muharebelerinde bu yeni harp vasıtası en müthiş silahlardan birini teşkil edecektir. Hatta kara muharebelerinin münhasıran tankla cereyan edeceğini iddia edenler vardır. Tank, askerlikte müthiş bir inkılap yapacak, piyade, süvari ve topçu gibi bir tasnife ihtiyaç bırakmayacaktır. Çünkü tanklar mermi veya bombanın nüfuz edemeyeceği şekilde kuvvetli ve sağlam yapılacaktır. Ne havada tayyareden atılacak bombalarla ne de topçu ateşiyle tankları tevkif mümkün olmayacaktır. Tanklar saatte yirmi mil saatle yürüyecek ve karada, denizde, yer altında veya su altında yürüyebilecek tarzda inşa edilecektir.
Tank, seyyar bir kale gibi dağ, nehir, deniz, uçurum demeksizin yürüyecek ve ona gelen her kuvveti ezecektir.

Fotoğraf açıklaması yok.
Hulasa, istikbalde harp kahramanlık ve cesaret harbi değil, fen ve fikir harbi olacaktır. Artık süngü muharebeleri, cephe muharebeleri, siper muharebeleri olmayacak, insanlar karşı karşıya geçip çarpışmayacaklardır. İnsanların yerini makineler alacaktır. Karada, denizde veya havada hep makineler çarpışacaktır.                
Katkıları ve tercümesi için Mustafa Kuzucuk beye teşekkür ederiz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      
                                             
Sözlük:
Asrî: Zamana uygun.
Bahri kıtaat: Deniz ordusu.
Bahriye efrâdı: Deniz bireyleri.
Berri kıtaat: Kara ordusu.
Câiz: Uygun.
Efkâr-ı Umûmiye: Halkın düşüncesi, genel kanaat.
Faik olmak: Üstün olmak
Haricî: Dış
Hulâsa: Özet olarak.      

İhrâk etmek: Yakmak, yok etmek.
İhtiyat: Yedek.
İktibas etme: Alma, alınmış.
İsti’mal: Kullanım
İstiğra: Muhtaç olmama.
İstikbâl: Gelecek.
Mahluta: Karışım.
Mazi: Geçmiş.
Melce’: Sığınak, dayanak.
Mesâil: Sorunlar.
Murabba: Genişlik, kare.
Mücehhez: Hazırlanmış, donanmış, donatılmış.
Müessir: Etkili, tesirli.
Münhasıran: Özellikle, yönelik, ait.
Mütevakkıf: Bağlı.
Nev’: Çeşit.
Nokta-i nazar: Görüş, düşünce.
Payitaht: Başkent, merkez.
Ricâl-i Askerî: Askerin ileri gelenleri.
Sâkıt olmak: Düşmek, hükümsüz olmak.
Salahiyettar: Yetkili.
Sâmii/n: Dinleyici/dinleyiciler.
Şerâit: Şartlar.
Tâli’: Şans.
Tasavvuru muhâl: Düşünülmesi mümkün olmayan, akla gelmeyen.
Tasnif: Ayırım.
Tayyare: Uçak.
Tedârikât: Hazırlıklar.
Tekessür etmek: Çoğalmak, artmak.
Tenvir etmek: Aydınlatmak, açıklamak.
Terakki etmek: Gelişmek, ilerlemek.
Tevkif: Durdurma, engel olma.
Vâsi: Geniş.
Vesâit: Araçlar, vasıtalar.

Bu haber 704 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum